<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231</id><updated>2012-02-15T23:25:45.705-08:00</updated><category term='Lazer Epilasyon'/><category term='Güzel Kalmanın Sırları'/><category term='Saç Bakımı'/><category term='Erkeklere Özel'/><category term='Sağlık'/><category term='Cilt Bakımı'/><category term='Astroloji'/><category term='Anti-Aging Uygulamaları'/><category term='Aşk'/><category term='Egzersizler'/><category term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Güzellik - Cilt Bakımı</title><subtitle type='html'>cilt bakımı,günlük cilt bakımı,sigara içenlere cilt bakımı,önemli cilt bakımı bilgileri,cilt bakımı için napmalı,güzellik,kaş şekilleri,diet listeleri</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>139</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2038320146811612484</id><published>2008-06-05T15:18:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:18:48.404-07:00</updated><title type='text'>Cinsel Fantaziler</title><content type='html'>“Sevişirken partnerinin ince topuklu ayakkabı giymesini istemek klinisyenler için anormal olabilir ama iki taraf da memnun ise normaldir.”Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)’ın ‘Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, Sizin de Hakkınız’ projesi kapsamında altıncı dosyasını erkek cinselliği üzerine hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisi anormal&lt;br /&gt;Erkeklerde en sık görülen fonksiyon bozukluğunun erken boşalma, en sık hekime başvuru nedeninin ise ereksiyon problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sungur cinsellikte çok konuşulan normal ve anormal kavramlarının değişkenlik gösterdiğini söyleyerek sınırları, cinselliği paylaşan bireylerin çizdiğine ve normal ve anormal kavramlarının sürekli değiştiğine vurgu yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalliği bireyler belirliyor&lt;br /&gt;Cinsel normların değişkenliğini çan eğrisine benzeten Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sungur, nelerin çanın ortasına, nelerin uçlara düştüğünü, cinselliği yaşayan bireylerin belirlediğinin altını çiziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar çiftlerin&lt;br /&gt;Prof. Sungur, bir cinsel aktivitenin ne zaman normal, ne zaman anormal olduğu sorusuna ise örneklerle cevap veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mesela erkek kadına, ‘Sevişirken çıplak olmanı ve uzun ince topuklu ayakkabı giymeni istiyorum’ diyor ve kadın bunun mahsuru olmadığını düşünüyor. Klinisyen gözüyle baktığımızda, ‘Acaba bu adam fetişist mi?’ gibi sorular aklımıza gelebilir ama burada bizim ne tanı koyduğumuzun hiçbir değeri yok. Çünkü eşler buna olur veriyorsa hiçbir sorun yok demektir. Kadın ince topuklu sivri ayakkabıyı giyiyor ve cinsellik yaşanıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Algıdaki anormallik&lt;br /&gt;Prof. Sungur, böyle bir durumun anormal boyuta geçmesini ise şöyle açıklıyor. “Yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabıyla yaşanan cinsellik uzun süre devam ediyor, yani erkek memnun, kadın memnun. Böyle baktığımız zaman son derece normal, hiçbir anormallik yok. Çünkü bu her iki partnerin onayladığı ve kimseye zarar vermeyen bir davranış. Ancak aradan aylar geçiyor ve aylar sonra kadın ayakkabıyı giymeden cinsellik yaşamak istiyor ama bu sefer erkekte ereksiyon olmuyor. O zaman kadın, erkeği uyaran şeyin kendisi değil, ayakkabı olduğunu anlıyor ya da öyle düşünüyor ki işte o zaman normal olan davranış, anormal olmaya başlıyor. Kadın, ayakkabısının kendisinden daha çekici olduğunu anladıktan sonra, bu partnerle cinsellik yaşamak istemiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir zamanlar normal olan bir durumun, bir süre sonra nasıl anormal olduğunu söyleyen Sungur, “Bizim açımızdan bakarsanız ayakkabı ile uyarılan birisi ilk bakışta fetişist gibi gözüküyor ama siz adını ne koyarsanız koyun, her iki partner de memnun ise onların cinselliği belirli bir noktaya gelinceye kadar normal devam eder” şeklinde konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal ve fantaziler&lt;br /&gt;Cinsellikte hayal ve fantezilerin paylaşımı ile ilgili olarak “İnsanların fantezileri vardır ve bunlar cinsellik anında kullanılabilir. Ama çiftler bazen birbirlerinin fantezilerine bile sahip çıkıyor ve onların anormal olduğunu düşünebiliyor” diyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Sungur’a göre bu durum, çiftler arasında dengenin bozulmasına neden oluyor ve hayal etmeyi de suç gibi algılatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eğer kişi hayalini paylaşıyorsa partnerinden bir tepki beklemediği, doğal karşılayacağını bildiği ya da hesapladığı için paylaşıyordur. Mesela ilişki esnasında bir başka kadının ya da erkeğin adının geçmesinin sorun olup olmaması yine bireylere kalmış bir durumdur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli cinsel yaşam&lt;br /&gt;Cinsel normların zaman içinde değiştiğine vurgu yapan Prof. Sungur, “En çok başvuru nedeni olan konular neler” sorusuna ise şu cevabı veriyor. “Bize en çok danışılan konulardan biri iki çiftin bir arada olduğu cinsel ilişki, yani iki çiftli grup. Kişi eşine, ‘Seninle hep aynı cinselliği yaşamaktan bıktım ve cinsel hayatıma bir renk katmak istiyorum, bu rengi katabilmek için de bir önerim var, aksi taktirde seninle olmayacak ve evliliğimiz riske girecek. Ve ben biliyorum ki x çifti de birlikte seks yapmayı gayet normal buluyor, bunlarla seks yapmaya ne dersin? diyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalden anormale geçiş&lt;br /&gt;“Son derece şaşırtıcı ve rahatsız edici bir teklif olmasına rağmen eşini kaybetmek istemeyen bir kadın, ‘Kocam bunu teklif edebiliyorsa, başka insanlar da bunu yapıyorsa ve kocamı da kaybetmek istemiyorsam o zaman belki de bu olabilecek bir şeydir ve belki de çok anormal değildir’ diyebiliyor. Ancak başlangıçta normal gelen bu durum eşlerden biri ya da her ikisi, ya da her iki çift için de kendi değerlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok ters düştüğü için zamanla suçluluk, pişmanlık, öfke ve kızgınlık yaratabiliyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflara eşit haz şansı&lt;br /&gt;Ahlaki değerlerin eşler için standart olduğunu kabul ederek, normal gibi gözüken ve gerçeğe dökülen fantezilerin de bir süre sonra anormale dönüşebildiğini bu şekilde örnekleyen Prof. Sungur, “Normal ve anormal arasındaki geçişler sürekli mevcut. Bu durum, her iki eşin yapılan aktiviteden ne kadar ödül aldığı, her iki tarafın da ne kadar tatmin olduğu ile ilgilidir. Ancak sadece bir tarafın tatmin olduğu durumlarda, normal bir davranış bir süre sonra ödül almayan eş tarafından anormale dönüşebiliyor. Yani bunun normal olup olmadığını bizler söylemiyoruz, eşlerden biri ya da her ikisi bunların normal olduğuna inanıyor ya da inanmak istiyor.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2038320146811612484?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2038320146811612484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2038320146811612484' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2038320146811612484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2038320146811612484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-fantaziler.html' title='Cinsel Fantaziler'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-758687902258793325</id><published>2008-06-05T15:18:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:18:27.167-07:00</updated><title type='text'>Libidoyu uyaran bantlar</title><content type='html'>Kadınlar için libidoyu artırıcı etkisi olan bantlar İngiltere’de satışta.Kadınlar için libidoyu artırıcı ‘testosteron bantları’ piyasaya sürüldü. İlaç şirketlerinin, kadınlarda seks arzusunu artırması amacıyla üzerinde çalıştıkları ‘Intrinsa’ geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de satışa sunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekse ilgiyi artırıyor&lt;br /&gt;Bandı takan kadınlarda, erkeklik hormonu olan testosteronun cilt üzerinden kana karıştığı ve bu şekilde testosteron eksikliği yaşayan kadınların sekse olan ilgisinin canlandığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacın bu tür sorunları olan kadınlar için reçeteyle satılacağı, ancak tıpkı Viagra gibi ‘herkes tarafından kullanılan bir ilaç haline gelebileceği’ de vurgulandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-758687902258793325?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/758687902258793325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=758687902258793325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/758687902258793325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/758687902258793325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/libidoyu-uyaran-bantlar.html' title='Libidoyu uyaran bantlar'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4173622721418050629</id><published>2008-06-05T15:17:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:49.414-07:00</updated><title type='text'>Cinsel işlev bozukluğu</title><content type='html'>Bekar kadınlarda cinsel işlev bozukluklarına daha sık rastlanıyor. Kadınlarda erkeklere göre cinsel işlev bozukluklarının daha sık görüldüğüne işaret eden, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu, “Evli kadınlarda daha az görülen bu şikayetler eğitim düzeyi arttıkça kadınların daha az bir kısmında karşımıza çıkmaktadır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu yaptığı açıklamada, cinsel işlev bozukluklarının oldukça sık görülen bir sağlık problemi olmasına rağmen, hastaların çoğunun doktora başvurmadıklarını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyin&lt;br /&gt;Haliloğlu, insanların doktor başvurmak yerine kulaktan dolma tedavi yöntemleri ile zamanlarını ve sağlıklarını kaybettiğini belirterek, erkeklerde özellike 40 yaşından sonra, kadınlarda ise menepozla birlikte yüzde 70’lere varan oranlarda cinsel işlev bozuklukları görüldüğünü dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora başvurmak şart&lt;br /&gt;Cinsel işlev bozukluklarına dünyada uygulanan tüm ilaç ve cerarhi yöntemlerin Türkiye’de başarı ile kullanıldığını kaydeden Haliloğlu, doktor önerisi olmadan kullanılan ilaçların yan etkilerinin geri dönüşü olmadığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haliloğlu, doktora başvurmayarak yıllarca cinsel işlev bozukluğuyla yaşayan insanların ciddi sosyal problemler yaşadıklarına da dikkat çekti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4173622721418050629?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4173622721418050629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4173622721418050629' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4173622721418050629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4173622721418050629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-ilev-bozukluu.html' title='Cinsel işlev bozukluğu'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1582921911169316784</id><published>2008-06-05T15:17:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:29.990-07:00</updated><title type='text'>Cinsellik kaç yaşında biter</title><content type='html'>Sağlıklı yaşlanmanın yolu cinsel yaşamdan geçiyor. Müftüoğlu, “80 yaşında ayda en az 2 kez cinsel ilişki girilebilir” diyor.Röportaja gittiğimiz Swissotel’de kahvaltısını yaparken bulduğumuz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun önünde son derece mütevazı bir sofra vardı. Çay, biraz peynir, esmer ekmek ve iki yumurta beyazından oluşan kahvaltı mönüsü, ikinci buluşmamızda da aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenirken, uyurken ve spor yaparken rutinin dışına çok ender çıktığını belirten Müftüoğlu’nun kendisiyle ilgili tüyoları, sağlıklı yaşam için herkese verdiği önerilerden ibaretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin sağlıklı yaşam gurusu olarak nitelendirilen Müftüoğlu, “doktorun söylediklerini yap, yaptıklarını yapma” deyişinden çok uzak, “doktorun yaptıklarını da yap” dedirten örnek yaşam tarzını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteini ölçülü alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel bir beslenme reçeteniz var mı?&lt;br /&gt;Beslenmenin insan davranışları ve günlük enerji üzerinde çok fazla etkisi var. Karbonhidratlar insanları daha çok gevşetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Karbonhidrat tembelliği’ denilen, tembelleştirip sakinleştirdiğini, uyku hali verdiğini söyleyebilirim. Bu nedenle makarna, kurabiye, tatlı yediğimizde kendimizi mutlu hissediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı proteinli gıdalar daha çok enerji veriyor. Ölçülü ve yağsız protein almak lazım. Bu nedenle sabah kahvaltısında 1 veya 2 yumurtanın beyazını almayı tercih ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zararsız proteini almaya çalışıyorum. Öğleyi salatayla geçiştirmek yerine balıklı veya tavuklu salata, yağsız kırmızı etle salata gibi bir mönü tercih edilmesinde fayda var. Günün en küçük öğününü akşam yapmak lazım. Kendi beslenmemde de bunlara dikkat ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışına çıktığınız oluyor mu?&lt;br /&gt;Bazen yediklerimi fazla kaçırıyorum. Bundan 10 yıl önce şu ankinden 10 kilo fazlam vardı. Bunu korumaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü metabolizmam çok yavaş olduğundan kolay kilo alıyorum. ‘Akşam 19.00’dan önce yemeği bırakın’ diyoruz ama cuma ve cumartesi dışarıda yemek yiyorum. Bazen 4-5 bardak şarap içtiğim oluyor. Sorun yapmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm çekirdeği yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin desteği alıyor musunuz?&lt;br /&gt;Antioksidan dışında özel bir vitamin kullanmıyorum. Dozajlarını ihtiyacıma göre ayarlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun içine C vitaminini, selenyumu ilave ediyorum. Zaman zaman de etkisine çok inandığım Koenzim Q kullanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm çekirdeği ekstresi gibi son yıllarda popüler olan tamamlayıcıları öneriyor musunuz?&lt;br /&gt;Üzümün kendisi çok yararlı. İçinde birçok şey var ki özellikle resveratrol. Olağanüstü etkin bir antienflamatuar, kanser ve astım önleyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resveratrol hem üzümün çekirdeğinde var hem kabuğunda, hem de gövdesinde. Kırmızı şarapta var. Üzümde ve üzüm suyunda olduğundan çok daha fazlası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 yaşında babalık normal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son araştırmalar ışığında cinsel yaşam nereye kadar devam edebilir?&lt;br /&gt;Cinsel yaşamın bittiği bir yaş yok. En azından beynimizde yok. Cinselliğin 2 yönü var. Bir libido (karşı cinsle birlikte olma arzusu), tensel, kokusal arzu, dokunma, sarılma, sevme, sevişme arzusu, cinsel ilişkiyi gerçekleştirme arzusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer cinselliğe libido bakımından bakarsanız sağlıklı olduğunuz zaman 90 yaşında olsanız bile libido kaybolmaz. Herkes her zaman karşı cinse karşı sempati, sevgi, cinsel arzu duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 yaşında cinsel ilişki için libido yeterli mi?&lt;br /&gt;Cinselliğin hiçbir zaman sonu yok. Erkek cinselliğini engelleyen temel faktör ereksiyon sorununun çaresi, son yıllarda ilaç sanayinin keşifleriyle önemli ölçüde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında daha genç yaşlarda damarlarınıza iyi bakma alışkanlığını edinebilirseniz yani damar sertliğine karşı vücudunuzu koruyabilirseniz ereksiyon problemini yaşamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık 70 yaşında baba oldu diye haber olmuyor. 70 yaşında baba olmak için evlenen insanlar var. Bu gayet doğal. İnanıyorum ki, 80 yaşındaki bir insanın minimum ayda iki kez cinsel ilişkiye girmesi her zaman mümkün, kendine iyi baktığı sürece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki haftada bir kez bile bunu rahatlıkla yapabileceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Alkol alacaksanız kırmızı şarap için’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara kullandınız mı?&lt;br /&gt;1990 yılında bir anda verdiğim bir kararla kiloyla birlikte kurtuldum. Sonra hiç aramadım. Sigaranın keyif verici bir madde olduğunu düşünmüyorum. Başkalarına da zarar verdiği olduğu için bence esrardan bile daha kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sıklıkta alkol alıyorsunuz?&lt;br /&gt;Genellikle hafta sonları alkol alıyorum. Kırmızı şarabı tercih ediyorum. Bunun nedeni, verdiği bir sağlık yararı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha akıllı bir içki gibi geliyor. Diğer içkilere göre kalorisi düşük, alkol oranı daha düşük. Akşamları bir bardak kırmızı şaraba karşı değilim ama bu şöyle anlaşılmamalı, sağlıklı olmak istiyorsanız akşamları bir bardak kırmızı şarap için. Eğer bir şey içeceksiniz kırmızı şarabı tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma dışındaki vakitlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?&lt;br /&gt;Akşam saatlerini mümkün olduğu kadar çalışıp okuyarak geçiriyorum. Maalesef çok sevmeme, sinema tutkuma rağmen son 3 - 4 yıldır onu kaybettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ciddi bir şiir tutkum var. Onları devam ettirmeye çalışıyorum. Müzikle aram çok iyidir. Çalmadığım çok az müzik aleti var. En çok ritm aletlerini seviyorum. Belki hayatın ritmine ordan kendimi kaptırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın içindeki keyiflerden kendimi çok fazla alıkoymak taraftarı değilim. Fırsat buldukça seyahate gidiyorum, arkadaşlarımla beraber oluyorum.&lt;br /&gt;Bunlar hayatın hoşlukları. Hayatın boşluklarını hoşluklarla doldurmazsanız daha farklı faturalar ödersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bütün mesele neyi yaptığınız zaman neyi ödeyeceğinizi, bunu neyle ikame edeceğinizi iyi hesaplayabilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Menopozla cinsel özgürlük başlar’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar için menopoz, cinsellik için bir dönüm noktası değil mi?&lt;br /&gt;Erkekler için de kadınlar için de cinsel yaşam odaklı bir yaşlanma süreci, yaşlanmanın sağlıklı hale gelmesini sağlar. Kadın erkekten farklı olarak libidoda daha hassas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın cinselliğini daha çok erteleyebilen, daha çok kontrol edebilen bir varlık. Kadınlar yaşlanırken özellikle menopoz döneminde cinselliğinin bittiğini düşünebiliyorlar. Aslında menopoz cinsel özgürlüğün başladığı dönemdir, cinselliğin bittiği değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hamile kalma tehdidinden kurtuluyor. Bu dönemde cinsel ilişki esnasında karşılaşabilecekleri sorunları aşabilmeleriyle ilgili çok sayıda ürün var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü hafıza için ezberleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın. Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın. Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1582921911169316784?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1582921911169316784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1582921911169316784' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1582921911169316784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1582921911169316784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellik-ka-yanda-biter.html' title='Cinsellik kaç yaşında biter'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1296393262770139290</id><published>2008-06-05T15:16:00.004-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:02.391-07:00</updated><title type='text'>Cinselliği tetikleyen gıdalar</title><content type='html'>Sihirli etki vadeden parfümleri unutun, cinsel yaşamınıza hareket katmanın anahtarı mutfağınızda saklı!Araştırmacılar, afrodizyak gıdaların kokuları, tatları ve görünüşleriyle cinsel uyarıcı etki yaratmanın dışında, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye dönüştürebileceğini söylüyor. Afrodizyaklar, psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak üç gruba ayırıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flört besinleri&lt;br /&gt;Potansiyel eşinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinleri seçmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flört dostu gıdalar&lt;br /&gt;Pul biber, baharatlı gıdalar kalbe kan akışını ve metabolizmayı hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz&lt;br /&gt;İçerdiği kimyasallarla beyinde keyif arttırıcı etki yaratır ve özgüveni artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç&lt;br /&gt;İçerdiği yüksek lif nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etki yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan çıkaran gıdalar&lt;br /&gt;İkinci aşama, baştan çıkarma. Afrodizyaklar testesteron gibi cinsel hormonların salgılanmasını ve genital organlardaki kan basıncını artırarak vücudu aşk için hazır hale gelmesini sağlar. Ayrıca hızla ihtiyacınız olan enerjiyi temin eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karides&lt;br /&gt;İyot açısından zengin olan karides ve diğer deniz ürünleri, tiroid bezlerinin çalışması ve sağladığı enerji açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolata&lt;br /&gt;İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı bir etkisi vardır. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zencefil&lt;br /&gt;Zencefil kökünün, kadın ve erkek cinsel organlarındaki kan basıncını artırdığı söylenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin&lt;br /&gt;Yeşil zeytinin erkekleri daha güçlü yaptığına, siyah olanların ise kadınların cinsel dürtülerini artırdığına inanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates&lt;br /&gt;Puritanlar tarafından aşk elması olarak tanımlanan domatesin cinsel canlandırıcı olarak ün yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma&lt;br /&gt;Adem ve Havadan beri bu meyve baştan çıkarmayla eş anlamda kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum, fosfor, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin bu meyve hormon ve enerji düzeyini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel performans için gıdalar&lt;br /&gt;Keşif ve orgazm olan son aşamada, insanlarda koku duyusu diğerlerinin önüne geçer ve afrodizyak gıdalar da bu yolla etki sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kokunun seksüel canlanmayı artırdığına dair yapılan bir araştırmaya göre, her besin erkeklerde yarattığı cinsel bir karşılığı bulunuyor ve bazıları da diğerlerine göre daha etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Örneğin peynirli pizza erkeklerde kan basıncını artırmada yüzde 5 oranında, tereyağlı patlamış mısır yüzde 9, balkabağı turtası ise yüzde 40 etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık çiçek kokulu parfümlerin sağladığı etki ise yalnız yüzde 3 iken, kadınlarda erkek kolonyası vajinadaki kan basıncının düşmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıdaların cinsel yaşam ve performans üzerinde neden etkili olduğu konusunda birçok teori var. Fakat bu etkiler fiziksel ve psikolojik yapıya ve kişilerin geçmiş birikimlerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar afrodizyak gıdaların etkilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğini ekliyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1296393262770139290?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1296393262770139290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1296393262770139290' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1296393262770139290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1296393262770139290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellii-tetikleyen-gdalar.html' title='Cinselliği tetikleyen gıdalar'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2522280883279717642</id><published>2008-06-05T15:16:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:16:44.239-07:00</updated><title type='text'>Cinsellik testi</title><content type='html'>Sertleşme sorunu, cinsel sağlığı etkileyen tıbbi durumlardan sıkça görülen bir tanesi. Günümüzde sertleşme sorununun bir çok tedavi yöntemi mevcut.Aşağıdaki sorular, size ve doktorunuza sertleşme sorunu yaşayıp yaşamadığınızı saptamakta yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.Her sorunun birden fazla yanıtı olduğunu düşünebilirsiniz, ancak her soru için durumunuzu en iyi tarif eden sadece bir adet seçeneği işaretleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz altı ay içinde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sertleşme sağlama ve sürdürme konusunda kendinize ne kadar güveniyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Çok az&lt;br /&gt;2.Az&lt;br /&gt;3.Orta&lt;br /&gt;4.Çok&lt;br /&gt;5.Çok Fazla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Cinsel uyarı sonucunda oluşan sertleşmeniz kaç kez cinsel birleşmeyi sağlayacak sertlikteydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Cinsel birleşme sırasında kaç kez ereksiyonunuzu sürdürebildiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Cinsel birleşme esnasında ereksiyonunuzu sürdürmekte ne kadar zorlandınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Çok zorlandım&lt;br /&gt;2.Sıklıkla zorlandım&lt;br /&gt;3.Orta düzeyde zorlandım&lt;br /&gt;4.Nadiren zorlandım&lt;br /&gt;5.Hiç zorlanmadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Cinsel birleşme girişimleriniz sizce kaç kez tatmin ediciydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skor:&lt;br /&gt;1-5 sorulardaki cevaplarınıza karşılık gelen numaraları toplayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtlarınızın skorlarının toplamı 21 veya daha az ise üroloji uzmanına başvurmalısınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2522280883279717642?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2522280883279717642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2522280883279717642' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2522280883279717642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2522280883279717642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellik-testi.html' title='Cinsellik testi'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-733601755611919937</id><published>2008-06-05T15:16:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:16:24.428-07:00</updated><title type='text'>Cinsel hayatın monotonlaşması</title><content type='html'>Farklı cinsel aktiviteleri denememek, isteğin olup olmadığına bakmadan ilişkiye girmek, cinsel işlev bozukluğu bulunduğu halde tedavi olmamak…Ortalama çiftlerin birçoğunda cinsel ilişki sonrası sevgi, şefkat gösterme, duygusal yakınlık olmuyor. Genelde erkek sırtını dönüp uyuyor. Bu bir süre sonra cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. Cinselliği ve yaşanan ilişkiyi keyifsizleştiren faktörler sadece bununla sınırlı değil. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, “Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve yataklar ayrılır” diyerek pek çok çiftin yaşadığı durumu özetliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde cinsel mutluluğu engelleyen sosyo-kültürel etkenler neler?&lt;br /&gt;Ülkemizde insanlar yetiştirilirken, kadın ve erkek cinsel rolleri katı bir şekilde ayrılmakta, ayrışan cinsel roller eşler arasında dengeli ve paylaşıma dayalı bir ilişkiyi engellemektedir. Bizim kültürümüze erkek evde iş yapmamayı ve eşinin kendisine hizmet etmesini beklemeyi öğrenir. Eşler evde birlikte geçirdikleri zamanda çoğunlukla ayrı işlerle meşgul olmakta, aralarındaki iletişim ve paylaşım yetersiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok erkek akşam eve geldiğinde doğruca televizyonun başına geçip, karısının sofrayı hazırlamasını beklemektedir. Yemekten sonra da doğru salona dinlenmeye gitmekte, eşinin bulaşıkları yıkayıp, ortalığı toplamasına yardım etmemektedir. Daha sonra en çok yapılan ortak faaliyet gene iletişim ve paylaşımı engelleyen, birlikte TV seyretme olmaktadır. Gün boyu ayrı duran ve iletişimleri zayıf olan çift böylelikle ortak zamanlarını da değerlendirememekte, uykuları gelince de gidip yatmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek eşine cinselliği yakıştırmıyor&lt;br /&gt;Birçok kadın cinselliği eşlerinden öğreniyor. Çocuklukları, gençlikleri boyunca cinsellikten uzak durmaları için cinselliğin ayıplandığı, kınandığı, hatta acı verici, zahmetli bir şey olarak öğretildiği bir ortamda yetişen ve cinsel hazzı tanımadan evlenen kadınlar, hem cinsellikten ürküyor hem de yanlış inanışlar dışında hiçbir şey bilmeyerek cinsel yaşamlarına başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler de cinsel deneyimleri olsa bile cinselliği benzer bir şekilde algılarlar ve çok sayıda yanlış inanca sahiptirler. Erkekler de eşlerine cinselliği, cinselliğe meraklı olmayı pek yakıştıramazlar, başka birini kirletmek, aşağılamak, sahip olmak, becermek gibi algıladıkları cinselliği eşleriyle yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Birçok çift kısıtlı, fazla çeşitliliğe sahip olamayan ve kendi arzularını keşfetme çabasından uzak, rutin, kısa ve doyum vermeyen bir cinsel ilişki tarzını kısa sürede benimser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel iletişimleri zayıf olduğu için ve ayrıca cinsel arzuları ve tercihleri konusunda kendilerine bile rahat ve açık olamadıklarından nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını, nasıl daha çok haz alabileceklerini konuşup paylaşmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşme öncesi sevişme süresi, ortalama bir kadın için çoğunlukla kısadır. Birçok durumda kadın yeterince uyarılmadan ve kendisini hazır hissetmeden kendisini cinsel birleşmenin içinde bulur. Birleşme süresi de genellikle kısa olduğundan kadın orgazm olmadan ilişki biter.&lt;br /&gt;Yine ortalama çiftlerin birçoğunda sevişme sonrası sevgi ve şefkat gösterme, duygusal yakınlık yaşama gibi bir durum söz konusu olmaz ve erkek sırtını dönüp uyur. Bu şekilde tekrarlanan cinsel deneyimler bir süre sonra cinsel istek, uyarılma ve orgazm bozukluklarının gelişmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yıllık deneyimden sonra, kadınlar çocukluklarında kendilerine öğretilen şeyin doğru olduğuna inanmaya başlarlar. Gerçekten yaşadıkları cinsellik sadece erkeğe hizmet etme amacını gütmektedir ve kadın bundan fazla bir zevk almamaktadır. Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve nihayet yataklarını ayırmayı başaran kadın, huzura ve özgürlüğe kavuşur. Kendi kızlarına aynı şeyi öğretir: Cinsellikten keyif alınmaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya erkekler?&lt;br /&gt;Eşleriyle kendi neden oldukları doyumsuz cinsel yaşamları iyice kısıtlanan erkekler ise ya bu duruma razı olur ve cinsellikten uzaklaşarak kendilerini başka işlere verirler ya da başka kadınlara, paralı ilişkilere yönelirler. Onlar da böylelikle aynı şeyi doğrulamış olurlar. Seks hayvani bir şeydir ve ancak saygı duyulmayacak hafif kadınlarla yaşanır. Eşleri ise tıpkı anneleri gibi saygın ve cinsellikten uzak kutsal varlıklardır. Onlar da oğullarına aynı şeyi öğretir, hatta bunun ilk adımı olarak oğullarına paralı bir ilişki ya da bir ‘manita’ ayarlamak için arkadaşlarını veya abileri devreye sokarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler cinsel yaşamı keyifsizleştiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel isteğinizin olup olmadığına aldırış etmeden cinsel ilişkiye girin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Gergin, güvensiz ortamları tercih edin. Birbirinize kırgınlıklarınız varsa bunları konuşmak ve çözmek yerine cinsel ilişkiye girin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Hamilelik istenmediği halde, güvenli bir koruma yöntemi seçmeyin, cinsel ilişki sırasında hamilelik kaygısıyla gerginliğinizi artırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel birleşme öncesi, sevginizi göstermek, beğendiğinizi ve arzu duyduğunuzu ifade etmek ayrıca birbirinizi birleşmeye hazırlamak gibi işlevleri olan ön sevişmeye fazla vakit ayırmayın. Apar topar cinsel birleşmeye geçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Karşı tarafı rahatsız edebilecek ağız kokusu, akıntı gibi sorunlarınız varsa bunları tedavi ettirmeyin, sevişme öncesi hijyen ve temizliğinize özen göstermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Erken boşalma ya da uyarılma zorluğunuz varsa bunları tedavi ettirmek yerine bu sorunlarınızla cinsel yaşamınızı sürdürmeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Eşinizin sevişirken sizi rahatsız eden tutumları varsa değiştirmesin diye bunları söylemeyin, katlanmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel isteklerinizi, arzularınızı, eşinizin size yapmasını istediğiniz şeyler varsa bunları da söylemeyin, hevesiniz körelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Farklı cinsel aktiviteler denemeyin, olur da bunlardan çok keyif alabilirsiniz. Bunun yerine baştan aşağı sırası değişmeyen, hep aynı şeyleri yapın ve rutin bir sevişme usulü geliştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Genel iletişiminiz ve cinsel iletişiminiz kısıtlı olsun, birbirinize arzularınızı söylemediğiniz gibi, cinsel isteğinizi de belirtmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Fiziksel temasınızı mümkün olduğunca azaltın. Cinsel birleşme dışında birbirinize sevginizi, arzunuzu belli edecek temaslardan kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Sevişmeye hazırlık olmadan aniden geçin. Eşinizi duygusal ve erotik olarak hazırlamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel fantezilerinizi eşinizle paylaşmayın, bunlar arkadaş toplantılarında konuşulabilecek şeylerdir, eşler arasında konuşulması ayıptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Birbirinizi erotik olarak uyarabilecek, mesajlaşma, telefon, erotik hediyeler gibi şeylerden uzak durun, bunlar ancak ahlaksız insanların yapabileceği şeylerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-733601755611919937?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/733601755611919937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=733601755611919937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/733601755611919937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/733601755611919937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-hayatn-monotonlamas.html' title='Cinsel hayatın monotonlaşması'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4214719048064925038</id><published>2008-06-05T15:15:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:15:40.828-07:00</updated><title type='text'>Şamfıstık kalbe iyi geliyor</title><content type='html'>Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu gösteriyor.Celal Bayar Üniversitesi Akhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, “Yeşil Altın: Antep fıstığı Teknolojisi, Kimyası ve Kalite Kontrolü” konulu araştırmasında, Antep fıstığının “nut” grubu olarak adlandırılan gıdalar arasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm nedeni olarak kalp ön sırada&lt;br /&gt;ABD’de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40′lık dilimine koroner kalp hastalıklarının yol açtığını, koroner kalp hastalıklarının hem erkekler hem kadınlar için ciddi tablolar oluşturduğunu vurgulayan Tokuşoğlu, koroner kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen en ciddi risk faktörünün yüksek kolesterol olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, diyet ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülmesinin kalp rahatsızlıklarından korunmada etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet ve egzersiz kolestrolü önler&lt;br /&gt;“Yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörüdür ve yaklaşık 100 milyon yetişkini etkilemektedir. Sağlıklı bir diyetle ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülebilmesi, düşük kalp rahatsızlıkları riski açısından önemli olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doymuş yağlarca yüksek olan diyetlerin kalp rahatsızlığı olaylarında artışla ilişkilendirildiği kabul edilmekte iken, son kanıtlar tekli doymamış yağ asitleri ve azalan kalp hastalıkları riski arasında pozitif yönde ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu göstermektedir. Baskın düzeyde doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığı kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Antep fıstığının de içerisinde yer aldığı ‘nut’ grubu kuru yemişlerin ilgili sağlık iddialarını doğrulayıcı açıklamalar yaptığını, bu gıdaların tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürmede rol oynadığını rapor ettiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Kalp Birliği’nin de kalorilerin yüzde 20’sinin tekli doymamış yağ asitlerinden alınmasını, tekli doymamış yağ asitlerinin de zeytin yağı, balık, legume ve kabuklu yemişler (nutlar) aracılığıyla alınmasını önerdiğini vurgulayan Tokuşoğlu, bu diyet tercihinde Antep fıstığının önemli yer tuttuğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp sağlığı diyetinde kuruyemiş olmalı&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, kalp sağlığı diyetinde yer alacak kuru yemişlerin hem kalori açısından istenilen skaladaki yağ yüzdesinde kalori almayı hem de doymuş yağlarla yer değiştirmeyi sağlayabilen gıda olarak önerildiğini belirterek bu gıdalar içinde baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içermesi dolayısıyla Antep fıstığının önemli yer tuttuğuna işaret etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4214719048064925038?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4214719048064925038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4214719048064925038' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4214719048064925038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4214719048064925038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/amfstk-kalbe-iyi-geliyor.html' title='Şamfıstık kalbe iyi geliyor'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8164544587925740315</id><published>2008-06-05T15:15:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:15:20.355-07:00</updated><title type='text'>Soğan kansere iyi geliyor</title><content type='html'>Binlerce yıldan beri soğan ve sarımsak neredeyse tüm yemeklere katılan şifa verici birer sebze olarak kullanılılıyor. Salatadan tutun, her çeşit pişirme şeklinde soğan yemeklerimizden eksik edilmiyor. Bilimsel olarak ispatlandı.Bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek de, soğanın içindeki cystein maddesinin eczanelerde kuvvetli bir balgam sökücü olarak satılan ve doktorlar tarafından reçete edilen mentopin ve asist gibi ilaçların ana maddesi ile aynıdır. Vücudumuzda üretilen çok güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON’un üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesinin soğan veya sarımsak yiyerek alınması gerekiyor. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde nötralize etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın her yerinde soğuk algınlığında, bronşitte ortaya çıkan öksürüğün giderilmesinde soğan, şifa verici olarak yeniyor. Çok eskiden beri üşütme, öksürük ve bronşit durumda ezilen bir soğana bir miktar su ve tatlandırıcı olarak da az miktarda bal katılarak ilaç olarak kullanılıyor. Ayrıca böcek sokmalarında oluşan şişliklerin üzerine taze kesilmiş soğan dilimleri konması halinde, şişliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca uyku düzenleyici olduğuna da inanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğanın 100 gramında bulunan maddeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalori değeri&lt;br /&gt;Kuru soğan - taze soğan: 36 kalori - 23 kalori&lt;br /&gt;Protein (gr.): 1.3 gr.&lt;br /&gt;Yağ (gr.): 0.3 gr.&lt;br /&gt;Karbonhidrat: 8.1 gr.&lt;br /&gt;Su: 89 gr.&lt;br /&gt;Posa: 2 gr.&lt;br /&gt;Potasyum: 157 mg.&lt;br /&gt;Kalsiyum: 27 mg.&lt;br /&gt;Vitamin C: 10 mg.&lt;br /&gt;Folik asit: 54 mg.&lt;br /&gt;Vitamin: 0.3 mg.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp-damar hastalıklarını önlemede yardımcı&lt;br /&gt;Her nefes aldığımızda ciğerlerimize yarım litre hava dolar. Bunun %20.7’si oksijendir. Oksijen alyuvarlarımıza bağlanır ve kalbe gider. Kalp, bu oksijenli kanı tüm hücrelere pompalar. Oksijen, hücredeki şekeri yakarak yaşam enerjisinin üretimi sağlar. Bu işlem esnasında oksijen moleküllerinin yüzde 1-5′i değişime uğrar ve vücut için çok zararlı hale gelir. Biz bunlara serbest radikaller diyoruz. Bu serbest radikaller, her türlü hastalığın ve de özellikle de kalp-damar hastalıklarının ve kanser çeşitlerinin sebebi sayılıyor. Vücudumuzda bunları zararsız hale getiren enzim sistemi vardır. Kişinin bu enzim sistemi ne kadar güçlü ise ömrü de o kadar uzun oluyor. Serbest radikalleri zararsız hale getiren maddelere antioksidan diyoruz. Soğanın içindeki Quercetin adı verilen çok güçlü bir antioksidan vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma da faydalı&lt;br /&gt;Finlandiya’da uzun süredir yapılan bir bilimsel araştırmada; Quercetin’i içeren soğan ve elmayı daha çok tüketen kişilerde kalp-damar hastalıkları ve kanser ölüm oranları daha düşük bulundu. Damar sertliği dolayısıyla kalp-damar hastalıklarına neden olan kötü huylu kolesterol (LDL), serbest radikaller tarafından okside olmadan damar çeperine yapışmıyor. Soğandaki Quercetin maddesi kolesterolün okside olup damar çeperine yapışmasına engellenmesinde yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücutta hücre içinde üretilen ve Glutatyon adı verilen antioksidanın üretimi için soğan ve sarımsakta bulunan Cystein maddesinin bu yiyeceklerle vücuda girmesi gerekiyor. Bu kuvvetli antioksidan, kanserin önlenmesine yardımcı olmaktadır. Soğan ve sarımsak, Akdeniz beslenme tarzında çok tüketilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaranın neden olduğu idrar kesesi kanserinin önlenmesinde yardımcı olurİdrar kesesi kanserinin başlıca sebeplerinden biri sigara tüketimidir. Soğanın içerdiği Quercetin maddesi değişime uğrayarak kesenin iç derisini kanserden koruyucu bir etki yapmaktadır. İdrar kesesinde kansere neden olan zehirli maddeler değişime uğramış Quercetin maddesi tarafından emilerek kanser oluşumunu geciktirmekte veya engellemektedir. Sigara içenlerin kanserden korunmaları için soğanı ve elmayı düzenli şekilde tüketmeleri tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tüketilmeli?&lt;br /&gt;Her çeşit pişirme şeklinde yemeklere katılan soğanın faydası vardır. Pişirilmeden çiğ ve taze olarak tüketilen soğan çok daha şifa vericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar ütketilmelidir?&lt;br /&gt;Haftada 3-4 defa yenen ½ soğan kalp-damar hastalıklarından ve kanserden korunmada yardımcı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8164544587925740315?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8164544587925740315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8164544587925740315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8164544587925740315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8164544587925740315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/soan-kansere-iyi-geliyor.html' title='Soğan kansere iyi geliyor'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5811159608748774999</id><published>2008-06-05T15:14:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:59.701-07:00</updated><title type='text'>Makarna kilo yaparmı</title><content type='html'>Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklindeki yanlış inanış ve eksik bilgiler tüketimini engelliyor.Toplumda, makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler bulunduğu, bilinenlerin aksine makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğu bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksine faydalı bir besin&lt;br /&gt;Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, yaptığı açıklamada, makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riskinin bulunmadığını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En temel unsur&lt;br /&gt;ABD Tarım Bakanlığı’nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan “Sağlıklı Beslenme Piramidi”nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğunu ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüştüğünü dile getiren Erzurumlu, makarnanın bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin olduğunu belirtti. İtalyanların daha şişman olması gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalori ve yağ oranı düşük&lt;br /&gt;Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları kaydetti: “Toplumumuzda, şişmanlara ’makarnacı’ denilir… Çünkü ülkemizde ’makarna şişmanlatır’ şeklinde yanlış bir inanış var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5811159608748774999?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5811159608748774999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5811159608748774999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5811159608748774999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5811159608748774999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/makarna-kilo-yaparm.html' title='Makarna kilo yaparmı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-881204606858163024</id><published>2008-06-05T15:14:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:42.651-07:00</updated><title type='text'>Kırmızı etin zararları faydaları</title><content type='html'>Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada 2 kez tüketilebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.&lt;br /&gt;Kanser ve kırmızı et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.&lt;br /&gt;Yanlış bilinenleri düzeltin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek kanser riskleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Az miktarda lifli besin tüketimi,&lt;br /&gt;• Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda yağ tüketimi,&lt;br /&gt;• Etlerin çok fazla pişirilmesi,&lt;br /&gt;• Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,&lt;br /&gt;• Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Istakoz 72 Dana eti 87&lt;br /&gt;• Karides 109 Koyun eti 70&lt;br /&gt;• Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70&lt;br /&gt;• Yağlı balık 85 Salam 79&lt;br /&gt;• Yağsız balık 63 1 yumurta 272&lt;br /&gt;• Tavuk eti 60 Hindi eti 58&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-881204606858163024?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/881204606858163024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=881204606858163024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/881204606858163024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/881204606858163024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/krmz-etin-zararlar-faydalar.html' title='Kırmızı etin zararları faydaları'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-601448040914100294</id><published>2008-06-05T15:11:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:19.530-07:00</updated><title type='text'>Salep in faydaları</title><content type='html'>Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…&lt;br /&gt;Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme döneminde bolca tüketilmeli&lt;br /&gt;Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide rahatsızlığına bire bir…&lt;br /&gt;Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor&lt;br /&gt;Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini&lt;br /&gt;tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-601448040914100294?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/601448040914100294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=601448040914100294' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/601448040914100294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/601448040914100294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/salep-in-faydalar.html' title='Salep in faydaları'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-766089282725182328</id><published>2008-05-22T15:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-22T15:43:16.585-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Yiyeceklerin etkileri</title><content type='html'>Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları okudunuz mu?Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları haberleştiren İngiliz The Times gazetesi, acı biberin gerçekten bağımlılık yaptığını, yaşlandıkça kilo alındığı inanışının ise gerçeği yansıtmadığını yazdı.Şeker boğaz ağrısına iyi gelir: Doğru&lt;br /&gt;Şeker, bal ve pekmez, boğazdaki tahriş olmuş mukus zarının üzerini kaplar ve ağrıyı hafifletir. Hardal, yabanturpu ve güçlü soğanlar da mukusu sökerek boğaz ağrısını rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakırlı yiyecekler saçların ağarmasını önler: Yanlış&lt;br /&gt;Bakır eksikliği saçların ağarmasını hızlandırsa da, bu minerali içeren yengeç, istiridye, ayçekirdeği, fıstık ve badem gibi yiyeceklerin yenmesiyle saç ağarması önlenemez. Saçlardaki pigment eksikliği renk kaybına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı biber bağımlılık yapar: Doğru&lt;br /&gt;Acı biber yendiğinde hissedilen acı, vücudun “doğal ağrı kesici” olarak bilinen endorfin hormonunu salgılamasına yol açar. Endorfin, aynı zamanda haz hissi de verdiği için insanlar bir süre sonra bu hazzı yeniden hissetmek için daha acı biberler yemeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişirmek mineralleri yok eder: YanlışDemir, çinko, iyot, selenyum gibi çoğu mineral, besinlerin pişirilmesiyle kaybolmaz. Yalnızca potasyum pişirme sıvısına karışır ve bu sıvı kullanılmazsa mineral yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirge, ıstakozdan daha besleyici: Doğru&lt;br /&gt;İki çekirgede 28 gram protein (erkeklerin günlük ihtiyacının yarısı, kadınlarınkinin yüzde 75′i) ve 6 mg demir (günlük ihtiyacın yarısı) bulunur. Bütün bir ıstakoz ise 22 gram protein, 0.8 mg demir içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pizza abur cubur grubuna girer: Yanlış&lt;br /&gt;Yarım margarita pizza ve balzamik sirkeli bir salata yiyerek yalnızca 360 kalori ve 12 gram yağ tüketmiş olursunuz. Ayrıca, bir porsiyon sebze yemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar yağlı ve tatlı yiyecekleri sever: Doğru&lt;br /&gt;Birçok araştırma, kadınların bisküvi, kek gibi yağlı ve şekerli yiyecekleri, erkeklerinse cips gibi yağlı ve tuzlu yiyecekleri tercih ettiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kilo almak kaçınılmazdır: Yanlış&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kas kütlemiz azalsa ve kalori yakma hızımız düşse de, düzenli egzersiz yaparak bu durumun önüne geçebiliriz. Üstelik spor salonuna gitmeden evde basit hareketlerle kilo almayı önleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma uçuğu iyileştirir: Doğru&lt;br /&gt;Bir elmada 150 “süper besleyici” maddenin yanı sıra vitaminler, mineraller ile tansiyon ve kolesterolü düşüren pektin maddesi bulunur. Elmanın içindeki kuersetin maddesi, uçuğa yol açan virüsleri öldürür. Kuersetin maddesi kabuğun hemen altında bulunduğu için elmayı kabuğuyla yemek en iyisidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-766089282725182328?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/766089282725182328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=766089282725182328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/766089282725182328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/766089282725182328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/yiyeceklerin-etkileri.html' title='Yiyeceklerin etkileri'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4447948120203426436</id><published>2008-05-22T15:42:00.001-07:00</published><updated>2008-05-22T15:42:48.423-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Kırmızı et ne kadar yemeli</title><content type='html'>Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada 2 kez tüketilebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.&lt;br /&gt;Kanser ve kırmızı et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.&lt;br /&gt;Yanlış bilinenleri düzeltin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek kanser riskleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Az miktarda lifli besin tüketimi,&lt;br /&gt;• Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda yağ tüketimi,&lt;br /&gt;• Etlerin çok fazla pişirilmesi,&lt;br /&gt;• Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,&lt;br /&gt;• Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Istakoz 72 Dana eti 87&lt;br /&gt;• Karides 109 Koyun eti 70&lt;br /&gt;• Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70&lt;br /&gt;• Yağlı balık 85 Salam 79&lt;br /&gt;• Yağsız balık 63 1 yumurta 272&lt;br /&gt;• Tavuk eti 60 Hindi eti 58&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4447948120203426436?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4447948120203426436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4447948120203426436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4447948120203426436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4447948120203426436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/krmz-et-ne-kadar-yemeli.html' title='Kırmızı et ne kadar yemeli'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2542108154790387599</id><published>2008-05-22T15:41:00.000-07:00</published><updated>2008-05-22T15:42:28.349-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Doğayla gelen sağlık</title><content type='html'>Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…&lt;br /&gt;Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme döneminde bolca tüketilmeli&lt;br /&gt;Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide rahatsızlığına bire bir…&lt;br /&gt;Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor&lt;br /&gt;Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini&lt;br /&gt;tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2542108154790387599?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2542108154790387599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2542108154790387599' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2542108154790387599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2542108154790387599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/doayla-gelen-salk.html' title='Doğayla gelen sağlık'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5486116515278591639</id><published>2008-05-15T04:16:00.004-07:00</published><updated>2008-05-15T04:17:00.621-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Dudakta Uçuk Çıkması</title><content type='html'>Herpes Simpleks Virüs (HSV) derinin herhangi bir yerinde su kabarcıkları ve yaralara neden olan bir virüstür. Bu yaralar genellikle ağız ve burun etrafında, cinsel bölgede ve kalçada oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonları aralıklı olarak tekrar ettiği için rahatsız edici olabilir. Yaralar ağrılı ve rahatsız edicidir. Kronik hastalığı olanlar ve yeni doğanlar viral enfeksiyonlar ciddidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV tipleri : Tip 1 ve Tip 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip1 virüsü ağız etrafında uçuğa neden olur. Bir çok hasta virüsü bebeklik ve çocukluk döneminde alır.&lt;br /&gt;Virüs genellikle virüsü taşıyan aile bireyleri veya arkadaşlardan bulaşır. Bulaşma öpme, ortak çanta, kaşık, havlu kullanımı ile olur. Yaralar genellikle dudak, ağız, burun, çene veya yanaklarda virüsü taşıyan kişi ile temastan kısa süre sonra gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 2 virüs cinsel bölgede uçuğa neden olur. Enfeksiyonu taşıyan kişi ile cinsel temastan sonra bulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes 6 çeşit virüsten oluşan bir virüs ailesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Herpes virüs ailesinde Herpes simpleks virüs, Ebstein-Barr virüs, su çiçeği ve zona virüsü bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks Tip 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla ağız etrafında uçuğa neden olur. İnce şeffaf sıvı içeren kabarcıklar genellikle yüzde görülür. Daha az sıklıkla cinsel bölgede enfeksiyona neden olabilir. Bazen yaralar üzerinde enfeksiyon oluşturabilir. Hemşire, doktor, diş hekimi ve diğer sağlık çalışanları el parmaklarında nadiren herpes enfeksiyonu geçirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil ve tekrarlayan enfeksiyon olmak üzere iki tip enfeksiyon görülür. Bir çok kişiye virüs bulaşmakla birlikte sadece %10 kişide uçuk meydana gelir.Virüsü bulaştıran kişi ile temastan 2-20 gün sonra birincil enfeksiyon gelişir ve 7-10 günde iyileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su kabarcıklarının sayısı bir taneden kabarcık gruplarına kadar değişir. Kabarcıklar gelişmeden evvel deride kaşıntı ve hassasiyet vardır. Kabarcıklar kolaylıkla patlar ve sızıntılı, kabuklu bir hal alırlar. Kabuklar kalktığında altta kırmızı bir deri görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil enfeksiyondaki yaralar tamamen iyileşir ve nadiren iz bırakır. Bununla birlikte virüs vücutta kalmaya devam eder. Virüs sinir hücrelerine yerleşerek orada dinlenme aşamasında kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok hastada uçuk tekrar eder. Tekrar eden enfeksiyon, genellikle ilk enfeksiyon alanında veya yakınında gelişir. Enfeksiyon birkaç haftada bir veya daha nadir tekrar eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar eden enfeksiyonlar birincil enfeksiyona göre hafif seyreder. Enfeksiyon ateşlenme, güneşe maruz kalma ve adet görme gibi faktörlerle tekrar eder. Bazen enfeksiyon bir neden olmadan da tekrar edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks Virus Tip 2&lt;br /&gt;Herpes simpleks virus tip 2 ile oluşan enfeksiyon kalça, penis,vajina ve rahim ağzında enfeksiyonu bulunduran kimse ile cinsel temastan 2-20 gün sonra bulaşır. Birincil ve tekrarlayan enfeksiyonlar ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısına ve idrar yaparken yanmaya neden olur. HSV tip 2 cinsel bölgenin dışında da enfeksiyona neden olabilir, fakat enfeksiyon genellikle belden aşağıdaki bölgede görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 1 de olduğu gibi enfeksiyon yeri ve tekrarlama sıklığı değişebilir. Birincil enfeksiyon hastanın fark edemeyeceği kadar hafif seyredebilir. Yıllar sonra HSV tekrar eder ve bu birincil enfeksiyon sanılır. Birincil ataktan sonra virüs o bölge sinirlerine yerleşir ve adet dönemlerinde, ateşlenmede, stres durumunda ve çeşitli faktörlerle aktifleşerek tekrarlayan enfeksiyona neden olur. Ağrı ve deride hassasiyet birincil ve tekrarlayan enfeksiyon başlamadan bir veya birkaç gün önce başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonu tanısı nasıl konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonunun görünümü tipiktir ve tanıyı doğrulamak için test yapmaya gerek yoktur.&lt;br /&gt;Bununla beraber tanıda şüphe olursa enfeksiyon alanından laboratuar analizi için materyal alınabilir veya kanda virüse karşı gelişen antikorlar aranabilir. Cinsel bölgedeki herpes sifiliz ile karışabilir. Çok az sayıda olguda uçuk rahim ağzında olduğunda hasta uçuk geçirdiğini fark etmez, çünkü bu bölgedeki uçuklar ağrısız seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonundan koruyan bir aşı yoktur. Asiklovir, famsiklovir ve valasiklovir adlı ilaçlar uçuğu etkili bir şekilde tedavi ederler. Bu ilaçlar hastalığın iyileşmesini hızlandırmak veya tekrar etmesini engellemek için kullanılabilir. Düşük dozda tedavi uçuk ataklarının sayısı ve sıklığını azaltmak için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan nasıl korunulabilir?&lt;br /&gt;Vücudun herhangi bir yerinde yanma, kaşıntı, batma gibi bulgular var ise bu uçuğun bir belirtisi olarak kabul edilmeli ve diğer kişilerle olan temas engellenmelidir. Ağız etrafında uçuk görüldüğünde öpme ve ortak eşya kullanımı yasaklanmalıdır. Cinsel bölgesinde hastalık bulunanlar cinsel temastan kaçınmalıdır. Kondom kullanımı hastalığın bulaşmasını engelleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık aktif olmadığı zamanda bulaştırıcı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık aktif olmadığı dönemlerde de bulaştırıcıdır. Uçuğun % 80 'i deride herhangi bir bulgu yokken bulaşır. Hastaların bir çoğu, enfeksiyonun sadece hastalığın aktif olduğu dönemde bulaştığını sanmaktadır. Bu duruma hastalığın bulgusu olmadan virüs yayılması denmektedir ve bu durum araştırmalarca gösterilmiştir. Son zamanlarda hayatında hiç birincil veya tekrarlayan uçuk geçirmeyen hastaların kanında virüse karşı antikorlar olduğu ve de bu kişilerin virüsü yaydıkları saptanmıştır. Devamlı asiklovir tedavisi alan hastalarda hastalığın bulguları görülmezken, virüs sayısı da azalmıştır. Aynı durum famsiklovir, valasiklovir gibi yeni ilaçlar için de geçerlidir. Bu ilaçların düzenli olarak günlük alımının virüsün sağlam kişilere bulaşmasını engellediği düşünülmektedir, fakat bu durum ispatlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer şiddetli herpes enfeksiyonları&lt;br /&gt;Göz enfeksiyonları - HSV gözü etkileyerek Herpes keratitine neden olabilir. Bu enfeksiyonda gözde ağrı, batma, güneş ışığına karşı hassasiyet olur. Tedavi yapılmazsa gözde kalıcı hasar yapabilir. İlaçların kullanımı bu riski azaltır. Gözde herpes enfeksiyonu düşünülen hasta göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmelidir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelerde enfeksiyon - Cinsel bölgede uçuğu bulunan bir hasta doğum esnasında hastalığı bebeğine geçirebilir. Doğum eğer annenin birincil enfeksiyonu sırasında gelişirse bebekte önemli bir hastalık tablosuna yol açar. Cinsel bölgesinde uçuk olduğunu bilen gebeler bebeklerini korumak için doktorlarına bu durumdan bahsetmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebe olan kadınlar özellikle gebeliğin son dönemlerinde aktif olarak cinsel bölgelerinde enfeksiyon olan eşleriyle cinsel temasta bulunmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan bebekler annelerinden cinsel bölge dışında olan enfeksiyonu da alabilir . Eğer anne veya çocuk bakıcısının dudaklarında veya ellerinde de aktif herpes enfeksiyonu mevcutsa, bebek herpes enfeksiyonuna yakalanabilir. Aktif HSV enfeksiyonunu olan anne ve aile bireyleri, yeni doğan bebekle temastan kaçınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölge ve dışında aktif herpes enfeksiyonu bulunmayan annelerin doğumunda özel bir dikkate gerek yoktur. Çünkü enfeksiyon aktif olmadığından bebek için bir risk yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV kanserli hastalar, organ nakli yapılanlar, önemli ve kronik hastalığı olanlarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğu için yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes tedavi edilebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonlarında tam tedavi olmamakla birlikte, araştırmalar tekrarları azaltmak veya ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalara devam etmektedir. Bununla beraber bu deneysel çalışmalar sinirdeki virüsü ortadan kaldıramamaktadır. Bundan dolayı bu araştırmalar aktif hastalığı olmayan hastalarda virüsün yayılımını engellemeyi hedeflemektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5486116515278591639?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5486116515278591639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5486116515278591639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5486116515278591639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5486116515278591639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/dudakta-uuk-kmas.html' title='Dudakta Uçuk Çıkması'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6849733796716738613</id><published>2008-05-15T04:16:00.003-07:00</published><updated>2008-05-15T04:16:39.543-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Cinsel Bölgede Siğil</title><content type='html'>Kondiloma aküminata olarak da adlandırılan cinsel bölgedeki siğiller Human Papiloma Virüsün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. Seksenden fazla HPV türü olmasına rağmen bunlardan çok azı (özellikle HPV tip 6 ve 11) genital siğile neden olur. Diğer tipleri el, ayak veya vücudun diğer alanlarında enfeksiyona neden olur. HPV 16 ve 18 dış genital bölgede, makat bölgesinde ve rahim ağzında kanser gelişimine neden olabilir. Bu nedenle hastalığa yakalanan kişilerin bayan partnerleri enfeksiyonun varlığını saptamak üzere bir Kadın Doğum uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Cinsel bölgede enfeksiyona yol açan diğer HPV tipleri nadiren kansere yol açar. Cinsel bölgedeki siğiller cinsel temasla bulaşır, nadiren cinsel bölgede enfeksiyon bulunan anneler normal doğum esnasında enfeksiyonu bebeklerine bulaştırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller hamile bayanlarda ve bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle ( kanser, AİDS, organ nakli, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı ) bozulanlarda problem oluşturabilir. HPV enfeksiyonuna yakalananların çok azında cinsel bölgede siğil gelişir. Çoğu kişi taşıyıcı olup, cinsel bölgesinde hiç bir zaman siğil gelişmez, fakat enfeksiyonu cinsel partnerlerine bulaştırabilirler. HPV ile temastan sonra enfeksiyon gelişme süresi birkaç ayı alır, bazı kişilerde ise yıllar sonra enfeksiyon gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller nasıl görünürler?&lt;br /&gt;Siğiller tipik olarak deri renginde pürtüklü yüzeye sahiptir. Büyük veya küçük , tek veya gruplar halinde görülebilir. Dış genital bölgede, vajinada ve de makat bölgesinde görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller tedavi edilmeli midir?&lt;br /&gt;İnsanların çoğu siğillerini tedavi ettirmek istemektedir, çünkü hastalar siğillerden hem kozmetik olarak rahatsız olmaktadır, hem de cinsel partnerlerine hastalığı bulaştırmak istememektedir. Bazen de siğiller kaşınabilir, kanayabilir ve bu bölgenin temizliğini zorlaştırabilir ve bu nedenle tedavisi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğillerin tedavi edilmesi enfeksiyonun bulaşmasını engeller mi?&lt;br /&gt;Başarılı bir tedavi HPV enfeksiyonunun tamamının ortadan kalktığını garanti etmez, tedaviden sonra kişi muhtemelen daha az bulaştırıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğiller nasıl tanınır?&lt;br /&gt;Bir çok siğile muayene ile tanı konulur. Bazı olgularda doktor siğilleri belirginleştirmek amacı ile cinsel bölgeye sulandırılmış sirke sürebilir. Bazı olgularda ise tanı koymak için şüpheli alan cerrahi olarak çıkartılıp patolojik incelemeye yollanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğiller nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;Siğillerin tedavisi zordur ve bütün tedavi seçeneklerinde tekrarlama olasılığı vardır. Tedavi şekli siğilin sayısına , bulunduğu bölgeye ve diğer faktörler göre değişir. Siğiller cerrahi veya kimyasal yollarla tedavi edilebilir. Cerrahi tedaviler basit cerrahi çıkartma, koter, dondurma tedavisi velaser tedavisi şeklinde yapılabilir. Bu tedaviler ağrılı olabilir, az miktarda kanamaya neden olabilir ve iyileşme esnasında bakteri enfeksiyonları gelişebilir. Kimyasal tedavide asitler, ( bikloroasetik asit ve triklorasetik asit) 5-fluorourasil krem (kanser tedavisinde kullanılan bir ilaç) ve podofilin kullanılabilir. Bu kimyasalların tahriş edici özellikleri vardır ve normal deride yanıklara yol açabilirler. Tüm bu kimyasal ve cerrahi yöntemler HPV ye etkili olmadığından hastalık tekrar edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüse etki eden bir ilaç interferon alfadır. Bu ilacın kullanımı yan etkilerinden (baş ağrısı, halsizlik ve ateş) ve enjeksiyon yoluyla uygulanmasından dolayı yaygın değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda hastaların kendi kendilerine uygulayabileceği tedaviler( Podofilox gel ve imiquimod krem) geliştirilmiştir. Podofilox siğil hücresinin gelişimini durdururken, imiquimod HPV ye karşı bağışıklık sistemini lokal olarak uyarır. Her iki tedavide virüsü tedavi eder, fakat lokal tahrişe neden olabilir. Ama sistemik yan etkileri yoktur. Podofiloksun antiviral etkisi veya bağışıklık sistemin güçlendirici etkisi olmadığından tedaviden sonraki üç ayda hastaların üçte birinde tekrarlama görülür. Imiquimod ise bağışıklık sistemini harekete geçirerek etkili olduğundan, tedavi sonrası takip edilen hastaların sekizde birinde tekrarlama görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırılan yeni tedavi yöntemleri var mıdır?&lt;br /&gt;Yeni tedaviler üzerinde çalışılmaktadır. En önemli çalışmalardan birisi HPV aşısıdır. Aşı hem tedavi de, hem de siğil ve kanserden korunmada kullanılabilecektir. HPV aşısı bazı ülkelerde kız çocukları için koruyucu aşı takvimine alınmıştır. Aşı Mart 2007 itibari ile Türkiye'de de piyasa da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan nasıl korunulabilir?&lt;br /&gt;Doktorlar kondom kullanımı ve HPV enfeksiyonlu hastaların tedavi edilmesi ile hastalığın azaltılabileceğini düşünmektedir. Bununla birlikte hiçbir metod hastalığı kesin olarak engelleyemez. Kondom kullanılsa bile, hastalık kondom kullanılan alanların dışında da görülebildiğinden, tam koruma sağlamaz. Tek eşlilik hastalığın geçişini azaltır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6849733796716738613?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6849733796716738613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6849733796716738613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6849733796716738613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6849733796716738613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/cinsel-blgede-siil.html' title='Cinsel Bölgede Siğil'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4317335768912368788</id><published>2008-05-15T04:16:00.001-07:00</published><updated>2008-05-15T04:16:20.570-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Aids Deri bulguları</title><content type='html'>Edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu (AIDS) vücudun enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini azaltan HIV (Human Immunodeficiency Virus=İnsan bağışlık sitemini güçsüzleştiren virüs) adıyla bilinen virüsünün yaptığı bir hastalıktır. AIDS virüsüne yakalanan kişilerin derilerinde bakteri, mantar ve virüs enfeksiyonu ve cilt kanseri daha sık görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AIDS 1981 yılında tanımlandıktan sonra tüm dünyada en önemli sağlık problemi halini almıştır. Kİşi HIV enfeksiyonun yakalandıktan yıllar sonra, hastalık problem yaratmaya başlar. AIDS'in yaşamı tehdit eden bulguları, virüsün kandaki beyaz hücreleri harap etmesi nedeni ile olur. Bu hücreler insanın doğal bağışıklığını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yaygın görülen yaşamı tehdit eden enfeksiyon pneumocystis carini tarafından oluşturulan şiddetli akciğer enfeksiyonudur. Bu parazit sağlıklı insanlarda enfeksiyona neden olmaz. AIDS ile birlikte normalde nadir rastlanan bir kanser türü olan Kaposi Sarkomu sık görülür. Bu kanser bir veya çok sayıda, ağrısız düz veya deriden kabarık pembeden mora kadar değişebilen renkte, deri veya ağız içi döküntüsü şeklinde görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler risk altındadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV cinsel temasla veya kan yolu ile bulaşır. AIDS ilk olarak Amerika da tanımlandığında hastaların çoğu genç homoseksüel erkeklerdi. Kısa süre sonra hastalığın heteroseksüel erkek ve bayanlarda, uyuşturucu kullananlarda, kan nakli yapılanlarda da görülebileceği anlaşıldı. AIDS olan kadınlardan doğan çocuklara da enfeksiyon bulaşıp, daha sonra enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyon yakın kontakla, aynı yatakta yatmakla, ortak banyo ve tuvalet kullanımı ile bulaşmaz. Hastalık ortak bardak, tabak, çatal kullanımı ile de yayılmaz. Hastalığın el sıkışma gibi kişisel temasla bulaştığı saptanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV Testi&lt;br /&gt;HIV testi kanda HIV virüsüne karşı antikor saptanarak yapılır. Kan bankalarında kan nakli ile virüsün bulaşmasını engellemek için bu tarama testlerini kullanmaktadır. Bu testler HIV e maruz kaldığı düşünülen kimselere sağlık kurumlarında yapılabilir. Bu test yüksek güvenirliliğe sahiptir ve bu kişinin daha önceden HIV virüsüne maruz kalıp kalmadığını gösterir. Bununla beraber kişi HIV virüsüne maruz kaldıktan sonra bu testlerin pozitifleşmesi 3 ayı alabilir. Doktorunuz bu test sonuçlarının anlamını her hastasına anlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının amacı AIDS' de sık görülen deri bulgularına dikkat çekmek için hazırlanmıştır. Bu deri problemlerinin doğru tanısı uygun tedavilerin seçilmesini sağlayacaktır. Ayrıca bu deri hastalıklarının tanınması erken devrede AIDS'in tanınmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaposi Sarkomu&lt;br /&gt;AIDS'deki yaygın deri problemlerinden biri Kaposi Sarkomudur. AIDS tedavisinde yeni tedavi kombinasyonlarının bulunması, eskiye oranla Kaposi Sarkomunun daha az görülmesine neden olmuştur. Dermatoloji Uzmanları Kaposi Sarkomu tanısını, ciltteki bulgulardan biyopsi alarak koyar.&lt;br /&gt;Kaposi Sarkomunda ağrı ve kaşıntı yoktur. Hastalık derinin herhangi bir yerinde veya ağız içinde (özellikle üst damakta ve dilde) görülebilir. Hastalık bulguları pembe, koyu kırmızı, mor ve kahverengi olabilir. Sıklıkla sinek ısırığı, doğum lekeleri ve morarma ile karıştırılırlar. Büyüklükleri toplu iğne başından bozuk para büyüklüğüne kadar değişebilir. Hastalığın bulguları deriden kabarıktır ve hatta büyük boyutlu tümörler şeklinde görülebilir. Hastalığın seyri esnasında bir yada bir çok yeni kabarıklık gelişebilir. Ara sıra Kaposi Sarkomu lenf düğümleri, dalak, karaciğer, bağırsak ve akciğer gibi iç organları tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzdeki ve diğer alanlardaki büyük tümörler kolayca tanınır ve hastayı rahatsız eder. Bu tümörler radyoterapi, dondurma tedavileri, cerrahi ve çeşitli ilaçların enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar kemoterapi ile tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AIDS ile ilişkili diğer deri hastalıkları&lt;br /&gt;Sağlıklı insanlarda görülen bir çok deri problemi HIV enfeksiyonu olan hastalarda görülebilir. HIV enfeksiyonlu hastalarda bu hastalıklar daha şiddetlidir ve tedavisi daha zordur. Bundan dolayı Dermatoloji uzmanının tanı koyması ve tedaviyi düzenlemesi daha doğrudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viral Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;Viral enfeksiyonlar AIDS' li ve HIV enfeksiyonu taşıyan kişilerde yaygın görülür. Bu enfeksiyonlar derinin herhangi bir yerinde veya mukozalarda görülür. AİDS'li hastalardaki viral hastalıklar normal kişilere göre daha şiddetli seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks insanlarda aralıklı enfeksiyon yapan bir virüstür. Herpes Simpleks tip 1 burun ve ağız etrafında uçuğa yol açar. Herpes simpleks tip 2 cinsel bölgede enfeksiyona neden olan bir virüstür. Ara sıra bu enfeksiyonlar gözde ve diğer deri alanlarında görülebilir. Tutulan alanda ilk olarak kızarıklık gelişir. Bu sırada yanma, kaşıntı veya ağrı vardır. Daha sonra grup halinde küçük su kabarcıkları oluşur ve bunlar patlayarak küçük ülserlere dönüşür ve daha sonra kabuklanır. Herpes bulguları 5-10 gün içinde iyileşir. HIV enfeksiyonlu hastalarda daha şiddetli, daha geniş alana yayılan, ağrılı ülserler, daha çok sayıda bulgu ve daha geç iyileşme görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermatoloji uzmanları herpes simpleksin şiddetli ataklarında ağızdan antiviral ilaçları kullanırlar. Lokal uygulanan ilaçlar su kabarcıklarını geriletir ve rahatsızlığı azaltır. İkincil olarak bakteri enfeksiyonları gelişmişse antibiyotikler faydalı olur. AIDS de herpes enfeksiyonları vücuda yayılarak ateş, şuur bulanıklığı, baş ağrısı ve halsizlik yapar. Bu durumdaki hastalara hastanede damar yolu ile ilaç verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zona olarak bilinen Herpes Zoster çocuklukta geçirilen su çiçeğinin yeniden aktive olması ile gelişen bir enfeksiyondur. Döküntü vücudun tek tarafında bant tarzında görülür. Tutulan bölgede önce hassasiyet ve kızarıklık , hatta derin bir ağrı bulunur. Daha sonra bu bölgede grup halinde su kabarcıkları görülür, bu kabarcıklar açılarak ülser halini alır ve sonrada kabuklanır. Bu bölgedeki sinirin iltihaplanması nedeni ile şiddetli ağrı mevcuttur. Zona AIDS'in veya bozulmuş bağışıklık sisteminin ilk belirtisi olabilir. Bu durumda hastalık haftalarca sürerek, vücudun diğer bölgelerine yayılarak suçiçeği benzeri döküntü oluşturabilir. Lokal olarak uygulanan losyon ve ağızdan alınan antiviral tedavi döküntüde kurumaya yol açar. Ağrı kesiciler ağrıyı azaltmak için kullanılır. Döküntü gerilemesine rağmen ağrı devam edebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar hastane ortamında damar yolundan kullanılacak ilaçlar ile tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molluscum Kontagiosum , derinin yüzeysel bir virüs enfeksiyonudur. Sıklıkla çocuklarda , daha az sıklıkla seksüel olarak aktif olan erişkinlerde görülür. Üzeri pürüzsüz, incimsi veya mumumsu görünümde kabarcıklar şeklinde görülür. Bu kabarcıkların boyutu toplu iğne başı büyüklüğünden bezelye büyüklüğüne kadar değişir. Kabarcıkların merkezinde bir göbeklenme vardır ve içi peynirimsi bir materyal ile doludur. Molluscum Kontagiosum HIV enfeksiyonu bulunan insanlarda sık görülür. Molluscum vücudun herhangi bir yerinde görülebilir. Dermatoloji uzmanları molluscumları dondurarak veya içindeki peynirimsi materyali çıkararak tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğil papilloma virüsün oluşturduğu iyi huylu , ağrısız deri gelişimidir. Bunlar derinin herhangi bir yerinde meydana gelebilir, özellikle de el, ayak, yüz, cinsel bölge ve makat bölgesinde görülür. Siğil HIV enfeksiyonu olan kişilerde görüldüğünde çok büyük ve rahatsız edici boyuta ulaşabilir. HIV enfeksiyonlu kişilerde virüsler standart tedavilere dirençlidirler. Tedaviden sonra tekrar etme oranı fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağızda kıllı lökoplaki&lt;br /&gt;Ağızda kıllı lökoplaki sık rastlanmayan bir tablodur ve sıklıkla dilde küçük beyaz tüylü oluşumlar şeklinde görülür. Ağızda kıllı lökoplakiye herpes virüs ailesine bağlı bir virüs olan Epstein-Barr virüsün neden olduğuna inanılmaktadır. Ağızdaki kıllı lökoplaki, bir mantar enfeksiyonu olan pamukçuk ile karışır. Bu durum hastada herhangi bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir hastada kıllı lökoplakinin saptanması o hastada HIV enfeksiyonu olduğunun önemli bir göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar enfeksiyonları&lt;br /&gt;Maya enfeksiyonları - Ağız, vajina, koltuk altı kasık bölgesinde Candida albicans denen mantarın yaptığı deri enfeksiyonudur. Bu enfeksiyon HIV enfeksiyonlu hastalarda sıkl görülür ve tekrar eder. Ağızdaki mantar enfeksiyonu pamukçuk olarak bilinir. Dilde ve yanağın iç yüzeyinde kolaylıkla kazınabilen beyaz süt kesiği şeklinde alanlar oluşur. Pamukçuk sıklıkla kıllı lökoplaki ile karışır. Pamukçuk ağızda acı tad hissine neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV taşıyıcısı ve AIDS olan çocuk ve erişkinler sıklıkla kalça kıvrımında şiddetli kaşıntılı kırmızı bir döküntü şeklinde mantar enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyon daha sonra cinsel bölgeye ve kalçalara yayılır. Bu enfeksiyonlar HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda tedaviye dirençlidir. Bu enfeksiyon hap ve kremlerle tedavi edilir ve tedavi kesilince enfeksiyon yeniden görülür. Bağışıklık sistemi güçsüzleşen bayan hastalarda şiddetli ve tedaviye dirençli vajina enfeksiyonu gelişir. Bu enfeksiyonda süt kesiği şeklinde vajina akıntısı ve bu bölgede nem artışı görülür. Mantar enfeksiyonunu tedavi etmek için ağızdan tedavi gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer mantar enfeksiyonları - HIV enfeksiyonu bulunduran kişilerde el ve ayak derisinde pullu ve kaşıntılı mantar enfeksiyonu ve ayrıca tırnaklarda enfeksiyon görülebilir. Bu mantar enfeksiyonları deride kalınlaşma yapan kronik pullu bir döküntüye, el ve ayak tırnaklarında renk değişikliğine neden olur. Derinin mantar enfeksiyonları mantar ilacı içeren kremlerle kolaylıkla tedavi edilir. Bununla beraber tırnaktaki enfeksiyonlar lokal tedaviye zor cevap verir ve aylarca tablet kullanılması gerekir. Ne yazık ki bu enfeksiyonlar tedavi kesildikten sonra tekrar etme özelliğindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriptokokosis - İnsanlarda nadiren enfeksiyona neden olan cryptococcus neoformans adlı mantarın yaptığı mantar enfeksiyonudur. Kriptokokosis akciğer, beyin ve omuriliği tutan öldürücü potansiyele sahip bir mantar enfeksiyonudur. Hastalık deriyi nadiren tutabilir ve vücudun herhangi bir yerinde çok sayıdasivilceye benzer kabarıklıklar ve küçük abseler yapar. Beyin ve omuriliği tutan şiddetli olgularda hastanede yapılan agresif tedaviler(damar yolundan ilaç verilmesi gibi) gereklidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakteri enfeksiyonları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV enfeksiyonlu hastalar sıklıkla derilerinde bakteri enfeksiyonu geçirir. Damar yolu ile enjeksiyon yapılanlar iğne yerinde abse gelişebilir. Bu bakteri enfeksiyonlarından biri impetigodur. İmpetigoda geniş, içinde iltihap bulunan, kolaylıkla patlayan ve sarımsı bir sıvı sızan kabarcıklar gelişir. Kabarcıklar patlayınca geniş ülserler gelişir ve sarımsı kabuklarla kaplanır. Kabarcıklardan alınan sıvının kültüründe hangi bakterinin ürediği saptanır ve de buna göre uygun antibiyotik başlanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar sıklıkla bakteri enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyonlar kana ve vücudun çeşitli yerlerine dağılabilir. Bu hastalarda dikkatli bir gözlem ve damar yolu ile antibiyotik kullanılması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer deri hastalıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seboreik dermatit yüzde özellikle yanak, alın, kaş, burun ve kulak, saçlı deri, göğüs ve kasıktagörülen kırmızı üzeri kepekli bir egzema türüdür. Tedavi genellikle krem ve pomatlarla yapılır. HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda daha agresif tedavi yapmak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedef - Sedefi bulunan HIV' li kişilerin sedef bulgularıdaha şiddetlidir. Sedefteki alevlenmede somon renginde üzeri pullu döküntülerin büyüklüğü ve sayısı artar ve tüm deri özellikle saçlı deri, diz ve dirsekler bu döküntü kaplanır. Bazı hastalarda el ve ayak tabanlarında kalın pullar gelişir ve içi iltihaplı kabarcıklar oluşur, bu durum hasta açısından çok rahatsız edici olabilir. Tüm vücut derisini kaplayan kaşıntılı, kırmızı ve pullu sedef tablosu görülebilir. Bu hastalar hastaneye yatırılıp, dermatoloji uzmanı gözetiminde agresif tedaviler uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIVli hastalardaki sedef lokal olarak uygulanan kortizon ve katran tedavilerine ve ışık tedavisine dirençlidir. Şiddetli sedef hastalarında uygulanan metotreksat tedavisi HIV hastaları için bağışıklık sistemini baskıladıkları için tehlikeli olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurdeşen ve Kaşıntılı kırmızı kabarcıklı hastalık - HIVli hastalarda sıklıkla bezelye büyüklüğünde, kırmızı ince kabarcıklar yaygın olarak görülür. Ayrıca bazen geniş kurdeşen denen döküntüler görülebilir. Tedaviye dirençli kaşıntı oldukça rahatsız edicidir ve kontrol altına alınması zordur. Hastalık sıklıkla yüksek doz ilaç alımı ile kontrol altına alınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzde yağ atrofisi- Bu durum HIV enfeksiyonuna bağlı olarak veya tedavide kullanılan ilaçlara karşı gelişen bir durumdur. Bu tablo yüze yağ dokusu veya dolgu maddelerinin enjeksiyonu ile tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıl dibi iltihabı ve sivilce benzeri bulgular - HIV enfeksiyonlu bir çok hastada göğüs, sırt, yüz, saçlı deri, bacak ve kalçada kıl diplerine uyan alanda çok sayıda sivilce benzeri döküntü görülebilir. Bu sivilce benzeri döküntü oldukça kaşıntılıdır ve hasta bu döküntüyü kaşıyarak kanatır ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişir. Bu durum kıl dibi iltihabı olarak bilinir ve genellikle antibiyotik, anti bakteriyel sabun ve sivilce tedavisinde kullanılan lokal tedavilerin kombinasyonu ile tedavi edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda bahsedilen hastalıkların bir çoğu HIV enfeksiyonunu taşımayan sağlıklı hastalarda da yaygın olarak görülür. Bununla beraber bir kişi HIV enfeksiyonu açısından yüksek risk taşıyorsa ve yukarıdaki tablolardan biri mevcut ise, bu bulguların HIV enfeksiyonunun neden olduğu bağışıklık yetmezliğinin bir belirtisi olabileceği göz önünde bulundurmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4317335768912368788?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4317335768912368788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4317335768912368788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4317335768912368788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4317335768912368788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/aids-deri-bulgular.html' title='Aids Deri bulguları'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2442861910525408320</id><published>2008-05-15T04:14:00.000-07:00</published><updated>2008-05-15T04:15:55.301-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Ayakta Mantar Hastalığı</title><content type='html'>Ayakta mantar enfeksiyonuna çok sık rastlanır, hemen herkes hayatında bir kez mantar enfeksiyonu geçirir. Hastalık ergen ve erişkin erkeklerde sıktır, fakat kadınlarda ve 12 yaş altında çocuklarda da görülebilir. Ayaktaki mantar enfeksiyonu tedavi edilebilir, fakat kolaylıkla tekrar edebilir.&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonuna neden olan etken, insan derisinde özellikle ayakta kolaylıkla çoğalır. Mantar özellikle karanlık, nemli ve ılık ortamlarda kolaylıkla ürer. Ayakkabının içindeki ayaklar mantarın üremesi için çok uygundur. Aynı mantar türü kasık bölgesinde de enfeksiyona neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl gelişir?&lt;br /&gt;Ayaktaki mantar enfeksiyonu bulaşıcıdır ve çıplak ayakla durulan yerlerde kolaylıkla bulaşır. Bununla beraber ayakta mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olan kesin faktörler bilinmemektedir. Islak ayaklar, sıkı ve hava almayan ayakkabılar, çoraplar, yüzme, banyo alma ve egzersiz sonrasında ayakların kurulanmaması ayakta mantar enfeksiyonunun gelişmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl görünür?&lt;br /&gt;Ayaktaki mantar enfeksiyonu herkeste aynı şekilde görülmez. Bazı kişilerde ayak parmak araları (özellikle son 4 ve 5 parmak arası) soyulur, kabuklanır ve pullanır. Aynı zamanda kızarıklık, pullanma ve hatta kuruluk ayak tabanında da olabilir. Bu enfeksiyon ayakta yanma ve kaşıntıya da neden olabilir. Daha az kişide yoğun kaşıntılı su kabarcıklarından oluşan küçük alanlar gelişebilir. Bu değişiklikler egzema ve sedef ile karışır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2442861910525408320?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2442861910525408320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2442861910525408320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2442861910525408320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2442861910525408320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/ayakta-mantar-hastal.html' title='Ayakta Mantar Hastalığı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2892178232288001084</id><published>2008-05-14T08:43:00.002-07:00</published><updated>2008-05-14T08:44:00.832-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Göz Çevrenizi Koruyun</title><content type='html'>Göz çevresi ve kapağı, cildin diğer bölgelerinden çok daha hassas. Diğer bölgelere sürüldüğünde kötü etki yapmayan kozmetikler, bu bölgede ciddi sorunlara yol açabilir. Önce ve en hızlı yaşlanan göz çevresi ve sarkan kapağı, daha fazla özen ister. Gözaltı torbaları ve morlukları da sadece daha yaşlı değil, olduğunuzdan daha yorgun ve asık yüzlü görünmenize yol açar. Dolayısıyla ne kadar erken önlem alırsanız, o kadar iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatkınlık da varsa 30 yaşından bile önce göz çevresinde sorunlar başlıyor. Göz kapaklarıyla çevresi, deri yaşlanmasının ilk başladığı bölgeler. Göz kapağı derisi diğer bölgelere oranla daha ince ve narin. Buna karşılık çok hareketli. Ter ve yağ bezleri açısından daha fakir. Ayrıca, hassas yapısından dolayı güneş ışınlarının etkisine göz kapakları diğer vücut bölgelerindeki deriden daha duyarlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz kapağı ve çevresinin yaşlanmasıyla, göz altı torbalarının gelişimini azaltmak, bu bölgelere özel üretilen ürünlerle mümkün. Uzmanların bir başka önerisi de güneş ışığını bloke eden, geniş çerçeveli güneş gözlüklerinin kullanılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morlukların nedeni dolaşım bozukluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltı morluklarına alt göz kapağı alanında, kılcaldamar ve küçük toplardamarlar arasındaki dolaşım bozukluğu yol açar. Bu damarlarda kan akışının iyice yavaşlaması ve hatta göllenmesiyle, derinin de çok ince olması nedeniyle, morumsu bir görünüm ortaya çıkar. Uykusuzluk, stres ve kansızlık hallerinde daha da belirginleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltı torbaları, şişliklerden farklı. Şişlikler, sıklıkla torbalarla karışsa da oluşum mekanizmaları birbirinden çok ayrı. Gözaltı şişlikleri lenf sıvısının dolaşımındaki bozukluk nedeniyle, hücreler arası boşlukta göllenmesiyle ortaya çıkar. Yorgunluk, stres, fazla uyku, alkol kullanımı ve alerjiler başlıca sebeplerini oluşturur. Yerçekimi, ultraviyole ışınları, adale hareketleri, adalenin zayıflamasına bağlı yağ dokularının fıtıklaşması ve yanlış kozmetik kullanımının da etkisi büyük. Önlemek için güneş ışınlarına daha az maruz kalmanın ve mümkün olduğunca az mimik hareketi yapmanın yararı var. Bu torbaların daha çok güneş altında çok kalan insanlarda (çiftçiler vb.) ve kuvvetli ışığa karşı çalışanlarda (sahne sanatçıları vb.) görülmesi de bunun kanıtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kronik hale dönüşerek yıllarca rahatsızlık verebilir. Sıvı ve kan göllenmesini uzaklaştırmak amacıyla yapılacak çay veya termal su kompresleri, drenajı artıracak koruyucu ve nemlendirici özellikte kozmetikler yarar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steril makyaj için önce ellerinizi yıkayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetiklerinize mikroorganizmaların bulaşmasını önlemek istiyorsanız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Makyajdan önce ellerinizi sabunlayın. Özellikle malzemeyi yaymak için parmaklarınızı kullanacaksanız bu önemli.&lt;br /&gt;    * Başkalarına makyaj malzemelerinizi kullandırmayın. Uçuk gibi enfeksiyonlar bulaşabilir.&lt;br /&gt;    * Malzemeleri parmakla sürmek yerine fırça, sünger gibi yardımcılar kullanmayı tercih edin.&lt;br /&gt;    * Özellikle likit makyaj malzemeleri daha kolay bakteri ürettir. Fondöteniniz kolayca mikrop yuvasına dönüşebilir.&lt;br /&gt;    * Likit maskaralarda aplikatör tüpün içine sokulu tutulduğu için maskaraya bakteri bulaşması oldukça kolay. Bu bakteriler kornea enfeksiyonu yapabilir, görmeyi kalıcı bir şekilde etkileyebilir. Her ne kadar maskaralarda koruyucular bulunsa da, maskara tüplerini ilk kullanımdan 3 ay sonra atmak ve aynı maskara tüpünü başka kişilerin kullanmasına izin vermemek gerekiyor. Tekrarlayan bakteri enfeksiyonları varsa solvent bazlı maskaralar tercih edilmeli.&lt;br /&gt;    * Fırçalar da bakteri ve mikrop yuvasına dönüşebilir. Makyaj malzemeleri arasında hijyenine dikkat edilmesi gereken en önemli yardımcılardan biri fırça. Haftada bir kez sıcağa yakın ılık su ve sabunla yıkayın.&lt;br /&gt;    * Ayrıca, kozmetik ürünlerin bulunduğu şişelerin, kutuların kapaklarını sıkıca kapatın. Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur. Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın. Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın. Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun. Enfeksiyona yol açtığını farkettiğiniz ürünü kullanmayı bırakın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2892178232288001084?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2892178232288001084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2892178232288001084' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2892178232288001084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2892178232288001084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/gz-evrenizi-koruyun.html' title='Göz Çevrenizi Koruyun'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8560864821079758796</id><published>2008-05-14T08:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T08:43:31.649-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Kilosu Kaça</title><content type='html'>Bahar geldi ya malumunuz. Bir soğuk bir sıcak da olsa, akşamları evlerde anlamsız bir sebep yüzünden kaloriferler yanmasa da ortalıkta bir şekilde bahar havası eser. Dünya bize çok sıcak ve samimi davranmasa, insanlar dünyada ve ülkemizde birbirini yese de, yine de içinizde o duygu olur. Elde değildir bir anda bir çiçeğe, bir ağaca takılı kalır ve nefes alırsınız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pahalılıktan ilk zamanlar yanına yaklaşılmayan çilekler artık biraz daha kırmızı biraz daha kokuludur. Her şeye rağmen eriği tuza batırıp yeme seansı birkaç kere tekrarlanır. Camlar açıldığında tüm yeni nesil olarak allerji ilaçlarıyla yaşansa da, hapşırmaya devam edilir ama cam kenarında oturulur, dışarı bakılır. Balkonlarda yavaş yavaş sardunyalar kendilerine yer edinmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dünyanın halini düşünürken içiniz daralır, buna kendi maddi sıkıntılarınız, çocukların durumu da eklenir ve biraz hatta oldukça fazla bunalırsınız. Memleketin hali ne olacak, zamlar, hay Allah yaz da geldi tatil meselesi kaç taksit olur acaba, yoksa yakın uzak akrabalara mı gitsek kabusu basar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bütün bunların arasında insanı ayakta tutan çok az şey vardır. İnsan ilişkileri  yani dostluk yani sevgi. Bunların sayısı gerçekten çok az olsa da, elinizdekinin kıymetini bilir ona gereken özeni fazlasıyla gösterirsiniz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tam bu sırada biri sizin pembe gözlüklerinizi alır, yere atar, üzerine hırsla basar ve paramparça eder. Önce bir öfke, sonrasında üzüntü ve yapacak bir şey yok noktasına gelir ve yollarınızı ayırırsınız. Zaten bilinen bir konudur, son yıllarda gittikçe artarak kalbimize hükmeden.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ben bir kadını seveceğim ama;  Parası olacak, evi olacak, olmadı iyi bir maaşı olacak... Ben bir adamı seveceğim ama; Parası olacak, işi olacak, evi olacak, mümkünse yalnız olacak, bana da onu, şunu, bunu alacak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hadi kadına biraz yakışır bakılıp, beslenmek, hediyeler alınmak ama erkeklerde gittikçe artan aman paralı kadın olsun telaşı sevgiyi ayağa düşürmekten daha fazlasını yapıyor gibi geliyor bana.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu kadar pazarlıkla, hatta hesapla sevdiğini sanan gönül bu kuraklıkta gelişemez, büyüyemez ve sonunda kuraklıktan çıkan ağır bir darbe bedenle kendini ortaya koyar. Bu kocasını sevmeyen ama maddi imkanlardan dolayı orada duran kadınların rahim kanseri, kist, miyom gibi çeşitli tepkiler veren vücutları gibidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Daha da ileri safhası ruhsal ve bedensel hastalıklı çocuklar. Bu derece sevgi enerjisinin olmadığı yerde çocuk yetişmez. İnsan olgunlaşmaz ve beslenmeyen ruh, bedene zarar verir. Karanlık bir odada, camlar hiç açılmadan bol su vererek pahalı saksılarda çiçekler açmaz. Açanlar olsa sadece dikenli kaktüslerdir. Onlarda kimseye bahar havası vermez. Bahar neşesi katmaz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dün sabah geçenlerde boşanmış bir velim geldi. Eşi daha boşanmaları birkaç ay olmasına rağmen evleniyormuş.&lt;br /&gt;Evlendiği kadını anlattı, anlatırken hepimiz güldük :) Kadının 3.5 milyar maaşı ve Bostancı da bir evi varmış ve ayrıldığı kocasından kızını bakmak istemediği için yanına almamış. Niye güldük; Çünkü bu hanımla da evlenirken hanımın da Bostancı da bir evi ve iyi bir maaş vardı. Babası öldüğü içinde karışanı yoktu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi adamcağızın kriteri bu; Bostancı da ev. Neden mi ???? Gayet basit. Bu yakayı seviyor ama denizotobüsüyle hergün işe gitmesi gerekiyor. Haa pardon bu arada unuttum araba kullanmasını bilmiyor ve arabası olan ve iyi araba kullanan bir kadın olması da şart :)))&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Geçmişte böyle bir tanıdığımız vardı. İlla ki sosyete ve iyi aileden olsun aman da parası olsun :) Başka bir şart aranmıyordu. Adamcağız hakkında oldukça olumsuz duygular taşımıştık.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra etrafa baktığımızda, bu tarz ilişkilerin arttığını ve paranın en başa geçtiğini konuşur olmuştuk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zamanla bu konu unutuldu. Biz kendi aramızda pembe gözlüklerimizi takmış, pembe pembe birbirimize bakarken oldukça sade yaşamımızda sevginin verdiği hoşluğu hissediyorduk. Hatta "Sevginin Tonları" kitabımızın adı da böyle çıktı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra biri çıktı ve benim pembe gözlüğümü kırdı : (((((&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hayatımda çok paraya düşkün, çok satılık insan gördüm. Hepsinin de kendi şartları vardı. Sonuçta evrenin matematiksel kuralları var. Bunlar ödül veya ceza olmasa da, yaşananların getirileri var. ("Yarının Tanrısı" kitabı öyle diyor) Bu halk arasında ektiğini biçmek, karma hesapları şeklinde değerlendirilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir de bir şeyleri üstüste yaşayıp ders almayanlar, bir türlü bir minik adım gidemeyecek kadar konuya aymayanlar vardır. Bu velimin eşi gibi, aynı türde kadın aynı şartlarda senin bakışın böyle oldukça seni yine mutsuz edecek.&lt;br /&gt;Çünkü sen kadına değil şartlara gidiyorsun. Böyle birkaç örneğimiz var. Hatta oldukça değerli bir dostum. Mesleğinde de belli bir saygınlığı da olmasına rağmen, yaşadığı parasız günlerin (tam 55 yıl önce) yüzü hörmetine parası olan ve denize nazır bir ev sahibesi bir hanımla evlendi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şartlarından dolayı bir kadını sever görünen veya öyle hisseden erkekler gurubuna ilaveten bir tür daha var. Elimde birkaç tane alternatif bulunsun, kendimi her şartta iyi kalpli ve fedakar, çalışkan sunayım beğenileyim biri olmazsa biri olur. Olmasa da karşımdakinin imkanlarından faydalanayım. Bunu kendimin bile unuttuğu yalanlarla karşımdakine anlatayım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ya karşıdakin hafızası iyiyse, ya yapılanları ve söylenenleri unutmuyorsa ve ahlak anlayışı, dürüstlük anlayışı ve sevgi  anlayışını kaybetmemiş aksine her şeye rağmen bu değerlere sarılmış yaşıyorsa!?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Neyse pembe gözlüğüm yenilendi. Daha iyisi, daha güzeli, daha pembesi ve bu sefer bahar kokulusu geldi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çünkü ben her şeye rağmen, sevginin her şartta galip geleceğine inanıyorum. Eğer Tanrı sevgiyse, yaşamsa ve biz bu havayı soluyor burada gelişip, büyüyorsak hiç kimse, sevgiyi yani yaşamı yani Tanrıyı tamamen yok edemez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8560864821079758796?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8560864821079758796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8560864821079758796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8560864821079758796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8560864821079758796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/kilosu-kaa.html' title='Kilosu Kaça'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-494403785821027667</id><published>2008-05-14T08:42:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T08:42:49.819-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Eastpak çantalar</title><content type='html'>Eastpak, 2008 ilkbahar/yaz sezonunda genç kızlar için yine birbirinden farklı, çarpıcı çantalar tasarladı. Her detayın düşünüldüğü Deevil serisi de bu koleksiyonda ilginç desenleri ve tasarımı ile öne çıkıyor. Çıkarılabilir cüzdanı,  telefon ve kalem  bölmeleriyle kullanışlı bir çantada aradığınız her şeyi kolayca bulabileceksiniz. Deevil çantalar şeytani bir ifadeyle resmedilmiş hayvan figürlü desenleriyle de çok ilginç!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu sezon genç kızların gözdesi olmaya diğer modeller Girls Core koleksiyonunda bulunan  Kelly ve Phoebe çantalar. Damalı ve yıldızlı deseniyle Phobe, şeker pembesi rengiyle de Kelly ile yazın enerjisini yanınızda taşıyın. Çantalarda göze çarpan en önemli detay ise bol cepli olmaları.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dünyada milyonlarca gencin severek kullandığı Eastpak’ler, artık birer klasik olmuş sırt çantaları ile de bu sezon çok iddialı. Eastpak'in yaza özel deseni Emblem ve Cuffs kullanışlı, rahat ve dayanıklı sırt çantalarıyla buluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EASTPAK sırt çantaların en büyük özelliği, 30 yıl garanti verebilecek derecede sağlam ve kaliteli olması. Kilitli dikiş sistemi ve iç yüzeyinde bulunan teflon kaplama ile sağlamlık maksimuma çıkıyor. Ürün, yırtılmalar hariç herhangi bir şekilde delindiğinde kendi kendini tamir edebilme özelliğine sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Deevill ve Girls Core Koleksiyonu Bağdat Cad Sportworks , Beyoğlu Halep Pasajı Ufuk Çanta, Galleria Auna Çanta gibi seçkin mağazalarda yerini aldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-494403785821027667?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/494403785821027667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=494403785821027667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/494403785821027667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/494403785821027667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/eastpak-antalar.html' title='Eastpak çantalar'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7671649634555809235</id><published>2008-05-14T08:41:00.000-07:00</published><updated>2008-05-14T08:42:17.173-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Fonex Zeytinyağı mucizesi</title><content type='html'>Saç, bayan güzelliğinin en doğal aksesuarıdır. Sağlıklı, bakımlı ve canlı saçlara sahip olmak her zaman insanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın güneşten yıpranan ve kuruyan saçlarınız için çözümünüz Fonex olsun. Eğer saçlarınızın bakımsızlığından şikayet ediyorsanız Fonex’in yeni ürünü tam size göre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerisindeki zeytinyağı ve rezene özleri ile saçınızı besleyen Fonex sayesinde canlı ve yumuşacık saçlara sahip olmak artık çok kolay. Fonex’in zeytinyağı özlü şampuanı bütün dikkatleri üzerinize çekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yazın enerjisinden yararlanıp saçlarınızı özgür bırakmak istiyorsanız Fonex’in zeytinyağlı şampuanını mutlaka denemelisiniz…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7671649634555809235?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7671649634555809235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7671649634555809235' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7671649634555809235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7671649634555809235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/fonex-zeytinya-mucizesi.html' title='Fonex Zeytinyağı mucizesi'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8428934414984220988</id><published>2008-05-14T03:00:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T03:00:32.577-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Sebzede Vitamin</title><content type='html'>a-  Satın aldığınız sebzelerin köklerini kesdikten sonra, önce yıkayın sonra doğrayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b- Temizleyip doğradığınız sebzeleri bekletmeden pişireceğiniz yemeğin çerisine ilave edin.Bekletilen sebzelerde C vitamini kaybı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c- Pişirme esnasında yetecek kadar su koyun yada buharda pişirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d- Sebzeleri pişirirken renklerini korumak istiyorsanız asla soda eklemeyin. Çünkü C vitamini başta olmak üzere bir çok vitamin kaybı meydana gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e- Tüketeceğiniz kadar pişirin. Pişmiş sebze yemeği ne kadar çok bekletilirse vitamin kaybıda o kadar çok olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f- Hazırladığınız salataların renklerini korumak istiyorsanız limon yada sirkeyi servis yapacağınız zaman koyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g- Kök ve yaprakları birlikte yenilen sebzeler pişirilirken önce kökleri ince doğranıp tencereye konulmalı, yaprakları ise daha sonra ilave edilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;h- Satın alırken taze olmalarına dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i- Sebzeler çok sıkı sarılmadan paketlerde, buzdolabının sebzeklik bölümünde yada derin dondurucuda uzun süre olmamak koşulu ile saklanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISA SÜREDE PİŞİRİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla suyun içerisinde uzun süre pişen sebzeler şekil değişikliğine uğrarlar. Bunu önlemek istiyorsanız az su ile kısa zamanda pişirmelisiniz.&lt;br /&gt;Ayrıca bazı sebzeler daha keskin bazıları ise daha hafif kokulu olur.&lt;br /&gt;Orta derecede tatlı olan sebzelerin tadını korumak için az su ile pişirmelisiniz. Yada pişirme süresini azaltın. Keskin tadı olan sert sebzeleri ise doğrayarak yada tencerenin kapağını açık bırakarak pişirin.&lt;br /&gt;Sebzelerin vitamin ve mineral kaybına uğramasını istemiyorsanız fazla bekletmeden hemen tüketin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8428934414984220988?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8428934414984220988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8428934414984220988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8428934414984220988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8428934414984220988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/sebzede-vitamin.html' title='Sebzede Vitamin'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7873548233923066024</id><published>2008-05-14T02:59:00.004-07:00</published><updated>2008-05-14T03:00:07.117-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Vitamin Tablosu</title><content type='html'>"Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. En küçük varlığın bile çok büyük görevleri vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yararları, Yetersizlik Belirtileri, Yüksek Alım Belirtileri, Kaynaklar, Yağda Eriyen Vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cildin, saçların, tırnakların, diş etlerinin, dişlerin ve kemiklerin sağlıklı kalmalarını sağlar.&lt;br /&gt;- Enfeksiyona karşı direnci artırır; Gece görmemizi kolaylaştırır ve göz yorgunluğunu azaltabilir.&lt;br /&gt;- Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece körlüğü, gözde kuruma, deri kuruluğu, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalması. Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesine; gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Yüksek Risk Grubu : Alkolikler, sigara içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler. Baş ağrısı, yorgunluk, düzensiz adet görme, ishal, eklem ve kemik ağrıları, kuru-çatlak deri, iştahsızlık, saç kaybı, kaşıntı. ( Hamilelik döneminde çok fazla alınması bebek için sakıncalıdır). Ciğer, havuç (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), kuru kayısı, brokoli, şeftali, kıvırcık salata, yumurta, yağsız süt, portakal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beta Karoten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antioksidan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumun sindirilmesi için gereklidir, kulakların içindeki küçük kemikler dahil olmak üzere tüm kemikler ve dişler için elzemdir. Çocuklarda raşitizm; Osteomalasia (kemik yumuşaması); Osteoporoz; yaşlılıkta duyma zorlukları. Kalsiyum birikmesi (Özellikle kalp ve karaciğerde), kırılgan hassas kemikler, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ishal, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları. Sardalya, somon (taze), karides, süt (D vitamini eklenmiş), yumurta sarısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücreleri, kaslar ve diğer dokular için gereklidir. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerin ve dokuların korunması, hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkinin azaltılması, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen yüksek olasılıkla kanseri ve erken yaşlılığı önlemedeki faydaları sıralanabilir. İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. İnsanlarda henüz kesin bilinmiyor. Ancak, yağda eriyen vitamin olduğu için aşırı dozlarda alınmamalı. Ay çiçek yağı (genel olarak bitkisel yağlarda bol bulunur), ıspanak, brokoli, kırmızı et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suda Eriyen Vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiamin (B1 Vitamini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm hücrelerde, sinir ve sindirim sisteminde&lt;br /&gt;- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.&lt;br /&gt;- İştah artırmada yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;- Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları&lt;br /&gt;- İştah azalması&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- Kilo kaybı&lt;br /&gt;- Mide bulantısı&lt;br /&gt;- Adale ağrıları&lt;br /&gt;- Aşırı eksikliğinde beriberi hastalı ğı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir B grubu vitamininin gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Buğday tohumu, ciğer, yer fıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye, nohut (pişmiş), karnabahar, yağsız süt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riboflavin (B2 Vitamini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.&lt;br /&gt;- Deride kuruluk ve çatlaklık (ağız ve burun kenarları)&lt;br /&gt;- Görmede sorunlar&lt;br /&gt;- Işığa karşı duyarlılık&lt;br /&gt;- yeme ve yutmada zorluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B1 ve B6''nın emilmesini engelleyebilir. Ciğer, yağsız süt, yağsız yoğurt, tavuk, brokoli, ıspanak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niasin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimler için gereklidir.&lt;br /&gt;- İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;- Sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler.&lt;br /&gt;- Çok yüksek dozda alınması kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir (ancak yan etkileri de olabilir).&lt;br /&gt;- İshal&lt;br /&gt;- Ağızda yaralar&lt;br /&gt;- Aşırı eksikliğinde Pellegra.&lt;br /&gt;- Ülser&lt;br /&gt;- Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir&lt;br /&gt;- Yüksek kan şekeri ve ürik asit&lt;br /&gt;- kalp atışlarını bozabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk, somon, yer fıstığı, bezelye, patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B6 Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyecekleri vücudun kullanacağı moleküler şekle dönüştürmede gereklidir.&lt;br /&gt;- Depresyon&lt;br /&gt;- Ağız kenarlarında yaralar&lt;br /&gt;- Kaşıntılı deri odakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz, avokado, köfte, tavuk, balık, patates, ıspanak, bezelye, ceviz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12 Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Kan ve sinir sisteminde hasar (yüksek risk grubu vejetaryenler özellikle süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler ve yalılardır). Ender olarak bebeklerde görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciğer, kırmızı et, ton balığı, yoğurt, yağsız süt, yumurta, tavuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Folik Asit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Anemi hücre bölünmesinde sorunlar Diş etlerinde kanama (yüksek risk grubu alkolikler ve hamile kadınlardır). Aşırı doz çinko emilimini engelleyebilir. Ciğer, ıspanak (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), portakal suyu, greyfurt suyu, kıvırcık salata, göbek salata, brokoli (pişmiş), muz, kepek ekmeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biotin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Glikoz metabolizmasında&lt;br /&gt;- Bazı yağ asitlerinin oluşumunda.&lt;br /&gt;- Deride dökülme&lt;br /&gt;- Kas ağrısı&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- İştahsızlık (bu belirtiler çok ender görülür).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Ciğer, yulaf (pişmiş), soya fasulyesi, yumurta, süt, tavuk, mantar, muz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kan damarlarının kuvvetli olmasında&lt;br /&gt;- Kolajen sentezinde görev alır&lt;br /&gt;- Steroid hormonlarının sentezinde (yara ve iltihaplanmaya karşı etkilidir)&lt;br /&gt;- Enfeksiyonlardan ve soğuk algınlıklarından korur&lt;br /&gt;- Diş etlerinin sağlıklı kalmasında&lt;br /&gt;- Demirin vücutta daha elverişli kullanılmasında etkilidir.&lt;br /&gt;- Diş etlerinin kanaması&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- İştah azalması&lt;br /&gt;- Yaraların iyileşmesinde gecikme&lt;br /&gt;- Deride kuruluk ve çatlaklık&lt;br /&gt;- Eklemlerde şişmeler.&lt;br /&gt;- Oksalat ve ürat taşlarının oluşumu&lt;br /&gt;- İshal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal suyu, yeşil biber, portakal, çilek, brokoli, greyfurt, domates, lahana, bezelye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yararları Yetersizlik Belirtileri Yüksek Alım Belirtileri Kaynaklar&lt;br /&gt;Kalsiyum&lt;br /&gt;- Kemik ve dişlerin oluşumunda ve sağlıklı kalmalarında&lt;br /&gt;- Kan pıhtılaşma etmeninde&lt;br /&gt;- Kas gücünde&lt;br /&gt;- Sinir iletiminde gereklidir. Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalacia (kemiklerde yumuşama), osteoporoz. - Böbrek taşları&lt;br /&gt;- Yumuşak dokularda yüksek yoğunlukta kalsiyum&lt;br /&gt;- kas ve mide sancıları. Yağsız süt, yoğurt, çedar peyniri, sardalya, badem, brokoli.&lt;br /&gt;Fosfor (P)&lt;br /&gt;Kalsiyumla birlikte sağlıklı kemik oluşumunda gereklidir. Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimleri harekete geçirmede katkısı olur. Çok ender rastlanır. Kan kalsiyumunu düşürür. Ciğer, yağsız yoğurt, tavuk, yağsız süt, ton balığı, yumurta.&lt;br /&gt;Demir&lt;br /&gt;Hemoglobin yapımında elzemdir (dolayısıyla kanda oksijen taşınmasında). - Yorgunluk&lt;br /&gt;- Güçsüzlük&lt;br /&gt;- Baş ağrısı&lt;br /&gt;- Nefes darlığı&lt;br /&gt;- Anemi. Karaciğerde ve pankreasta toksik birikim. Ciğer, kırmızı et, kuru kayısı, kıyma, kuru üzüm, ıspanak (pişmiş), kuru fasulye (pişmiş).&lt;br /&gt;İyot&lt;br /&gt;Tiroit bezlerinin normal fonksiyonu için elzemdir. Guatr - Bozuk tiroit fonksiyonları&lt;br /&gt;- Guatr (aşırı yüksek dozlarda). İyotlu tuz.&lt;br /&gt;Çinko&lt;br /&gt;- Sindirim sistemi ve metabolizmadda gereklidir (örneğin, sağlıklı saç ve tırnaklar için)&lt;br /&gt;- Alkolün karaciğerdeki zehirli etkisini gidermede faydalıdır. - Yaraların yavaş iyileşmesi&lt;br /&gt;- Çocuklarda yavaş büyüme ve cinsel gelişme, yaşıtlarına oranla kısa boy, anemi. - Kusma&lt;br /&gt;- Mide ağrısı&lt;br /&gt;- Hamile kadınlarda erken (prematüre) doğum. Hindi (siyah et, beyaz et), ciğer, kuru fasulye.&lt;br /&gt;Selenyum&lt;br /&gt;- Antioksidan özelliği sayesinde kırmızı kan hücreleri ile hücre zarlarını korur, genellikle E vitamini ile birlikte çalışır.&lt;br /&gt;- Romatizmaya neden olan bazı zararlı maddelerin azalmasına yardımcı olabilir (hidrojen peroksit gibi). İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. - Mide bulantısı&lt;br /&gt;- Mide ağrısı&lt;br /&gt;- İshal&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- Saç ve tırnaklarda hasar. Sakatat, deniz mahsülleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin&lt;br /&gt;Fonksiyon&lt;br /&gt;Toksisite&lt;br /&gt;Kaynak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avitamini&lt;br /&gt;Gece körlüğünü önler. Sağlıklı görme fonksiyonu sağlar. Cilt, tırnak sağlığı için gereklidir. Bakteriyel enfeksiyonlara karşı korucudur.&lt;br /&gt;Eklem ağrıları. Saç dökülmesi. Cilt değişiklikleri. Baş ağrısı. Yorgunluk. Görme bulanıklığı.&lt;br /&gt;Yeşil, sarı, turuncu sebzeler. Kayısı. Patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B6 Vitamini&lt;br /&gt;Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder. Karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenler.&lt;br /&gt;Sinir harabiyeti.&lt;br /&gt;Muz. Kırmızıet, tavuk, balık ve hindi. Brokkoli. Tahıllar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12 Vitamini&lt;br /&gt;Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerini olusumuna yardım eder. Genetik materyal yapımını sağlar.&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;Kırmızı et, tavuk, balık ve hindi. Süt. Yumurta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Folik Asit (gebelikte destek kullanımı önerilir )&lt;br /&gt;DNA ve RNA sentezini sağlar. Büyüme, gelişmede önem taşır. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder.&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;Yeşil yapraklı sebzeler. Kümes hayvanları. Fasulye. Portakal ve greyfurt suları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Vitamini&lt;br /&gt;Enfeksiyonlara karşı direnç verir. Yara ve kesiklerin iyileşmesini sağlar. Damar duvarlarını güçlendirir. Dişeti hastalıklarını önler.&lt;br /&gt;İshal. Böbrek taşı.&lt;br /&gt;Turunçgiller. Çilek. Yeşil, kırmızı biber. Brokkoli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini&lt;br /&gt;Antioksidandır. Kırmızı kan hücreleri, kas ve diğer hücrelerin oluşumuna yardım eder.&lt;br /&gt;Baş ağrısı. Yorgunluk. Kas güçsüzlüğü&lt;br /&gt;Balık, deniz ürünleri. Yumurta. Yağlar. Kuruyemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum&lt;br /&gt;Sağlıklı kemik ve diş yapıları oluşturur. Sinir ve kas fonksiyonlarını düzenler.&lt;br /&gt;Böbrek taşı. Kas ve karın ağrıları.&lt;br /&gt;Süt. Süt ürünleri. Brokkoli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krom İnsülünle birlikte glikoz metabolizmasını düzenler. Bilinmiyor. Yumurta sarısı. Et. Tahıllar. Peynir.&lt;br /&gt;Demir (Gebelikte destek kullanımı önerilir ) Oksijenin tüm dokulara taşınmasına yardımcı olur. Karaciğer hastalığı. Aritmi. Kırmızı et. Balık, deniz ürünleri. Kuru kayısı. Kuru fasulye.&lt;br /&gt;Fosfor Besinlerin enerjiye dönüşmesinde yardımcıdır. Kan kalsiyum değerini düşürür. Yumurta sarısı. Kırmızı et, balık, tavuk, hindi. Süt ürünleri. Baklagiller.&lt;br /&gt;Potasyum Kas ve sinir fonksiyonları için gereklidir. Kalp ve böbrek fonksiyonları için önemlidir. Tansiyon ve sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Böbrek yetmezliği. Kalp atıkını yavaşlatır. Süt, yoğurt. Sebze ve meyveler ( özellikle patates, muz, portakal )&lt;br /&gt;Çinko Yara iyileşmesinde etkilidir. Enzim fonksiyonları için önemlidir. Bulantı. Kusma. Karın ağrısı. Balık ve deniz ürünleri. Kırmızı et. Yumurta. Tahıllar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7873548233923066024?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7873548233923066024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7873548233923066024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7873548233923066024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7873548233923066024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/vitamin-tablosu.html' title='Vitamin Tablosu'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4449799115445470546</id><published>2008-05-14T02:59:00.003-07:00</published><updated>2008-05-14T02:59:43.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Tüm vitaminler ve özellikleri</title><content type='html'>Vitaminler vücudumuz için vazgeçilmez bir gereksinimdir. Vitaminlerin vücut enzimleri ve sağlıklı yaşam için gerekli olan diğer bazı maddelerle işbirliği içindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Vitamini&lt;br /&gt;Sağlıklı cilt için gereklidir. Olması gerekenden az yada fazla olması durumunda ciltte kuruluk, pütürlük gibi problemlere neden olur. Retinoid adı verilen sentetik A vitamini bileşikleri cilde doğrudan uygulanarak akne, kırışıklık veya güneşe fazla maruz kalmaktan oluşabilen rahatsızlıkların tedavisinde kullanılır.&lt;br /&gt;A vitamini sağlıklı diş, kemik, cilt ve yumuşak dokular için de gereklidir. Özellikle az ışıkta iyi görmeyi sağlar. Emziren anneler için elzemdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B Vitamini&lt;br /&gt;Viamin-B1 karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olu r. Kalbin sağlıklı işleyişi ve sinir sistemi için de gereklidir.&lt;br /&gt;Riboflavin-B2 diğer B vitaminleriyle birlikte çalışarak büyüme ve alyuvar üretiminde etkisi vardır. B1 gibi karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niasin sağlıklı cilt ve sinir sistemi için gereklidir. Kolesterolü düşürücü etkileri de bulunur.&lt;br /&gt;Piridoksin-B6''nın protein kullanımıyla ilişkisi vardır: kişi ne kadar protein tüketiyorsa bu proteini kullanabilmek için B6 vitamininin de o kadar alınması gerekir. B6 alyuvar üretiminde de etkilidir, ayrıca beyin fonksiyonlarını düzenler. B6''nın bağışıklık sistemine yararları da bulunur.&lt;br /&gt;B12''nin de diğer B vitaminleri gibi metabolizmaya faydaları vardır: alyuvar üretimine yardımcı olur, merkezi sinir sistemine faydaları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Vitamini&lt;br /&gt;Kimya adı askorbik asit olan C vitamininin yara tedavisinde rolü büyüktür. Cilde yüzeysel olarak uygulandığında gençleştirici etkileri olduğu da söylenmektedir. Cilt için gerekli bir antioksidandır.&lt;br /&gt;Sağlıklı diş ve dişetleri için gereklidir. Demir emilimine yardımcı olur. Bağ dokularının sağlığı için etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D Vitamini&lt;br /&gt;"Güneş vitamini" olarak da bilinen D vitamini vücutta güneş ışığıyla etkileşerek oluşur. Vücudun ihtiyacı olan D vitamini haftada 3 kez 10-15 dakika güneş ışığı alarak yeterli olarak sağlanabilir. D vitamini de bir antioksidandır ve cilt pigmantasyonunda (renklenmesinde) rol oynar. D vitamini yüzeysel olarak kullanıldığında çok dikkatli olunmalıdır çünkü fazlasının toksik yani zehirleyici etkisi vardır. Ayrıca D vitamini kemik ve kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyumun ve fosforun emilim oranını artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini&lt;br /&gt;E vitamini bir antioksidandır. Serbest radikallerin yol açtığı zararların önlenmesinde yardımcı olur. Güneş ve çevre kirliliği gibi sebeplerle oluşan serbest radikallerin ortaya çıkardığı problemleri önlemesi ve tedavi etmesi açısından cilt için önemlidir. Bu özelliği nedeniyle E vitamini kozmetik ürünlerinde gittikçe artan bir oranda kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K Vitamini&lt;br /&gt;"Pıhtılaştırıcı vitamin" olarak da bilinir, çünkü K vitamini olmadan kan pıhtılaşamaz. Bazı araştırmalar K vitamininin yaşlı kişilerde kemik sağlığı açısından yararlı olduğunu da göstermektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4449799115445470546?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4449799115445470546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4449799115445470546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4449799115445470546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4449799115445470546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/tm-vitaminler-ve-zellikleri.html' title='Tüm vitaminler ve özellikleri'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8211311661275305098</id><published>2008-05-14T02:59:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T02:59:16.771-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Hangi vitamin hangi besinde ?</title><content type='html'>Besinlerde vücut fonksiyonları için gerekli olan 13 tane vitamin bulunur. Bunlar A, C, D, E, K ve B (Tiamin, Riboflavin, Niasin, Pantotenik asit, Biotin, B6, B12) vitaminleridir. Bunların tümü besinlerden sağlanabilir. D ve K vitaminleri de vücutta sentez edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağda eriyen vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A vitamini&lt;br /&gt;Süt, peynir, krema, ciğer, böbrek ve balık yağı gibi besinlerde bulunmasına rağmen bunlar yoğun yağ ve kolesteroldür. Bu nedenle A vi taminini beta karotenlerden elde etmek daha doğru olabilir. Beta karoten havuç, kabak, patates, kayısı, brokoli ve ıspanak gibi besinlerden elde edilebilir.Sebze veya meyvenin rengi yoğunlaştıkça beta karoten içeriği de artar. D vitamini&lt;br /&gt;Peynir, tereyağı, margarin, krema, balık, kabuklu deniz mahsulleri ve tahıllarda bulunur. Ayrıca vücut güneş ışınları aldığında D vitamini sentezi yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E vitamini&lt;br /&gt;Mısır, çerez, bakliyat, zeytin, ıspanak, kuş konmaz, yeşil yapraklı sebzeler, nebati yağ ve nebati yağ ürünlerinden elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;K vitamini&lt;br /&gt;Lahana, karnı bahar, ıspanak, soya ve tahıllarda bulunur. Bağırsaklardaki bakteriler de K vitamini üretir. &lt; Suda eriyen vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiamin-B1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmekler, tahıllar, makarnalar, bakliyat, süt ürünleri, sebze ve meyvelerde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niasin-B3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt ürünleri, kümes hayvanları, balık, çerez ve yumurtada bulunur. Bazı sebzeler de B3 vitamini içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12 vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurta, et, kümes hayvanları, süt ve süt ürünlerinde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pantotenik asit ve biotin Yumurta, balık, süt ürünleri, tahıllar, sebzeler, maya, brokoli ve patates ve dana eti gibi besinlerde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Narenciye ürünleri ve sularında, çilek, domates, brokoli, maydanoz ve patateste bulunur. Çoğu diğer sebze ve meyve de miktar C vitamini bulundurur. Balık ve sütte az miktarda C vitamini vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8211311661275305098?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8211311661275305098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8211311661275305098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8211311661275305098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8211311661275305098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/hangi-vitamin-hangi-besinde.html' title='Hangi vitamin hangi besinde ?'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6472957055331131655</id><published>2008-05-14T02:58:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T02:58:44.655-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Cildiniz için vitaminler</title><content type='html'>İyot :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroit guddesinin dengeli çalışması için iyot zorunludur. İyot eksikliği guatra, ayrıca halsizliğe, asabiyete ve gerginliğe yol açar. Deniz tuzunda ve denizden çıkan her türlü üründe bulunan iyot gudde sisteminin dengeli gelişmesinde yardımcıdır. İyot en çok deniz yosununda, özellikle de kalp denilen yosun türünde bulunur. Diğer kaynaklar her ne kadar azsa da başlıcaları şunlardır: Kuşkonmaz, lahana, havuç, böğürtlen, turp, ıspanak, domates, patates, soğan, muz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum ve Fosfor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumun büyük bir kısmı kemiklerde ve dişlerde bulunur; ancak küçük bir miktarını sinirlerle kaslar kullanır. Asabiyet, gevşeyememe, uykusuzluk, huysuzluk, halsizlik, kaslarda kramp, aybaşı zamanında hanımların karın krampları ve sancıları kalsiyum eksikliğinden ileri gelebilir. Kalsiyum kanın pıhtılaşmasında büyük rol oynar. Eksikliği diş çekildiğinde veya ameliyat sırasında kanamaya neden olabilir. Başlıca kaynaklar: kara turp, kuru incir, salatalık. (Gelişmiş ülkelerde kalsiyum kemik tozu halinde hap olarak satılır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer kaynaklar; pekmez, badem, susam v.b. Kalsiyum ile fosfor birbirlerini tamamlayan iki mineraldir. Biri eksikse, öbürünün de etkisi azalır. Fosfor tahıllarda, fındık, brüksel lahanası, kuru incir, patates, marul, muz ve portakalda bulunur. Dişlerin, kemiklerin, hücrelerin de fosfora gereksinimi vardır. D vitamini kalsiyum ile fosforun bedene mal olmasını, kana geçmesini, dişlerde ve kemiklerde depolanmasını sağlar. Sinirler, kaslar ve beden, gereksinim i olan günlük kalsiyum ve fosforu alamazsa, beden bunları kemiklerle dişlerden çekip alır. Kalsiyum ve fosfor fazla miktarda alınınca beden bunları dışkı yoluyla atar. Başlıca fosfor kaynakları; nohut, badem, mısır, hindiba, üzüm, mercimek, bezelye, kepekli pirinç, soya fasulyesi, salatalık, portakal, domates, kavun, erik v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kükürt :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinleri oluşturan aminoasitlerde bulunur. Bedenin her dokusunda bulunan kükürt, sindirimin temizleyicisi ve antiseptiğidir. Kükürt safra salgılarını olumlu etkiler. Beslenme uzmanlarına göre bedende biriken ürik asidin başlıca nedeni alınan besinlerde fosforun yüksek, buna karşılık kükürdün düşük oluşudur. Tüm tahıllarda, cevizde, bademde ve bu türden yağlı bitkilerde fosfor bulunur. Fosfor-kükürt dengesini sağlamak için adı geçen besin maddeleriyle birlikte bol sebze ve meyve yemeli. Kükürt genellikle sebze ve meyvelerde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedendeki tüm hücrelerin, kasların ve dokuların bu madene şiddetle gereksinimi vardır. Birçok ünlü besin uzmanına göre, kanser hastalığının bir nedeni de bedenin potasyumdan yoksun kalışıdır. Bu eksiklik besinlerin bu madenden yoksun bir toprakta yetişmesinden ileri gelir. Tahılda bol miktarda potasyum bulunur. Ancak rafine edilmiş tahıldaki potasyumun dörtte üçü yok olur. Rafine edilmiş besinlerde diğer mineraller de eksiktir. Potasyum eksikliğinin belirtileri şunlardır; Arterit, kabızlık, yüksek kan basıncı, kaslarda kramp ve gerilme, uyuklama, gevşeyememe, iştahsızlık, kolay soğuk algınlığı, ellerde ve ayaklarda üşüme, ussal ve kassal yorgunluk ve kanser. Potasyum elma sirkesinde, üzümde, üzüm suyunda, balda, pekmezde, meyvelerde, yeşil sebzelerde, domateste ve özellikle ısırgan otunda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum ve Klor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki maden bedenimizde büyük rol oynar. Midemizin hidroklorik asit yapabilmek için klora gereksinimi vardır. Hidroklorik asit proteinlerin normal sindirimi ve madensel tuzların kana kolayca yerleşmesi için gereklidir. Sodyum ve klor birçok besin maddesinde ve doğal olarak sofra tuzunda bulunur. Bu madenlerden yararlanmak amacıyla aşırı tuz yemek doğru olmadığı gibi, tuzu besinden tamamen kaldırmak da doğru değildir (doktor tavsiyesi hariç).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu madenlerin eksikliği bacak kaslarında kramplara, bazen bulantıya, yorgunluğa ve baş dönmesine neden olabilir. Sıcak havalarda duyulan yorgunluğun ve bitkinliğin bir nedeni de bedenin terle aşırı tuz kaybetmesidir. Sodyum ve klor kaynakları; fasulye, kestane, tahıl, pancar, kereviz, maydanoz, marul, ıspanak, hurma v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oligo-elementler (Eser elementler) : Bedenimizdeki pek az miktarda bulunan bu madenlerin de sağlımız için önemli olduğu muhakkaktır. Ancak bunların bedendeki işlevi kesin olarak bilinmiyor. Oligo-elementler alüminyum, kobalt, bakır, iyot, nikel ve çinkodur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alüminyum : Bedenin çeşitli organlarında bulunur. Eksikliği uykusuzluğa ve kaygıya neden olur. Kaynaklar; elma, kavun, mantar, kuşkonmaz, enginar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır : Bedendeki etkisi kesinlikle bilinmiyor. Ancak anemide doktorlar hastalarına kobalt, demir ve bakır verince iyi sonuçlar alıyorlar. Kaynaklar; kuru üzüm, pancar, havuç, muz, ıspanak, lahana, erik, kayısı, badem, fındık, çavdar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko : Bu maden hücrelerde, özellikle de tiroit ve cinsiyet bezlerinde bulunur. Çinko insülinin bileşiminde yer alan bir madendir. Eksikliği yaraların zor kapanmasına, karaciğer sirozuna yol açabilir. Kaynaklar; tahıl, pancar, lahana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kobalt : Bedenimizde az miktarda bulunan bu maden B12 vitaminini oluşturan elemanlardan biridir. Kandaki alyuvarların gelişmesi için gereklidir. Kaynaklar; mantar, mercimek, burçak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum : Yapılan deneylerde farelerin besini magnezyumdan yoksun olduğunda damarlarda genişleme, kalpte hızlı atış ve tansiyon düşüklüğü görülmüştür. Tez kızan insanlarda da bu mineralin noksan olduğu anlaşılmıştır. Aşırı rafine besin yiyenlerin ve yeşil sebze yemeyenlerin bu minerale gereksinimi vardır. Kaynaklar; domates, soğan, incir, üzüm, hurma, badem, yulaf, çavdar, buğday, fındık, kara turp, gravyar peyniri, havuç, kereviz, marul, pırasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganez : Beden bu madeni böbreklerde ve karaciğerde depolar. Eksikliği kısırlığa, zor gelişmeye yol açar. Kaynaklar; kuşkonmaz, tahıl ve yağlı bitkiler (ceviz, badem v.b.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikel : Bu maden pankreası ve karaciğeri etkiler. Ancak bu konudaki bilgiler hayvanlar üzerinde yapılan deneylere dayanmaktadır. İnsan üzerindeki etkisi kesinlikle bilinmiyor. Kaynaklar; mantar, lahana, tahıl, meyveler, havuç, kuru fasulye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6472957055331131655?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6472957055331131655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6472957055331131655' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6472957055331131655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6472957055331131655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/cildiniz-iin-vitaminler.html' title='Cildiniz için vitaminler'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7748622206747792824</id><published>2008-05-14T02:57:00.000-07:00</published><updated>2008-05-14T02:58:14.082-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Hangi mineral hangi gıdada bulunur</title><content type='html'>İyot :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroit guddesinin dengeli çalışması için iyot zorunludur. İyot eksikliği guatra, ayrıca halsizliğe, asabiyete ve gerginliğe yol açar. Deniz tuzunda ve denizden çıkan her türlü üründe bulunan iyot gudde sisteminin dengeli gelişmesinde yardımcıdır. İyot en çok deniz yosununda, özellikle de kalp denilen yosun türünde bulunur. Diğer kaynaklar her ne kadar azsa da başlıcaları şunlardır: Kuşkonmaz, lahana, havuç, böğürtlen, turp, ıspanak, domates, patates, soğan, muz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum ve Fosfor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumun büyük bir kısmı kemiklerde ve dişlerde bulunur; ancak küçük bir miktarını sinirlerle kaslar kullanır. Asabiyet, gevşeyememe, uykusuzluk, huysuzluk, halsizlik, kaslarda kramp, aybaşı zamanında hanımların karın krampları ve sancıları kalsiyum eksikliğinden ileri gelebilir. Kalsiyum kanın pıhtılaşmasında büyük rol oynar. Eksikliği diş çekildiğinde veya ameliyat sırasında kanamaya neden olabilir. Başlıca kaynaklar: kara turp, kuru incir, salatalık. (Gelişmiş ülkelerde kalsiyum kemik tozu halinde hap olarak satılır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer kaynaklar; pekmez, badem, susam v.b. Kalsiyum ile fosfor birbirlerini tamamlayan iki mineraldir. Biri eksikse, öbürünün de etkisi azalır. Fosfor tahıllarda, fındık, brüksel lahanası, kuru incir, patates, marul, muz ve portakalda bulunur. Dişlerin, kemiklerin, hücrelerin de fosfora gereksinimi vardır. D vitamini kalsiyum ile fosforun bedene mal olmasını, kana geçmesini, dişlerde ve kemiklerde depolanmasını sağlar. Sinirler, kaslar ve beden, gereksinim i olan günlük kalsiyum ve fosforu alamazsa, beden bunları kemiklerle dişlerden çekip alır. Kalsiyum ve fosfor fazla miktarda alınınca beden bunları dışkı yoluyla atar. Başlıca fosfor kaynakları; nohut, badem, mısır, hindiba, üzüm, mercimek, bezelye, kepekli pirinç, soya fasulyesi, salatalık, portakal, domates, kavun, erik v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kükürt :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteinleri oluşturan aminoasitlerde bulunur. Bedenin her dokusunda bulunan kükürt, sindirimin temizleyicisi ve antiseptiğidir. Kükürt safra salgılarını olumlu etkiler. Beslenme uzmanlarına göre bedende biriken ürik asidin başlıca nedeni alınan besinlerde fosforun yüksek, buna karşılık kükürdün düşük oluşudur. Tüm tahıllarda, cevizde, bademde ve bu türden yağlı bitkilerde fosfor bulunur. Fosfor-kükürt dengesini sağlamak için adı geçen besin maddeleriyle birlikte bol sebze ve meyve yemeli. Kükürt genellikle sebze ve meyvelerde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedendeki tüm hücrelerin, kasların ve dokuların bu madene şiddetle gereksinimi vardır. Birçok ünlü besin uzmanına göre, kanser hastalığının bir nedeni de bedenin potasyumdan yoksun kalışıdır. Bu eksiklik besinlerin bu madenden yoksun bir toprakta yetişmesinden ileri gelir. Tahılda bol miktarda potasyum bulunur. Ancak rafine edilmiş tahıldaki potasyumun dörtte üçü yok olur. Rafine edilmiş besinlerde diğer mineraller de eksiktir. Potasyum eksikliğinin belirtileri şunlardır; Arterit, kabızlık, yüksek kan basıncı, kaslarda kramp ve gerilme, uyuklama, gevşeyememe, iştahsızlık, kolay soğuk algınlığı, ellerde ve ayaklarda üşüme, ussal ve kassal yorgunluk ve kanser. Potasyum elma sirkesinde, üzümde, üzüm suyunda, balda, pekmezde, meyvelerde, yeşil sebzelerde, domateste ve özellikle ısırgan otunda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodyum ve Klor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iki maden bedenimizde büyük rol oynar. Midemizin hidroklorik asit yapabilmek için klora gereksinimi vardır. Hidroklorik asit proteinlerin normal sindirimi ve madensel tuzların kana kolayca yerleşmesi için gereklidir. Sodyum ve klor birçok besin maddesinde ve doğal olarak sofra tuzunda bulunur. Bu madenlerden yararlanmak amacıyla aşırı tuz yemek doğru olmadığı gibi, tuzu besinden tamamen kaldırmak da doğru değildir (doktor tavsiyesi hariç).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu madenlerin eksikliği bacak kaslarında kramplara, bazen bulantıya, yorgunluğa ve baş dönmesine neden olabilir. Sıcak havalarda duyulan yorgunluğun ve bitkinliğin bir nedeni de bedenin terle aşırı tuz kaybetmesidir. Sodyum ve klor kaynakları; fasulye, kestane, tahıl, pancar, kereviz, maydanoz, marul, ıspanak, hurma v.b.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oligo-elementler (Eser elementler) : Bedenimizdeki pek az miktarda bulunan bu madenlerin de sağlımız için önemli olduğu muhakkaktır. Ancak bunların bedendeki işlevi kesin olarak bilinmiyor. Oligo-elementler alüminyum, kobalt, bakır, iyot, nikel ve çinkodur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alüminyum : Bedenin çeşitli organlarında bulunur. Eksikliği uykusuzluğa ve kaygıya neden olur. Kaynaklar; elma, kavun, mantar, kuşkonmaz, enginar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakır : Bedendeki etkisi kesinlikle bilinmiyor. Ancak anemide doktorlar hastalarına kobalt, demir ve bakır verince iyi sonuçlar alıyorlar. Kaynaklar; kuru üzüm, pancar, havuç, muz, ıspanak, lahana, erik, kayısı, badem, fındık, çavdar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çinko : Bu maden hücrelerde, özellikle de tiroit ve cinsiyet bezlerinde bulunur. Çinko insülinin bileşiminde yer alan bir madendir. Eksikliği yaraların zor kapanmasına, karaciğer sirozuna yol açabilir. Kaynaklar; tahıl, pancar, lahana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kobalt : Bedenimizde az miktarda bulunan bu maden B12 vitaminini oluşturan elemanlardan biridir. Kandaki alyuvarların gelişmesi için gereklidir. Kaynaklar; mantar, mercimek, burçak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnezyum : Yapılan deneylerde farelerin besini magnezyumdan yoksun olduğunda damarlarda genişleme, kalpte hızlı atış ve tansiyon düşüklüğü görülmüştür. Tez kızan insanlarda da bu mineralin noksan olduğu anlaşılmıştır. Aşırı rafine besin yiyenlerin ve yeşil sebze yemeyenlerin bu minerale gereksinimi vardır. Kaynaklar; domates, soğan, incir, üzüm, hurma, badem, yulaf, çavdar, buğday, fındık, kara turp, gravyar peyniri, havuç, kereviz, marul, pırasa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manganez : Beden bu madeni böbreklerde ve karaciğerde depolar. Eksikliği kısırlığa, zor gelişmeye yol açar. Kaynaklar; kuşkonmaz, tahıl ve yağlı bitkiler (ceviz, badem v.b.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikel : Bu maden pankreası ve karaciğeri etkiler. Ancak bu konudaki bilgiler hayvanlar üzerinde yapılan deneylere dayanmaktadır. İnsan üzerindeki etkisi kesinlikle bilinmiyor. Kaynaklar; mantar, lahana, tahıl, meyveler, havuç, kuru fasulye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7748622206747792824?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7748622206747792824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7748622206747792824' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7748622206747792824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7748622206747792824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/hangi-mineral-hangi-gdada-bulunur.html' title='Hangi mineral hangi gıdada bulunur'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2670242070455544829</id><published>2008-05-14T02:56:00.000-07:00</published><updated>2008-05-14T02:57:27.841-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Bronz ten nasıl olur ? Solaryum</title><content type='html'>Tatilden dönenlere bir bakın; bronz bir tene mi sahipler yoksa güneş altında kavrulmuşlar mı? Deniz ve güneş hazırlığı yapıyorsanız ve arkadaşlarınız gibi kavrulmak değil de bronzlaşmak istiyorsanız, söylenenleri uygulamanız yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş altında bronzluk için çabalarken lekelerden, ton farkından ve çizgilerden kurtulmak biraz zor. Doktorlar, gazete ve dergilerin güzellik editörleri boşuna uyarmıyorlar, “Öğle saatlerinde güneş altına yatmayın, il k günler 15 dakikadan daha fazla güneşlenmeyin!” diye. Ama dinleyen kim? Güneşin tam altındaki bir şezlongda, güneşi daha iyi görecek pozisyon alınıyor, güneş kremi veya süt sürülüyor ve saatlerce yatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç; güneş altında kavrulmuş bir yüz, yanık bir sırt, soyulmaya yüz tutmuş dekolte, önü kızarmış ama arkası bembeyaz bacaklar… Böyle bir hataya düşmemek için pek çok yol var. En kolayı “self-tanner” adı verilen krem bronzlaştırıcılarla işe başlayıp, tatile gitmeden birkaç gün öncesinden veya tatildeki ilk günlerinizde bu bronzlaştırıcılardan kullanmak. Tabii bu kremleri kullanırken de, iyi sonuç alabilmek için dikkat edilmesi gereken noktalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cildinize en uygun tonu seçmelisiniz. Size en uygun bronzlaştırıcıyı bulmak için, bir miktar kremi elinizin üzerinde uygulayın. Böylece cildinizin kremi emip emmediğini, rengin size uygun olup olmadığını görebilirsiniz. Sakın denemeden almayın. Kremlerin fiyatları 10 ve 11 YTL. civarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yüz için özel bir krem almanız şart. Çünkü yüz, vücudun diğer kısımlarına oranla, kremi daha farklı absorbe eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kremi vücuda uygulamadan önce duşa girin, kese veya peeling yaparak vücudunuzdaki ölü hücrelerdan kurtulun. İyice kurulandıktan sonra avucunuza alacağınız bol miktarda bronzlaştırıcı kremi vücudunuza yedirin. Kremin her yerinize eşit olarak dağılmasına dikkat edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2670242070455544829?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2670242070455544829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2670242070455544829' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2670242070455544829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2670242070455544829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/bronz-ten-nasl-olur-solaryum.html' title='Bronz ten nasıl olur ? Solaryum'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2181372705814462770</id><published>2008-04-29T07:10:00.003-07:00</published><updated>2008-04-29T07:10:47.359-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersizler'/><title type='text'>Ne Zaman Egzersiz</title><content type='html'>Vücut ısısı sabah uyandığımızda 36.5ø dir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün boyunca bu ısıda 0.5ø lik bir artış gözlenir. Egzersiz sonrası vücut ısısı 1ø artar. Bu nedenle sabah yapılan egzersizlerde ısı 36.5ø den 37ø ye çıkarken akşama doğru ise 37ø den 38ø ye yükselir. Vücut ısısını olumsuz etkileyen diğer bir faktör de havanın nemidir. Sabah havanın sıcaklığı 24ø iken, vücut ısısı 33ø olmasına rağmen birey kendi ısısını düşürebilir. Fakat öğleden sonra çevre ısısı 32ø ye çıktığında rutubet ile birlikte organizmayı olumsuz etkileyecektir. Eğer havada daha çok ısı molekülleri varsa ter cilt yüzeyinde rahatlıkla buharlaşamaz ve egzersiz anında stres artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersizde doğru giysi faktörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havanın sıcak olduğu süreçlerde naylon taytlardan kaçınılması, su kaybının mümkün olduğunca minimalde tutulması gerekir. Yazın ter emici merserize, kışın ise pamuklu giysiler, egzersiz performansı açısından büyük katkı sağlar. Aynı zamanda su kaybından kaynaklanacak olumsuzluklardan da korunmuş oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışkanlıklarınızı gözardı etmeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahları erken uyanıp kendilerini çok enerjik hissedenler egzersiz tercihini sabahtan yana kullanabilirler, bir şartla... Kişide bir şeker düşüklüğü (hipoglisemi) yoksa sabah kalkınca metabolizmanın su ihtiyacını karşıladıktan sonra; bu da oda sıcaklığında bir bardak su içimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deliksiz bir uyku mu istiyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman düzenli olarak egzersiz yapmalısınız. Ama bu yapılan egzersiz saati kesinlikle uyku öncesine yakın olmamalıdır. En uygun saatler, öğleden sonraki saat dilimleridir. Bu saatlerde egzersizle artmış vücut ısısında bir düşüş meydana gelir ve uykuya dalış kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her saat doğru saat midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer düzenli olarak o saate yaşantınızda sadık kalıyorsanız, sağlık açısından da herhangi bir sorununuz yok ise sabahın 06:00 sında da egzersiz yapabilirsiniz. Ama öncesinde 5-10 dakika germe çalışmaları yaparak kaslarımızı hazırlamak şartıyla... Sağlıklı yaşam için egzersizi yaşantınızla bütünleştirin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2181372705814462770?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2181372705814462770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2181372705814462770' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2181372705814462770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2181372705814462770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ne-zaman-egzersiz.html' title='Ne Zaman Egzersiz'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2930772944911653462</id><published>2008-04-29T07:10:00.001-07:00</published><updated>2008-04-29T07:10:28.948-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersizler'/><title type='text'>Göbeğinizden vazgeçin</title><content type='html'>Mekik hareketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizlerimiz bitişik ve ayaklarımız birbirine paralel şekilde tabanları yeri gösterirken iki elimizi enseye koyup hızlı hızlı, sık sık ve kesik kesik hareketlerle karnımız acıyana kadar sabah ve akşam ellişer kez bu hareketi yapıyoruz. Bu hareket özellikle karın bölgesindeki kasları kuvvetlendirir, yağ dokusunu harekete geçirir ve yağların yanmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sopalı hareket&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu harekette de bir sopayı ense kökümüze alıp iki elimizi geçiriyoruz. Ayaklarımızı yere sağlam basıp süratli bir şekilde sağa ve sola doğru daha çok kalçadan yukarısını hızlı bir şekilde döndürerek birkaç dakikada bu hareketleri yapıyoruz. Bu haraket karnın yan tarafındaki kasların şekillenmesi ve göbeğin erimesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bel kasları için mekik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftaki kolumuzu, bükülmüş olan diğer taraftaki dizimize doğru hafifçe, sık sık ve seri hareketlerle yakınlaştırmaya çalışıyoruz. Bu hareketi de birkaç dakika dayanabildiğimiz kadar yapmaya gayret ediyoruz. Daha sonra diğer taraftaki ayağımızı ve kolumuzu değiştiriyoruz. Bu hareket karnın yan tarafına doğru olan kasları çalıştırmak için yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın tek günleri bunları yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkar kalkmaz: 1 bardak ılık ballı limonlu su (içine yarım tatlı kaşığı bal, 10 damla limon konacak).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah sporu: 35 - 40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Bol ter atmaya gayret edin. Ardından fotoğraftaki gibi 15-20 dakika spor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duş: Ham ipek kese veya kabak lifi ile 5 dakika fırçalar gibi göbek, basen, popo, bel sertçe fırçalanacak. 5 dakika kadar susam yağı, kekik yağı, biberiye yağı, melisa yağı ile aynı bölgeye masaj yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı: 1 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet sert şeftali&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara: 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle: 1 porsiyon ızgara tavuk (derişiz), bol rokalı yeşil salata (taze soğanlı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara(saat 15.00): 3-4 yulaflı bisküvi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara(saat 17.30): 1 adet yeşil elma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam: 4-5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), 1 dilim tam ekmek, mevsim salatası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece: 1 bardak şekersiz tarçınlı ılık light süt. 3-4 fincan rezene çayı, yeşil çay, mısır püskülü, kiraz, avakado yaprağı karışım çayı içilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kolalı, şekerli içecekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kızartma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk - balık derisi, tam yağlı süt)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alkol (özellikle bira)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyaz un,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyaz şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Doğum kontrol hapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aşırı gündüz uykusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çikolata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yağlı çerezler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cips&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıflatıcı çayı elinizden düşürmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir su bardağı için 1-2 adet avakado yaprağı, 1 çay kaşığı yeşil çay, küçük bir tutam kiraz sapı ve mısır püskülü, 1 çay kaşığı rezene tohumu sadece 1-2 dakika kaynatılacak ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakılacak. Sonrasında şeker veya tatlandırıcı eklenmeyecek sadece çok ince bir dilim limonla içilecek. Yemeklerden biraz sonra da içebilirsiniz. Akşam mümkün olduğunca erken yenilecek. Sabah ise erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan mekik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yan kaslar ve bel kasları için belki de en yararlı haraket bu. Önce sağa doğru yatın. Sağ elinizi sağ kulağınızın üstüne değercesine yaklaştırın. Sol elinizi belinizin sol tarafına sol dirseğiniz gelecek şekilde yerleştirin. Sol elinizle belinizin sağındaki kasları hafifçe tutun. Hızla sağ kolunuzu ve sağ ayağınızı birbirine doğru yaklaştırın. 60 kez tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Popo hareketi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce sol diziniz üstüne yatıp ayaklarınızı dik koyup rahat bir şekilde ayağınızı kayırabildiğiniz kadar yukarı kaldırıp aşağı indirin. Bu sırada dizinizi fazla bükmeyin. Daha sonra aynı hareketi yine sağ diziniz üstünde dayanarak yapın. Bu hareketi de en azından 30-40'ar kez yapmaya gayret edin. Popo ve çevresindeki yağ dokusunu azaltır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlara esneme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu harekette önce hazıroldaki gibi dimdik duracaksınız. Sonra hızla sağa ve sola doğru esneyebildiğiniz kadar, dikliğinizi bozmadan esneyeceksiniz. En azından üç dört dakika hızlı bir şekilde yapmaya gayret edin. Baş dönmesi, çok yüksek tansiyonu olanlar için de uygun bir hareket olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo almamanın altın kuralları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Güne erken başlayın, 7-8 saatten fazla uyumayın, uyandıktan sonra yatakta kalmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Asansör yerine merdiven kullanın, hızlı tempoyla yürümeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Haftanın 4-5 günü egzersiz yapın, pasif jimnastik yerine aktif jimnastiği tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aktif ve hareketli kişilerle birlikte zaman geçirin, hareket edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hafta sonları için daima aktif planlar yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ayakta durmaya ve yürümeye daha fazla zaman ayırmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir şey getirip götürmek için çocuklarınızı kullanmayın, siz alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Günde en fazla yarım saat W seyredin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Az ve sık yiyin, öğün atlamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Acıkma duygusunun bastırılması için daima salatalık, domates, marul gibi düşük kalorili yiyecekleri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her gün sebze ve meyve yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yemekler için küçük, yağsız salatalar için ise büyük tabak kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yemek sırasında gazete okuma, TV seyretme gibi şeyler yapmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2930772944911653462?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2930772944911653462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2930772944911653462' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2930772944911653462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2930772944911653462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/gbeinizden-vazgein.html' title='Göbeğinizden vazgeçin'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4565283959357979222</id><published>2008-04-29T07:09:00.000-07:00</published><updated>2008-04-29T07:10:04.162-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersizler'/><title type='text'>Yaz geliyor bir an önce forma girin</title><content type='html'>Şehirde: Bir parkı ya da az kullanılan yolları tercih edin. Hedefler bir bank, bir trafik levhası ya da bir sokak lambası olabilir. Spordan sonra: Kalçalarınızda ve bacaklarınızda kırıklık olmaması için 5 dakika daha yürüyün ve rahatlama hareketlerini uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacak arkaları için: Bir ağaca (duvar da olabilir) yüzünüzü dönün ve ellerinizi gövdesine yaslayın. Bir bacağınızı öne doğru bükün diğerini gergin tutun. Topuğunuzu yerde tutarak ağacı hareket ettirmek istiyormuşsunuz gibi itin. 30 saniye boyunca bu pozisyonu koruyun. Daha sonra aynı hareketi diğer bacak için uygulayın. Gövdenizi yumuşak hareketlerle dizinize doğru eğin ve nefesinizi düzenli ve yavaş almayı ihmal etmeyin. Pozisyonunuzu 30 saniye koruyun ve bacağınız değiştirerek devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı sabahı, bisikletle gezinti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir dışında: Bisikleti önce 5 dakika boyunca düz bir alanda sürün, sonra 30-40 dakikalık bir gezintiye çıkın. Vitesi düşürerek pedalların daha yavaş dönmesini sağlayın. Böylelikle kalbiniz daha çok çalışacak va dha az yorulacaksınız. Koltukta gergin oturmayın ve gidonu çok sıkı tutmayın. Vücudunuzun üst kısmını gevşek tutun ve bu zamanı karnınızı çekip iterek kaslanması için hareket ettirmekte kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirde: Önce arabaların vızır vızır geçmediği, sakin bir yol bulun. Demin açıkladığımız yöntemle bisikleti sürün ve klabalık yollarda da konsantrasyonunuzu korumaya bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalçalar için: Yine bir ağaca veya duvara karşı yüzünüz dönük haldeyken, tek elinizi destek almak için ağacın gövdesine yaslayın. Diğer elinizle ayak bileğinizden tutarak topuğunuzu kalçalarınızın hizasına ne kadar kaldırabiliyorsanız kaldırın. 30 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra bacak değiştirerek devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalçaların arkası için: Bir ağaç kütüğünün ya da bir bankın üzerine bir bacağınızı koyun, diğer bacağınız yere basılı kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spordan sonra: Bacaklarınızı epey zorladınız, rahatlatmak için şu birkaç hareketi uygulayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacak arkaları için: Bisikleti düşük bir vitese alarak ayağa kalkın. Önce bir topuğu sonra diğerini kullanarak bisikleti yavaşça sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gevşemek için: Bir ayağınızı pedaldan çekip bacağınızı silkin. Aynısını diğer bacağınız için de uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba akşam üzeri roller veya trotinet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehir dışında: Kayılabilecek bir alan bulun. Asfaltı iyi olan bir yol, deniz kıyısında bir kaldırım uygun olabilir. 40 dakika boyunca zaman zaman bacak değiştirerek kayın. Rüzgara karşı bir direniş yaratmak için arada kollarınızı açık tutarak kayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirde: Bir ırmağın kenarındaki yol boyunca ya da bir süper marketin otoparkında kayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Spordan sonra: Kaslarınızı gevşetmek için şu hareketleri uygulayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roller için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Karnınızı içeri çekip, kollarınızı ileriye doğru uzatabileceğiniz kadar uzatın ve öyle kayın. Düzenli nefes alıp vermeye devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kollarınızı öne doğru uzatıp bacaklarınızı bükün ve karnınızı içeri çekin. Sırtınızı kamburlaştırın ve pozisyonunuzu birkaç saniye koruyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bacaklarınızı rahatlatmak için, rollerlarınızı çıkartın ve pazartesi günü için önerdiğimiz germe hareketlerini yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trotinet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Trotinetin üzerine bir bacağınızı koyun ve yavaş yavaş giderken diğerini kaldırıp havada tutun. Arada bacak değiştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Ara verdiğinizde pazartesi günü için önerdiğimiz hareketleri yapın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4565283959357979222?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4565283959357979222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4565283959357979222' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4565283959357979222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4565283959357979222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/yaz-geliyor-bir-nce-forma-girin.html' title='Yaz geliyor bir an önce forma girin'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6283804395306564649</id><published>2008-04-29T07:08:00.000-07:00</published><updated>2008-04-29T07:09:34.953-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Egzersizler'/><title type='text'>Egzersiz önerileri</title><content type='html'>Nasıl giyinmelisiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İçinde kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafetler seçin. Ne çok bol ne de çok dar olsunlar. Üstünüz için pamuklu tişörtlerden kaçının, ağırdırlar ve nemi çabuk emerler. Hava alan ve çabuk kuruyan kumaşları tercih edin. Altınıza bir eşofman giymek yerine likralı uzun veya kısa bir tayt seçebilirsiniz. Hiçbir zaman kalın giyinip çıkmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hava serinse ince bir kazak giyinin ve ısındığınızda yanınıza aldığınız sırt çantanıza koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sevdiğiniz aksesuvarları çıkarmayın fakat gereksiz ağırlık da taşımayın. Ne kadar tecrübesiz olursanız, o kadar büyük bir çanta taşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kullanılmış spor ayakkabılar ya da tenis ayakkabıları seçmeyin, düşüp yaralanabilirsiniz. En iyisi hafif, ayağı saran koşu ayakkabılarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur yağarsa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bu durumda daha az yağmur alan yerleri tercih etmelisiniz. Bir park yerine, ağaç dallarıyla örtülü bir orman; meydan yerine ara sokaklar doğru seçimler olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İlk çıktığınızda üşümemek için rüzgarı kesen Gore-Tex gibi malzemelerden yapılan ürünleri kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yağmura konsantre olmayın: Dışarı adımınızı attıktan sonra önemi kalmayacaktır. Hatta hoşunuza bile gidebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6283804395306564649?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6283804395306564649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6283804395306564649' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6283804395306564649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6283804395306564649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/egzersiz-nerileri.html' title='Egzersiz önerileri'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3628147511221384973</id><published>2008-04-19T11:31:00.002-07:00</published><updated>2008-04-19T11:32:01.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Aşk Nedir / Aşıkmı oldum ?</title><content type='html'>Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.&lt;br /&gt;Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.&lt;br /&gt;Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.&lt;br /&gt;Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.&lt;br /&gt;Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir&lt;br /&gt;Aşk, Seviselim demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir.Anlasmaktir.&lt;br /&gt;Aşk, baglandigini sandiginda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir.Inceliktir.&lt;br /&gt;Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.&lt;br /&gt;Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.&lt;br /&gt;Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.&lt;br /&gt;Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.&lt;br /&gt;Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.&lt;br /&gt;Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir.&lt;br /&gt;Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir.Mutluluktur.&lt;br /&gt;Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde,uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.&lt;br /&gt;Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.&lt;br /&gt;Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.&lt;br /&gt;Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.&lt;br /&gt;Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.&lt;br /&gt;Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.&lt;br /&gt;Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.&lt;br /&gt;Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.&lt;br /&gt;Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.&lt;br /&gt;Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.&lt;br /&gt;Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.&lt;br /&gt;Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.&lt;br /&gt;Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.&lt;br /&gt;Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir.Yalnizliktir.&lt;br /&gt;Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3628147511221384973?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3628147511221384973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3628147511221384973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3628147511221384973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3628147511221384973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ak-nedir-akm-oldum.html' title='Aşk Nedir / Aşıkmı oldum ?'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5727969721574528362</id><published>2008-04-19T11:31:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:31:28.018-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Platonik Aşk nedir</title><content type='html'>Platonik Aşk&lt;br /&gt;Onu görmek bile sizi heyecanlandırırken, o sizin yanınızdan, geçip gider. Siz heyecandan sapır sapır titrerken, o işiyle meşgul olur. O sizin için hayatınızdaki en önemli kişiyken, siz onun için sıradan birisinizdir. Hem aşık, hem de salak hissedersiniz kendinizi... Davranışlarından, konuşmalarından isaretler alıp, umutlanır, bozulur, küsersiniz.&lt;br /&gt;İşte Böyle Birşey!&lt;br /&gt;OKUL`da&lt;br /&gt;Bu en klasik platonik ask mekanlarindan biridir..Zamanimizin çogunu burda geçirdigimiz için tabiki.Ders disindabi çok konuda da zihnimizi çalistiririz.Asok olunan kisi kiz yada erkek olsun genelde üstsiniflardandir.Ama yasisizden fazla büyük olmaz,bi kaç yas yeterlidir bunun için.Platonikaskin karizmatik hareketleri vardir,suratina bakmaya doyulmaz.Eger bu sahis okul takimlarindan birinde oynuyorsa mutlaka hermaçina gidilir,hayran hayran seyredilir.Belli edilmesede 'bi gün mutlaka benim olcaksin' diyeiçten bagrilip durulur ve hirs yapmak da ihmal edilmez.Hatta bazen bu düsünce abartilip kendisiyle konusacakkadar saçmalamaya baslanabilir.En büyük yikim bi gün gelip de platonik askin kendisinesevgili bulmasidir,insan tarif edilemez duygular içerisine girer,'beni nasil aldatirsinsen'diye bagirilan anlarin hayalleri kuruluruyuz olunur.size tavsiyem platonik askinizi eger iliski imkansizgözüküyorsa uzaktan seviniz,taskinlik yapmayiniz efendi olunuz.&lt;br /&gt;YAZLIK`da&lt;br /&gt;Her yazin mutlaka bi favori tipi vardir.Fakat eger yoksabu eksiklik çevre sitelerden giderilerek,platonik ask olayi baslar.Genelde yazliktaki platonik asklarda yas farki muazzam olur.Yani ölee bi yas farki diil 5-6 yas gibi hayatta gerçeklesmeyecek hayaller pesinde kosturulur.Platonik askin her hareketi takip edilirhatta büyük umutlarla tanisilir.O size 'ayy ne sirin sey bu' gözüyle bakarken sizin içinizde atesler yanar,volkanlar patlar.Yazligin diskosu felan varsa kendisine dans teklifi yapilir,eger kabul ederse kesin kibarligindandir yoksa baska bi sey düsünmez.fakat biz yinede gelin güvey oluruz,tribe gireriz.Yazliktaki platonik aski sadece begenmekle yetininiz,kendi yasitlarinizin pesinde konusunuz,denize giriniz günesleniniz...&lt;br /&gt;IS YERI`nde&lt;br /&gt;Is yeri platonik aslara en az rastlaninan kategoridir sanirim.Yani daha rahat bi ortam oldugu için,bi de tabi yas büyük oldugu için platonik aski gerçege döndürme çabalari maximuma ulasir.Hee ama tabiki bu sahispatronsa onu bilemicem.Fakat bunun disindakiler için konusacak olursakönce begenmekle baslar olay sonra hareketleri takip edilir,bi sekilde tanisilip,muhabbet edilir.Gerisi ise insandan insana degisir.Fakat bazi durumlardaaskin karsilik görmeyince anlasilarak 'eniyisi ben onu uzaktan seveyim,böyle daha güzel ' gibi kandirmacaya gidilir.Ya kardesim madem uzaktan sevecen hiç sevme yada git pat pat söyle ne istiyosan.Tavsiyem rahatolmaya çalisiniz is arkadasligi ayagina sadik kalarak bir strateji belirleyinizgörüsmeleri is disina tasiyiniz,tasiyamazsaniz vazgeçin sonra tekrar dememe yoluna gidiniz.Belki istediginizi elde edebilirsiniz....&lt;br /&gt;MAHALLE`de&lt;br /&gt;Mekan itibiriyle mahalldede platonik ask olayina çok rastlanir.Sonuçta oturdugunuz yer oldugu için elbette insanin gözü güzel insanlara takilir.Fakat bu olay ilk bahar ve özellikle de yaz mevsiminde meydana gelir.Çünkü o zaman tatildir,herkes disaridadir,tanisma,imkanlari daha çoktur.Hi sunuda belirteyim bu olay daha küçük yaslarda olur.Yani büyüdükçe mahalleye az takildiginiz için,kimsey, göremez takip edemezsiniz.Genelde platonik olarak asik oldugunuz kisi sizin arkadasinizdir,beraber oyunmoyun oynarsiniz,sevgilim felan diye sakalasirsiniz ama bu size gerçekmis gibi gelir bi zaman sonra o ise takamaz bunu,sizi igrenç bi sekilde arkadas olarak görür,hatta düsüncelerini ögrenirse kizar,ayip ettin felan diyerek saçmalar.istemiyosan söylede bilelim kardesim,ölee arkadas ayagi yapma dalga geçer gibi !!! Di mi yani ? Benim de en çok uyuz oldugum olaylardan biridir,basima gelmistir.Tavsiyem platonik askiniza , fazla arkadas ayagi yapma firsatu vermeden çotanzzz diye söyleyin hislerinizi,istemezse üzülmeyin.....&lt;br /&gt;TOPLU TASIMA ARAÇLARI`nda&lt;br /&gt;Okullara giderken çogumuz toplu tasima araçlarini kullaniriz.Hatta okul servisini de bunlarin içine katacak olursak,her gün,her sabah gördügümüz ve asok olmaktan kendimizi alamadigimiz kisiler vardir.Bunun en büyük sebebi ayni sekilde güne basliyor olmamiz olabilir,kader ortakligi hesabi.Yanyana oturmalar, karsisina geçip kesmeler,arkadaslari ile tanismalar,bi yolunu bulup konusmalar gibi bir sürü taktik uygulanir kendisi ile tanismak için .Oluru en yüksek platonik ask budur.Çünkü ortam çesitli bahanelere çok müsaittir.Tavsiyem umudunuzu kaybetmeyiniz,aradan seneler geçse bile..Bakarsiniz sizde onun platonik askisinizdir..Kim bilebilir???? Israrla devam edin...&lt;br /&gt;ÜNLÜLER`de&lt;br /&gt;Offff en geyik platonik asktir..Fazla bahsetmeye gerek yok,ünlülerden herhangi biri deli gibi begenilir resimleri falan kesilir,tüm hayati ezberlenir,oniunla yatilip onunla kalkilir,sevgililerine uyuz olunur,onunla beraber hayaller kurulur ve daha bir sürü ..Hatta bu ünlü bi sarkici ise ; mümkünse konserine gidilip deliler gibi bagirilir,hatta bayilanlar olur..Tüm sarkilari ezbere bilinir.tabiki gerçeklesmesi çok zor bi asktir,zaten heyecanida platonik olmasidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5727969721574528362?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5727969721574528362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5727969721574528362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5727969721574528362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5727969721574528362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/platonik-ak-nedir.html' title='Platonik Aşk nedir'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-90547687267118207</id><published>2008-04-19T11:30:00.003-07:00</published><updated>2008-04-19T11:30:47.891-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Aşk Çözümleri</title><content type='html'>Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?&lt;br /&gt;İlacın Adı: Aşk&lt;br /&gt;Familya: Sevdaca&lt;br /&gt;Bitki Adı: Aşkus Tadarus&lt;br /&gt;Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler,para,bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre "gözleme" yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziki Özellikleri: Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;Kimyasal Özellikleri: Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla "geçimsiz" bir ilaçtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saflık Muayenesi: Aşkın ne ölçüde "saf" olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miktar Tayini: Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanışı: Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhisi: Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanışı: Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan: Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-90547687267118207?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/90547687267118207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=90547687267118207' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/90547687267118207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/90547687267118207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ak-zmleri.html' title='Aşk Çözümleri'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4778407368858062617</id><published>2008-04-19T11:30:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:30:25.266-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Aşık olup olmadığınızı Anlayın</title><content type='html'>1- "Seni seviyorum" demeye doymuyorsanız.&lt;br /&gt;2- En bakımsız halinizi bile görmesine aldırmıyorsanız.&lt;br /&gt;3- En bakımsız halinize bile bayılıyorsa.&lt;br /&gt;4- En sarhoş olduğu zamanlarda bile, asla size eski sevgilisinin adıyla hitap etmiyorsa.&lt;br /&gt;5- Eski sevgilinizi gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır olmuyorsa.&lt;br /&gt;6- İş seyahatine çıktığında ondan haber alamadığınızda, sinirlenmek yerine, başına birşey gelmesinden endişe ediyorsanız.&lt;br /&gt;7- Gazetenin 3. sayfasını okurken gördüğünüz kötü haberler sizi çok etkiliyorsa ve "ya o da böyle bir kaza geçirirse" diye düşünüp telaşa kapılıyorsanız.&lt;br /&gt;8- Başınız çok ağrıdığında, uyumanıza yardım etmek için, bütün gece size Sindrella'yı ve Robin Hood'u anlatıyorsa&lt;br /&gt;9- Birlikte tatlı yaparken çok eğleniyorsanız.&lt;br /&gt;10- Alışverişten sonra sizinle ilgileniyorsa. Ama sadece kredi kartı borcunuzu öğrenmek için değil, aldığınız şeyleri görmek için.&lt;br /&gt;11- Yedekte adam tutmak huyunuz, esrarengiz bir şekilde sizi huzursuz etmeye başladıysa.&lt;br /&gt;12- Sizin için çok önemli bir toplantıda, yüzünüzde bir gülümsemeyle hayallere dalıyorsanız.&lt;br /&gt;13- En aptal aşk şarkıları bile size son derece anlamlı geliyorsa.&lt;br /&gt;14- Eski Türk filmleri sizi ağlatmaya başladıysa.&lt;br /&gt;15- Çevrenizdekiler, sizin çok daha anlayışlı ve pozitif biri haline geldiğinizi söylemeye başladılarsa.&lt;br /&gt;16- Daha telefon çalarken, onun aradığını anlıyorsanız.&lt;br /&gt;17- Siz seyahatteyken, hergün çiçeklerinizi sulamak için size uğruyorsa.&lt;br /&gt;18- Size araba kullanmayı öğretirken, sabrını sonuna kadar muhafaza edebiliyorsa.&lt;br /&gt;19- Saçınızın rengini bir ton bile değiştirseniz, loş ışıkta dahi farkı anlıyorsa.&lt;br /&gt;20- Birbirinizin kredi kartı şifresini biliyorsanız.&lt;br /&gt;21- Annenizle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsa.&lt;br /&gt;22- Annesiyle sevgi dolu bir ses tonuyla konuşuyorsanız.&lt;br /&gt;23- Henüz evlenmeden çocuk isimlerinden bahsetmeye başladıysanız.&lt;br /&gt;24- Onsuz tatile çıktınız ve bütün vaktinizi telefon başında onu ne kadar çok özlediğinizi anlatarak geçirdiniz.&lt;br /&gt;25- Canınız işe gitmek istemediğinde sizin için patronunuzu arayıp hasta olduğunuzu söylüyorsa.&lt;br /&gt;26- Siz kilo aldıkça, tombul kadınları sevdiğinden bahsediyorsa.&lt;br /&gt;27- Üzerinde son derece eski moda giysiler olsa bile, onunla en yakın arkadaşlarınızın uğrak mekanı olan bara gitmekten rahatsız olmuyorsanız.&lt;br /&gt;28- Size durup dururken çiçek alıyorsa.&lt;br /&gt;29- Size hala oyuncak ayılar ve tüylü köpekler alıyorsa.&lt;br /&gt;30- Ne kadar saklamaya çalışsanız da, bugün sizin için kötü giden birşeyler olduğunu farkediyorsa.&lt;br /&gt;31- Yorgun olduğunda bile size seve seve masaj yapıyorsa.&lt;br /&gt;32- Onun yüzünden eğitiminizi yarım bırakmanın veya kariyerinize zarar verecek bir adım atmanın "fedakarlık" olduğunun farkındaysa.&lt;br /&gt;33- Başınız sıkıştığında ilk aklınıza gelen onun koruyucu omuzlarına ihtiyacınız olduğuysa.&lt;br /&gt;34- Sizin için yemek, temizlik hatta ütü yapıyorsa.&lt;br /&gt;35- Arkadaşlarınızla vakit geçirmeniz ve onun dışında da bir hayatınız olması konusunda sizi&gt;destekliyorsa.&lt;br /&gt;36- Özel günleri asla unutmuyor ve ufakta olsa mutlaka bir hediye alıyorsa.&lt;br /&gt;37- Sizin için ağlamaktan utanmıyor hatta bunun için gurur duyuyorsa.&lt;br /&gt;38- Çok paraya ihtiyacınız olduğu bir dönemde hiç düşünmeden bilgisayarını satabilecek kadar düşünceliyse.&lt;br /&gt;39- Bir sorunu olduğunda ima yoluna gitmek yerine açık açık konuşmayı tercih ediyorsa.&lt;br /&gt;40- Aynı bir şarj makinesi gibi enerjinizi tazeliyorsa.&lt;br /&gt;41- Gecenin bir yarısı, sadece sizi sevdiğini söylemek için telefon ediyorsa.&lt;br /&gt;42- Nasıl olsa birlikte yaşıyorsunuz diye kendini boşvermiyorsa. İlişkinizi taze tutmak için çaba sarfediyorsa. Mesela en sevdiğiniz restoranda rezervasyon yaptırıp size sürpriz ve romantik bir gece hazırlıyorsa.&lt;br /&gt;43- Size ayak uydurmak için tenis dersleri alıyorsa.&lt;br /&gt;44- Birlikte dans dersleri almayı teklif ediyorsa.&lt;br /&gt;45- Gece kulüplerinde piyasa yapmaktansa, sizinle evde video seyretmeyi tercih ediyorsa.&lt;br /&gt;46- Pijamalı halinizi gece kulüplerindeki çarpıcı kadınlara tercih ediyorsa.&lt;br /&gt;47- Kendisi acılı sevdiği halde, sizin için yemeği acısız ısmarlıyorsa.&lt;br /&gt;48- Sizin için dünyanın öbür ucuna giderse.&lt;br /&gt;49- Size gözü gibi bakıyorsa ve gözleri 6 numara bozuk değilse.&lt;br /&gt;50- Size hergün "Sevgililer Günü"yse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4778407368858062617?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4778407368858062617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4778407368858062617' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4778407368858062617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4778407368858062617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ak-olup-olmadnz-anlayn.html' title='Aşık olup olmadığınızı Anlayın'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-9010011530234631850</id><published>2008-04-19T11:29:00.002-07:00</published><updated>2008-04-19T11:30:04.202-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Aşk Dolu Mesajlar</title><content type='html'>SEN GELIPTE PISMANIM DESEN BANA CEZA VER RAZIYIM CEZAMA DESEN SANA TEK BIR CEZA VERIRDIM SENINDE BENIM GIBI SEVMENI ISTERDIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENI GORDUGUM ILK ANI HATIRLIYORUM. VE HIC DURMADAN AGLIYORUM. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KIMLER ICIN DOKMEDIMKI GOZYASI,SENIN ICIN DOKUYORSAM NE CIKAR.OMUR TEMELINDEN HER BIR TASI,SENIN ICIN SOKUYORSAM NE CIKAR...&lt;br /&gt;DUNYANIN EN AGIR ISCISI BENIM, NEDENMI? CUNKU 24 SAAT SENI DUSUNUYORUM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GECENIN IZINDE IZ SURDUM SENI ARADIM. AY SAHIDIM,KARANLIKLAR ISE ISIGIMDI.SABAHI YAPACAK GUNESE ANT OLSUNKI SENI BULACAGIM VE BENIM OLACAKSIN,BIR SEHER VAKTI. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BIR MEZARCI OLSAYDIM SENI TOPRAGA DEGIL KALBIME GOMERDIM SEVGILIM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENI SEVDIGIMI SOYLUYORUM AMA BU YALAN,CUNKU;SANA OLAN DUYGULARIM O KADAR USTUN VE YUCEKI ASKIM ONLARA ISIM BULAMADIM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EGER BIR UCURUMUN KENARINDA DUSMEK UZERE OLSAM, ASAGIDA BIR DAL OLSA VE O DALIN SEN OLDUGUNU BILSEM,OLMEKTEN DEGIL BITANEM SENI KIRMAKTAN KORKARIM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAGLARDAKI RUZGARIN ESINTISI NASIL INSANIIN ICINDE BIR HEYECAN YARATIYOR ISE ISTE BENDE SENINLEYKEN O HEYECANI YASIYORUM BITANEM... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEN DEPREM GIBI GIRDIN GONLUME FAY HATTI CIZDIN YUREGIME ENKAZLAR BIRAKTIN UZERIMDE KALBIMDE ARTCILAR DEVAM ETMEKTE OZLENMEKTESIN GULUM 8.4 SIDDETINDE. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GIT TABI GIT.KIRPIKLERIME BIR KARA DIKEN DE SEN EKLE.HENUZ SOKAKLARINA BILE ALISAMADIGIM BU KENTE VER BENI VE BAKISININ TALAN ETTIGI YERLERIMI AL OYLE GIT.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENDE HASRET, HASRETTE SEN BILDIM SENDE, BENSIZ BEN VAR DEPREM YIKMAZ, YAKMAZ ATES ASK OLAYIM, ASKIN KADAR. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENI SEVDIGIM KADAR ALLAHI SEVSEYDIM CENNETIN EN GUZEL KOSESI BENIM OLURDU. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YUREK VERMEZ YUREKLIYE DARILDIM KUSTUM YUREGIMI SANA GETIRDIM BIR GUVERCIN KANADININ UCUNA DENIZLERDE TUZ KOYMADIM YARAMA BASTIM YUREGIMI SANA GETIRDIM SESIMIN IBRESI AZ KONUS DEDI. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELKI YUZUM GULECEK DONECEGIM SASKINA BELKI MAHKUM OLACAK OMUR BOYU ASKINA BU KARARI VERIRKEN SAKIN BANA DEME TOY SENSIZ BEN YASAYAMAM ELINI KALBIME KOY... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DALGALARCA DALGALANDIM RUZGARCA ESTIM YUREGIMI SANA GETIRDIM SEN CAN ISTEMISSIN CANDAN DA OTE DOSTUM YUREGIMI SANA GETIRDIM. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAZAN KAR NASIL HAZIN YAGAR BILIRSIN KURSUNI BIR GOKYUZUNDEN AGLAMAKLI ISTE OYLEYIM, KAPKARAYIM BU GUN GEL EN HUZUNLU SESINLE, EN DOKUNAKLI. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENI ICIMDEN ATIYORUM HERGUN BIRAZ BIRAZ, AYRILIGA DA ALISILIR UNUTMA.INSANIZ NELER GORECEGIZ DAHA, SENIN SEVGIN NEDIR KI KOCA DUNYADA. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CARSIDA KAYBOLAN COCUGUN ELINDE SOGUYAN ANNE SICAKLIGI HIZIYLA AYRILDIN BENDEN, OYSA BEN CAY BARDAGINDA BIRAKILAN DUDAK PAYI KADAR BILE AYRI KALAMAM SENDEN.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-9010011530234631850?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/9010011530234631850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=9010011530234631850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9010011530234631850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9010011530234631850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ak-dolu-mesajlar.html' title='Aşk Dolu Mesajlar'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5328700268400950291</id><published>2008-04-19T11:29:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:29:22.183-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Kızlık Zarı Nedir / Kızlık zarı nasıl bozulur</title><content type='html'>Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik öneme sahip olan kızlık zarı tıbbi literatürde Hymen (himen) olarak adlandırılır. Hymen aynı zamanda Yunan ve Roma mitolojisinde Baccus (Dionysus) ve Venüs'ün (Afrodit) oğlu olan ve elinde bir meşale tutan evlilik ve düğün tanrısının adıdır. Gerdek gecesi bu Tanrı'ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır.&lt;br /&gt;Mitolojik bireylerin yanısıra 19. yüzyılda yaşamış bir besteci olan Frederic Hymen Cowen'de talihsiz bir seçimle bu kelimeyi yaşamı boyunca isim olarak taşımıştır.&lt;br /&gt;Kızlık zarının fizyolojik amacı ve görevi kadın vücudunun bugüne kadar açıklanamamış pekçok sırrından birisidir. Spesifik bir görevi yokmuş gibi görünmesine rağmen özellikle embryonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği düşünülmektedir. Tıbbi açıdan bakıldığında ise özellikle gelişmiş toplumlarda en sık cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pekçok toplum hymeni saflığın ve el eğmemişliğin yani bekaretin sembolü olarak görmüştür. Bu inanışın yansımaları hala daha özellikle bizim toplumumuz gibi gelişmekte olan toplumlarda sıklıkla yaşanmaktadır.Günümüzde kızlık zarının anatomik ya da fizyolojik değil sosyolojik bir fonksiyonu vardır.&lt;br /&gt;Anatomi&lt;br /&gt;Kızlık zarı belirli bir yapıda değildir. Anatomik olarak vajinayı oluşturan ve mukoza adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 santimetre içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir.Dışarıya bakan ön yüzü deriye, vajina içine bakan arka yüzü ise mukozaya benzer. Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.&lt;br /&gt;İlk ilişkide kızlık zarı mutlaka bozulur mu ?&lt;br /&gt;Hayır. Kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine müsade eder ve çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara duhule müsait ya da ilişkiye müsait zar adı verilir. Halk arasında ise elastik zar olarak adlandırılır. Kadınların %26-41'inde zar duhüle müsaittir ve ilk ilişkide kanama olmaz.&lt;br /&gt;Kızlık zarının bozulması ağrıya neden olur mu ?&lt;br /&gt;Bazı kadınlarda ilk ilişki sırasında ciddi miktarda bir ağrı olabilir. Ancak genelde herhengi bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korkuya neden olur. Erkeğin yavaş ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını kolaylaştırır.&lt;br /&gt;Kanamanın miktarı ne kadardır ?&lt;br /&gt;Kanamanın miktarı genelde çok azdır ve kısa sürede kendiliğine durur. Çok nadiren hymen arkasından bir damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılmsı gerekebilir. Bazı durumlarda ise vajina girişinde va hatta içinde yırtıklar meydana gelebilir, şiddetli ve durmayan bir kanama görülebilir. Bu gibi durumlarda cerrahi müdahale ile dikiş atılması gereklidir. Atılan bu dikiş kızlık zarını onarmaz.&lt;br /&gt;Kızlık zarı bozulduğunda mutlaka kanama olur mu?&lt;br /&gt;Hayır. Bazı durumlarda zarda yırtık meydana gelmesine rağmen kanama olmayabilir.&lt;br /&gt;Kanama olması kızlık zarının bozulduğunu mu gösterir?&lt;br /&gt;Hayır. Bazı durumlarda kızlık zarı bozulmaz ancak dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabilir ve buralardan kanamalar görülebilir.&lt;br /&gt;Kızlık zarı ilişki dışında başka bir yolla bozulabilir mi?&lt;br /&gt;Kızlık zarı genelde vajina içine giren ve genişliği hymen ortasındaki halkadan daha büyük olan cisimler ile bozulur. Ancak bazen ata ya da bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren bale gibi aktiviteler ya da kaza ve travma sonrasında da bozulabilir ya da zedelenebilir.&lt;br /&gt;Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi ?&lt;br /&gt;Hayır. Vajina içine birşey sokmaya teşebbüs edilmediği taktirde mastürbasyon ile kızlık bozulmaz.&lt;br /&gt;Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?&lt;br /&gt;Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.&lt;br /&gt;Kızlık zarının ne zaman bozulduğu anlaşılabilir mi ?&lt;br /&gt;Hayır. Eğer aradan 7-8 günden fazla zaman geçmişse anlaşılamaz.&lt;br /&gt;Kızlık zarı bozulmadan hamile kalınabilir mi ?&lt;br /&gt;Evet. Kızlık zarı gebeliğe karşı koruma sağlamaz. Kızlık zarı sağlamken (elastik ya da dışarı boşalma) spermler içeri girebilir ve dış gebelik de dahil olmak üzere hamilelik oluşabilir.&lt;br /&gt;Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?&lt;br /&gt;Evet. Zar yapısı uygun olan kişilerde hymen yapısına zarar vermeden spekulum incelemesi hatta kürtaj dahi yapılabilir. Öte yandan akıntı sorunu olan hemen hemen tüm bakire genç kızlarda ve kız çocuklarında vajinal kültür alınabilir.&lt;br /&gt;Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ?&lt;br /&gt;Bu ancak muayene ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gazlı bez ile büyük dudakları ayırarak kızlık zarını gözler. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak deneyim gerektirir. Bazı durumlarda jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve kolposkopik incelemeye gereksinim duyabilir. Özellikle doğal çentik bulunan hymen varlığında karar vermek güç olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı tamir edilebilir mi?&lt;br /&gt;Evet. Kızlık zarı tamir edilebilir ve bu işleme himenoplasti (hymenoplasty) ya da hymenorraphy adı verilir. Bunun için ne zaman ya da kaç defa ilişki olduğu önemli değildir. Doğum yapmış kadınlarda bile kızlık zarı tamir edilebilir. Kızlık zarının tamir edildiği ancak jinekolog ya da adli tabip tarafından anlaşılabilir. Ancak kızlık zarı tamirinde kanama olması %100 garanti edilemez. Gerçekte bozulmuş olan zarın tamamen tamir edilmesi ve eski haline getirilmesi olanaksızdır.Son derece ince yapıda olan bu doku genelde dikiş tutmaz. Ortamda bulunan fazla sayıdaki mikroorganizma nedeni ile yara yeri kolayca enfekte olabilir. Buna karşılık vajina duvarından alınan parçalar ile yeni bir hymen yapılabilir. Bu durumun hukuksal ve ahlaki boyutu tartışmalı olmakla beraber bizim toplumumuz gibi bekaret nedeni ile cinayetlerin bile yaygın olarak görüldüğü toplumlarda zaman zaman hayat kurtarıcı olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlık zarı tamiri ile ilgili olarak tüm dünyada tartışmalar sürmektedir. Ancak bu yapay bekaretin ne kadar gerekli olduğu konusunda fikir birliği yoktur. Özellikle batılı yazarlar bunun son derece gereksiz bir işlem olduğunu düşünürken bazıları işlemin etik açıdan estetik ameliyattan farklı olmadığı fikrindedirler. Açıkçası hymen onarımı talep eden kadınlar buna yaşadıkları toplumsal çevreye bağlı olarak sosyal statülerini, mutluluklarını hatta yaşamlarını devam ettirebilmek için gerek duyduklarını belirtmektedirler. Gerçekten de 1996 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir makelede kızlık zarı tamirinin Mısır'da ilk gece cinayetlerini %80 oranında azalttığı ileri sürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden elde edilen bekaretin bedeli çok da düşük değildir. Berkeley Tıp Dergisinde yayınlanan bir araştırmada Mısır'da kadınların bu işlem için 100-600 Amerikan doları ödedikleri, Türkiye'de ise ücretlerin 140-1500 Amerikan Doları arasında değiştiği belirtilmektedir.&lt;br /&gt;Her doktor bu ameliyatı yapabilir mi?&lt;br /&gt;Hayır. Pekçok jinekolog bu ameliyatı prensip olarak yapmaz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde bu ameliyatı yapan doktor ve klinikler mevcuttur.&lt;br /&gt;Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?&lt;br /&gt;Bu yapılacak olan ameliyatın türüne bağlıdır. Bazı ameliyatlar ilişkiden bağımsızken bazı tür dikişler evlenmeden 3 gün önce yapılmalıdır. İşlem genelde 30 dakika kadar süren, genel ya da lokal anestezi altında yapılabilen nispeten basit bir operasyondur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5328700268400950291?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5328700268400950291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5328700268400950291' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5328700268400950291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5328700268400950291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/kzlk-zar-nedir-kzlk-zar-nasl-bozulur.html' title='Kızlık Zarı Nedir / Kızlık zarı nasıl bozulur'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3908719909906460945</id><published>2008-04-19T11:28:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:28:47.709-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Sancılı Adet - Dismenore Adet Kanaması</title><content type='html'>Dismenore Adet Sancısı Nedir?&lt;br /&gt;Kadınların yarısından fazlasında adet döneminde az ya da çok ağrı olur. Ancak yaklaşık %10 kadında adet dönemindeki sancı oldukça şiddetli olur ve kadının 1-3 gün boyunca çoğu durumda kendini iş göremeyecek kadar kötü hissetmesine neden olur.&lt;br /&gt;Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniklerine yapılan acil başvurularının yaklaşık %10'u adet sancısı nedeniyle olmaktadır.&lt;br /&gt;Dismenore, yani sancılı adet görme başvuru yapıldığı takdirde gerekli incelemeler sonrası etkili bir şekilde tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;Neden sancılı adet görülür?&lt;br /&gt;Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus kasılmalarının kadın tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasının atılarak yenilenmesi esnasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Bu kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yolaçan olayın bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadında prostaglandinlere ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması olduğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak adet görmeden kısa süre önce başlayan ve adet bittikten sonra tümüyle kaybolan adet sancısı yumurtlama olduğunun güvenilir belirtilerinden biridir.&lt;br /&gt;Sancılı adet görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahimağzı) girişinin kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması ve buna bağlı olarak adet kanının "zorlukla atılması" ve spiral kullanımı gibi nedenler yeralır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne gibi belirtiler oluşur?&lt;br /&gt;Adet sancısı genellikle adet görmeden önceki ilk 24 saat içinde başlar, adet görmekle beraber şiddeti kısa süreli olarak artar ve adet döneminin bitmesine kadar giderek hafifler.&lt;br /&gt;Bulantı-kusma, halsizlik, ishal, kramplara ek olarak şiddetli belağrısı ve başağrısı sancıyla beraber sık görülen diğer belirtilerdir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda bayılma bile ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?&lt;br /&gt;Adet sancıları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli degildir. Ancak adet sancıları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa ve/veya iş kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir tedavi uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normaldışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus miyomları ve diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen adet sancısı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıkarır ve böyle durumlarda tedavi tamamen farklı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;Eğer jinekolojik muayenede adet sancısını taklit edecek bir durum sözkonusuysa (endometriozis, yumurtalık kisti, miyom, spiral, enfeksiyon gibi) öncelikle saptanan hastalık tedavi edilmelidir. Yetersiz değerlendirme sonucu yapılan tedavinin başarılı olma şansı düşüktür.&lt;br /&gt;Jinekolojik muayenede hiç bir jinekolojik patoloji saptanmadığında ilk basamak tedavi ağrı kesicilerdir. Kullanılacak ağrı kesiciler "nonsteroid anti inflamatuar analjezikler" adı altında gruplandırılan ve ağrı kesme dışında iltihap giderici özellikleri de buılunan ağrı kesiciler olmalıdır. Bu ilaçlar ağrıyı kesmeleri dışında prostaglandin üretimini de azaltarak çift yönlü tedavi yaparlar. Adet başlamadan 24 saat öncesinde doktor önerisine göre değişen dozlarda tercihan naproksen sodyum içeren ilaçlar kullanılır ve sancı devam ettiği sürece ilaçlar alınmaya devam edilir.&lt;br /&gt;Ağrı kesici ilaçlara yanıt alınamayan durumlarda ikinci basamak tedavi doğum kontrol haplarıdır. Dismenore ile yumurtlama arasında yakın bir ilişki sözkonusu olduğundan yumurtlamanın doğum kontrol haplarıyla ortadan kaldırılması ağrıları çoğu durumda etkili bir şekilde kontrol altına alır.&lt;br /&gt;İkinci basamak tedaviden de fayda görmeyen kadınlarda ileri inceleme gerekir. Bu amaçla gerekli ön hazırlığı takiben laparoskopi adı verilen yöntemle karın boşluğu incelenir. Bu incelemede genellikle saptanan patoloji endometriozistir ve tedavisi daha farklıdır.&lt;br /&gt;Olayın psikolojik kompoonentinin varlığından şüphelenildiği durumlarda doktor önerisine göre psikiyatri konsultasyonu gerekebilir.&lt;br /&gt;Yoga, transandantal meditasyon, biofeedback, gevşeme gezersizi gibi yöntemler de usulüne uygun olarak uygulandıklarında faydalı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3908719909906460945?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3908719909906460945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3908719909906460945' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3908719909906460945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3908719909906460945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/sancl-adet-dismenore-adet-kanamas.html' title='Sancılı Adet - Dismenore Adet Kanaması'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3376921871707375304</id><published>2008-04-19T11:27:00.003-07:00</published><updated>2008-04-19T11:27:53.705-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Hemen Zayıflatan Şok Diet Listeleri</title><content type='html'>Az Yiyor ama Kilo Alıyorsanız Mutlaka Okuyun&lt;br /&gt;Kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu ile ilgilenenlerin şaşırtıcı bir gözlemi var: Kilolu insanların çoğu zayıf olanlardan daha az yiyor, hatta neredeyse aç geziyor, ama yine de kilolarından kurtulamayıp depresyona giriyorlar...&lt;br /&gt;Sorun, az yemekte değil, metabolik ve davranışsal bozukluklarda... Kilolu insanların çoğu az miktarda yiyecek tüketmelerine ve özellikle öğünlerde normalden az besin almalarına rağmen kilo sorunları sürüp gidiyor. İşin kötüsü bu ‘az yiyen’ ve genelde ‘aç gezen’ insanlar, bir türlü çözemedikleri kilo sorunları nedeniyle kendilerini suçlu ve beceriksiz hissediyorlar. Sosyal çevrenin onları kilolarını kontrol etme yeteneğinden yoksun, zayıf karakterli, dikkatsiz, özensiz, obur kişiler olarak gördüğünü düşünüp üzülüyorlar. Kilo sorununa olan kayıtsızlıkları veya sorunu çözmedeki yeteneksizlikleri nedeniyle de ayıplandıklarını sanıp depresyona giriyorlar...&lt;br /&gt;Gerçekte ise bilinenin tam tersi bir durum söz konusudur. Fazla kilolu veya şişman insanların ‘düşük kalori alımına uyum sağlamış bir vücut kimyaları’ vardır. Hormonal ve metabolik süreçleri, kalorileri yeteri kadar kullanmaz. Azalmış bir metabolizma hızı öncelikle kalorilerin yakılmasında daha az gayretli, tembel bir vücut ile kendini gösterir. Metabolik hızları zaten düşük, kalori yakma yetenekleri zaten sınırlı olan bu şanssız insanlar da zaman zaman küçük kaçamaklar yapmakta, bazen yemek konusunda aşırıya kaçabilmektedir. Ama aynı kaçamakların daha büyüklerini, daha sık tekrarlayan arkadaşları zayıf kalmaya devam ederken onların her kaçamağı kalçalarına, karınlarına eklenmiş yağ yığıncıklarını anı olarak bırakmaktadır.&lt;br /&gt;ŞARLATAN ŞOK DİYETLER&lt;br /&gt;Bazı hastalarda diyetler, ne yazık ki hiçbir işe yaramıyor. Kendini yememe konusunda olağanüstü sınırlayıp birkaç yüz gram verince bayram eden, en ufak kaçamağında ise bir kaç kiloyu hızla alıp depresyona giren pek çok insan var. Kısacası, diyetler tek başına çoğu zaman işe yaramıyor, etkili ve yeterli olmuyor. Özellikle şarlatan şok diyetler tehlikeli bile olabiliyor.&lt;br /&gt;Bunun en büyük kanıtı neredeyse her gün yeni bir diyet programı yayınlanırken, kilolu veya obezlerin sayısında yüzbinleri bulan artışların yaşanmasıdır. Kilo fazlalığı ve şişmanlık salgınının önü bir türlü alınamıyor. Sorun bir salgın hastalık değil, ‘çılgın bir sağlık sorunu’ hızıyla ve önlenemez bir süratle yayılıyor, dünyamız her gün tonlarca daha ağır hale geliyor.&lt;br /&gt;ALMAK DAHA KOLAY&lt;br /&gt;Diyetler hiç şüphe yok ki kilo vermekte yardımcı oluyorlar, ama her zaman ve koşulsuz çözümler olmaları asla mümkün değil. Diğer taraftan fazla kilolu insanlarda problemin çoğu kez ‘kilo vermek’ değil ‘kilo almak’ olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Bu insanlar zor, güç bela kilo veriyorlar, ama kısa bir süre sonra kaybettiklerinin de çok daha fazlasını, daha kısa bir sürede alıyor.&lt;br /&gt;Sorun tedavinin eksik ve etkisiz olmasından kaynaklanıyor. Bilinen bu örnekle; kilo sorununu çözmede sadece diyetle yetinmek, ayağı kırılmış bir hastayı ağrı kesici verip eve göndermekten pek farklı değil. Ağrı kesicinin etkisi kısa bir süre sonra geçecek, siz sorunla yeniden başbaşa kalacaksınız. Problemin çözümü kırılan ayağınızın alçıya alınması veya ameliyatla onarılmasındadır. Soruna geçici çözümler bulmak pek sonuç vermez.&lt;br /&gt;SORUN NASIL ÇÖZÜLÜR?&lt;br /&gt;Kilo fazlalığı veya şişmanlık sorunu olanlara sadece diyetlerle kilo verdirmeye çalışmak da buna benzer. Diyet programını eksiksiz uygularsanız, belki de bir miktar kilo verebilirsiniz. Kilo almanıza neden olan metabolik sorununuz veya kilo almaya hormonal-genetik yatkınlığınız ise çözülmemiştir, sürüp gitmektedir. Diğerlerinden daha kolay ve daha hızlı kilo almanıza neden olan davranışsal, metabolik veya hormonal sorun varlığını sürdürmektedir.&lt;br /&gt;Sorunun medikal çözümü, ikinci ve üçüncü derece tedavi unsurlarının da devreye aynı anda sokulmasındadır. ‘Yeme davranışındaki bozukluk’ çözülmedikçe altta yatan hormonal veya metabolik sorun tedavi edilmedikçe sadece diyet yaparak verilen kiloları aynı hızla ve fazlasıyla geri almanız kaçınılmazdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3376921871707375304?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3376921871707375304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3376921871707375304' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3376921871707375304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3376921871707375304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/hemen-zayflatan-ok-diet-listeleri.html' title='Hemen Zayıflatan Şok Diet Listeleri'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-705864907475926714</id><published>2008-04-19T11:27:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:27:23.044-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Dudak Makyajı Nasıl Yapılır</title><content type='html'>Rujunuz dudak kenarlarınıza mı taştı?&lt;br /&gt;Önce çubukla taşan kısımları temizleyin; sonra pamuklu çubuğun ucuna bir parça fondötene batırıp lekeleri kapatın, pudralayın, rujunuzu yenileyin.&lt;br /&gt;Rujunuza kalıcılık&lt;br /&gt;Rujunuzu sürmeden önce dudaklarınıza biraz fondöten sürüp pudralayın. Bir kat ruj sürün, fazlasını almak için iki dudağınızın arasına bir kağıt mendil koyup dudaklarınızı bastırarak kapatın, 2.katı uygulayın.&lt;br /&gt;Rujunuz dişlerinizi mi boyuyor?&lt;br /&gt;Kötü bir görüntü ama önlemi çok kolay: rujunuzu sürdükten sonra baş parmağınızı ağzınıza koyun (çocukların parmak emdiği gibi) ve dudaklarınızı sıkıca kapatın. Rujunuzun fazlası parmaklarınıza çıkacaktır.&lt;br /&gt;Rujunuzu belirginleştirmek için&lt;br /&gt;Ruj renginize uyumlu bir dudak kalemiyle tüm dudağınızı boyadıktan sonra rujunuzu uygulayın. Daha belirgin ve çarpıcı bir renk elde edeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlak dudaklar&lt;br /&gt;Pek kalıcı olmayan dudak parlatıcılarının yerine, dudaklarınıza vazelin sürün. Hem parlaklık daha kalıcı olacak, hem de dudaklarınız yazın güneşinden, kışın da soğuğundan korunmuş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok doğal bir görünüm için&lt;br /&gt;Dudağınızın doğal kırmızısına çok yakın bir ruj rengi seçin. Ruju sadece alt dudağınıza sürüp dudaklarınızı birbiri üstene kapatıp sıkın. Üst dudağınıza geçen ruju parmağınızın ucuyla hafifçe yayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudaklarınıza İstediğiniz Şekli Verin&lt;br /&gt;Dolgun Dudakları İnceltin&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudaklarınızı olduğundan daha ince göstermek istiyorsanız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dudak kenarlarınıza hafifçe fondöten sürün.&lt;br /&gt;- Dudaklarınızı, rujunuza uygun renkte bir dudak kalemiyle üst dudağınızın doğal çizgisinin hemen altından, alt dudağınızın ise hemen üstünden çevreleyin.&lt;br /&gt;- Dudaklarınızın yeni çizgisine sadık kalarak rujunuzu sürün. Mat rujlar tercih edin. Ruju fırça ile uygularsanız daha iyi sonuç alırsınız.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudaklarınızı Dolgunlaştırın&lt;br /&gt;Dudaklarınızı olduğundan daha dolgun göstermek istiyorsanız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dudaklarınızı, rujunuza uygun renkte bir dudak kalemiyle doğal çizgisinin tam üstünden çevreleyin.&lt;br /&gt;- Dudaklarınızın yeni çizgisine sadık kalarak rujunuzu sürün. Parlak ve açık renkler kullanın. Koyu renkler dudak hacminizi küçültür. Koyu renk kullanmak zorundaysanız, dudaklarınızın ortasına daha açık bir renk veya parlatıcı sürün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-705864907475926714?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/705864907475926714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=705864907475926714' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/705864907475926714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/705864907475926714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/dudak-makyaj-nasl-yaplr.html' title='Dudak Makyajı Nasıl Yapılır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8493668032061563203</id><published>2008-04-19T11:26:00.003-07:00</published><updated>2008-04-19T11:26:50.291-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Hamilelik belirtileri nelerdir</title><content type='html'>Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.&lt;br /&gt;Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12' inci haftalar arasında duyulabilir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8493668032061563203?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8493668032061563203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8493668032061563203' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8493668032061563203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8493668032061563203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/hamilelik-belirtileri-nelerdir.html' title='Hamilelik belirtileri nelerdir'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3777152951754597480</id><published>2008-04-19T11:26:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:26:14.215-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Erkeklere Özel'/><title type='text'>Androloji Hakkında</title><content type='html'>Androloji Üreme Sağlığı&lt;br /&gt;Androloji Bilim Dalı uğraş alanları; erkek infertilitesi, erkek ve kadın cinsel fonksiyon bozukluklarıdır.&lt;br /&gt;Erkek ve kadın cinsel sağlığı, erkek kısırlığı ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel araştırmaları yapmak, tanı ve tadavi imkanlarını bulmak ve uygulamak androloji biliminin alanıdır. Hala bir çok yerde androloji üroloji biliminin bir alt dalı konumundadır.&lt;br /&gt; Gerçekte de üroloji ve androloji aynı anatomofizyolojik sahayı paylaşmaktadır ve gerçekten de ürolojiyi bilmeden androloji bilinemez. Çünkü sistem birbirini tamamlayan bütünün parçaları konumundadır.&lt;br /&gt;Andros= Erkek, Logos= Bilim sözcüklerinden androloji terimi erkekbilim şeklinde çevrilebilir. Ancak erkek ve kadın cinsel fonksiyonlarının benzerlikleri ve birbirlerini tamamlayan özellikler taşımaları nedeniyle kadın cinsel fonksiyonlarını da inceler. Kadın olmadan erkek, erkek olmadan kadın cinselliği yarım kalmaktadır prensibi geçerlidir. Cinsel fonksiyonları bozuk bir erkeğin partnerinin de sağlıklı bir cinsel hayat yasaması oldukça zordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANDROLOJİK RAHATSIZLIKLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Penis anatomisi ve fizyolojisi&lt;br /&gt;2. Erektil disfonksiyon ( iktidarsizlik ): Nedenleri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri&lt;br /&gt;3. Penis eğriliği ve peyroni hastalığı&lt;br /&gt;4. Mikropenis ve küçük penis&lt;br /&gt;5. Normal penis gelişimi&lt;br /&gt;6. Penis büyütme teknik ve ameliyatları&lt;br /&gt;7. Penis protezi&lt;br /&gt;8. Penis kırılması ( fraktürü )&lt;br /&gt;9. Priapizm ( penisin uzun süre sert kalması )&lt;br /&gt;10. Adult hipospadias ve epispadias&lt;br /&gt;11. Diabet hastalığı ve cinsel fonksiyon bozuklukları&lt;br /&gt;12. Kalp hastalıkları ve cinsellik&lt;br /&gt;13. İlaçlar ve cinsellik&lt;br /&gt;14. Hiperkolesterolemi ve cinsel fonksiyonlar&lt;br /&gt;15. Obezite ve cinsellik&lt;br /&gt;16. Böbrek hastalıkları ve cinsel fonksiyon bozuklukları&lt;br /&gt;17. Spinal kord yaralanmasi ve cinsel fonksiyon bozuklukları&lt;br /&gt;18. Böbrek yetmezliği ve cinsel fonksiyonlar&lt;br /&gt;19. Travmalar ve cinsel fonksiyonlar&lt;br /&gt;20. Prostat hastalıkları ve cinsel fonksiyonlar&lt;br /&gt;21. Yaşlılık ve cinsel fonksiyonlar&lt;br /&gt;22. Penil cilt hastalıkları&lt;br /&gt;23. Penis kanserleri&lt;br /&gt;24. Orgazm bozuklukları&lt;br /&gt;25. Erken boşalma&lt;br /&gt;26. Erkek kısırlığı&lt;br /&gt;27. Penis küçülmesi&lt;br /&gt;28. Testis hastalıkları ve cinsellik&lt;br /&gt;29. Cinsel isteksizlik ( libido azlığı )&lt;br /&gt;30. Cinsel tiksinti&lt;br /&gt;31. İlk gece sorunu&lt;br /&gt;32. Cinsellik psikolojisi ve cinsel sağlık&lt;br /&gt;33. Sağlıklı cinsel yaşam&lt;br /&gt;34. Kadın cinsel fonksiyon bozuklukları&lt;br /&gt;35. Kadın cinsel anatomi ve fizyolojisi&lt;br /&gt;36. Kızlık zarı&lt;br /&gt;37. Menopoz ve cinsellik&lt;br /&gt;38. Gebelik ve cinsellik&lt;br /&gt;39. Vajinismus&lt;br /&gt;40. Yaşlı kadın ve cinsellik&lt;br /&gt;41. Cinsellik ve internet&lt;br /&gt;42. Cinsellik ve basın&lt;br /&gt;43. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar&lt;br /&gt;44. Cinsel istismar&lt;br /&gt;45. Evlilik ve cinsellik&lt;br /&gt;46. Arkadaslik ve cinsellik&lt;br /&gt;47. Cinsel sapıklıklar&lt;br /&gt;48. Masturbasyon&lt;br /&gt;49. Meslek ve cinsellik&lt;br /&gt;50. Çalışma hayatı ve cinsellik&lt;br /&gt;51. İklim, coğrafya ve cinsellik&lt;br /&gt;52. Kültür ve cinsellik&lt;br /&gt;53. Irksal özellikler ve cinsellik&lt;br /&gt;54. Hormonlar ve cinsellik&lt;br /&gt;55. Fantezi ve cinsellik&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3777152951754597480?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3777152951754597480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3777152951754597480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3777152951754597480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3777152951754597480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/androloji-hakknda.html' title='Androloji Hakkında'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5003973842683546243</id><published>2008-04-19T11:24:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:24:26.642-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saç Bakımı'/><title type='text'>Regle zamanı Hakkında</title><content type='html'>Aybaşı öncesi sendromu dediğimiz, karın ve sırtın alt kısmında şiddetli, tatsız bir ağrı, kanamadan üç ila dört gün öncesinde ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kadınlar göğüslerinde büyüme ve hassasiyet, şişmiş bir karın veya genel bir şişkinlik hissi yaşayabilirler.&lt;br /&gt;Vücudun daha çok sıvı tutması, üç kiloya kadar geçici bir ağırlık artışı olarak görülebilir ve biraz bulantı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla baş ağrıları, genel bir vücut sertliği ve kabızlık görülür. En kötü tarafı, bu dönemde görülen, çabuk öfkelenme, depresyon ve isteksizliktir. Kanama başlayınca hem fiziksel hem de ruhsal tıkanmanın yoğun luğu azalır ve kan akışı en bol haline gelince bu rahatsızlıklar kaybolur. Bu tarz bir adet problemi ergenlikten menopoza kadar her yaştaki kadında görülür ve her hamilelikle daha da yükselen bir seyir izler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Progesterone eksikliği de, vücut hücrelerinin sodyum tutması ve potasyum kaybetmesine sebep olur. Bunun ciddi sonuçları olur, zira sinir sistemi ve beyin boyunca itkilerin (sinyallerin) iletilmesi, doğru sodyum/potasyum oranına bağlıdır. O zaman, adet sırasındaki duygusal zayıflığımızın fizyolojik kökenini de hormonal dengesizlik olarak görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin geri kalanında yogadaki dengeli bir asana (duruş) programı, bezleri hassas şekilde manipüle ederek hormon üretimini uyumlu hale getirir. Asanalar bezlere ve iç organlara masaj yapar ve onları sıkıştırarak bayat kanı dışarı zorlar ve taze kanın dolaşıma girmesini sağlar. Bezler ve tüm üreme sistemi forma girer ve güçlenir. Meditasyon uygulamaları, özellikle yoga nidra ve antar muna da, fiziksel ve duygusal uyumumuzu bozan gerginliği kaldırmak için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahıllar ve sebzelerden oluşan saf bir diyet, adet görme de dahil bir çok rahatsızlık için mucizevi etki yaratır. Yüksek protein diyetleri, özellikle et temelli olanlar, kesinlikle problemi kötüleştirir ve dismenore vakalarının zengin ülkelerde artan et tüketimiyle paralel gittiği saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğilim tekrar basite, vejetaryen yiyeceklere dönünce birçok kadın, daha hafif ve daha az kan akışı ile beraber adet güçlüklerinde dramatik iyileşmeler bildirmişlerdir. Hala et yiyenler bile kahve ve işlenmiş gıdaları, özellikle şekeri, beyaz pirinci ve beyaz un mamullerini azaltarak önemli yararlar kazanmışlar. Periyot sırasında sinir sistemini altüst eden geçici potasyum yokluğunu giderebilmek için, çok olgun muzlar yemeli, taze portakal veya limon suyu içmeliyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5003973842683546243?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5003973842683546243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5003973842683546243' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5003973842683546243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5003973842683546243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/regle-zaman-hakknda.html' title='Regle zamanı Hakkında'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8587115558067722688</id><published>2008-04-19T11:23:00.003-07:00</published><updated>2008-04-19T11:23:51.626-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Selülitlerinizden Kurtulun !</title><content type='html'>Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Cilt Bakımı ve Güzellik Programı’nda uygulanan yöntemle 1 ayda selülit bulunan bölgede 4 cm incelme sağlanıyor.  Öğretim Görevlisi Nursel Altunkaynak ANKA’ya yaptığı açıklamada kan dolaşımı bozukluğuna yol açarak, bacaklarda ağrı ve halsizliğe de neden olan selülitin, uygulanan programla ortadan kaldırıldığını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nursel Altunkaynak, “Haftada 2 ya da 3 kez uygulanacak ve toplam 12 seans süren bakım sonrası selülitli bölgede 4 santim incelme sağlanıyor. Kalın tabaka inceliyor, dokularda sıkılaşma görülüyor” dedi. Selülitin kan dolaşımı bozukluğuna yol açarak, bacaklarda ağrı ve halsizliğe yol açtığını kaydeden Altunkaynak, “Doku bozulması sonucu gevşeme başlar. Bu da vücut dokusunun çirkin bir görüntü kazanmasına neden olur” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülitle savaşta beslenme önemli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyguladıkları bakım ile içinde iyotça zengin deniz otu, yağ parçalama özelliğine sahip bitkiler, yosun, kakao, portakal özü, jajoba gibi maddelerin yer aldığı serum ve kremlerin kullanıldığını açıklayan Altunkaynak, “İşlem ortalama 1 saat sürmekte. Bakım uygulanan bölge 20 dakika kadar strech içinde bekletilmektedir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülitle savaşta beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğini kaydeden Altunkaynak, “Bol su içilmesi ve düzenli egzersiz yapılması gerekmekte. Mevcut bir hormon bozukluğu varsa mutlaka tedavi edilmelidir” diye konuştu. Altunkaynak, selülütin yaş veya kiloyla ilgisi olmadığının altını çizerek, “Çok zayıf insanlarda bile selülitle karşılaşıyoruz” dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8587115558067722688?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8587115558067722688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8587115558067722688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8587115558067722688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8587115558067722688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/sellitlerinizden-kurtulun.html' title='Selülitlerinizden Kurtulun !'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-9126182527373724247</id><published>2008-04-19T11:23:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:23:25.410-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Solaryum/Solarium zararlımı ?</title><content type='html'>Tatilden dönenlere bir bakın; bronz bir tene mi sahipler yoksa güneş altında kavrulmuşlar mı? Deniz ve güneş hazırlığı yapıyorsanız ve arkadaşlarınız gibi kavrulmak değil de bronzlaşmak istiyorsanız, söylenenleri uygulamanız yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş altında bronzluk için çabalarken lekelerden, ton farkından ve çizgilerden kurtulmak biraz zor. Doktorlar, gazete ve dergilerin güzellik editörleri boşuna uyarmıyorlar, “Öğle saatlerinde güneş altına yatmayın, il k günler 15 dakikadan daha fazla güneşlenmeyin!” diye. Ama dinleyen kim? Güneşin tam altındaki bir şezlongda, güneşi daha iyi görecek pozisyon alınıyor, güneş kremi veya süt sürülüyor ve saatlerce yatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç; güneş altında kavrulmuş bir yüz, yanık bir sırt, soyulmaya yüz tutmuş dekolte, önü kızarmış ama arkası bembeyaz bacaklar… Böyle bir hataya düşmemek için pek çok yol var. En kolayı “self-tanner” adı verilen krem bronzlaştırıcılarla işe başlayıp, tatile gitmeden birkaç gün öncesinden veya tatildeki ilk günlerinizde bu bronzlaştırıcılardan kullanmak. Tabii bu kremleri kullanırken de, iyi sonuç alabilmek için dikkat edilmesi gereken noktalar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cildinize en uygun tonu seçmelisiniz. Size en uygun bronzlaştırıcıyı bulmak için, bir miktar kremi elinizin üzerinde uygulayın. Böylece cildinizin kremi emip emmediğini, rengin size uygun olup olmadığını görebilirsiniz. Sakın denemeden almayın. Kremlerin fiyatları 10 ve 11 YTL. civarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yüz için özel bir krem almanız şart. Çünkü yüz, vücudun diğer kısımlarına oranla, kremi daha farklı absorbe eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kremi vücuda uygulamadan önce duşa girin, kese veya peeling yaparak vücudunuzdaki ölü hücrelerdan kurtulun. İyice kurulandıktan sonra avucunuza alacağınız bol miktarda bronzlaştırıcı kremi vücudunuza yedirin. Kremin her yerinize eşit olarak dağılmasına dikkat edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-9126182527373724247?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/9126182527373724247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=9126182527373724247' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9126182527373724247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9126182527373724247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/solaryumsolarium-zararlm.html' title='Solaryum/Solarium zararlımı ?'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8503992314193682337</id><published>2008-04-19T11:22:00.001-07:00</published><updated>2008-04-19T11:22:56.447-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Ruj sürmek Göğüsleri büyütürmü</title><content type='html'>İngiltere’de 10 yıl içinde kadınların ortalama göğüs ölçülerinin iki beden büyümesi araştırma konusu oldu. Geniş bir uzman grubunun yürüttüğü araştırmaya göre, obeziteden hormona, çevresel faktörlerden alkole kadar, birçok etken sö z konusu olabilir. Ancak en ilginç "şüpheli", östrojen benzeri kimyasallar taşıyan rujlar ve hijyenik pedler oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında diyetisyen ve jinekologların da bulunduğu büyük bir uzman grubuna göre göğüslerin büyümesinde en önemli faktör, yapay hormonlar. Haşerat ilaçları ve plastiklerde de kullanılan "kseno-östrojen" gibi bazı kimyasalların, vücut tarafından östrojen gibi algılandığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem prostat kanseri tedavisinde de kullanılan östrojenin, erkeklerde bile gözle görülür bir göğüs büyümesine neden olduğu belirtiliyor. Günümüz toplumunda aynı etkiyi gösteren kimyasallar, kozmetikten gıdaya birçok yolla insan vücuduna girerek hormonal dengeyi bozuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8503992314193682337?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8503992314193682337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8503992314193682337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8503992314193682337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8503992314193682337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ruj-srmek-gsleri-bytrm.html' title='Ruj sürmek Göğüsleri büyütürmü'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1979400306379879255</id><published>2008-04-19T11:20:00.000-07:00</published><updated>2008-04-19T11:22:02.367-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Günde kaç kalori alırsam kilo veririm</title><content type='html'>Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, diyetle ilgili en çok sorulan sorular ve diyetisyenlerin verdikleri yanıtlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Günde kaç kalori almalıyım?: Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15′i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?: Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat emmeme gerek var mı?: Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?: İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, her birinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?: Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?: Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?: Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Şeker şişmanlatır mı?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- En sağlıklı yağ hangisi?: Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?: Diyetisyenlerin bu soruya yanıtı, hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Çok az yağ yemek mümkün mü?: Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa gereksinim duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15′inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10′un da yeterli olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?: Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?: Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?: Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?: Diyetisyenlerin verdikleri bilgiye göre, direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?: Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Diyetisyenler, yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1979400306379879255?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1979400306379879255/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1979400306379879255' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1979400306379879255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1979400306379879255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/gnde-ka-kalori-alrsam-kilo-veririm.html' title='Günde kaç kalori alırsam kilo veririm'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-9027171383916127339</id><published>2008-04-19T11:17:00.000-07:00</published><updated>2008-04-19T11:19:54.009-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Cildinizde ölü hücreleri yenileyin</title><content type='html'>Cildiniz pul pul mu oluyor? Bu gibi durumlarda cildinizin üzerindeki ölü hücreleri nazikçe sürterek temizlemelisiniz. Soyucu uygulamalar cildinizdeki kırışıklıkları gizlemenize ve gidermenize yardımcı olurken, cildinize bir pembelik de verebilir.&lt;br /&gt;Cildinizi ölü hücrelerden arındırmak için bunları yapın!&lt;br /&gt;Vücudunuzu duşta ya da küvette ıslatın.&lt;br /&gt;Soyucu özelliği olan sentetik lif, sünger ya da eldiven kullanın.&lt;br /&gt;Soyucu özelliği olan bir temizleme ürününü süngerin, lifin ya da eldivenin üzerine serpin. Bazı temizleyiciler % 25 oranında volkanik taş tozu içerir. Bunlar yağlı cilt için yararlıdır. Buna rağmen aşırı temizleyici kullanımı yağ bezlerinin aşırı üretimine de neden olabilir.&lt;br /&gt;Bu nedenle dikkatli ve doğru miktarda uygulamak gerekir. Sünger ya da lif kullanarak dairesel hareketlerle cildinizi ovalayın.Cildinizin boyun, yüz gibi hassas bölümlerini ovalarken nazik olun.Cildinizi daha sonra düzgünce kurulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyucu ürünler cildinizi kurutabileceği için devamında cildinizi iyice nemlendirdiğinizden emin olun.&lt;br /&gt;Hafif petrol, lanolin ve mineral yağları içeren nemlendiricileri tercih edin. Cildinizi aşırı soymayın. Eğer cildiniz az yağlıysa çatlamalara neden olabilir. Cildi çok aşırı derecede sürtme, soyma kılcal damarların zedelenmesine neden olabilir!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-9027171383916127339?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/9027171383916127339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=9027171383916127339' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9027171383916127339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9027171383916127339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/cildinizde-l-hcreleri-yenileyin.html' title='Cildinizde ölü hücreleri yenileyin'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8133336034546138279</id><published>2008-04-15T12:58:00.003-07:00</published><updated>2008-04-15T12:58:39.963-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Diette makarna yiyin</title><content type='html'>Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorsanız veya kilo vermeye çalışıyorsanız makarnadan korkmanıza gerek yok.Makarna un ve sudan oluşmuyor. Protein içeriği yüksek olan durum buğdayından elde ediliyor ve kan şekerini hızlı yükseltmiyor, tok tutuyor. B vitamini için de iyi bir kaynak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarna da sağlıklı&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorsanız veya kilo vermeye çalışıyorsanız makarnadan korkmanıza gerek yok. Makarna un ve sudan oluşmuyor, protein içeriği yüksek olan durum buğdayından elde ediliyor ve kan şekerini hızlı yükseltmiyor, tok tutuyor ve B vitamini için iyi bir kaynak. Türkiye Makarna Sanayiciler Derneği’nin (TMSD) yaptığı bir araştırmaya göre, toplumun yüzde 93,6’sı makarnanın sadece un ve sudan yapıldığına inanıyor. Oysa makarna ”durum buğdayı”ndan elde edilir. Durum buğdayının protein içeriği yüksektir. Çok az uygulanan işlemden sonra durum buğdayı irmiğe dönüşür ve makarna da elde edilen bu irmikten yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haşlama suyu dökmemeli&lt;br /&gt;Makarnanın haşlama suyu dökülmemeli. Makarnanın içerdiği vitaminler, “suda çözünebilen vitaminler” olduğu için haşlama suyunu dökmemelisiniz. Az suda suyunu çektirerek pişirmek, yapacağınız en doğru pişirme yöntemi olacaktır. Makarna haşlandıktan sonra suyunu döken kişilerin oranı ülkemiz için yaklaşık yüzde 73.8. Makarnanın haşlama suyunu dökmek yerine çorbalarınızda bu haşlama suyunu kullanmanız da hem besleyici, hem de lezzetli bir çorba içmenize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarna besin değeri yönünden önemlidir. Makarna tiamin, riboflavin, niasin, pridoksin, folik asit gibi vitaminlerle birlikte potasyum, magnezyum, çinko, bakır, selenyum gibi mineraller içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnada kaloriyi sosu belirler&lt;br /&gt;500 gramlık bir paket makarna pişirildiğinde, süzüldükten sonra 1000 - 1250 gram ağırlığına ulaşır. Bu miktardaki makarna, 250 - 350 gram ağırlığında, dört porsiyon olarak servis edilebilir. Bir porsiyon makarna bir öğün için doyurucudur ve tok tutar. Kalorisi ise üzerine eklenen sostan etkilenir. Bir porsiyon sade makarna 450 kalori verir. Eğer sos ilave ederseniz kalori şöyle artar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 200 gram light yoğurt ile 96 kalori eklerseniz 546 kalori.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• 2 dilim az yağlı peynir ile 96 kalori eklerseniz 546 kalori.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Sebzeler ile 80 kalori eklerseniz 530 kalori&lt;br /&gt;Light ton balığı ile 120 kalori eklerseniz 570 kalori.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Napoliten sos ile 173 kalori eklerseniz 623 kalori.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Bolognez sos 223 kalori eklerseniz 673 kalori&lt;br /&gt;Kremalı mantar sos ile 273 kalori eklerseniz 723&lt;br /&gt;kalori almış olursunuz.&lt;br /&gt;Düşük kalorili makarna tarifleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peynirli makarna&lt;br /&gt;(5 Kişilik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;1 paket fiyonk makarna&lt;br /&gt;1 kutu light labne peynir&lt;br /&gt;2 çorba kaşığı sıvı yağ&lt;br /&gt;1 - 2 diş sarmısak&lt;br /&gt;Kıyılmış maydanoz&lt;br /&gt;Karabiber, az tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;Makarna, suyu dökülmeden haşlanır, kıyılmış sarımsak ve maydanoz yaÇ ile hafifçe çevrilir.&lt;br /&gt;Makarna ile sarımsaklı maydanozlu sos ve labne karıştırılır, üzerine karabiber serpilerek servis eldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kepekli makarna&lt;br /&gt;(5 Kişilik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;1 paket kepekli makarna&lt;br /&gt;1 avuç soya filizi&lt;br /&gt;1 kilo mantar&lt;br /&gt;3 domates&lt;br /&gt;150 gram tavuk&lt;br /&gt;Soğan&lt;br /&gt;2 çorba kaşığı sıvı yağ, az tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı:&lt;br /&gt;Makarna, suyu dökülmeden haşlanır. Yağda önce soğan, mantar, domates ve tavuk sote edilir. İndirmeye yakın soya filizi ilave edilip, makarna ile harmanlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bodybank hesabınızı gözden geçirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğiniz restoranda garsona soru sormaktan çekinmeyin. Beyaz ekmek yerine kepekli seçeneğini mutlaka sorun ve isteyin. Bilmediğiniz sosların içeriğini öğrenmeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutsuzluğa kapılmayın!&lt;br /&gt;Kilo verme programlarında duraksama dönemi olması çok normaldir ve bu durum herkesin başına gelir. Böyle dönemlerde sakın umutsuzluğa kapılmayın. İlk haftalarda hızlı bir su kaybı olabilir. Sonrasında yağ yakacağınız için yavaş kilo vermek sizi korkutmasın, devam edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek öncesi servis edilen ekmek ve zeytinyağ sosları, yiyeceğiniz salatadan daha fazla kalori almanıza sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İştahınızı kontrol etmek için yavaş yemeye çalışın. Her lokmadan sonra çatal - bıçağı bırakın. Yemeğinizi seyredip, mutlu bir ifadeyle tekrar ikinci lokmayı alın. Yemekle savaşmak yerine, onu gerçekten bir kutlama haline getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilara Koçak / Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8133336034546138279?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8133336034546138279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8133336034546138279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8133336034546138279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8133336034546138279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/diette-makarna-yiyin.html' title='Diette makarna yiyin'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1881671774647115129</id><published>2008-04-15T12:58:00.001-07:00</published><updated>2008-04-15T12:58:16.505-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Evde oturarak diet yapılmaz</title><content type='html'>Seyahati seven ve dünya mutfaklarına meraklı olan pek çok danışanım var. Bu sebeple ben de mümkün olduğunca değişik mutfaklar ve yeni açılan restoranları takip etmeye çalışıyorum. Çünkü sağlıklı beslenmek için eve kapanıp tüm dostlarla iletişimi kesmek, akşam evde pişirilebilecek özel yemeklere bağımlı kalmak doğru bir yaşam biçimi değil. Önemli olan her şart ve koşulda, tüm ülke mutfaklarında sevdiğiniz dostlarla beraberken yani yaşamın her anı beslenme düzeninizde dengeyi sağlamak. Sağlıklı beslenmek sadece ızgaralar, az yağlı sebze ve meyveden ibaret değil elbet. Dolayısıyla size bugün Japon mutfağı ve Sushi’den bahsedeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sushi ile diyet olur mu?&lt;br /&gt;‘Diyetetik Gurme’ şapkamla en sevdiğim Japon restoranlarından biri olan Sortie Mori’yi seçtim. Mekân ortaklarından Emre Muratoğlu bey karşıladı bizi, sevgili arkadaşım Vildan ve ben gece boyunca ben müsaade ettikçe ve elimizden geldiğince tüm sushilerden tatmaya gayret ettik. Tabii bir yandan da ben sizin için detaylar aldım ki kaloriler konusunda da size fikir verebileyim diye. Kalorilerin hesaplanmasında Mezura kliniğimizin uzmanlarından Dyt. Sanem Apa hızlı bir destek verdi. Önce biraz Japon mutfağını size tanıtmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kırmızı et ve yağ tüketiyorlar&lt;br /&gt;Japon halkı geleneksel olarak çok daha az kırmızı et ve yağ tüketiyor. Pirinç, erişte, tofu, sebze, deniz ürünleri, ufak et porsiyonları ve sınırlı bir yağ kullanımının ağırlıklı olduğu Japon mutfağı, genelde yağ içeriği düşük olan çeşitli yiyecekleri içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek sosları çoğunlukla düşük yağlı malzemelerden hazırlanıyor. Her ne kadar bazı yemekler kızartılarak hazırlansa da susuz pişirme, ızgara yapma, buharda ve kavurarak pişirme yöntemleri sıklıkla kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumdan zengin besinler sınırlı&lt;br /&gt;Japon mutfağı bazen riskli oluyor. Kalsiyumdan zengin besinler genelde mönülerde sınırlı olarak yer alıyor. Ayrıca soya sosu sebebiyle sodyuma, yüksek tansiyon hastaları ve sodyum duyarlılığı olan böbrek hastalarının dikkat etmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;Japon mutfağında estetik de en az besleyici değer kadar önemli. Sunulan yemeğin tabak üzerindeki görüntüsü, renk uyumu Japon yemeklerini güzel yapan önemli faktörlerden biridir. Yemekten zevk almak her zaman için önde gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz başlangıç olarak levrek carpaccio (white fish carpaccio) ve karides (ebi cihili) ile başladık. Ardından ise sushiler geldi. Sushinin pek çok çeşidi olmakla birlikte, en çok bilinen çeşitleri Maki ve Nigiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maki, sushi pirinci ve seçilen malzemenin deniz yosunu içerisine sarıldıktan sonra dilim dilim doğranması ile oluşuyor. Nigiri ise sushinin, avuç içi büyüklüğünde sıkıştırılmış pirinç üzerine balık veya başka bir deniz ürünü yerleştirilmesi ile yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı sushi seçenekleri ve kalorileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sake Nigiri: Somon balığı ile yapılıyor, düşük kalorili iyi bir seçim ( 1 adet - 72 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unagi Nigiri: Yılan balığı yağlı olduğu için kalorisi yüksek bir seçim (1 adet - 182 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suzuki Nigiri: Levrek, en az yağ içeren balık olduğu için çok iyi bir seçim (1 adet - 56 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hotate Nigiri: Deniz tarağı ile yapılıyor düşük kalorili bir seçim (1 adet - 49 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maguro Nigiri: Ton balığı ile yapılıyor, iyi bir seçim (1 adet - 62 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebi Nigiri: Karides kolesterol açısından riskli bir seçim (1 adet 70 - 90 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makiler ve kalori değerleri: Makiler aslında yosuna sarılı olması sebebiyle sağlıklı. Ancak içine konulan malzemenin cinsi besin değerini etkiliyor. Örneğin içinde avakado, yılan balığı ve havyar olanlar daha kalorili. Oysa, salatalık, havuç, somon, ton balığı gibi seçimler daha düşük kalorili.İşte size bazı örnekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Green Maki: Ton balığı, somon, avakado, havyar (4 adet - 161 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rainbow roll: Somon, ton, levrek, çupra, avokado (4 adet - 250 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;King Crab California: Salatalık, havuç, avokado, havyar, yengeç, cornflakes (4 adet - 234 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kyoto California: Yengeç, karides, salatalık, havyar, mayonez, avokado (4 adet - 163 kalori)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle, sushi yemekten keyif alıyorsanız endişelenmenize gerek yok. Çok yüksek kalori ve yaÇ içermiyor ancak kolesterol ve tuz ile ilgili probleminiz varsa çok sık tüketmeyin. Eğer kilo vermeye çalışıyorsanız akşam yemeği için kadınların ortalama 400 - 500, erkeklerin 500 - 600 kalorilik bir seçim yapması yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sushi Nedir?&lt;br /&gt;Pirinç sirkesi ve şeker ile tatlandırılmış pirincin, pişmemiş balık, deniz ürünleri, sebzeler veya omlet ile çeşitli biçimlerde bir araya getirilmesinden oluşan bir Japon yemeğidir. Yüzyıllar öncesinden beri kullanılan, tuzlanmış balıkların pirinç içerisinde saklanması yönteminden ortaya çıkmıştır. Sushinin içerisindeki pişmemiş balık tamamen çiğ, marine edilmiş veya füme de olabilir. Kızartılmış deniz ürünleriyle hazırlanan sushi türleri de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilara Koçak /Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1881671774647115129?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1881671774647115129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1881671774647115129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1881671774647115129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1881671774647115129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/evde-oturarak-diet-yaplmaz.html' title='Evde oturarak diet yapılmaz'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-9162551633329168462</id><published>2008-04-15T12:57:00.003-07:00</published><updated>2008-04-15T12:57:54.847-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Uyku Probleminizmi var</title><content type='html'>7-8 saatlik deliksiz bir uykunun sırrını size açıklıyoruz: Yatmadan yaklaşık 1.5 saat önce mutfağa dalın.Ancak öyle her bulduğunuzu yiyeceksiniz gibi bir yanlışa kapılmadan dalın… Yaklaşık 200 kalori civarındaki bazı sihirli yiyecekler ile hem sindirim sisteminizi yormamış olursunuz, hem de kaslarınızı gevşetip, sakinleşirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serotonin ve melatonin hormonları sayesinde ise deliksiz bir uykuya kavuşursunuz. Aşağıdaki listeden 1 veya 2 adedi geçmeyecek şekilde dilediğiniz seçimi yapmakta özgürsünüz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1: Muz&lt;br /&gt;Açık olarak söylemek gerekirse sarı bir poşet içindeki uyku hapları olarak adlandırabiliriz. Seratonin ve melatonin dışında aynı zamanda magnezyum içeren bu meyve, kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2: Papatya Çayı&lt;br /&gt;Sizi yatağa huzurlu bir şekilde yatıracak bir çaydan bahsediyoruz. Sakinleştirici özelliği sayesinde papatya çayı , kaygılı ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3: Ilık Süt&lt;br /&gt;Evet çok duyduğunuzu biliyoruz…Fakat bu bir mit değil, gerçektir. Süt içeriğinde bulunan ve tripsin etkisiyle serbestlenen ve organizma için gerekli bir aminoasit olan triptofan sayesinde beyniniz yatışır ve daha sağlıklı bir uykuya dalarsınız. Elbette ki sıcak sütün yıllardır duyduğumuz birçok iyileştirici özelliği sayesinde psikolojik bir etkileşim de duyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4: Bal&lt;br /&gt;Bitki çayınızın veya ılık sütünüzün içine atacağınız bir çay kaşığı kadar balın etkileri hiç de göründüğü kadar küçük değildir. İçeriğindeki şeker her ne kadar vücudu hareketlendirmeye niyetlense de, az miktarda glikoz oreksine dur işareti yapar. Oreksin son zamanlarda keşfedilmiş ve beyni hareketlinderen bir nörotransmiterdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5: Patates&lt;br /&gt;Az miktarda fırında pişirlmiş patatesin iyi bir gece uykusuna yardımcı olabileceğini pek sık duymadığınızı biliyoruz. Midenizi yormayacağı gibi, içeriğindeki tripofan sayesinde asit seviyesini düşürür. Etkiyi daha da artırmak için sütle birlikte püre kıvamına getirip yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6: Yulaf Unu&lt;br /&gt;Yulaf içeriğindeki melatonin sayesinde iyi bir uykunun en iyi ilaçlarındandır. Bir miktar Akçaağaç şerbetiyle karıştırsanız hem de lezzeti ile sizi büyüleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7: Badem&lt;br /&gt;Bir avuç kalp dostu bu yemişlerden yediğiniz takdirde, sizi tatlı bir şekerlemeye götüren yolculukta en büyük yardımcınızı bulmuş olacaksınız. Hem tripofan içeriği hem de uygun ölçüde içerdiği kalsiyum sayesinde kaslarınızın rahatlamasına yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8: Keten Tohumu&lt;br /&gt;Hayat bazen ters gittiğinde ve siz de kendinizi kötü hissettiğinizde, 2 kaşık keten tohumunun sizlere yardımcı olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Süt veya yoğurt içine katabileceğiniz keten tohumu, omega 3 yağ asitleri açısından zengindir ve doğal bir moral verici etkisi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9: Kepek Ekmeği&lt;br /&gt;Bal kattığınız çayınız ile birlikte yiyeceğiniz bir ince dilim kepek ekmeği, vücuttaki insülinin biraz serbest kalmasına ve tripofan ile seratonininize ‘’uyku vakti’’ mesajını yollamasını sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10: Hindi&lt;br /&gt;Yılbaşını unutun. Güzel bir uykunun 2-3 saat öncesi, bir ince dilim kepek ekmeği üzerine koyacağınız küçük bir parça haşlanmış hindi eti yararlı olacaktır. İçeriğindeki tripofan sayesinde midenizde çok miktarda protein olmadığı zamanlarda bile sizi rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTVMSNBC&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-9162551633329168462?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/9162551633329168462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=9162551633329168462' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9162551633329168462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/9162551633329168462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/uyku-probleminizmi-var.html' title='Uyku Probleminizmi var'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4306516978072737475</id><published>2008-04-15T12:57:00.001-07:00</published><updated>2008-04-15T12:57:34.860-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Tansiyon Hastalarına çikolata</title><content type='html'>Amerikan Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan araştırmada Köln Üniversitesi Hastanesi doktorlarından Dirk Taubert ve ekibi yüksek tansiyon hastası 44 kişiye çikolata rejimi uyguladı. Dr. Taubert, sade çikolatanın hastalarda ’sistolik’ olarak silinen büyük kan basıncını 2.9 ünite, ‘diastolic’ adı verilen yani küçük tansiyonu ise 1.9 ünite düşürdüğünü, beyaz çikolatanın ise hiçbir etkisinin olmadığını söyledi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansiyon düşüyor&lt;br /&gt;Amerika’nın Sesi Radyosu’nda başka araştırmaların sütlü ve beyaz çikolatanın ya da sütle birlikte tüketilen sade çikolatanın aynı yararı sağlamadığını gösterdiği belirtildi. Sade çikolatanın ‘polifenol’ adlı kimyasal bir madde içerdiğini anlatan Dr. Taubert bu kimyasal maddenin vücuttaki nitrik oksid üretimini arttırdığını ve artan nitrik oksidin damarların genişlemesine neden olarak kan dolaşımını hızlandırdığını belirtiyor. Artan kan dolaşımı da tansiyonun düşmesini sağladığını bildirerek şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Araştırmalarımız sağlıklı bir diyetin yanında her gün bir miktar sade çikolata tüketmenin yararlı olduğunu kanıtlıyor. Bu, yüksek tansiyon sorunu olanlar için iyi haber. Ancak bazı kişiler sade çikolatanın tadını sevmeyebilir.Araştırmaya katılan hastaların hiçbirinde kilo artışı görülmemiş. Doktorlar günde 7 gram sade çikolata yemenin tansiyonu düşürmek için yeterli olduğunu söylüyor. Bu kadar az miktarda çikolatanın kan basıncı düşürmek için yeterli olması bizi de şaşırttı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az miktarı yeterli&lt;br /&gt;Az miktarda çikolatanın yeterli olmasının olumlu bir sonuç olduğu, çünkü çikolatanın fazla miktarda yağ içeren bir gıda olduğunu vurgulayan kilo uzmanı Dr. David Katz ise fazla çikolata yemenin zararlı olabileceği konusunda uyarıda bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhsan Dörtkardeş/DHA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4306516978072737475?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4306516978072737475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4306516978072737475' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4306516978072737475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4306516978072737475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/tansiyon-hastalarna-ikolata.html' title='Tansiyon Hastalarına çikolata'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5197644440298018657</id><published>2008-04-15T12:56:00.003-07:00</published><updated>2008-04-15T12:56:58.575-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>25 yaşındakilere cilt bakımı</title><content type='html'>Kadinca.net,diyet,moda,makyaj,kadın,güzellik,astroloji,itiraf,kadınlar&lt;br /&gt;Cildinizi koruma zamanı 20 yaşından itibaren cildimiz birçok iç ve dış faktörlerin etkisiyle yaşlanmaya başlıyor. Bu aslında son derece yavaş bir süreç ve bakımla daha da yavaşlatılması mümkün. Peki neden yaşlanıyoruz? Bunda genetik faktörlerin rolü büyük, ancak hava kirliliği, Uv ışınları, stres ve sigara gibi faktörlerin etkisi de çok büyük. Olumsuz çevresel faktörler sonucu oluşan serbest radikaller cildin yaşlanmasında büyük rol oynuyor. Serbest radikaller vücudumuzun 100 trilyon hücresine sürekli olarak saldırıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, cildimizin gençliğini daha uzun süre korumak için serbest radikallerin etkisinden korunmak yapmamız gereken ilk şey. Cildi serbest radikallerin otumsuz etkilerinden koruyan kremler kullanmak işe yarayabilir. Bunlar anti-oksidan özellikte ve vitamin içeren kremler. Üzüm çekirdeği flavonları, C ve A vitamini içeren kremler kullanarak cildinizın ışıltısını daha uzun süre koruyabilirsiniz. 30 yaş sonrasında oluşmaya başlayan ilk kırışıklıklar için kırışıklık kremi kullanmaya da başlayabilirsiniz. Bu evrede özellikle göz çevresini korumak çok önemli. Çünkü bu dönemde ince çizgiler epidermisin iç katmanlarına doğru ilerlemeye başılyor. Derinlikleri 0.5 mikron civarında, oluşum nedenleri ise hücre yenilenmesinin yavaşlaması. Bu ince çizgilerle savaşmak için mimiklerin olumsuz etkisini azaltan ve botox" gibi etki eden kremlerden de faydalanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm uzmanlar cildinizin gençliği uzun süre kalıcı kılabilmeniz için kesinlikle güneşten korunmanız gerektiğini söylüyor ve en iyi anti-aging ürününün bir güneş kremi olduğunu söylüyor. Sadece dışarıda değil iç mekanlarda bile güneş kremi sürmeyi ihmal etmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5197644440298018657?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5197644440298018657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5197644440298018657' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5197644440298018657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5197644440298018657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/25-yandakilere-cilt-bakm.html' title='25 yaşındakilere cilt bakımı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8692047763691020665</id><published>2008-04-15T12:56:00.001-07:00</published><updated>2008-04-15T12:56:28.710-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>45 yaşlara cilt bakımı</title><content type='html'>Zamanı geri alın Cildinize ne kadar bakarsanız çevresel faktörlerin olumsuz etkisinden ne kadar korunursanız korunun hormonal yaşlanmayı durdurmanız ve bazı değişikliklerin olmasını önleyememeniz kaçınılmaz. Kolajen üretiminin azalmasıyla, sıkılık ve dolgunluk kaybı, hormonların etkisiyle ciltte kalınlaşma ve pigment lekeleri 45 yaş ve üzerindekilerin karşılaşacağı başlıca sorunlar. Ve tabii ki gittikçe derinleşen kırışıklar. Bu yaşlarda kullanmamz gereken kremler zamanın etkisiyle savaşmalı ve öncelikle sıkılık kaybını gidermeli. Cildin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üst yüzeyini yenileyen ve bu dönemde kolay kolay atılamayan ölü tabakayı soyan krem ve maskelerden faydalanmak da daha parlak, lekesiz ve canlı bir cilt için gerekli.? Sıkılık kaybı için bitkisel kökenli (soya ve bazı yosun özleri gibi) olan ancak hormon gibi etki eden kremlerden, canlılık ve berraklık içinse A vitamini yani retinol içeren kremlerden faydalanabilirsiniz. Bunun dışında hücresel kremler de anti-aging için kullanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenli bir beslenme ve yaşam tarzını benimsemek, genç bir görünüm ve sağlıklı cildin de anahtarı olan spor yapmanın cildin görünümünü çok olumlu şekilde etkilediği biliniyor. Düzenli spor yapmak gibi bir alışkanlığınız yoksa bunu değiştirmeye hiç değilse haftada 3 gün en az 45 dakika düzenli yürüyüş yapmaya gayret edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8692047763691020665?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8692047763691020665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8692047763691020665' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8692047763691020665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8692047763691020665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/45-yalara-cilt-bakm.html' title='45 yaşlara cilt bakımı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1873445422918829602</id><published>2008-04-15T12:54:00.000-07:00</published><updated>2008-04-15T12:55:49.401-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Kreminizi Kendiniz hazırlayın</title><content type='html'>Kremler ve Cilt Kuruması : Kremler cildin kurumasına karşı köklü bir çözüm getiremezler ama,bazı özel kremler cildi çok etkili olarak koruyabilirler. Cildin kuruması hepimizin bildiği bir terimdir. Rüzgara, kuruluğa, güneşe, pisliğe karşı korunmasız bir cilt, hızla sağlığını bozan bu doğal sonuca uğrar. Saydam tabaka hücreleri sularını kaybederek kurur. Kremlerin Görevleri : Dikkat ! Hiçbir krem cildi derinlemesine nemlendiremez. Kremler saydam tabakanın sadece yüzeydeki kısımlarında etkin bir rol oynayabilirler. Cildin korunması iki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşamada gerçekleşir; Hafif terlemelerin yaratacağı su kayıplarının engellenmesi gerekir. Bu üst deriyi dış etkenlere karşı tecrit eden korumayı önleyen kremlerin görevidir. Söz konusu kremler hava saldırılarına karşı bir engel oluşturur ve terlemenin yarattığı su kaybını yavaşlatır. Günümüzde higroskopik element olarak sütten elde edilen amino asitler cildin nemliliğinde önemli rol oynayan tabakanın asitlik oranını dengeleme gücüne sahiptir. Aynı zamanda deriye nemlendirici elementler sağlamak gerekir. Bu da higroskopik element esaslı nemlendirici kremlerin görevidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde Hazırlayabileceğiniz Kremler :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru Ciltler İçin Kremler ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr. İspermeçet, 5gr. beyaz balmumu, 40gr. tatlı badem yağını hafifçe ıslatarak karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr. beyaz balmumu, 5gr. katı parafin' i bir kaba koyarak hafifçe ısıtın. Karıştırmayı ara vermeksizin bu ürüne 35gr. tatlı badem yağı, 5gr. gliserin birkaç damlada parfüm ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağlı Ciltler İçin Kremler ; 38gr stearin i emaye bir kapta eritin. Başka bir kaba;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1gr potasyum karbonat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70gr gliserin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;200gr saf su koyun ve 90° kadar ısıtın. Bu karışıma azar azar stearin' i eklerken, bir yandan da ısıtmaya devam edin. Daha sonra soğumaya bırakın. Hızlı hızlı karıştırarak ikinci ve üçüncü kez ısıtın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Ciltler İçin Kremler ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr balmumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40gr tatlı badem yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.5gr sodyum borat' ı iyice karıştırıp kullanın. Bu karışıma "Gallien Merhemi" denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr lanolin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr tatlı badem yağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10gr maynezi karbonatı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25gr gül suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25gr portakal çiçeği suyu' nu karıştırıp kullanın Bu karışıma da "Köpüklü Gougerot" denir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1873445422918829602?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1873445422918829602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1873445422918829602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1873445422918829602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1873445422918829602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/kreminizi-kendiniz-hazrlayn.html' title='Kreminizi Kendiniz hazırlayın'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4036314940058505001</id><published>2008-04-14T08:15:00.003-07:00</published><updated>2008-04-14T08:15:55.636-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Çarpıcı etkileyici ve seksi bakışlar için</title><content type='html'>Etkileyici bakışlar için yapmanız gereken çok basit.Yuvarlak bir fırça ile kirpik çizginizden itibaren göz kapağı boyunca farı uygulayın ve ışık etkisi yaratmak için farınızı hafifçe alt kirpiklerin çizgisine de sürün. Doğal bir görünüm için yumuşak renkleri, hareketli bir görünüm için ise daha çarpıcı tonları seçin. Modern bir görünüm için, göz farını sadece göz kapağı yerine tüm göz çevresine sürün. 4'lü far ile gözlerinizi renklendirin Gözlerde maksimum etki yaratmak için renklerle oynayabilirsiniz. Derinlik, belirginlik, hüzün, canlılık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;. Yaratacağınız etkinin sınırı yok. Keskin çizgileri önlemek için her zaman rengi yumuşatmaya özen gösterin. Baz olarak yuvarlak bir fırça ile orta açık bir tonu tüm göz kapağına uygulayın.  Gözü belirginleştirmek için göz kapağının dıştan yarısına orta koyulukta bir tonu uygulayın. Kaşın altına en açık tonu uygulayarak aydınlık bir görünüm verin ve göz kapağını iç köşesine doğru sünger ucuyla dağıtın. Son olarak göz kapağının dış yarısına ve alt kirpiklerin dıştan ortasına en koyu tonu uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizgilerle belirginleştirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster kalem veya likit, ister esnek veya açılıp kapanabilen, ister göz altına, ister göz üstüne.. Düzgün uygulanmış bir eyeliner ile daha dengeli bir yüz görünümüne kavuşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun ve dolgun kirpikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çantanızda mutlaka maskara bulundurun. Kıvrımlı veya belirgin, uzun veya hacimli, ihtiyacınız nasıl kirpikler olursa olsun sadece bir dakikada dilediğiniz görünüme sahip olabilir ve gözlerinize hayat verebilirsiniz. Kirpiklerinizin diplerine uygulayacağınız maskara ile kirpik uçlarınızın daha kalın görünmesini sağlayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4036314940058505001?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4036314940058505001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4036314940058505001' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4036314940058505001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4036314940058505001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/arpc-etkileyici-ve-seksi-baklar-iin.html' title='Çarpıcı etkileyici ve seksi bakışlar için'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6368836894528326840</id><published>2008-04-14T08:15:00.001-07:00</published><updated>2008-04-14T08:15:34.915-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>2008 Yaz Modası - Yaza Kadar Cilt lekelrinden kurtulun</title><content type='html'>Güneş ışınlarının etkisi ile oluşan pigment artışı, ciltte geniş leke görüntüleri oluşturur. Ayrıca sivilce izleri, hamilelik, aşırı antibiyotik kullanma, yanlış kozmetik ürünleri gibi sebepler, ciltte lekelerin oluşmasına sebep olur. Bitkisel ürünler uygulayarak lekeleri, kalıcı olarak gidermek mümkün. Bu ürünler uygulanırken ciltte tahriş veya kızarıklık yapmaması da ayrı bir avantaj. 3 ay düzenli uygulanan bitkisel peelinglerle, ciltte yeniden yapılanma ve lekelerin büyük ölçüde açıldığı gözlemleniyor. Kimi lekeler, sivilce izleri ve benzeri tarzdaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorunların halledilmesi için, üst derinin bir tabaka temizlenmesi zorunlu. ‘Peeling’ adı verilen cilt soyma işlemini bitkilerle uygularken, kesinlikle cilde aşırı bir uygulama yapılmamalı ve cilt yapısına uygun bitkisel kürlerle bu işlem uygulanmalı.&lt;br /&gt;Yağlı ciltler için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle cilt, bitkisel bir temizleme jeli ile temizlenir, arkasından ince bir tabaka kayısı yağı sürülür. Birer avuç kekik, papatya, limon ve biberiye bitkileri, 1/2 lt. gülsuyunda, bir taşım kaynatılarak süzülür. Daha sonra 2 avuç yeşil kilin içerisine, süzülen bitki ekstresi ile katı bir bulamaç oluşturulur. Bir kahve kaşığı adaçayı esansı ilave edilir. Hazırlanan bu karışım ile 4 hafta, haftada bir olmak üzere uygulanır. Bu uygulama sonrasında bitkisel tonik ve nemlendiricisi sürülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru ciltler için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cilt yapısına uygun bir temizleme sütü ile cilt temizlenir. Arkasından göz altı hariç tüm cilde- avokado veya jojoba yağı sürülüp emilimi beklenir. Birer avuç at kuyruğu, mücver çiçeği, bir parça avokado meyvesi, papatya ve hatmi bitkileri 1/2 lt. gülsuyunda bir taşım kaynatılarak süzülür. Hazırlanan bitki ekstresi, 2 avuç toz yosun veya soya unu ile bulamaç yapılarak, içerisine bir tatlı kaşığı arı sütü ilave edilir. Haftada bir gün olmak üzere 4 hafta boyunca bu maske uygulaması yapılmalı, daha sonra bitkisel bir onarıcı ürün sürülmeli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6368836894528326840?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6368836894528326840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6368836894528326840' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6368836894528326840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6368836894528326840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/2008-yaz-modas-yaza-kadar-cilt.html' title='2008 Yaz Modası - Yaza Kadar Cilt lekelrinden kurtulun'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-822764836033796009</id><published>2008-04-14T08:14:00.002-07:00</published><updated>2008-04-14T08:15:02.964-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Göz güzelliği çok önemli</title><content type='html'>Yorgun gözler için 2 poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demlendirip soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınızın üzerine yerleştirip 10 dakika bekletin ve yıkayın. Gözlerde kızartı veya kaşıntı varsa papatya nane kompresleri de uygulanabilir. Gözaltı sarkması için Patates soyulup ince ince rendelenir, suyu sıkılır. Bu suya temiz bir tülbent daldırılıp göz altına yerleştirilir ve 15 dakika beklenir. Sonra gözler soğuk suyla çalkalanır. Bir sonuç almak için bir süre her gün uygulamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz çevresi için&lt;br /&gt;1 kahve fincanı soya yağı, 1 kahve fincanı bademyağı ve yarım kahve fincanı avokado yağını bir kapta karıştırın. Parmak uçlarınızı bu karışıma batırıp göz çevresine masaj yaparak sürün. Bu uygulamayı akşamları yatmadan evvel yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltı morlukları için&lt;br /&gt;Papatya çayı ya da lavanta çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınıza uygulayın veya ikiye bölünmüş taze bir inciri halkaların üzerine yerleştirmeli ve bir süre beklemeli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-822764836033796009?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/822764836033796009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=822764836033796009' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/822764836033796009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/822764836033796009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/gz-gzellii-ok-nemli.html' title='Göz güzelliği çok önemli'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3151935602609625440</id><published>2008-04-14T08:14:00.001-07:00</published><updated>2008-04-14T08:14:41.322-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>15 dakika içinde Bicimli bacaklar</title><content type='html'>Sezon modası şortlara bayılıyor, ancak bacaklarına güvenemediğin için giymeye cesaret edemiyorsan, bu egzersizler tam sana göre.15 dakikada biçimli bacaklar Sezonun en "top" parçası şortlara bayılıyor, ancak bacaklarına güvenemediğin için giymeye cesaret edemiyorsan, bu egzersizler tam sana göre! Günde sadece 15 dakikanı harcayarak kıskanılası bacaklara sahip olabilirsin! Başlamadan önce: - Hareketlerini kısıtlamayacak, ne dar ne de fazla bol olmayan bir fitness kıyafeti giy.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Saçların uzunsa mutlaka topla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yanında su bulundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Egzersizleri rahat yapman için, zeminin düzgün olmasına dikkat et, gerekirse bir yoga matı edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Yere dümdüz uzan. Fotoğraftaki gibi, bacaklarının her birini hiç kırmadan 90 derece olacak şekilde kaldırıp indir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareketi en az 25er kez tekrarla. Bu egzersiz, özellikle bacaklarının ön kısmındaki yağların yakılmasına yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Biraz zor olmakla birlikte son derece etkili bir egzersizdir. Ancak hareketi doğru yapabilmen çok önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için, yere uzan ve bacaklarının ikisini birden tıpkı yüzer gibi yukarı aşağı hareket ettir. Bacaklarını kesinlikle kırmamaya özen göster. Hareketi en az 15 kez tekrarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Bacaklarının iç kısmındaki yağlanmadan şikayet ediyorsan bu egzersiz tam sana göre! Bunun için yere dümdüz uzan ve iki bacağını havaya kaldırarak içe ve dışa doğru hareket ettir. Hareketi 20 kez tekrarlamaya çalış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bu hareket için yere otur ve ellerinle bacaklarının alt kısmını kavra. Gövdeni tıpkı mekik çeker gibi ileri geri hareket ettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kalça ve arka bacak için son derece etkili olan bu egzersizi, en az 30 kez yapman gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3151935602609625440?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3151935602609625440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3151935602609625440' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3151935602609625440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3151935602609625440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/15-dakika-iinde-bicimli-bacaklar.html' title='15 dakika içinde Bicimli bacaklar'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3230885157421747544</id><published>2008-04-14T08:13:00.002-07:00</published><updated>2008-04-14T08:14:14.345-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>En sexi 10 kadın tipi - En seksi 10 Kadın tipi</title><content type='html'>Bazı trendler o kadar tutuldu ki, büyük olasılıkla önümüzdeki sezonda aynı güzellik akımlarını takip edeceğiz. İşte bu trendlerin önde gelenleri.1. Kedi gözler Özelliği: Ünlülerin makyörü Matin, sadece dokundurulmuş etkisi verilen bir eyeliner'ın yüzünüzü vurguladığını belirtiyor. Uygulama: Üst kirpiklerin diplerine krem bazlı bir eyeliner çekin. Çektiğiniz bu çizgiyi bir santimetre kadar dışarıya taşırarak, ucunu kaşınıza doğru kalkık halde bırakın. Yumuşak renklerde göz farları ve siyah bir maskara ile görünümünüzü tamamlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Yandan atkuyruğu&lt;br /&gt;Özelliği: Saç uzmanı Ken Paves, eskiden at kuyruğunun saçın cansızlığını saklamak için yapıldığını söylüyor. Ancak günümüzde yandan toplanan bir at kuyruğu taze ve seksi bir görünüm kazandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Sabitleyici bir saç jölesi kullanın. Ardından saçınızı kulağınızın altında toplayın ve lastik bir bant ile tutturun. Çok fazla derli toplu görünmemesine dikkat etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İpeksi dalgalar&lt;br /&gt;Özelliği: Herbal Essencesin stilisti Ashley Javier, bu harika dalgaların parlak göründüğünü ve her erkeğin dokunmak isteyeceği kadar yumuşak ve baştan çıkarıcı olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Nemli saçınıza köklerinden ucuna kadar hacim veren bir köpük uygulayın. Saç kurutma makinesiyle kuruttuktan sonra, tutamlarınızı kıvırın ve dalgaları hafifçe tarayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kısa küt saç&lt;br /&gt;Özelliği: Ünlülerin saç stilisti Oscar Blandi, kısa ve küt olan bu modern saç kesiminin yanakları ve gözleri ortaya çıkardığını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Saçınızın tepesini hafifçe kabartarak dağınık bir hava verebilirsiniz. Elektriklenmeyi önlemek için yumuşatıcı bir sprey uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Frambuaz renkli dudaklar&lt;br /&gt;Özelliği: Makyöz Rachel Goodwin, frambuaz renkli dudakların yüze ciddi ama abartısız bir ifade kattığını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Solmasını veya tamamen silinmesini engellemek için rujunuzu uygulamadan önce dudağınıza kompakt fondöten uygulayın. Rujunuz dağılırsa, kapatıcı bir kalem ile düzeltebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Kalın kaşlar&lt;br /&gt;Özelliği: Ünlülerin makyörü Tim Quin, güçlü bir ifade verilmiş kaşların yüzü çerçeveleyeceğini, böylece çevrenizdekilerin ilgisini üzerinize çekebileceğinizi belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Kaşlarınızı daha dolgun göstermek istiyorsanız, kaşlar için özel üretilen renkleri kullanmalısınız. Köklerinizden bir ton daha koyu renk bir farı, kaşlarınızın kalın kısmına sürün. Daha açık bir rengi de incelen şeffaf bir kaş jeli ile kaşlarınızı düzeltin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Metalik gözler&lt;br /&gt;Özelliği: Makyaj uzmanı Mally Roncal, metal bazlı göz farlarının da dumanlı gözler kadar bakışları üzerine çekebileceğini hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Simleri sabitlemek için göz çevrenize kapatıcı uygulayın. Ardından göz kapağınıza parlak bir renk sürün. Gümüş tonları açık renklerde göze çarparken, koyu tonlar bronz rengi ortaya çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Dağınık Tutamlar&lt;br /&gt;Özelliği: Ünlülerin kuaförü Ted Gibson, doğal halde değişik yönlere taranmış gibi duran saç uçlarının müthiş seksi bir hava kattığını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Bu dokuyu nemli saça hacim veren bir şekillendirici ile elde edebilirsiniz. Saç kurutma makinesiyle kuruttuktan sonra bazı tutamlarınızın ucunu yuvarlak bir fırça ile kıvırın. Geri kalanları olduğu gibi bırakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Flörtöz kaküller&lt;br /&gt;Özelliği: Kuaför Byron Williams, ister yana yatırılmış olsun, ister ortadan ayrılmış, kakülün yüzü ön plana çıkaracağını vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Kendinize en çok yakıştırdığınız saç şeklini bulmak için ıslakken saşlarınızla bir süre oynayın ve sonrasında büyük bir fırça yardımıyla onları kurutun. Elektriklenmeyi ve kabarmayı önlemek için saç uçlarınızı yumuşaklık katan şekillendirici bir serum ile şekillendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Işıldayan cilt&lt;br /&gt;Özelliği: Avonun dünya çapında renk yöneticisi olan Jillian Dempsey, ciltteki hafif vir parlaklığın herkese çekici bir ışıltı kazandıracağını söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Önce cildinizi yumuşatmak için renkli bir nemlendirici kullanın. Parmaklarınızı kullanarak pembe renkli bir krem allığı yanaklarınıza uyguladıktan sonra, üzerine dore renklerde bir pudra sürebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3230885157421747544?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3230885157421747544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3230885157421747544' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3230885157421747544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3230885157421747544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/en-sexi-10-kadn-tipi-en-seksi-10-kadn.html' title='En sexi 10 kadın tipi - En seksi 10 Kadın tipi'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1118529756127440741</id><published>2008-04-14T08:13:00.001-07:00</published><updated>2008-04-14T08:13:48.504-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>2008 Bahar Modası - Kendinizi hazırlayın</title><content type='html'>Hadi ona gereken özeni göster ve yazı bomba gibi karşıla! Evde yapılabilecek bu işlemlerle, baharı bomba gibi karşılayacaksın! Pedikür yap Bütün kış kapalı ayakkabılar içinde ihmal ettiğin ayaklarına biraz nefes aldırmaya ne dersin? Bunun için önce ayaklarını 15-20 dakika kadar ılık sabunlu suda beklet. Ardından hafifçe kuruladıktan sonra, topuk törpüsüyle ayak tabanında biriken ölü hücreleri temizle. Tırnaklarını kesip törpüledikten sonra ojeni sür. Son olarak topuklarını hafifçe ıslatıp vazelinlemeyi unutma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarını ihmal etme Havalar ısındıkça saçların bakıma olan ihtiyacı artar. Saçlarını güneşin zararlı etkilerinden korumak için, güneşe çıkmadan önce şapka takmayı ihmal etme. Bunun yanı sıra, saçlarına haftada bir gün mayonez bakımı yapabilirsin. Saçların yağlıysa, her banyodan sonra limonlu su ile özellikle saç diplerine friksiyon yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıl tüy meselesini hallet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da uzun zamandır ihmal ettiğin işlerden biriydi ama artık daha fazla kaçmanın bir anlamı yok. Hem de yeni sezon, vitrininde birbirinden şık mini eteklerle doluyken... Bu işin bir sürü yolu var. Hangisi kolayına gelirse onu yap ama, uygulamadan sonra bacaklarına nemlendirici sürmeyi unutma. Kıl dönmeleri içinse, dezenfekte edilmiş topluiğneden faydalanabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerine özen göster&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstediğin kadar makyajın ve giyimin yerinde olsun, ellerin bakımsızsa hiçbir işe yaramaz. Yani, düzenli manikür şart! Bunun için ellerini 10 dakika kadar sıcak, sabunlu suda beklet. Tırnak çubuğuyla tırnak etlerini geriye doğru ittirdikten sonra, tırnaklarını törpü yardımıyla şekillendir. Son olarak nemlendiricini ve ojeni sür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buhar banyosu yap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah noktalardan kurtulmanın tek yolu, yüzüne arada bir buhar banyosu uygulamak. Bunun için, bir kaba sıcak su doldur. İçine 1 tatlı kaşığı kekik at. Başına bir havlu sardıktan sonra, yüzünü buhara tut. 15 dakika sonra gözeneklerin açılacaktır. Temiz bir kağıt mendil yardımıyla siyah noktalarını sık. Ardından cilt tipine uygun bir tonik ve nemlendirici uygula. Yüzünün yumuşacık ve pürüzsüz olduğunu göreceksin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1118529756127440741?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1118529756127440741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1118529756127440741' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1118529756127440741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1118529756127440741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/2008-bahar-modas-kendinizi-hazrlayn.html' title='2008 Bahar Modası - Kendinizi hazırlayın'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8791347207663842390</id><published>2008-04-14T08:12:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T08:13:23.081-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Para harcamadan güzellik</title><content type='html'>Pahalı kozmetiklere para harcamayın! Ekonomik yöntemlerle aynı sonuca ulaşabilirsiniz.Her gün bir yenisi çıkan kozmetik ürünlerine sadece uzaktan mı bakıyorsunuz? Merak etmeyin, çoğu kaynağını doğadaki bitki ve yağlardan alıyor! Aktarda geçireceğiniz birkaç saatin size neler kazandıracağını öğrenmeye ne dersiniz? Sorun: Çok beyaz ten Yaz aylarının yaklaştığı şu günlerde bronz bir görünüme kavuşmayı kim istemez. Eğer otobronzanlara karşı bir ön yargınız varsa, bu ürünü deneyebilirsiniz. Ceviz, kakao, havuç, fındık ve badem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yağı karışımının birarada satıldığı doğal bronzlaştırıcıyla tatilden yeni dönmüş gibi görünebilirsiniz. Fiyatı: 7 YTL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun: Selülit&lt;br /&gt;Her 10 kadından 9 unun sorunu olan selülitler ise zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal yağların birleştirilmesinden oluşan selülit yağı ile yok edilebiliyor. Ancak düzenli olarak 6 ay süreyle kullanılması şart! Fiyatı: 6 YTL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun siyah noktalar:&lt;br /&gt;Yağlı ciltlerin en büyük sorunu olan siyah noktaların aktarlardaki en iyi ilacı kayısı yağı. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez temiz cilde uygulanan kayısı yağı siyah noktaları temizliyor ve dah pürüzsüz bir cilt vaat ediyor. Fiyatı: 5 YTL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun: Pürüzlü cilt&lt;br /&gt;Saf deniz süngeriyle yapılan masaj, ciltteki pürüzlerin giderilmesinde yardımcı oluyor. Banyo sırasında ıslak vücuda yapılan dairesel masajlar, kan dolaşımını hızlandırıyor ve cilt daha pürüzsüz oluyor. Fiyatı: Süngerin büyüklüğüne göre 5- 10 YTL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8791347207663842390?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8791347207663842390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8791347207663842390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8791347207663842390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8791347207663842390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/para-harcamadan-gzellik.html' title='Para harcamadan güzellik'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8398117587113122445</id><published>2008-04-14T08:11:00.000-07:00</published><updated>2008-04-14T08:12:51.124-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saç Bakımı'/><title type='text'>Saç boyası testi Nasıl yapılır</title><content type='html'>Saç boyası testi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bilgi veren Saç Tasarım Uzmanı İlker Yavrutürk, saç boyası seçimi ve diğer uygulamalar hakkında uyarılarda bulundu. Yavrutürk, "Saç boyasından yüzü şişen bu kaçıncı kurban bilemiyorum ama asıl önemli olan saç boyanırken nelere dikkat edilmesi gerektiği.. Kısaca belirtmek mümkün değil ama saç boyamadan önce alerji testi yapmak şart.. Kulak arkasına ya da dirseğinizin iç kısmına sürülecek az miktarda boya kaşıntı yaparsa saç boyasını asla kullanmayın… Ayrıca, cildinizde kaşıntı, sivilce ya da küçük yaralar varsa asla boya yaptırmayın direkt olarak cilt altına boya değeceğinden çok büyük tehlike arz adebilir.. Ve de tabii ki eğer kendiniz saçlarınızı boyuyorsanız saçlarınızı boyamada kulanılacak malzemenin son kulanım tarihine çok dikkat edin piyaysada bu tür çok fazla boya var… Kuaförünüzle görüşürkende cildinizde ki hassasiyetlerden mutlaka bahsedin boya karışımında yapacağı ufak değişiklik bile sıradan cilt yanmalarını yok edebilir" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başınıza boya açma ve röfle yapmayın&lt;br /&gt;İlker Yavrutürk, "Boya dışında açma veya röfle benzeri işleri kesinlikle kendi başınıza yapmayın piyasada güvenilir markaların bu tip ürünleri var ama bu işin şakası yok bilesiniz.. Ve tabiî ki kuaför salonlarının kalitesi hijyeni ve iş ahlakları iyi olanlarını tercih edin… Ucuza değil kaliteliye ve uygun fiyatlıya odaklanın. Fiyatı ucuz her salon kötü olamayacağı gibi her lüks salonda iyi olacak diye kanun yok. İşten anlamayan kişilerin açtığı salonlara kesinlikle rağbet etmeyin. Talihsiz kazazedeye geçmiş olsun diyoruz. Bu gibi durumlarda kesinlikle doktor kontrolünde olmak gerektiğini hatırlatıyoruz" diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8398117587113122445?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8398117587113122445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8398117587113122445' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8398117587113122445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8398117587113122445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/sa-boyas-testi-nasl-yaplr.html' title='Saç boyası testi Nasıl yapılır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6933980050200061601</id><published>2008-04-11T13:11:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:11:22.105-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Pseudoxanthoma Elasticum cilt hastalıgı</title><content type='html'>Pseudoxanthoma Elasticum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pseudoxanthoma elasticum (PXE) derinin elastik dokusu, kan damarlarını ve gözleri etkileyen bağ dokusunun bir hastalığına verilen addır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık genetik geçişli midir?&lt;br /&gt;Hastalıktaki temel defekt kromozom 16p13.1 dadır. Hastalık genetik geçişlidir. Etkilenen kişilerde kollajen ve graund substance anormaldir. Kalsiyum deri, kan damarları ve gözdeki anormal elastik fibrillerde birikir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ne sıklıkla görülür?&lt;br /&gt;Hastalık 160,000 kişide bir görülür. Hastalığın farklı görüntü ve kalıtsal geçiş açısında farklı özellik gösteren bir çok tipi vardır. İki tipi otozomal dominant geçer, bu hastalığa sahip olan bireylerin her iki çocuğundan birinin hasta olacağı anlamına gelir. Diğer 3 tipi de otozomal ressesif olark geçer. Bu durumda çocukların dörtte biri etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın bulguları nelerdir?&lt;br /&gt;PXE'u bulunan hastalar deri bulgularına, göz anomalilerine ve deri değişikliklerine sahiptirler. Fakat bulguların dağılımı ve şiddeti hastadan hastaya değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık hangi organları tutabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deride küçük sarı kabarıklar sıra sıra veya dantel biçiminde dizilmişlerdir ve eklemlerin üzerinde bir araya gelerek büyük yamalar yaparlar. Deri yumuşak, gevşek ve hafifçe kırışıktır. Bu yamalar kaldırım taşı görünümündedir. Sıklı kla boyunun yan tarafı, gerdan, koltuk altı, karın, kasıklar ve kalçalar tutulur. Deri değişiklikleri çocuklukta gelişebilmekle beraber genelikle erken erişkinlikte (30 yaşından önce) görülmeye başlar. Bazı hastalarda ise ilk bulgular yaşlılıkta görülebilir. Benzer bulgular yumuşa damak, dudağın iç yüzümide ve vajinada bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp ve kan damarları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbin ve diğer dokularına atardamarları etkilenebilir. Bacaklarda yürürken bacaklarda ağrı, kalp ağrısı görülür. Kalp kaslarında rahatsızlık (kardiomyopati) ve mitral kalp kapakçığında yetmezlik (olguların %5-8 inde) görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Angioid streaks denen göz bulguları gözün retina tabakasını etkiler. Genellikle 20-40 yaş arasında görülür. Bu durum görme bozukluklarına ve körlüğe neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumda risk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PXE hastaları gebeliklerinin ilk 3 ayında çocuk düşürme riskine sahiptir. Tüm hastalarda gebelikte deri çatlakları oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PXE tanısı nasıl konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PXE tanısı genellikle deriden biyopsi alınarak konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Tedavinin en önemli yönü damar tutulumunu olup olmadığının saptanması ve bu durumun uygun uzmanlar tarafından takip edilmesini sağlamaktadır. Kalp dam r cerrahları ve kardiologlar tarafından düzenli takipler yapılmalıdır.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Deri bulgularının etkili tedavisi yoktur. Fakat plastik cerrahlar tarafından bir takım düzeltmeler yapılabilir.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Diyette kalsiyum kısıtlaması bazı faydaları nedeniyle denenmiştir, fakat faydası tartışmalıdır.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Lazer fotokoagülasyon gözün retina tabakasındaki kanamalardan korumak için faydalıdır.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Çocuklara genetik geçiş olabileceğinden genetik danışmanlık alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: Pseudoxanthoma Elasticum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6933980050200061601?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6933980050200061601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6933980050200061601' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6933980050200061601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6933980050200061601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/pseudoxanthoma-elasticum-cilt-hastalg.html' title='Pseudoxanthoma Elasticum cilt hastalıgı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2469893748251364522</id><published>2008-04-11T13:10:00.004-07:00</published><updated>2008-04-11T13:11:00.605-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Pityriasis Lichenoides cilt hastalıgı</title><content type='html'>Pityriasis Lichenoides&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pityriasis lichenoides nadir rastlanan bir cilt hastalığına verilen addır. Hafif formu pityriasis lichenoides kronika (PLC) olarak bilinir. Daha şiddetli formu pitriasis likenoides varioliformis akuta(PLEVA) veya Mucha-Haberman hastalığı olarak bilinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık neden oluşur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pityriasis lichenoides muhtemelen bir organizmaya karşı gelişen aşırı reaksiyondur. Bununla beraber spesifik bir bakteri veya organizma henüz saptanamamıştır. Bulaşıcı olduğu düşünülmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pityriasis lichenoides hangi yaşlarda görülür?&lt;br /&gt;Pityriasis lichenoides sıklıkla ergenlik döneminde ya da genç erişkinlerde görülür. Erkeklerde biraz daha sık görülür. Bebeklerde ve yaşlılarda nadirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık nasıl başlar?&lt;br /&gt;Hastaların genel durumu iyidir, fakat ara sıra deri bulguları ile birlikte baş ağrısı ve ateş görülebilir. (özellikle&lt;br /&gt;PLEVA'da)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deri döküntüleri 3-18 mm çapında kırmızı beyaz noktacıklar şeklindedir. PLC de döküntü mum benzeri bir kabukla kaplıdır ve bu kabuk kazındığında parlak ve kahverengi bir yüzey ortay çıkar. Bu döküntüler bir kaç haftada kahverengi bir iz bırakarak solarlar ve bir kaç ayda tamamiyle ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PLEVA'da daha fazla kaşıntılı kabuklu yaralar ve su toplamaları gelişebilir ve bu döküntüler su çiçeğindekine benzer izler bırakırlar. PLEVA ağız içinde ülserler neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döküntüler sıklıkla gövde, kalça ve üst kolların iç kısmındadır. Nadiren yüz ve saçlı deri ve vücudun diğer alanları tutulabilir. Hastalık aylarca veya yıllarca sürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı nasıl konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı deridena alınan biopsi ile konulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pityriasis lichenoides genellikle tedaviye cevap vermez ve tedavi kesilince tekrar eder. Döküntü rahatsızlık vermiyorsa tedavi gerekli olmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Kortizonlu kremler tahrişi azaltır.&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Doğal güneş ışığı&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Fototerapi: yapay ulltraviyole A veya B&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      2-3 aylık süre ile eritromisin veya tetrasiklin gibi antibiyotiklerin kullanımı&lt;br /&gt;    *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Şiddetli olgularda ağızdan kortizon kullanımı gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;us vulgaris, pemfigus vulgaris&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: Pityriasis Lichenoides, pitriasis versicolor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2469893748251364522?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2469893748251364522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2469893748251364522' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2469893748251364522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2469893748251364522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/pityriasis-lichenoides-cilt-hastalg.html' title='Pityriasis Lichenoides cilt hastalıgı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4829185253155145853</id><published>2008-04-11T13:10:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:10:40.122-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Pemphigus vulgaris cilt hastalıgı</title><content type='html'>Pemphigus vulgaris&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pemfigus vulgaris deri ve sıklıkla da ağız mukozası gibi mukazalarda nadiren görülen büllü (deride su kabarcıkları oluşması) bir hastalıktır. Otoimmün tanımı immün sistemin (bağışıklık sisteminin) kişinin kendi dokularına karşı savaşması anlamında kullanılan bir tıbbi terimdir. Pemfigusun bir çok tipi olmasına rağmen pemfigus vulgaris en sık görülen tiptir. Diğer yaygın tipleri pemhigus foliaceus ve paraneoplastic pemphigustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pemphigus vulgarisin sebebi nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derinin üst tabakası olan epidermiste blok oluşturan hücreler keratinositlerdir. Bu hücreler desmosom denilen özel bir bağ sistemi ile birbirlerine bağlanmışlardır. PV'de Immunglobulin G (IgE) denen otoantikorlar epidermisin alt tabakasındaki keratinositleri birbirine bağlayan desmozomlardaki desmoglein 3 denen proteine bağlanırlar. Bunun sonucunda keratinositler birbirinden ayrılır ve deride içi su dolu kabarcıklar oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlerde PV gelişir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PV tüm ırk, yaş ve cinslerde görülebilir. En sık 50-60 yaş arasında görülür ve yahudi ve hint ırkında daha sıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın bulguları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaların bir çoğunda hastalık ağız veya genital bölge mukozasında ortaya çıkar. Aylar sonra deride bulgular gelişebilirken, bazen mukaza bulguları hastalığın tek bulgusu olarak kalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık etkilenen mukoza ağız içi mukozası olmasına rağmen, gözün konjuktivası, osefagus, kadın iç ve dış cinsel organları, erkeklerde penis, üretra ve ayrıca anüs de tutulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Olguların %50-70'inde ağızda yaralar 0luşur.&lt;br /&gt;    * Büller çok yüzeyel olduğundan kolaylıkla açılarak erezyon şeklinde görülürler.&lt;br /&gt;    * Ağızda yaygın bir tutulum vardır.&lt;br /&gt;    * Ağrı vardır ve yavaş iyileşir.&lt;br /&gt;    * Ses tellerinin bulunduğu larenkslerde büller oluşup ses kısıklığına neden olabilir.&lt;br /&gt;    * Yeme ve içme zorlukları görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deride ince duvarlı gevşek su kabarcıkları kolaylıkla patlayarak ağrılı yüzeyel yaralara neden olabilirler. Derideki yüzeyel yaralar özellikle kıvrım bölgelerinde kabarık kabuklu yaralara neden olur: pemphigus vegetans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PV tanısı nasıl konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanı genellikle deri biyopsisi alınarak konulur. Direk immunfloresans dediğimiz bir yöntemle alınan deri örneğinde otoantikorlar saptanarak tanı desteklenir. Olguların çoğunda kanda dolaşan otoantikorlar saptanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavinin temel amacı bül gelişimini azaltmak, enfeksiyondan korumak ve oluşan yaraların iyileşmesini hızlandırmaktır. Ağızdan alınan kortizonlu ilaçlar hastalığı kontrol altına alan temel ilaçlardır. Bu ilacların kullanımı ile PV'deki ölüm oranı %99dan %5-15 lere kadar düşürülmüştür. Hastalıkta kesin tedavi yokken, tedavi hastanın yaşma kalitesini düzeltir. Ne yazık ki yüksek doz kortizon tedavisi ciddi yan etkilere neden olabilir. Bunu azaltmak için immunsupresif (bağışıklık sitemin baskılayan) ilaçlar kullanılır. (azotiopirin, siklofosfomid, dapson, tetrasiklin, nikotinamid, plasmaferez, altın, mikofenolat mofetenil, damar yolu ile verielen immunglobulin, rituximab)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Optimal tedavi ile hastalığın bulguları minimal olarak seyredebilir. Yara iyileşmesi önemlidir ve buna yönelik tedavi yapılmalıdır. Hastalığın aktif olduğu dönemlerde hastalar deriyi ve mukozayı tahriş edecek aktivitelerden kaçınmalıdır. Bu aktiviteler kontakt temasın olduğu spor aktiviteleri, ağız mukozasını tahriş edebilecek baharatlı, asidik gıdaların ve içeceklerin alınımıdır ve bunlar engellenilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: Pemphigus vulgaris, pemfigus vulgaris, pemfigus vulgaris&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4829185253155145853?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4829185253155145853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4829185253155145853' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4829185253155145853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4829185253155145853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/pemphigus-vulgaris-cilt-hastalg.html' title='Pemphigus vulgaris cilt hastalıgı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8616208544428151730</id><published>2008-04-11T13:10:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:10:20.622-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Pannikülit cilt hastalıgı</title><content type='html'>Pannikülit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pannikülit deri altında bulunan yağ dokusunun bir çeşit iltihabi reaksiyonu olarak bilinir. Hastalığın bir çok farklı çeşidi olsa da, hastalığın görünümü hepsinde hemen hemen aynıdır.Tanı deriden yapılan biyopsi ile konulur.Pannikülit çeşitlerinin sınıflandırılması zor olup, genellikle sınıflama hastalığın yağ dokusunun tutulan bölümüne göre yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın klinik görünümü nasıldır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalanan deri bölgesi kalınlaşmıştır. Derinin renginde değişiklik olabilir veya olmayabilir. Deri kırmızı veya kahverengimsi renkte olabilir. Bu bölgeler sıklıkla hassastır. Sıklıkla etkilenen alanlar deriden kabarıktır ve derinin altında şişlikler şeklindedir, fakat bazen geniş alanlara yayılan bulgular olabilir. Hastalık gerilediğinde, deride kalıcı veya geçici çukurcuklar kalabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavisi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Hastalığa sebep olabilecek ilaç kullanımı, enfeksiyon gibi nedenler ortadan kaldırılmalı.&lt;br /&gt;    * Etkilenen alan yüksekte tutularak istirahat edilmeli.&lt;br /&gt;    * Bacaklara 18-25 mm Hg basınç uygulayacak çoralar eğer tolere edilebilirse kullanılabilir.&lt;br /&gt;    * Aspirin, ibuprofen veya diklofenak gibi antiinflamatuar ilaçlar (iltihabı önleyici ilaçlar) kulllanılabilir.&lt;br /&gt;    * Ağızdan veya injeksiyon yolu ile yapılan kortizon tedavisi yapılabilir.&lt;br /&gt;    * Tetrasiklin veya hidroksiklorakin gibi antiinflamatuar ilaçlar kullanılır.&lt;br /&gt;    * İyileşmeyen ve yara haline dönüşen durumlarda cerrahi işlem yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: panniculit, pannikülit, panniculitis&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8616208544428151730?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8616208544428151730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8616208544428151730' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8616208544428151730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8616208544428151730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/panniklit-cilt-hastalg.html' title='Pannikülit cilt hastalıgı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5118463525803575752</id><published>2008-04-11T13:09:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:09:40.086-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Neurofibromatosis cilt hastalıgı</title><content type='html'>Neurofibromatosis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neurofibromatosis (NF) kemikleri, yumuşak dokuyu, deriyi ve sinir sistemini etkileyen genetik bir hastalıktır. 2 farklı tipi vardır: Neurofibromatosis 1(NF1) ve Neurofibromatosis2. NF1 1/ 3000 oranında görülürken NF2 50.000 doğumda bir görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * NF1, von Recklinghausen hastalığı olarak da bilinir ve aşağıdaki bulgular bulunur.&lt;br /&gt;      6 veya daha fazla cafe-au-lait lekesi ( oval açık kahve renkli 0.5 cm den büyük lekeler)&lt;br /&gt;    * Çok sayıda neurofibromlar( deriden kabarık veya derine inen tümörler)&lt;br /&gt;    * Çiller (Kasık gibi kıvrım bölgelerinde)&lt;br /&gt;    * Lish nodülleri (gözün iris tabakasındaki ince tümörler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF2 de bilateral acoustic neurofibromatosis olarak bilinir ve de beyin ve omurilik de çok sayıda tümör mevcuttur. Hastalığın ilk bulgusu genelde işitme sinirinde gelişen tümörler bağlı gelişen işitme kaybıdır. Sıklıkla bu bulgu ergenlik döneminde veya 20 li yaşların başlarında gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neurofibromatosisin nedeni nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF1 and NF2 farklı genlerdeki defekt sonucu gelişir. NF1 17. ve NF 22. kromozomdaki mutasyon sonucu gelişir. Mutasyona uğramış gen neurofibramatosisli bir ebeveynden geçebilir veya bazı olgularda gende spontan bir mutasyon gelişmektedir. Neurofibromatosisi bulunan bir gencin çocuğuna bu hastalığı geçirme olasılığı % 50 dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neurofibromatosisin bulguları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın yayılımı ve şiddeti kişiden kişeye değişebilirken, aynı ailedeki bireyler arasında da değişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok kişide NF bulunmadan café-au-lait lekeleri bulunabilirken, yaşamın ilk beş yılında 5 den fazla café-au-lait lekesi bulunan kişilerin NF olma olasılıkları yüksektir. % ve daha fazla café-au-lait lekesi yenidoğanlarda % 1.8 oranında görülürken, 5 leke veya daha fazla sayıda leke bulunduran çocukların % 25-40 ında , erişkinlerin ise %14'ünde NF bulunur. Koltuk altlarında çillerin bulunması NF1 in belirgin bir belirtisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik sonrasında NF1 li hastaların % 97-100 ünde Lisch nodülleri bulunur. Bu nodüller klkinik olarak bir rahatsızlık vermezken, tanı koynaya yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıca 4 tip NF1 bulunur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Kutanöz: Kanser riski taşımayan yüzeyel yumuşak düğme benzeri deri tümörleri&lt;br /&gt;    * Deri altı: Derinin dermis denen orta tabakasında lokal ağrı ve hassasiyete yol açan tümörler&lt;br /&gt;    * Nodular plexiform: Sırttaki sinir köklerini tutan geniş tümör ağı&lt;br /&gt;    * Yaygın plexiform: Derinin tüm katlarını, kasları, kemikleri ve kan danmarlarını tutan tümörler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF1'in deri tutulumunun şiddeti, hastalığın sistemik bulgularının yayılımı ve şiddetini göstermez. Vücudun çeşitli bölümlerinde problemler görülebilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Diz ve dirseklerin altındaki uzun kemiklerde şekil bozukluğu ve omurganın eğriliği&lt;br /&gt;    * Kısa boy ve büyüme hormonu eksiklliği&lt;br /&gt;    * Öğrenme zorlukları(konuşma problemleri) ve davranış bozuklukları( %25-40 oranında öğrenme bozuklukları, % 5-10 oranında zeka geriliği&lt;br /&gt;    * Göz sinirinde görme kaybına yol açan tümörler&lt;br /&gt;    * Yüksek kan basıncı ve diğer damar anomalileri&lt;br /&gt;    * Beyin ve omurilikte tümörler: artmış epilepsi riski&lt;br /&gt;    * Sindirim sisteminde kanma ve tıkanmaya neden olan tümörler&lt;br /&gt;    * İşitme bozuklukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF2 de harici bulgular pek yoktur ve olguların çoğunda ilk belirti işitme kaybıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF1 and NF2'deki tümörlerin çoğu selim huyludur. Fakat buiyi huylu tümörlerin aşırı büyümesi yaşamsal fonksiyonları etlileyebilir. NF1 li hastaların % 3-15 inde kanser gelişme riski vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tedavisi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NF' nin tedavisi yoktur. Tedavinin temel amacı hastalığın gelişimini izlemek ve gerekli olduğunda müdahale etmektir. NF'i olan sağlıklı çocuklar 6-12 ayda bir çocuk sağlığı uzmanlarınca takip edilmelidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neurofibromlar ağrılı olabilir veya çok büyüyebilirler ve o zaman kanser riskini ve diğer komplikasyonları engellemek için cerrahi olarak çıkartılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genetik konsültasyone ve eğitim önemlidir. Hastaların toplumdan kendilerini dışlama hadisesi gözden kaçırılmamalıdır. NF li hastalar sıklıkla oluşabilecek komplikasyonlar neeniyle gergindirler ve de hastalığın görsel bulguları nedeniye toplumdan kendilerini dışlanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: Neurofibromatosis&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5118463525803575752?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5118463525803575752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5118463525803575752' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5118463525803575752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5118463525803575752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/neurofibromatosis-cilt-hastalg.html' title='Neurofibromatosis cilt hastalıgı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3619473030259241553</id><published>2008-04-11T13:09:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:09:19.305-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>İLVEN (inflamatuar lineer verruköz epidermal nevüs)</title><content type='html'>İLVEN (inflamatuar lineer verruköz epidermal nevüs)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Size bir sorum olacak. İlven teşhisi konan bir cilt problemim var bu konuda beni aydınlatabilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: ILVEN inflamatuar lineer verruköz epidermal nevüs kelimelerinin baş harflerinin yan yana getirilmesi ile oluşturulan bir terimdir. İLVEN&lt;br /&gt;epedermal nevüsün bir tipidir. Epidermal nevüs derinin epidermal (üst) tabakasının aşırı gelişimi sonucu gelişen doğumdan itibaren görülen bir cilt&lt;br /&gt;hastalığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık, ektoderm dediğimiz sinir dokusu ve epidermisi oluşturan tabakanın doğum öncesindeki dönemde bir bozukluğu sonucu gelişir. Bu anomali sonucunda iskelet sistemi, göz ve beyinde de bir takım anomaliler gelişebilir. Fakat bu durum oldukça nadirdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ILVEN hastalığı gruplar yapan ve çizgisel dağılım gösteren siğil benzeri oluşumlardan meydana gelir. Diğer epidermal nevüslerden faklı olarak İLVEN'&lt;br /&gt;de kırmızılık ve kaşıntı vardır. Derinin yüzeyi egzama gibi(kuru kırmızı, kaşıntılı) veya sedef gibi (kırmızı ve pullu) olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık genellikle tek bacağı tutar, kalçalara ve ayağa da yayılabilir. Doğumda görülebilir, fakat genellikle yaşamın 5. yılında ortaya çıkar ve&lt;br /&gt;yıllar aylar geçtikçe yayılır ve büyür. Hastalık kız çocuklarında daha sık görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Nemlendiriciler ve düşük kuvvetteki kortizonlu kremler kaşıntıyı azaltabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3619473030259241553?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3619473030259241553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3619473030259241553' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3619473030259241553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3619473030259241553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ilven-inflamatuar-lineer-verrukz.html' title='İLVEN (inflamatuar lineer verruköz epidermal nevüs)'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4271817992307733363</id><published>2008-04-11T13:08:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:08:55.836-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Ichthyosis nadir bir cilt hastalıgıdır</title><content type='html'>Ichthyosis&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis kalıcı olarak derinin kuru,kalın, pürtüklü balık derisi görünümü hal aldığı bir hastalıktır. Ichthyosisis doğuştan veya sonradan gelişebilen en az 20 çeşidi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık olarak hangi tipi görülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis vulgaris , ichthyosis olgularının %85'ini oluşturur. Hastalık oatozomal dominant olarak gerçer. Ichthyosis vulgaris olan bir kişinin çocuğunda ichthyosis gelişme olasılığı % 50 dir. Ichthyosis vulgarisin bulguları genellikle ilk bir yaş içinde başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer tipler hangileridir?&lt;br /&gt;Ichthyosisin diğer kalıtsal olan formları lamellar ichthyosis, epidermolytic hyperkeratosis, and X-linked ichthyosisdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık doğumdan sonra gelişebilir mi?&lt;br /&gt;Sonradan edinilen Ichthyosis ailesel değildir ve ilk olartak erişkin yaşta ortaya çıkar ve genellikle tiroid hastalıkları, sarkoidoz, lenfoma, sistemik kanser ve AIDS ile birlikte görülür. Nikotinik asit ve hidroksiüre gibi ilaçlarada Ichthyosise neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosisin nedenleri neklerdir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalıtsal formları genetik mutasyon (bozulma) sonucu gelişir. Mutasyona uğramış genler bir jenerasyondan diğerine geçerler. Bununla birlikte ailede sadece bir birey etkilenmiş olabilir. Bu durum eğer hastalık otozomal ressesif kalıtımla geçiyorsa ve her iki ebeveynde bu geni taşıyorlarsa olabilir veya kendiliğinden bir gen mutasyonu gelişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutasyona uğramış genler derinin normal yaşam siklusunu bozar. Normal bir insanda deri hücrelerinin gelişimi, ölmesi ve atılımı farkedilmez. Ichthyosisi olan hastalarda ise yeni hücre üretimi eski hücrelerin atılım sürecinden daha hızlıdır veya üretim hızı normaldir, fakat atılımı yavaştır. Her iki durumda deride kuru bir görüntüye neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosisin bulguları nelerdir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı tip Ichthyosislerin bulguları farklı olmasına rağmen, genellikle deri kuru, pürtüklü, pulludur. Başlıca kalıtsal geçen Ichthyosis tipleri ve özellikleri aşağıdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis tipleri&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klinik bulguları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis vulgaris&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Doğumda deri normal görülebilir.&lt;br /&gt;•  Deri zamanla kurur, pürtüklenir ve pullanır. Olguların çoğunda bulgular 5 yaşında belirginleşir.&lt;br /&gt;•  Yüz ve saçlı deride dahil olmak üzere tüm vücut tutulur. Kol ve bacakların iç yüzü saağlam kalmıştır.&lt;br /&gt;•  Avuç içlerinde aşırı çizgilenme vardır.&lt;br /&gt;•  allerjik(atopik)egzema ile birlikte görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lameller Ichtyosis&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Doğum esnasında bebek collodion bebek şeklinde doğabilir ve de collodion benzeri bir madde ile çevrilidir.&lt;br /&gt;•  Kıvrım bölgelerinide içerecek şekilde tüm vücut soyulur.&lt;br /&gt;•  Alt göz kapağı aşağı doğru sarkabilir. (ectropion)&lt;br /&gt;•  Bazı merkezlerde doğum öncesi tanı konulabilir.&lt;br /&gt;•  Transglutaminase 1 enziminde mutasyon olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epidermolytic Hyperkeratosis&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Deri doğumdakırmızı ve hassastır.&lt;br /&gt;•  İçi su dolu kabarcıklaar vardır ve bunlarda infeksiyon gelişerek kötü kokuya neden olabilir.&lt;br /&gt;•  Birkaç gün içinde kalın yaygın bir soyulma meydan gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X'e bağlı ichthyosis&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Doğum esnasında veya doğumdan kısa süre sonra yaygın bir soyulma görülür.&lt;br /&gt;•  Pullanma kollar ve bacaklar, boyun, gövde ve kalçalarda belirgindir.&lt;br /&gt;•  Gözün kornea tabakasında opaklama(matlaşma) görülür.&lt;br /&gt;•  Fibroblastlarsa steroid sülfataz yetmezliği ve yüksek kan kollesterol sülfat seviyesi vardır.&lt;br /&gt;•  Sadece erkeklerde görülür.&lt;br /&gt;•  Testislerde rahatsızlıkla birliktedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis bazen kalıtsal eçen sendromların bir belirtisi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis yaygın bir hastalık mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis vulgaris dışındaki tiplere nadiren rastlanır. Ichthyosis vulgaris 1/250 oranında görülür. Tüm dünyada, tüm ırklarda görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis hangi problemlere neden olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosis olan kişilerin yaşamları tamamıyla normaldir. Fakat derilerine bakım için uğraştıkları zaman diğer insanlara göre çok daha fazladır. Şiddetli ihthyosisi olan hastalar aşağıdaki problemlerle karşılaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Aşırı sıcaklık: Terleme azaldığından vücut ısısı yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Hareket kısıtlılığı: Kalın ve kuru kabuklanmalar vücudun hareketi esnasında ağrıya neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  İkincil enfeksiyon: Derideki sıyrıklar dolaysıyla deri ve sistemik enfeksiyon görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•  Görme ve duyma bozuklukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ichthyosisin kesin tedavisi yoktur. Tedavide deri nemlendirilmesi ve soyulması sağlanır. Durumu kontrol altına alabilecek krem ve merhemler kullanılabilir. Şiddetli olgularda A vitamini türevi olan asitretin veya isotretinoin kullanılabilir. Bu ilaçlar pullanmayı, kurumayı azaltır. Eğer infeksiyon gelişirse antibiotikler kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalar nelere dikkat etmelidir?&lt;br /&gt;•  Yıkandıktan sonra 3 dakika içinde nemlendiriciyi ıslak tene sürün.&lt;br /&gt;•  Banyoda pullanan deriyi keseleyin.&lt;br /&gt;•  Saçlardaki pulları sert bir fırça ile saç derisinden ayırın.&lt;br /&gt;Lanolin, laktik asit veya alfa hidroksi asit içeren ürünler deriyi nemlendirir ve ölü hücrelerin atılmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: Ichthyosis&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4271817992307733363?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4271817992307733363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4271817992307733363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4271817992307733363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4271817992307733363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/ichthyosis-nadir-bir-cilt-hastalgdr.html' title='Ichthyosis nadir bir cilt hastalıgıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5537876953292970213</id><published>2008-04-11T13:07:00.004-07:00</published><updated>2008-04-11T13:08:24.950-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Granuloma Annulare nadir bir cilt hastalıgıdır</title><content type='html'>Granuloma Annulare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Granuloma Annulare nedir?&lt;br /&gt;Granuloma annulare derinden kabarık, halka şeklinde. tek veya grup olma eğilimi gösteren bir döküntü ile kendini gösteren bir cilt hastalığıdır. Özellikle çocuklar ve genç erişkinlerde görülmekle birlikte, her yaş grubunda görülebilir. Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla rastlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Granuloma annulare nasıl görünür?&lt;br /&gt;Granuloma annulare inci beyazı, deri renginde, kırmızı veya mor renkte olabilir. Sıklıkla bir bölgede yerleşir, fakat bazen tüm vücutta da yaygın döküntü olabilir. Sık olarak el ve ayak sırtında ve el ve ayak bileğinde görülür. Granuloma annulare de yuvarlak, sert, pürüzsüz kabarıklıklar, ortası soluk bir halka şeklini alırlar. Genellikle üzerinde kaşıntı ve soyulma yoktur, bu yüzden çoğu zaman gözden kaçarlar.&lt;br /&gt;Elde granuloma annulare&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Granuloma annularenin sebebi nedir?&lt;br /&gt;Granuloma annularenin sebebi bilinmemektedir. Bunun bağışıklık sisteminin bir reaksiyonu olduğu düşünülmektedir. Şeker hastalığı ile ilişkili olup olmadığı halen araştırılmaktadır. Bu hastalıkla birlikte olan bir iç organ hastalığı yoktur. Fakat Dermatoloji uzmanınız ilişkili olabileceği bazı hastalıklarla ilgili kan tahlilleri isteyebilir. Genellikle hastalık bir rahatsızlığa neden olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Granuloma annulareye benzeyen diğer hastalıklar nelerdir?&lt;br /&gt;Sıklıkla mantar enfeksiyonu ile karışır. Bazen sinek ısırığı şeklinde lezyonlar olabilir. Bu nedenle bu tip döküntü olduğunda muhakkak bir Dermatoloji uzmanı tanı koymalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermatoloji Uzmanları granuloma annulareyi nasıl tanır?&lt;br /&gt;Bazen hastalığın tanısı muayene ile rahatlıkla konulabilirken, bazen de tanıyı koymak için biyopsi almak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Granuloma annulare nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;Hastalık herhangi bir rahatsızlık vermediğinden tedavi ihtiyacı olmayabilir. Hastalık bir kaç ayda kendiliğinden kaybolur. Bazen de yıllarca sürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber çok sayıda yerde hastalık var ise kozmetik olarak rahatsız edici olabilir. Bir çok tedavi olasılığı vardır. Dermatoloji uzmanının tavsiye edeceği kortizonlu kremler kullanılabilir veya doktor tarafından kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Kortizonlu kremlerin yan etkileri bulunabildiğinden doktorun tavsiyelerine uyulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PUVA özel bir ultraviyole ışık tedavisidir. Hastalık çok yaygın olduğunda bu tedavi yöntemi dermatoloji uzmanının kontrolünde uygulanabilir. PUVAnın en sık yan etkisi güneş yanığı tarzında yanıklardır. Bazen ağızdan tedaviler verilebilir. Uygun tedavi kararını Dermatoloji uzmanları verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: granuloma annulare&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5537876953292970213?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5537876953292970213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5537876953292970213' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5537876953292970213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5537876953292970213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/granuloma-annulare-nadir-bir-cilt.html' title='Granuloma Annulare nadir bir cilt hastalıgıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3365443885856620025</id><published>2008-04-11T13:07:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:07:53.836-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Eritema Multiforme Nadir bir cilt hastalıgıdır</title><content type='html'>Eritema Multiforme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritema multiforme nedir?&lt;br /&gt;Eritema multiforme (EM) zaman zaman tekrar eden kısa süren bir hastalıktır. Ağızda ve vücudun diğer alanlarında su toplaması şeklinde döküntüsü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM kaç şekilde görülür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritema multiforme minör&lt;br /&gt;Kollar,eller,diz ve ayakta hedef tahtası şeklinde kırmızı ve pembe halkalardan oluşan döküntü görülür. Bazen dudaklarda da su kabarcıkları ve yaralar bulunur. Hastalık bir kaç gün veya haftada iyileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritema multiforme major&lt;br /&gt;Nadir rastlanan bu formada ağız, gözler ve cinsel bölge kırmızıdır ve su kabarcıkları ve yaralarla kaplıdır. Genellikle hastalar yüksek ateş nedeniyle kendilerini kötü hissederler. Yemek ymek ve içmekte zorluk çekerler. Bu durum bazen Stevens Johnson sendromu olarak adlandırılır ve hastanede yatarak tedavi olmayı gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toksik epidermal nekrolisis (TEN)&lt;br /&gt;TEN ciddi bir hastalıktır, fakat nadiren görülür. Hastaların genel durumu kötüdür. Vücut derisi geniş alanlar şeklinde çarşaf gibi soyulur. Görüntüsü şiddetli yanıklara çok benzer. TEN sıklıkla ilaçlara karşı gelişen bir allerjik reaksiyon olarak görülür ve hastanın bu tabloya neden olan ilaçları kesinlikle kullanmaması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EM'nin nedeni nedir?&lt;br /&gt;EM' nin nedeni çoğunlukla saptanamaz. Olası nedenler aşağıda sınıflanmıştır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Viral infeksiyonlar(özellikle uçuk)&lt;br /&gt;2.Mikoplazma pnömonia infeksiyonu(bir çeşit akciğer infeksiyonu)&lt;br /&gt;3.İlaçlar&lt;br /&gt;4.Aşılama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığa nasıl tanı konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tanısı genelde muayene ile konulur, fakat bazen küçük bir biyopsi almak gerekebilir. Bazen kan tahlilleri yapmak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi şekilleri değişkendir. Olguların bir çoğunda spesifik tedavi gerekli değildir. Kortizonlu kremler ve tabletler, şiddetli olgularda siklosporin kullanılabilir. Eğer ikincil olarak enfeksiyon yerleşmişse antibiyotik tedavisi verilir. Eğer uçuk var ise virüse karşı etkili olan asiklovir denen ilaç kullanılır. Islak kompresler şeklinde pansuman yapılır.&lt;br /&gt;Ağrı kesici içeren gargaralar ağız içinde döküntü olduğunda kullanılır. Olguların çoğu tamamı ile iyileşir. Yaralar iyileştikten sonra bir kaç ay koyu renkli lekeler kalabilir. Özellikle uçuk sonrası görülenler tekrar etmeye eğilim gösterir. Eğer uçuk bir yıl içinde sıklıkla geçiriliyorsa virüsten korunmak amacıyla asiklovir tedavisi kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: eritem polimorf, eritema multiforme,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3365443885856620025?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3365443885856620025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3365443885856620025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3365443885856620025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3365443885856620025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/eritema-multiforme-nadir-bir-cilt.html' title='Eritema Multiforme Nadir bir cilt hastalıgıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7964287544696963271</id><published>2008-04-11T13:07:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:07:24.374-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Eritem Annulae Santrifuj Nadir bir cilt hastalıgıdır</title><content type='html'>Eritem Annulae Santrifuj&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halka renkli kırmızı döküntülerle seyredenbir çok hastalık olmasına rağmen, bunlardan bir çoğu eritem annuler santrifujdur. Diğer hastalıklar ise annuler eritem, eritema gyratum repens, eritema giratum perstans ve eritema figuratum perstansdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın belirtileri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döküntü her hangi bir yaşta görülebilir. Genellikle küçük pembe bir leke etrafa doğru yavaşça genişleyerek büyür ve halka şeklini alır ve orta alan soluk renktedir. Halka günde 2-5 mm boyutlarında genişleyerek, genelikle 6-8 cm'e ulaşıncaya kadar büyür. Bazen yarım halka şeklinde döküntü olabilir. Bir kaç döküntü bir arada görülebilir. Döküntü genellikle kalça ve bacaklarda olmakla birlikte, yüz gövde ve kollarda da görülebilir. Hafif kaşıntı olabilmekle birlikte genellikle bulgu yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritem annuler sentrifuj neden olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla döküntünün neden bulunamaz. Bununla beraber, bazen altta yatan bazı hastalıklar olabilir. Bu hastalıklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Bakteri, mantar ve virüs hastalıkları (verem, sinüzit, kandidiasis)&lt;br /&gt;    * Klorakin ve hidroksiklorakin gibi sıtma ilaçları, östrojen, penisilin gibi ilaçlar&lt;br /&gt;    * Kanser (özellikle eritem gyratom repens denen tipinde (bu durumda bulgular thata desenine benzer))&lt;br /&gt;    * Yiyecekler özellikle mavi peynir ve domates&lt;br /&gt;    * Tekrar eden apandisit&lt;br /&gt;    * Bazı karaciğer rahatsızlıkları&lt;br /&gt;    * Bazı tiroid hastalıkları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altta yatan hastalık gerilediğinde veya neden olan ilaç kesildiğinde hastalık kendiliğinden geriler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritem annüler santrifuj tedavisi nasıl yapılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eritem annular sentrifuj genellikle kendiliğinden geriler. Döküntü bir kaç ay veya yıl sürebilir. Genellikle tedavi ihtiyacı yoktur. Bununla beraber lokal kortizonlu kremler kaşıntı var ise faydalı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: eritem annuler santrifuj&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7964287544696963271?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7964287544696963271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7964287544696963271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7964287544696963271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7964287544696963271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/eritem-annulae-santrifuj-nadir-bir-cilt.html' title='Eritem Annulae Santrifuj Nadir bir cilt hastalıgıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1688386153971863581</id><published>2008-04-11T13:06:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:06:58.478-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Behçet Nadir bir cilt hastalıgıdır</title><content type='html'>Behçet Hastalığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet hastalığı ağızda ve cinsel bölgede ağrılı ülserler (yaralar), göz problemleri ve deri bulgularıyla seyreden bir hastalıktır. Hastalık nadir görülmekle birlikte Türkiye'de daha nadirdir. Hastalık 1924 yılında bu hastalığı tanımlayan Tütk Dermatolog Hulisi Behçet'in adıyla Behçet hastalığı olarak adlandırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet Hastalığının nedenleri nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte, otoimmün bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Otoimmun hastalıklarda bağışıklık sistemi vücuttaki dokulara karşı savaşa geçer. Bu durumun nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, hastalığın gelişiminde bakteri ve virüs enfeksiyonlarının rolü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler Behçet Hastalığı açısından risk altındadırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet Hastalığı ipek yolu üzerinde bulunan ülkelerin insanlarında daha sık ve şiddetli olarak görülen bir hastalıktır. Akdeniz ülkeleri orta doğu ve uzak doğuda 10.000 kişinin birinde Behçet Hastalığı görülür. Hastalık başka ülkelerde başka etnik gruplarda da görülebilir. İpek yolu üzerindeki ülklerde erkeklerde daha fazla görülürken, diğer etnik gruplarda kadınlarda daha sık görülür. Hastalık her yaşta görlebilmkle birlikte en sık 20-30 lu yaşlarda ortaya çıkar. Behçet Hastalğının belirtileri nelerdir? Ağız ülserleri Behçet Hastalığının en sık ve ilk görüleen bulgularındandır. Bununla beraber bu belirtiler ortaya çıkmadan evvel hastalar aşağıda belirtilen bir çok tekrar eden bulguyu gösterebilirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Soğuk algınlığı ve tosillit&lt;br /&gt;    * Kas ve eklem ağrısı&lt;br /&gt;    * Halsizlik&lt;br /&gt;    * iştahsızlık ve kilo kaybı&lt;br /&gt;    * baş ağrısı&lt;br /&gt;    * Vücut derecesinde değişiklikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrılı ağız ülserleri genellikle hastalığın ilk bulgusudur ve hastaların %70 inde görülür. Ülseler dilde dudak ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanak içlerinde ortaya çıkabilir. Genellikle 1-2 hafta sürerken, bazen 3 haftaya kadar uzayabilirler.Hastalığın diğer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulguları şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Cinsel bölgedeki Ülserler : Bu ülserler ağız ülserlerinden daha nadir görülürler. Ağrılıdırlar ve genellikle iz bırakarak iyileşirler.&lt;br /&gt;    * Göz Tutulumu : Uveit dediğimiz durumda gözde kızarıklık ve şişme olur. Bazen hastalıkta retinada hasarlanır ve tedavi edilmezse körlüğe neden olabilir.&lt;br /&gt;    * Deri Bulguları : Eritema nodosum dediğimiz ağrılı şişlikler sık görülür. Kollar bacaklaar ve gövdede sivilce benzeri döküntüler görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az görüleen bulgular mide bağırsak sistemine ait rahatsızlıklar( karın ağrısı, ishal, kusma), eklem ağrıları ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şişlikleri, sinir sistemi problemleri ve damar dokusu ve dolaşım sistemi problemleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet Hastalığına nasıl tanı konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet hastalığında bütün bulgular bir arada olmadığında tanı koymak zor olabilir. ; Eğer hastada ağızda ve cinsel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bölgt, göz ve deri bulguları var ise tanı daha rahat konulur. Hastalığın tanısı aşağıdaki kriterlere göre konulur.:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılda en az 3 kez ağızdda tekrar eden aft ile birlikte aşağıdaki kriterlerden iki veya daha fazlasının bulunması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Cindel bölgede ülserler&lt;br /&gt;    * Göz tutulumu (Üveit ve retinada hasar)&lt;br /&gt;    * Deri bulguları&lt;br /&gt;    * Pozitif paterji testi (Behçet hastalığını tanımak için yapılan bir test)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçet Hastalığı nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Behçetin kesin tedavisi yoktur. Temel hedef hastalığın bulgularını tedavi etmek ve komplikasyonların gelişmesini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engellemektir. Behçet Hastalığı bir çok organı etkileyebilen bir hasstalık olduğunddan farklı uzmanlık dallarından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oluşan bir ekip tarafından kontrol edilmelidir. Aşağıdaki bazı ilaçlar hastalığın bulgularını kontrol alabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Tetrasiklinli solüsyonlar&lt;br /&gt;    * Yerel olarak uygulanan kortizonlu ilaçlar&lt;br /&gt;    * çeşitli anestrtik maddeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemik tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * ağızdan alınan kortizon&lt;br /&gt;    * aspirin, İbuprofen gibi kortizon dışında antiinflamatuar ilaçlar&lt;br /&gt;    * bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar azathioprine , chlorambucil)&lt;br /&gt;    * deneysel olan ve araştırılan ilaçlar (kolşisin, siklofosfamid, talidomid, infliksimab ve potasyum iodid)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın seyri nasıldır?&lt;br /&gt;Behçet Hastalığı kronik bir hastalıktır ve şiddeti değişebilen bir şekilde akut hecmeler halinde alevlenme&lt;br /&gt;gösterir.Hastalığın erken evresinde ataklar daha sıktır ve bir lkaç hafta sürebilir.Hastalık ilerledikçe atakların arasındaki süre uzar ve bazı hastalarda ataklar tamamıyla durabilir. Behçeet hastalarının % 4ünde ölüm meydana gelir. Ölüm nedeni mide bağırsaklarda delinme sinir sisteminin etkilenmesi ve damarsal yapılardaki balonlaşma şeklinde bozukluklardandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: behçet hastalığı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1688386153971863581?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1688386153971863581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1688386153971863581' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1688386153971863581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1688386153971863581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/behet-nadir-bir-cilt-hastalgdr.html' title='Behçet Nadir bir cilt hastalıgıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2428484656226033594</id><published>2008-04-11T13:06:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:06:35.876-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Becker Nevüz Nadir bir cilt hastalığıdır</title><content type='html'>Becker Nevüs&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs çoğunlukla erkeklerde görülen geç başlangıçlı bir çeşit bendir. Becker melanosisi olarak da bilinir. Bu ben derinin epidermis dediğimiz üst tabakası, melanosit denen pigment hücreleri (deriye rengini veren hücreler) ve kıl köklerinin aşırı gelişimi sonucu oluşur. Çocuklukta veya gençlikte, omuzlarda ve gövdenin üst bölgesinde nadirende diğer bölgelerde ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs neden oluşur?&lt;br /&gt;Henüz tanımlanamamakla birlikte bir gen defekti sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Ergenlik döneminde ortaya çıkan testesteron denen erkeklik hormonunun uyarısı sonucu gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs ne şekilde görülür?&lt;br /&gt;Becker nevüs vücudun tek tarafında kahverenkli geniş bir leke şeklinde görülür, bazen göğüsün ve sırtın üst bölgesinin yarısını kaplayabilir. Ergenlik döneminden sonra daha koyu, kıllı bir hal alır. Bazen üzerinde sivilce gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs sendromu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadiren diğer doğum lekelerinde olduğu gibi aynı embriyonik hücre tipi olan ektodermden oluşan alttaki dokularda bazı bozukluklar olabilir. Bu durum Becker nevüs sendromu olarak bilinir. Bu sendromda aşağıdaki anomaliler bulunur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Düz kas hamartomu (nevüsün altındaki düz kasların aşırı gelişimi)&lt;br /&gt;    * Altta yatan meme, pektoral kas, yağ dokusu, kollar , göğüs duvarı ve omurgada gelişme geriliği&lt;br /&gt;    * Böbrek üstü bezi, kollar, bacaklar, el ve ayak parmakları ve scrotumda aşırı gelişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın etkili tedavisi yoktur. Bununla beraber etkilenen alan güneşten korunursa daha az belirgin kalması sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benin üzerindeki aşırı kıllarlaser tedavisi ile azaltılabilir. Ayrıca kahverengi renkte pigmentlaserleri ile azaltılabilir, fakat genellikle etkili değildir veya lekeyi daha belirgin hale getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Becker nevüs sivilce ile birlikte olduğunda klasik sivilce tedavisi yapılır, şiddetli olgularda isotretinoin kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar kelimeler: becker nevüs, becker nevus&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2428484656226033594?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2428484656226033594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2428484656226033594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2428484656226033594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2428484656226033594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/becker-nevz-nadir-bir-cilt-hastaldr.html' title='Becker Nevüz Nadir bir cilt hastalığıdır'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3848011301222752320</id><published>2008-04-11T13:04:00.004-07:00</published><updated>2008-04-11T13:05:14.634-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Sıkı ince ve güzel bir kalçaya sahip olmanın sırları</title><content type='html'>Dişiliğinizin sembolü kalçalarınızın biçimli ve sıkı bir görünümde olmasını istemez misiniz? Bu isteğiniz egzersiz, doğru beslenme ve kozmetikler sayesinde mümkün. Küçük, dar ve sıkı kalçalar... Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hayal değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçala r için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyun yararları saymakla bitmiyor. Cilt üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersiz yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart. Bunun için en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaj yapın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzdan kaçının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareketli olun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüyebileceğiniz mesafeler için arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-3848011301222752320?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/3848011301222752320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=3848011301222752320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3848011301222752320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/3848011301222752320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/sk-ince-ve-gzel-bir-kalaya-sahip-olmann.html' title='Sıkı ince ve güzel bir kalçaya sahip olmanın sırları'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-920160671818130828</id><published>2008-04-11T13:04:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:04:45.209-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Siyah Noktaya Çözüm</title><content type='html'>Çok yaygın gençlik problemidir siyah noktalar. Bende zaman zaman bu sıkıntıdan muzdarip olanlardanım. Haftada bir kez maske uyguluyorum cildime. Bu öneriyi sevgili Suna Dumankaya”nın kitabından aldım. Hem çok basit hem de kolay uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı mısır unu&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeyi karıştırıp haftada bir kez yüzünüze (göz çevreniz hariç) uyguluyorsunuz. Bu şekilde 20 dakika bekletin. Sonra ılık suyla yıkayın.&lt;br /&gt;Not:( Ben arkasından 10 dakika kadar yüzüme buhar tutuyorum. Böylece gözenekler genişlemiş oluyor ve bir pamuk yardımıyla siyah noktaları temizliyorum. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da zaman ne çabuk geçiyor. Şurada bahar”a girmemize ne kaldı ki. Aslında hayat çabuk geçiyor. 18”li yaşlarımı özlüyorum şimdilerde. Acaba bir zamanlar gelecek planları kurduğum dostlar ne yapıyorlar? Eski dostlar…&lt;br /&gt;Hatırladıklarım yüzümde tebessüm yaratsın diye kızmıyorum artık hiçbir şeye. Sizde kızmayın. Ne de olsa yaşanan her an senin hayatının bir parçasıdır…&lt;br /&gt;Sevgiyle kalın dostlar…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-920160671818130828?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/920160671818130828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=920160671818130828' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/920160671818130828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/920160671818130828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/siyah-noktaya-zm.html' title='Siyah Noktaya Çözüm'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8334347078095505227</id><published>2008-04-11T13:04:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:04:22.932-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Cilt lekeleri ve benlerden kurtulmanın yolları</title><content type='html'>Çil, cildinizde ortaya çıkan açık kahve renkli noktalardır. Güneş ışınları çillerin oluşmasına neden olur. Genelde yaz aylarında çiller artar ve kış aylarında azalır. Alınan güneş miktarına göre daha koyu veya açık renk olabilirler. Yüzde ve kollarda oluşan çiller, cildin diğer bölgelerinde olanlara oranla daha koyu renklidirler. Çillerin görülmesi son derece doğal bir olaydır. Çillerin varlığı bir tehlike veya tehdit oluşturmaz, cildinizin güneş ışınlarına karşı hassas olduğu nu düşündürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Benler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENLER (Nevüs), ciltte görülen açık veya koyu kahve rengi zaman zaman siyah renkteki noktalardır. Bazıları hafifçe ciltten kabarık olabilir. Bazılarının üzerinde de kıllar bulunabilir. Genelde çocuk yaşlarında görünmeye başlarlarsa da 40 yaşına kadar sayıları artabilir, bu yaştan sonra pek artmazlar. Benler başlangıçta birer leke gibi olabilirler. Daha sonra gittikçe büyüyerek, kabarık bir yapı alabilirler.Gebelik, fazla güneşe maruz kalmak veya bazı ilaçların kullanılması renklerinin koyulaşmasına neden olabilir. Gençlik yıllarında da renklerinde koyulaşma olabilir. Benlerdeki şekil değişiklikleri zararsız olabileceği gibi bazı ciltte görülen kanser tiplerinin de ilk bulgusu olabilir. Devamlı fiziksel etkiler altında kalan benler için, örneğin avuç içindeki bir ben gibi, hekiminiz ile görüşün. Eğer size bir tedbir olarak çıkartılmasını önerir ise, çok basit bir müdahale ile bu işlemi yaptırabilirsiniz. Benlerdeki renk ve şekil değişmeleri çok iyi takip edilmeli ve değişim gözlendiğinde hekime danışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Lekeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciltte daha bir çok lekeler görülebilir. Bu lekelerin bir kısmı doğumsal olabileceği (Çilek Lekesi) gibi bazıları da sonradan kazanılabilir (spider anjioması). Bazı lekeler de yaşlılık sonucu ortaya çıkarlar (yaşlılık lekeleri).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8334347078095505227?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8334347078095505227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8334347078095505227' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8334347078095505227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8334347078095505227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/cilt-lekeleri-ve-benlerden-kurtulmann.html' title='Cilt lekeleri ve benlerden kurtulmanın yolları'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1123549863891863905</id><published>2008-04-11T13:03:00.003-07:00</published><updated>2008-04-11T13:03:59.858-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Siyah noktalar nasıl geçer</title><content type='html'>Yüzünüzde siyah noktalar ve sivilceler var. Eğer tırnakla sıkarak bu ikisinden kurtulmayı düşünüyorsanız büyük hata ediyorsunuz. İşte siyah nokta ve sivilceden kurtulma yöntemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce veya tıbbî adıyla akne, gençlerin ergenlik döneminde yaşadığı en büyük problem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sık rastlanılan cilt problemlerinden biri olan sivilce, âdeta gençlerin korkulu rüyası. En çok yanaklarda, alında ve sırtta oluşan akne, yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Uzmanlar siyah noktaların, sivilcenin habercisi olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilcenin temiz olmayan bir cildin göstergesi olduğunu belirten uzmanlar, cilt temizliğinin önemine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermatolog Yasemin Fatih, siyah noktaların cilt altında oluşan yağ ve kirin sembolü olduğunu ifade ediyor. Sivilcenin ergenlik döne minin kaçınılmaz bir sonucu olarak görüldüğünü bildiren Fatih, cilt temizliğiyle bu sorunun önüne geçilebileceğini aktarıyor. Siyah noktaların mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Fatih, “Siyah noktalar daha sonra oluşacak sivilcenin habercisidir. Yani siyah nokta yoksa sivilce de yoktur.” diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle sivilceleşmeye meyilli ciltlerin tonik yardımı ile günlük olarak temizlenmesi gerektiğini aktaran Fatih, yüzünde siyah nokta olanların buhar banyosu yapması gerektiğini söylüyor. Siyah noktaların kesinlikle tırnakla sıkılmaması gerektiğini belirten Fatih, ciltlerinde siyah noktası olan kişilerin yüzlerini on dakika havlu altında buhar banyosu yaptırmasının yararlı olacağını bildiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banyonun ardından siyah noktaların el değmeden kulak temizleyicisiyle temizlenmesinin daha doğru olduğunu anlatan dermatolog Fatih, cilt üzerinde çok sayıda siyah nokta bulunması halinde mutlaka bir uzmana danışılması gerektiğini vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce oluşumunun doğru bir bakımla büyük oranda önüne geçilebileceğini ifade eden dermatolog Yasemin Fatih sözlerine şöyle devam ediyor: “Sivilceler cildin yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Yağ bezlerinin cilde açılan kanalları tıkandığında sivilceler ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağ bezleri, sebum adı verilen bir madde salgılarlar. Ergenlik döneminde sebum salgısı artar ve ciltteki gözenekleri tıkar. Gözeneklerin tıkanması, sivilce oluşumunun ilk aşamasıdır.” Bu aşamadan sonra gözeneklerin genişleyerek siyah noktaları oluşturduğunu ifade eden Fatih, bu alanlara kir, sabun ve makyaj artıkları, yağ ve ölü hücrelerin birikerek sivilceyi oluşturduğunu açıklıyor. Dermatolog Fatih, bu yüzden sivilce problemi olan kişilerin akne problemini daha az yaşaması için her gece yastığını değiştirmesi gerektiğini anlatıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akne konusunda bilinmesi gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akneli ciltlerde pH dengesi bozulduğu için mutlaka cilde en uygun olan pH 5,5 temizleyicilerin kullanılması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabun şeklindeki temizleyiciler, siyah noktaların oluşumunu arttırır. Bu yüzden jel kıvamındaki ürünler kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşınan veya sıkılan sivilceler ciltte kalıcı izler bırakabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerinde akne olan erkekler jilet yerine elektrikli tıraş makinesi kullanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akneli cilde, yüz yıkandıktan hemen sonra nemlendirici kesinlikle sürülmemelidir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1123549863891863905?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1123549863891863905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1123549863891863905' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1123549863891863905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1123549863891863905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/siyah-noktalar-nasl-geer.html' title='Siyah noktalar nasıl geçer'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7113049326523906158</id><published>2008-04-11T13:03:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:03:33.697-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Kendi cilt bakımınızı kendiniz yapın</title><content type='html'>İşte evde hazırlayabileceğniz doğal malzemelerden oluşan cilt bakım ürünleri...&lt;br /&gt;Cildi ölü hücrelerden biriken yağlardan ve siyah noktalardan arındırmak için derin temizlik yapmalısınız. Nasıl mı?Peeling,maske veya buhar banyosuyla gerçekleştirebilirsiniz. İlk olarak kendi cilt tipinize uygun maske uygulayın yüzünüze. Bu işlemle birlikte yüzünüzdeki ölü deriyi atmış oldunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sıra buhar banyosunda. Buhar,gözeneklerin açılar k kirlerin, yağların dışarı atılmasına yardım eder ve bu sayede kan dolaşımı hızlanır. Kaynattığınız suyu bir kaba boşaltın ve yüzünüzü kaba doğru eğerek başınızın üstünü kapatacak şekilde bir havlu ile kapatın. 10 dakika bu şekilde kaldıktan sonra yüzünüzüzdeki siyah noktalar ve yağlar artık daha kolay temizlenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah noktaları temizlemek için temiz bir peçeteyi parmaklarınıza sararak siyah noktaları temizlemeye başlayın. Siyah noktaları sıkarak değil deriyi gererek çıkarın. Artık tonikleme işlemine geçebilirsiniz. Tonik işleminin ardından yüzünüze uygun bir nemlendirici sürerek haftalık cilt bakımınızı sonlandırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MASKELER (Kuru ve kırışık ciltler için)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzeme:&lt;br /&gt;1 adet patates&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama:&lt;br /&gt;Patates yıkanıp rendelenir ve suyu çıkarılır. kağıt mendille akşamları cilde kompres yapılır. çizgilere çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MASKE(Karma ciltler için)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı mısır unu&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı yoğurt&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama:&lt;br /&gt;Malzemeler karıştırılır cilde uygulanır 20-25 dakika bekletildikten sonra cilt yıkanır.&lt;br /&gt;(siyah noktaları yok eder. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TONİK:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler:&lt;br /&gt;kuşburnu&lt;br /&gt;su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama:&lt;br /&gt;kuşburnu çay gibi demlenip cilt silinir,cildi sıkıştırma özelliği vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7113049326523906158?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7113049326523906158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7113049326523906158' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7113049326523906158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7113049326523906158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/kendi-cilt-bakmnz-kendiniz-yapn.html' title='Kendi cilt bakımınızı kendiniz yapın'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1727416341146157983</id><published>2008-04-11T13:02:00.002-07:00</published><updated>2008-04-11T13:03:06.116-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Bitki derman mı</title><content type='html'>Pelinty’s BitkiDerman bakım setleri;&lt;br /&gt;• Cilt ve saç sorunlarını gidermekte yardımcı olur.&lt;br /&gt;• Bitkisel bazlıdır, etken maddeleri şifalı bitkilerin özlerinden oluşur.&lt;br /&gt;• Yüzyıllardır uygulanan şifalı formüllerin modern laboratuarlarda geliştirilmesiyle oluşturulmuştur.&lt;br /&gt;• Doğal malzemeler ile üretilir.&lt;br /&gt;• Hijyenik ve dermatolojik olarak test edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pelinty''''s BitkiDerman''''ın hikayesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pelinty’s BitkiDerman, tam 50 senedir Pelin Herbal Saç ve Cilt Doğal Bakım Merkezi’nde (www.pelinherbal.com) bitkisel çözümler uygulayan Herbalist H. Leyla Çabuk’un size sunduğu yepyeni ürün setleridir. Yüzyıllar öncesinden gelen mucizevi karışımlar artık kolaylıkla ulaşabileceğiniz BitkiDerman markasıyla geniş kitlelere ulaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğaya ve doğal olana dönüş konusunda bilinç seviyesinin giderek arttığı günümüzde BitkDerman ürünleri sizlere sorunlarınızı gidermede doğal çözümler sunuyor. Başlangıç olarak istenmeyen tüyler ve saç dökülmesi sorunları için bakım setleriyle size merhaba diyen BitkiDerman çok yakında başka sorunlara da çare olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pelinty’s BitkiDerman nelere derman?&lt;br /&gt;• İstenmeyen tüylenmeye karşı Tüy Giderici Bakım Seti.&lt;br /&gt;• Çeşitli sebeplerden kaynaklanan saç dokülmesine karşı Saç Bakım Seti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BitkiDerman’dan yakında:&lt;br /&gt;• Akne&lt;br /&gt;• Kırışıklık&lt;br /&gt;• Selülit-Çatlak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Saç Köklerini Arındıran Bitki Özlü Losyon&lt;br /&gt;2a. Saç köklerini onaran bitki suyu&lt;br /&gt;2b. Saç köklerini onaran bitki lapası&lt;br /&gt;3. Saç derisini yenileyen bitki losyonu&lt;br /&gt;4. Menengiç sabunu&lt;br /&gt;5. Saç köklerini arındıran bitki özlü ve vitaminli şampuan&lt;br /&gt;6. Saç köklerini güçlendiren bitki losyonu&lt;br /&gt;7. Saç köklerini harekete geçiren bitki losyonu&lt;br /&gt;8. Yedek Uygulama Başlığı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1727416341146157983?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1727416341146157983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1727416341146157983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1727416341146157983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1727416341146157983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/bitki-derman-m.html' title='Bitki derman mı'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1641362767526327636</id><published>2008-04-11T13:02:00.001-07:00</published><updated>2008-04-11T13:02:33.387-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Vücuttaki Lekelerden Kurtulun</title><content type='html'>Bugüne kadar birçok medikal ve cerrahi matodlar leke tedavisinde denenmiştir.Ancak gerek tedavi başarısı gerekse yeni bir komplikasyona neden olmamak açısından en etkili tedavi şekli olarak lazer terapi madikal sektörde üstünlüğünü kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lazerle leke tedavisinde prensip melanin ihtiva eden melanozon ve melanositlerin kısmen selektif fototermoliz ile hasara uğratılması ve me lanin adacıklarının parçalanarak fagositozunu sağlanması esasına dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi kaç seans sürer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lekelerin cildin katmanlarında hangi seviyeye kadar uzandıkları çok önemlidir.O nedenle yüzeysel lekeler (çiller,yaşlılık lekeleri,güneş lekeleri gibi) genellikle 1 yada 2 seansta tedavi edilirler.Anacak derine uzanan lekeler 2-4 seansta tedavi edilirler.Wood ışığında derine uzanan lekeler beyaz röfle verirken yüzeysel lekeler beyaz röfle vermezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lekeler tedavi edildikten sonra tekrar oluşabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm leke tedavi metodlarında olduğu gibi lazerle leke tedavisinde de leke tedavi edildikten sonra aynı bölgede tekrar gelişebilirler.Ancak şu nokyada çok önemlidir ki daha önce lazer uygulaması yapılan bir bölgede lekenin tekrar gelişmesi olasılığı lazer terapi uygulaması yapılmammış bir bölgeye göre daha düşüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuç az etkili lazer grubunda co2 lazer ve Erb Yag lazerler için geçerli değildir.Bu lazerle leke tedavisi sonrası lekelerin tekrar oluşum olasılığı lazer uygulaması yapılmamış bir bölgeye göre daha yüksektir.Aksine çok derin soymaişleminden sonra lekeli bölgelerde çok nadir hipopigmentasyonlar da gelişebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1641362767526327636?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1641362767526327636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1641362767526327636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1641362767526327636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1641362767526327636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/04/vcuttaki-lekelerden-kurtulun.html' title='Vücuttaki Lekelerden Kurtulun'/><author><name>plesk</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-3638558341662627848</id><published>2008-04-11T13:01:00.000-07:00</published><updated>2008-04-11T13:02:16.685-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Bitkilerin Faydaları - Bitkilerle gelen doğal güzellik</title><content type='html'>Dünya üzerinde %75’i Fas’ın sınırlarında yer alan büyük kayaçlardan elde edilen rhassoul adlı çamur, yüz yıllardır doğu kadınlarının güzelliğine yaptığı katkıyı Avrupa’ya taşıdı.&lt;br /&gt;Avrupalı hanımlar arasında son zamanlarda son derece moda olan “rhassoul”, arapça “gassoul” yani, bizim alıştığımız okunuşuyla “gusül” kelimesinden geliyor ve yıkanmak demek. Hijyen ve güzellik sağlayan bu killi toprak temizleyici arındırıcı özelliklerinden dolayı yıkanmak kelimesiyle adlandırılmış. Faslı hanımlar tarafından kullanılan rhassoul; silisyum, karbonat, magnezyum, demir oksitleri, potasyum, sodyum ve kalsiyum içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazılarının “siyah sabun” dediği rhassoul’un etkileri ise şöyle:&lt;br /&gt;* yağı ve kiri saçtan emiyor.&lt;br /&gt;*her türlü saç ve cilde iyi gelen dengeleyici bir bakım kürü sağlıyor.&lt;br /&gt;*kimyasal artıklara kadar, kullanılan kozmetik malzemelerin saçta bıraktığı kalıntıları temizleyebiliyor.&lt;br /&gt;* saçın üst tabakasını oluşturan hücrelerin birbirine yapışmasını sağlayarak saçın kırılmasını önlüyor.&lt;br /&gt;* saçın doğal halde tutması gereken %8 nem oranını barındırmasına yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;* ölü hücreleri temizliyor ve yenilerinin oluşmasına olanak sunuyor.&lt;br /&gt;* saç derisinde bulunan sebun adlı yağ bezlerinin salgılarını düzenliyor.&lt;br /&gt;Rhassoul’un günümüzde şampuanları, sabunu ve çeşitli işlevleri olan maskeleri de bulunuyor. Doğal hali ise macun şeklinde; toz halindeki toprağı sulandırarak ya da kurutulmuş çamur parçalarını eriterek elde ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1001 DOĞAL REÇETE  İlaçları, kimyasal temizlik ürünlerini kullanmaktan bıktıysanız ve doğal yöntemlerle pratik çözümler peşindeyseniz işte size Laurel Vukovic’in 1001 Doğal Reçete’si...&lt;br /&gt;Doğal Sağlık (National Health) dergisi, en çok okunan bitkilerle tedavi yöntemlerin anlatıldığı yazılarını kitap haline getirdi. Laurel Vukovic’in hazırladığı bu köşede baş ağrısından ağız-diş sağlığına, gripten sivilce tedavisine, mutfak temizliğinden çiçek bakımına kadar aklınıza gelebilecek her konuda doğal yollar anlatılıyor. İlaçları, kimyasal temizlik ve kozmetik ürünlerini kullanmaktan bıktıysanız ve doğal yöntemlerle pratik çözümler peşindeyseniz Laurel Vukovic’in 1001 Doğal Reçete’sine (Kaknüs Yayınları) bakabilirsiniz. İşte size Vukovic’den birkaç öneri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş ağrısına bitkisel son&lt;br /&gt;Başınız ağrıdığında hemen ağrı kesici ya da aspirin içmenize gerek yok. Bir bardak zencefil, papatya ve ıhlamur çayı kasları ve sinirleri gevşettir. Ağrıya sebep olan kimyasal maddelerin az salgılanmasını sağlar. Çayın tarifi şöyle: 1 tatlı kaşığı kıyılmış zencefil kökü, 1 tatlı kaşığı kuru papatya, 1 tatlı kaşığı ıhlamur karışımından yapacağınız çayı isterseniz bir kaşık balla tatlandırarak sıcak içebilirsiniz.&lt;br /&gt;Rahatlayın...&lt;br /&gt;Baş ağrısını hafifletmek için dayanabileceğiniz kadar sıcak suyu bir leğene koyun ve ayaklarınızı 15 dakika içinde tutun. Bu sırada buzlu suda bekletilmiş bir havlu ya da bezi başınızın ağrıyan kısmına koyun. Bu, ayak damarlarınızın sıcaktan genişlemesini ve kanın ayaklarınıza gitmesini sağlarken, soğuk bez de beyin damarlarınızın büzüşmesine ve daha az kanın gitmesine sebep loru. Ve ağrınızı hafifletir, sizi rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkiler depresyona karşı!&lt;br /&gt;Çok streslisiniz, hatta depresyonda da olabilirsiniz. Bir bardak bitki çayı sizi rahatlatacaktır. Papatya ve kedi nanesi çayı yapabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı kuru papatya ile bir tatlı kaşığı kuru kedi nanesini bir bardak suda demlendirdikten sonra süzüp içebilirsiniz.&lt;br /&gt;Lavanta kokladım biraz gevşedim&lt;br /&gt;Rahatlamak için lavanta koklayın. Lavanta yağını bir mendile damlatın. Ara ara koklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusuz musunuz?&lt;br /&gt;İyi bir uyku için çarkıfelek ve kuru papatya çayı yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırsak sorunları için&lt;br /&gt;İshal: İshal için muz ve keçiboynuzu yiyin. İsterseniz muzu yoğurda katıp keçiboynuzu tozu serperek de yiyebilirsiniz. Kabızlık: Sabah kalkar kalkmaz bir bardak ılık suya yarım limon suyu karıştırıp için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazımsızlık ve gaz sancıları&lt;br /&gt;Zencefil, rezene tohumu ve kuru naneden yapacağınız çay birebirdir.&lt;br /&gt;Ballı yoğurtlu yüz kesesi&lt;br /&gt;Bir tatlı kaşığı öğütülmüş badem&lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı ince öğütülmüş yulaf&lt;br /&gt;1 çorba kaşığı az yağlı yoğurt&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı az yağlı yoğurt&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı bal&lt;br /&gt;1 damla lavanta esansiyel yağı&lt;br /&gt;Malzemeleri karıştırın, cildinizi ılık su ile nemlendirdikten sonra karışımı nemli cilde uygulayın. Yüzünüzü ılık su ile durulayın, ardından tonik ve nemlendirici sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce tedavisi&lt;br /&gt;Sivilceleri sıkmayın. Onun yerine günde birkaç defa dönüşümlü olarak sıcak ve soğuk el bezleriyle kompres yapın. Bir dakika sıcak kompresin ardından bir dakika soğuk kompres yapın. Böylece kan dolaşımı hızlanarak cilt iyileşir. Son olarak yumuşak bir dokunuşla çay ağacı esansiyel yağı uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinizi çiçeklerle güzelleştirin ve havasını temizleyin&lt;br /&gt;Evde neden çiçek yetiştiririz? Sadece güzel görüntüleri için değil, evin havasını tazelemeleri için de. Mesela aloe vera (sarı sabır), devetabanı, kurdele çiçeği, kauçuk, duvar sarmaşığı, barış çiçeği ve schefflera gibi ev bitkileri evdeki havayı Karıncaları öldürmeyin, kovun!&lt;br /&gt;Lavanta, nane, karıncaları evinizden uzak tutacaktır. Kapı önlerine veya cam önlerine bu bitkilerden ektiğiniz saksıları koyabilirsiniz.&lt;br /&gt;temizliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamamböceğine hoşçakal&lt;br /&gt;Hamamböcekleri okaliptüs ya da biberiye yağlarının kokusunu sevmezler. Birkaç damla yağı pamuk parçalarına damlatın ve hamam böceği gördüğünüz yerlere koyun. Etkisi devam etsin diye pamuğu birkaç günde bir tazeleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinek kovar kaseler&lt;br /&gt;Birkaç kasenin içine taze limon ve portakal kabuğu rendesi ve kuru karanfil taneleri doldurun. Evin uygun köşelerine koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor kirler için cam temizleyicisi&lt;br /&gt;250 ml beyaz sirke, dörtte bir tatlı kaşığı doğal sıvı bulaşık sabunu ile 250 ml ılık suyu bir sprey şişesinde karıştırıp çalkalayın. Sert yüzeylere püskürterek iz bırakmayan, temiz bir havluyla silin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal öksürük şurubu&lt;br /&gt;Anason, meyan kökü ve (arzu edilirse) yabani kara kiraz ağacı kabuğunu, ağzı kapalı bir kaptaki suyun içinde 15 dakika süreyle kaynatın. Ateşten alıp kekik ilave edin. Ağzını kapayıp oda sıcaklığına gelene kadar soğumaya bırakın. Süzün ve bal ilave edin. Buzdolabında ağzı kapalı bir kavanozda üç ay muhafaza edebilirsiniz. Öksürüğü yumuşatmak için ihtiyaç duydukça bir tatlı kaşığı alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülsere meyan kökü&lt;br /&gt;Ülser hastaları sanıldığının aksine baharat yiyebilirler. Hatta ülser vakalarında kırmızıbiber iltihaplanmayı hafifletir, kanama varsa durdurur. Meyan kökü ülsere iyi geliyor. Hatta mideyi koruyan mukus sıvısının daha fazla salgılanmasını sağlar. Çiğnenebilen (DGL) meyan kökü tabletlerinden alabilirsiniz. 3 ay süreyle kullandığınızda faydasını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce ve lekelere son&lt;br /&gt;2 çorba kaşığı bal&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı kozmetik kil&lt;br /&gt;2 damla lavanta yağı&lt;br /&gt;Malzemeleri birleştirip ince bir macun haline getirin. (Gerekirse daha çok kil ilave edin.) Temiz ve nemli cilde sürün. 15 dakika sonra ılık suyla yıkayın. Cildinizdeki kahverengi lekeleri limon suyuyla ovun ve bunu sık sık yapın. Bir süre sonra lekelerin rengi açılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Migren için zencefil&lt;br /&gt;İlk migren belirtilerinde bir tatlı kaşığının üçte biri kadar toz zencefili, bir bardak suyla karıştırarak için. Zencefil, ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisiyle migren krizinin önüne geçecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YİYECEKLER HAKKINDA DOĞRU VE YANLIŞLAR&lt;br /&gt; Acı biber bağımlılık yapıyor&lt;br /&gt;Şeker boğaz ağrısına, elma uçuğa iyi gelir, yaşlandıkça kilo alındığı inanışı da gerçektir. İşte yiyeceklerle ilgili doğru ve yanlışlar listesi...&lt;br /&gt;Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları haberleştiren İngiliz The Times gazetesi, acı biberin gerçekten bağımlılık yaptığını, yaşlandıkça kilo alındığı inanışının ise gerçeği yansıtmadığını yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker boğaz ağrısına iyi gelir: Doğru&lt;br /&gt;Şeker, bal ve pekmez, boğazdaki tahriş olmuş mukus zarının üzerini kaplar ve ağrıyı hafifletir. Hardal, yabanturpu ve güçlü soğanlar da mukusu sökerek boğaz ağrısını rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakırlı yiyecekler saçların ağarmasını önler: Yanlış&lt;br /&gt;Bakır eksikliği saçların ağarmasını hızlandırsa da, bu minerali içeren yengeç, istiridye, ayçekirdeği, fıstık ve badem gibi yiyeceklerin yenmesiyle saç ağarması önlenemez. Saçlardaki pigment eksikliği renk kaybına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı biber bağımlılık yapar: Doğru&lt;br /&gt;Acı biber yendiğinde hissedilen acı, vücudun "doğal ağrı kesici" olarak bilinen endorfin hormonunu salgılamasına yol açar. Endorfin, aynı zamanda haz hissi de verdiği için insanlar bir süre sonra bu hazzı yeniden hissetmek için daha acı biberler yemeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişirmek mineralleri yok eder: Yanlış&lt;br /&gt;Demir, çinko, iyot, selenyum gibi çoğu mineral, besinlerin pişirilmesiyle kaybolmaz. Yalnızca potasyum pişirme sıvısına karışır ve bu sıvı kullanılmazsa mineral yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirge, ıstakozdan daha besleyici: Doğru&lt;br /&gt;İki çekirgede 28 gram protein (erkeklerin günlük ihtiyacının yarısı, kadınlarınkinin yüzde 75''i) ve 6 mg demir (günlük ihtiyacın yarısı) bulunur. Bütün bir ıstakoz ise 22 gram protein, 0.8 mg demir içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pizza abur cubur grubuna girer: Yanlış&lt;br /&gt;Yarım margarita pizza ve balzamik sirkeli bir salata yiyerek yalnızca 360 kalori ve 12 gram yağ tüketmiş olursunuz. Ayrıca, bir porsiyon sebze yemiş olursunuz.&lt;br /&gt;Kadınlar yağlı ve tatlı yiyecekleri sever: Doğru&lt;br /&gt;Birçok araştırma, kadınların bisküvi, kek gibi yağlı ve şekerli yiyecekleri, erkeklerinse cips gibi yağlı ve tuzlu yiyecekleri tercih ettiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kilo almak kaçınılmazdır: Yanlış&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kas kütlemiz azalsa ve kalori yakma hızımız düşse de, düzenli egzersiz yaparak bu durumun önüne geçebiliriz. Üstelik spor salonuna gitmeden evde basit hareketlerle kilo almayı önleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma uçuğu iyileştirir: Doğru&lt;br /&gt;Bir elmada 150 "süper besleyici" maddenin yanı sıra vitaminler, mineraller ile tansiyon ve kolesterolü düşüren pektin maddesi bulunur. Elmanın içindeki kuersetin maddesi, uçuğa yol açan virüsleri öldürür. Kuersetin maddesi kabuğun hemen altında bulunduğu için elmayı kabuğuyla yemek en iyisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jelatin tırnakları daha güçlü hale getirir: Yanlış&lt;br /&gt;Tırnaklar her uzayarak 5-7 ayda bir tamamen yenilenir ancak jelatinli besinler bu süreci hızlandırmaz. Tırnak ve saçlar, muhtemelen kan dolaşımı daha iyi olduğu için yazın kıştan daha hızlı uzar.&lt;br /&gt;ŞİFA KAYNAĞI KUDRET NARI&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Uzun yıllardır, eski insanların şifa için kullandıkları kudret narı, günümüzde genç nesil tarafından pek tanınmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kudret Narı''nın faydaları şöyle biliniyor:&lt;br /&gt;"Mide ülseri, bağırsak iltihabı, kabızlık ve gastrit için 40 gün süre ile tüketilmesi gerekiyor. İki şekilde tüketiliyor. Eylül ayında taze olarak çıkan kudret narı, olgunları balla karıştırılarak tüketilebiliyor.&lt;br /&gt;Olgunlaşarak kavuniçi rengi alan meyve, tabakta eziliyor, bir miktar balla karıştırılıp, sabahları aç karnına 1 çorba kaşığı yeniliyor. Üzerine hiçbir şey kullanılmıyor.&lt;br /&gt;En az 41 gün kullanılması tavsiye ediliyor. Taze meyve bulunmayan mevsimde ise, halis zeytinyağı içinde 6 ay bekletilen kudret narı ise her sabah bir çorba kaşığı tabağa konularak, 1 çorba kaşığı süzme balla karıştırılarak aç karna yeniliyor.&lt;br /&gt;Bu şekilde de 41 gün devam edilerek kabızlık, mide hastalıkları, iştahsızlık tedavi ediliyor. Hariçten ise yanıklar, kesikler ve yaralar için kullanılıyor.&lt;br /&gt;Kadınların vajina yaraları için de kullandığı zeytinyağında bekletilmiş kudret narı, açık yaralar için ise en çabuk iyileştirici olarak biliniyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GEBELİKTE DÜŞÜKLERE KARŞI ÖNLEM&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Arslanpençesi: Olası düşükleri önlemek amacıyla, gebeliğin üçüncü ayından sonra her gün arslanpençesi çayı içilmelidir.&lt;br /&gt;Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürgen ağacı: Gürgen ağacının genç sürgünleri uzun süre kullanılarak düşüklere karşı önlem alınabilir.&lt;br /&gt;Bir avuç dolusu ince kıyılmış taze sürgün yarım litre sütün içinde kısaca kaynatılır. Süzülen sütün içine bir yumurta sarısı eklenir ve herkesin kendi yöntemine uygun biçimde, bir un çorbası hazırlanır. Haftalarca ve hatta hiç çekinmeden aylar boyunca, akşam yemeklerinden önce bir tabak çorba içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekik: Yarım tatlı kaşığı kekik, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitki karışımı: Eşit oranda ince kıyılmış arslanpençesi ve civanperçemi iyice harmanlanır. Yarım tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böğürtlen yaprağı(çevirenin önerisi): Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış böğürtlen yaprağı(taze bitki daha etkilidir), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve iki dakika demlendikten sonra süzülür. Gebelik boyunca her gün 1-2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ISIRGAN TOHUMU YAĞININ SIRRI&lt;br /&gt; Genç kalmak isteyenlerin şifa listesinde bulunması gereken bir bitki ısırgan. Tohumundan elde edilen yağın da, gençlik için üretilmiş ürünlerin içeriğinde yer alması dikkat çekiyor. Vikingler de dahi kullanılmış olan ısırgan tohumu yağı, "gençleştiren ürünler" listelerinde bulunuyor. AHA maddesini içerdiği için, cilde çok yararlı olarak adından söz ettiriyor. Aynı zamanda "Gençlik yağı" olarak da adlandırılıyor. Avrupa''da şifalı bitki dükkanlarında bu isimle satılıyor. Isırganın mucizevi gücünden, bazı ünlüler de yararlanıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Örneğin, gençlik sırlarını açıklamaktan çekinmeyen sanatçı Nükhet Duru''nun mutfağından hiç eksik etmediği bitkiler arasında yer alıyor. Genç ve güzel bir cilt için, içinde ısırgan tohumu yağı bulunan kremleri ya da ürünleri kullanmanız da çok daha faydalı. Öte yandan sağlıklı yaşam için, bir tatlı kaşığı ısırgan tohumunu balla karıştırıp her gün yiyebilirsiniz. Ancak günlük alınacak ısırgan tohumu 8-10 gramı geçmemeli.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GENÇLIK YAĞI VE MUCIZESI Kök hücrelerini onarıcı özelliği de olduğu söylenen ısırgan otunda demir, histanim, seratonin, formik asit, asetilkolin, potasyum, A ve C vitaminleri bulunuyor. Herbalium Şifalı Ürünler Merkezi''nce hazırlanan kırışıklık giderici ürünün formülünde de bulunan mucizevi "ısırgan tohumu yağı"nı Herbalist Volkan Kurt anlattı: "Sorunlu ve kırışıklık problemi olan ciltler için ürettilen üründe bir çok şifalı bitki yağı var. Hepsinin de kırışıklıkları önlemede, cilt sorunlarını gidermede farklı etkileri mevcut. Ancak, Gençlik yağı (Jugendöl) yani ısırgan otu tohumu yağı da bu karışım içinde özellikle yer alıyor. Hiçbir yan etkisi bulunmayan bu formülle, dokusal dayanıklılık korunuyor (yaşlanma geciktiriliyor), yeniden oluşumun güçlendirilmesiyle doğrudan bağışıklık sistemi ve direnci desteklenmiş oluyor" dedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;YEŞİL CEVİZ&lt;br /&gt; Kafkas insanının uzun yaşaması ve sağlıklı olmasının sırlarından yeşil doping olarak adlandırılan yeşil ceviz şimdi Türkiye''de.&lt;br /&gt;Kafkas viagrası olarak da anılan yeşil cevizin özellikleri bilinenden çok daha fazla.&lt;br /&gt;Bu ceviz bildiğimiz cevizin ham haline benzese de çok farklı. Kafkas bölgesinin özel doğa koşullarında yetişen nadir bir ürün yılda bir kez hasat edilen ürünlerin toplanma sezonu, Haziran ayının 5''i ila 15''i arasında kontrollü bir şekilde yapılıyor. Yüzde yüz doğal bir ürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEŞİL CEVİZ CİNSEL GÜCÜ ARTIRIR&lt;br /&gt;Kafkas kökenli yazar Ayson Karabağ, yeşil cevizin bölgede yaşayan insanların konuklarını ağırlamada önemli bir görev üstlendiğini anlatıyor.&lt;br /&gt;“Kafkasların uzun yaşamasının sırlarından birisi, yaşadıkları ortam ise diğeri de aldıkları gıdalar Yeşil ceviz, Kafkaslarda ev sahiplerinin konuklarına ikram ettikleri en gözde yiyeceklerden birisi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevix-y''nin basın danışmanlığı görevini üstlenen Ayson Karabağ, “Bildiğimiz cevizlerden farkı ne?” sorusuna ilgi çekici bir karşılık veriyor:&lt;br /&gt;“Anzer balının öteki ballardan farkı ne kadar var ise, Kafkaslarda yetişen yeşil cevizin diğer yörelerde yetişenlerden o kadar farkı var&lt;br /&gt;Kafkas cevizinin yiyenler ve yörede yaşayanlarca bildirilen özelliklerinden ve faydalarından bazıları şunlardır: “İlaç niyetine yenilir, hücre yenilenmesine faydası olur, cinsel gücü arttırır, cinsel isteksizliği giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin hücrelerini geliştirir, maksimum enerji sağlar, yaşlanmayı geciktirir, kolesterolü düşürür, kabızlığı giderir, astım ve bronşite iyi gelir. Kemik ve zeka gelişimine faydası vlardır. Farklı lezzetiyle yeşil ceviz özellikle vitamin deposu özelliğini taşır.” Bu özellikleri ve faydaları kullanan kişilerin tecrübe ettikleri ve faydalandıkları bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL KULLANILIR?&lt;br /&gt;Sabah, akşam ikişer adet alınır, şerbeti ise bir bardak sıcak su veya çaya bir tatlı kaşığı alınarak içilir.&lt;br /&gt;Cevix-y''nin bir ilaç olmadığını belirten firma yetkilileri beslenme destek ürünü olduğuna dikkat çekiyorlar. Buna rağmen marketler yerine eczanelerde satılma yolunu seçmişler. Cevix-y, Türkiye''de tek tip ambalaj ve gramajda piyasaya sunulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HÜCRE YENILEYICI KANTORON YAĞı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Antiseptik, kanama durdurucu, yara ve yanık iyileştirici, iltihap önleyici bu mucizevi yağ, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor. Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.&lt;br /&gt;Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır. Sizlere de kantaron yağını evinizde bulundurmanızı ısrarla öneriyorum. Ona en beklenmedik anda ihtiyaç duyabilirsiniz. Zaten kantaron yağını kullanıp etkisini gördüğünüzde, ondan vazgeçemeyecek, çevrenizdeki insanlara da tavsiye edeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ:&lt;br /&gt;Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadır. Açık yaralar, taze yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar. Kantaron yağı;&lt;br /&gt;*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller&lt;br /&gt;* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur&lt;br /&gt;*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur&lt;br /&gt;*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar&lt;br /&gt;*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz. Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz&lt;br /&gt;Bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar&lt;br /&gt;Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.&lt;br /&gt;Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLSUYU VE GÜLYAĞININ FAYDALARI&lt;br /&gt; Osmanlı ve İslam dünyasında önemli yeri olan gülü tıp dünyası yeni keşfetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte gülün mucizevi faydaları;&lt;br /&gt;Gül binbir derde devaTıp dünyası gül mucizesini yeni keşfetti. Oysa Osmanlı ve islam dünyasında gülün sağlık alanındaki kullanımı çok yaygındı.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, gül yağı, gül suyu, gül şerbeti, gül reçelinin, binlerce yıl çeşitli hastalıkların tedavisinde ilaç olarak kullanıldığını aktardı.5 yıldır bu alanda araştırma yapan Altıntaş, gülün faydalarını sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül suyu;Ciltteki yaralanmalarda ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde büyük etkiye sahip.-Serinletici ve ateş düşürücü özelliği bulunmakta.-Kırışıklıklara karşı ve yaşlanma etkilerini geciktirici özelliği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yağı:Çağımızın hastalığı strese karşı iyi geliyor.-Osmanlılar''da gül yağı psikolojik tedavilerde kullanılmış.-Gül yağı ile baş ovulduğunda baş ağrılarına iyi geldiği gözlenmiş.Gül reçeli, şurubu ve şerbeti ise mide için bire bir. Hazımsızlıkta, karaciğer hastalıklarında gül reçelinin tedavi etkisi büyük.Osmanlı ve İslam dünyasında önemli yeri olan gülü tıp dünyası yeni keşfetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAL YOLLARDAN GÖĞÜS BÜYÜLTME&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Bir tencereye yarım litre su koyup içine250 gr. kadar çemen otu filizi atın. Üzerine birer ya da ikişer çimdik anason, fesleğen, frenk kimyonu, dereotu, rezene, meyan kökü tozu, mercanköşk ve limon otu ekleyin. Hepsini karıştırıp kaynatın ve altını kapattıktan sonra soğumaya bırakın. Karışımın suyundan her gün 1-2 bardak için. Lezzet vermesi için limon suyu ve bal da ilave edebilirsiniz. &lt;br /&gt; PORTAKAL YAĞI,Cildi sıkılaştırma özelliği vardır,ayrıca göğüslerinize masajla uygulayın MERSİN YAĞI,adele kuvvetlendiricidir,masajla uygulanabilir&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ÇÖREK OTU YAĞI veREZENE YAĞI,anne sütünü arttırıcı özellik taşır,göğüsteki hormon gelişimi için,1 fincana 5 damla dökerek için&lt;br /&gt;BİTKİLERLE GELEN GÜZELLİK&lt;br /&gt; Güzelleşmek için pratik küçük çözümler mevcut. Önemli olan bunları doğru zamanda, doğru şekilde uygulamak.&lt;br /&gt;İşte güzelliğinize güzellik katacak küçük ama önemli ipuçları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKNELER İÇİN&lt;br /&gt;Evde biraz sütle mayaladığınız doğal yoğurdu aknelerinizin üzerine sürün. Birkaç dakika bekledikten sonra bir parça pamukla silin. Ertesi gün akneden eser kalmadığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TONİĞİNİZİ KENDİNİZ YAPIN&lt;br /&gt;Kendi toniğinizi kendiniz yapın. Bir çay bardağı içme suyunun içine iki damla mentol ya da lavanta esansı damlattıktan sonra buzdolabında soğutun. Bir parça pamukla yüzünüze uygulayın. Gözle görülür bir canlanma hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇLARINIZ İÇİN MUZ Kuru saçları nemlendirmek ve canlandırmak için olgun bir muzu iyice ezin. Bir ay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınıza friksiyon yaparak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın. Sonuca inanamayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇI YAĞLI OLANLARA BİR TAVSİYE&lt;br /&gt;Aloe vera içeren bir parça saç jölesiyle aynı miktarda şampuanı karıştırın. Karışıma bir çorba kaşığı limon suyu katıp saçınıza uygulayın. En az iki haftada bir bu maskeyi yapın; saçınızın yağ oranı normale dönecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİLDİNİZ VE TIRNAKLARINIZ İÇİN&lt;br /&gt;İçebildiğiniz kadar su için. Cilt bakımı ve sağlıklı saç ve tırnaklar için su içmek şart. Günde en az sekiz bardak su vücuttaki toksinlerin atılmasını sağlıyor. Su aynı zamanda diyet listelerinin de vazgeçilmez ögesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAĞLIKLI VE GÜZEL DİŞLER İÇİN&lt;br /&gt;Sağlıklı ve güzel dişlere sahip olabi lirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey, bir miktar sodayla hidrojen-peroksidi karıştırıp haftada bir kez bu karışımla dişlerinizi fırçalamak. Diş ve dişetlerindeki bakteri ve plaklara yaşam şansı tanımayacaksınız böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SELÜLİT İÇİN KAFEİN&lt;br /&gt;Selülitle başınız dertteyse, selülitli bölgeye limon ya da greyfurt yağıyla masaj yapın veya yaptırın. Ancak ondan daha ilginç bir önerimiz daha var size. Piyasadaki selülit kremlerinin hepsinin içeriğinde kafein olduğunu biliyor muydunuz? Duş yaptığınız sırada, bir fincan ılık, kafeinli granül kahveyle selülitli bölgeye sıkı bir masaj yapın. Farkı hemen farkedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GÜR VE UZUN KİRPİKLER İÇİN&lt;br /&gt; Kirpiklerinizi Uzatmanız İçin:&lt;br /&gt;1 bardak suyu kaynatın.1 çay kaşığı hint yağı ve 12 gr kakao yağı(1 yemek kaşığından biraz az) ekleyip karıştırın.Kabı sıcak su dolu bir başka kabın içine yerleştirip krem kıvamına gelene kadar ısıtın.Karışımı soğutup 15 gün boyunca yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize sürün.Sürme işlemini kirpik kökünden uca doğru uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirpiklerinizi Gürleştirmek İçin:&lt;br /&gt;Eşit ölçüde hint yağı ve badem yağını bir şişede karıştırıp 15 gün boyunca akşamları yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize dipten uca doğru sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;EL VE AYAK BAKIMI&lt;br /&gt; Tıpkı cildimiz gibi ellerimiz ve ayaklarımız da bu soğuk kış günlerinde özel bir bakıma ihtiyaç duyuyor. Soğuk hava ve rüzgara karşı alacağınız önlemlerle, el ve ayaklarınızın bakımlı görünmelerini sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eller&lt;br /&gt;Kışın elleriniz ve ayaklarınız rüzgara, soğuğa ve hatta güneşe maruz kalır. Ellerinizi kışın etkilerinden korumak için:&lt;br /&gt;* Ellerinizi sürekli olarak uygun nemlendiriciler ile nemlendirin.&lt;br /&gt;* Dışarıda iken daima eldivenlerinizi giyin.&lt;br /&gt;* Güneş koruma faktörü içeren el kremleri kullanın.&lt;br /&gt;* Eğer parmak veya ellerinizde çatlaklar varsa, bu bölgelere hidrokortizon uygulayın.&lt;br /&gt;*Ev işlerinde lastik eldiven giyerek, ellerinizin su ve deterjan ile temasını minimize edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnaklar&lt;br /&gt;Cilt gibi tırnaklar da soğuktan ve kaloriferlerin sebep olduğu nem kaybından dolayı kurur. Tırnaklar nemsizlikten daha kırılgan hale gelir. Tırnaklarınızı korumak için:&lt;br /&gt;* Tırnaklarınız, nemini etrafındaki tırnak etinden alır, tırnak etlerinizi nemlendirin.&lt;br /&gt;*Tırnak etlerinizi mümkün olduğu kadar kendi haline bırakın; itin ama kesmeyin.&lt;br /&gt;* Kurumuş tırnak etleriniz ve şeytan tırnaklarınız kışın artar ve yünlü giysilerinize takılırlar. Haftalık düzenli manikür bu sorunu ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;*Protein ve kalsiyum açısından zenginleştirilmiş tırnak kuvvetlendiriciler kullanın. Bu tip ürünler, nemlendiriciler ile güçlendirilmiştir ve tırnak üzerinde bir koruyucu katman oluşturur.&lt;br /&gt;* Kışın meyve ve sebze tüketimi azalır, daha çok nişasta içeren besinler alınır. Bu da vitamin eksikliğine ve dolayısıyla tırnaklarınızın kalitesinin düşmesine neden olur. Kışın dengeli beslenmeye dikkat edin.&lt;br /&gt;*Sıcak çay ve kahve çekici olsa da bol su içmeyi unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklar&lt;br /&gt;Kış aylarında açıkta olmasalar da ayaklarınız gerektiğinden daha fazla bakım ve özen ister. Kapalı ayakkabılar içinde olduklarından, sürekli çorap giyildiğinden daha çok terlerler ki bu da koku problemini ve mantar enfeksiyonu riskini artırır. Çatlayan topuklar da cabasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarınızı korumak için:&lt;br /&gt;* Sıcak su yerine ılık su ile banyo ya da duş yapın.&lt;br /&gt;*Ayaklarınızı günde iki kere uygun kremler ile nemlendirin.&lt;br /&gt;* Ayak tırnaklarınızı, parmak aralarınızı mantar riskine karşı çok fazla nemlendirmekten kaçının.&lt;br /&gt;*Ayağınızdaki ölü derileri haftada bir kez ponzalayarak uzaklaştırın.&lt;br /&gt;* Topuk çatlaklarına, yoğun nemlendiriciler, antibiyotik kremler ve ayaklarınızı nemli tutan özel gece çorapları ile bakım yapın.&lt;br /&gt;* Mantar riskiniz varsa çoraplarınızı ve ayakkabılarınızı giymeden önce ayak pudrası kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;SAMAN NEZLESİNE BİTKİSEL ÇÖZÜM&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Saman nezlesi bir alerjidir. Nedeni ise, mukozaların çiçek ve çimen polenleriyle ilişkisidir. İlkbahar ve yaz aylarında polenler rüzgarlara kapılarak geniş alanlara yayılırlar. Saman nezlesine yatkın kişinin polenlerle temasının hemen ardından, burun, göz, damak ve yutak mukozaları şişmeye başlar. Şiddetli hapşırıklar eşliğinde burun suya benzer bir akıntı salgılamaya başlar. Bazen astım krizleri, deri tepkileri ve yüksek ateş de görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isırganotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür.  Gün boyunca 3-4 bardak taze demlenmiş ısırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsveç Şurubu: Isırganotu çayına günde 3 çay kaşığı İsveç Şurubu eklenerek, öğünlerden önce ve sonra içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERBALİST LEYLA ÇABUKTAN ÖNERİLER&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Birçok hastalığı bitkilerle tedavi etmek mümkün.Kellik,sedef,ve güneş lekeleri bunlardan birkaçı...&lt;br /&gt;Yüzünü doğaya dönen herkes mutlu ve uzun yaşar.Bu sözler kendini doğaya ve altarnatif tıbba adayan Hülya Leyla Çabuğa ait..Leyla çabuk herkesin yemeğe kullandığı sebze ve meyveleri güzellik maskesi ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanıyor.İstanbul Şaşkınbakkalda''ki tedavi merkezinde bitkilerin şifalı güçlerinden faydalanarak sedef kellik ve güneş lekesi gibi hastalıklara çözüm üretiyor.Hemen hemen tüm sağlık sorunlarının çözümünün doğada olduğunu savunan çabuk sorunlu olan bölgeyi ve kişiyi görmeden yorumda bulunmuyor.İnsanların sorunlarını çözmekten büyük zevk aldığınıda belirtmeden geçemiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LEYLA ÇABUKTAN ÖZEL REÇETELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEDEF HASTALIĞI:Öncelikle dağlama tedavisi yapılıyor.Katırtırnağı ve bitkisinin kökü ve ayrıkotu üzümler budandığında çıkan suda bekletiliyor.Bu su sağlam yeri değil.Bozuk yeri yakıyor.Sonra ana tedaviye geçiliyor.Kaldirik kökü.böğürtlen kökü,tütün kökü ve sakarca kökü kaynatılıyor.Kaynayan su bir kenarda bekletiliyor.Topraktan yapılan lapayla karıştırılıp sorunlu bölgeye sürülüyor ve 3 saat bekletiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KELLİĞE KARŞI:Aynı yöntem uygulanıyor.Dağlama bitkisi suyu sorunlu bölgeye uygulanıyor.Bu üstteki deriyi dağlıyor.Alttaki deri kendine geliyor.Hücreler yenileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNEŞ LEKELERİ:Karalahana ve pırasa çiçeğinin tohumları karanlık bir yerde ve kavanozda bekletiliyor.Daha sonra özleri alınıyor.Özleri kurutulup yoğurtla karıştırılıyor.Bu karışım cilde doing etkisi yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAL ALLIK:Yabani böğürtlenden elde edilen su yüze sürülüyor.Bu losyon yüzde pembelik sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MASKELER:Bakla nohut ve fasülye gibi bitkilerin kabuğu alınıp içi eziliyor.Yoğurtla karıştırılıp yüze sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜYLER İÇİN:Karadeniz''de yetişen tane bitkisi kandavuz ve zambak''ın kökleri kurutulduktan sonra değirmende çekiliyor.Yaprakları kaynatılıyor.Aknıdırık bitkisi ile tüyler temizleniyor.Sonra üzerine bitki karışımı konuyor.Üç günde kıl kökleri kurutuluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞRILARA VİŞNE TADINDA ÇÖZÜMLER&lt;br /&gt; Kas ağrılarını hafifletmek için kullandığınız yöntemler arasında ağrı kesici haplar ve kremler en büyük yeri tutuyor değil mi?Peki;  vişne suyunu denemeye ne denersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru duydunuz. Yapılan bir araştırmada düzenli olarak tüketilen vişne suyunun, ağırlık çalışmaları sırasında meydana gelen kas ağrılarının azalmasına yardımcı olduğuortaya kondu. Vişneler içeriğindeki fenol ve antosiyanin sayesinde, ağrıları hafifletiyor&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Michigan Eyalet Üniversitesi''nde yapılan çalışma sonrası Dr. Nair vişnede bulunan ve ''''antosiyanin'''' olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların kas ağrılarını hafifletebileceğini belirtti.&lt;br /&gt;Elbette kullanacağınız ağrı kesici krem ve merhemlerin etkisini yadsımıyoruz, fakat neden daha tatlı kokan bir çözüme hayır diyelim ki!&lt;br /&gt;Ağırlık çalışmaları uzun vadede kas yapımına yardımcı olur fakat kısa vadede geçici kas zedelenmeleri yaratır; özellikle de egzersiz sırasında aşırıya kaçarsanız.&lt;br /&gt;Vücudunuz bu hasar olduktan sonra, ağrı kesici bileşenlerini hemen olay yerine yollayarak olaya müdahale eder. Fakat ertesi gün merdiven çıkarken bu hasarın sonucunu daha iyi görebilirsiniz...&lt;br /&gt;Vişne suyuna evet diyin! Bir şişe vişne suyu yaklaşık olarak 100-120 vişnenin antosiyanin içeriğine sahiptir. Bunun yarısı ise size tamamen yetebilir.&lt;br /&gt;Hem yumuşak tadı, hem de ağrı karşıtı özelliğiyle tatlı bir alternatif değil mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇLARINIZIN HIZLI UZAMASINI İSTERMİSİNİZ?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Saç köklerimiz saç tellerine hayat veren organlarımızdır. Saç köklerimiz normal koşullarda saç tellerine yeni kısımlar ekliyerek saçları uzatırlar. Günümüzde saç yapımını hızlandıracak bir çözüm henüz bilinmemektedir. Bazı ilaçların kullanımı, beslenme bozuklukları stress gibi faktörlere bağlı olarak saç uzamasında yavaşlama olasıdır. Saç köklerinin beslenmesini bozan durumlarda da saç uzaması yavaşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara yine damaraları büzücü etkisi ile kan dolaşımını bozan ve besinlerin, oksijenin hücrelere ulaşımını engelleyen bir faktördür.&lt;br /&gt;Dikkat edilecek olursa saç uzamasını olumsuz yönde etkileyen faktörler yaşantımızda sık karşılaştığımız faktörler. Saçlarının hızlı uzamasını isteyen kişileride etkileyen faktörlerdir. Saç yapımı ile ilgili olarak bazı vitaminlerin önemli olduğu günümüzde biliniyor. Ancak bu vitamin ve mineraller günlük beslenmemiz yolu ile zaten alınan vitaminlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman takviye olarak bu tip vitaminlerden almak eksiklik varsa düzeltir. Saçların uzamasını hızlandırmak için yapılacak en iyi şey saçların uzamasını azaltan faktörler ile savaşmaktır.&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenme, özellikle sebze ve meyvaların ağırlıklı olduğu beslenme tarzları, bol su içmek, düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Stress yine salgılattığı adrenalin gibi hormonlar yolu ile damarlarda daralmaya yol açar ve saç köklerinde beslenmeyi bozar. Stresi düşürecek önlemlerde saç uzması açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sigara içerdiği nikotin ve karbon mono oksit gazı ile olumsuz etkileri olan bir faktördür. Nikotin damarları daraltırken, karbon mono oksit gazı kanda oksijen taşınmasını bozarak hücre beslenmesini bozarlar. Yeterli besin ve oksijen alamayan saç köklerinin normal üretimlerini yapması zordur. Saç derisine uygulanacak sıcak havlular, hafif masajlar bu bölgede dolaşımı arttıtacak ve saç köklerinin normal beslenmesini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NÜKHET DURU''NUN SIRRI ÇÖZÜLDÜ  Nükhet Duru sonunda sırrını açıkladı! Bol bol sebze ve meyve yemesi, spor yapması, vücuduna kaya tuzu sürmesi, kahverengi şekerle yüzünü ovması, sabahları limonlu ballı su hüpletmesi bir yana, Nükhet Duru''nun esas sırrı başkaymış meğer. Kadınları kıskançlıktan çat çat çatlatan cilt güzelliğini, kırışmamasını özel bir kreme borçluymuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; OHT peptide-3. Nükhet duruya göre"Anti-aging yaşlandıktan sonra değil, 20 li yaşlarda başlamalı" Nükhet Duru bu kremi yıllar önce Amerika''da keşfetmiş de söylememiş. Çünkü hanımlar ne kullandığını sorunca "Türkiye''de yok" cevabını vermek istemezmiş. Sonra ısrar kıyamet, kremi kadınlara hizmet amacıyla yurdumuza getirtmiş. Neyse kadına, erkeğe, gence, yaşlıya duyurulur. Sosyete duruma çoktan hakim olmuş bile. Şimdilerde anti-aging hadisesinde bu konuşuluyor ve sadece eczanelerde satılıyor.  Çalı şeklinde bodur bir ağaçlardan olan gilaboru, kırmızı salkım şeklinde yuvarlak meyvelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meyveler sonbaharda toplanır. İlk toplandığında acı bir tadı vardır. Su içinde salamura yapılır.&lt;br /&gt;Önceleri sert halde olan meyveler Ekim yada Kasım ayı gibi yumuşamaya başlar. Meyveler, salamura yapıldığında acılığını kaybeder.&lt;br /&gt;Bu haliyle içilebilir hale gelir. Meyveler salamura küplerinden günlük içilecek miktar çıkarılır, sıkılır, su ilave ve tercihe göre bal ilave edilerek içilir, sıkılan meyvenin aynı gün tüketilmesi gerekmektedir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, Gilaboru suyunun, safra kesesi ve bazı karaciğer hastalıklarına iyi geldiğini, bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak halen Amerika''da, Harward Medicine School''da yapılan ve The New England Journal of Medicine''da yayınlanan çalışmada :&lt;br /&gt;günde 250 gram gilaboru suyu tüketiminin sağlık üzerine olumlu etkilerinin olduğu, Üriner enfeksiyonlar ile kanser tümörlerindeki azalmaların gilaboru da bulunan antioksidan maddelerle olan bağını takip ettiklerini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISLAK LİPOSUCTİON NEDİR ?  YAĞ ALINDIKTAN SONRA SPORA DEVAM&lt;br /&gt; Liposuction bir zayıflama yöntemi değil. Sadece diyetisyen gözetiminde zayıflama diyeti yapan, beslenmesine dikkat edip sporu yaşam şekli haline getirdiği halde fazla yağlarından şikayet edenlerde kullanılacak bir yöntem. Bacak içleri, basen, karın, kol içlerinde biriken ve vücudun profilini bozan yağların alınmasında liposuction etkili oluyor. Ama her bölgeye özel, farklı çaplardaki kanüller (ince uzun boru) var. Prof. Dr. Atilla Arıncı, liposuction uygulanan her bölgeye özel bakımlar yapılmasını, karında uygulanıyorsa belli bir süre korse giyilmesini öneriyor. Yöntem 18 yaşın altındakilere pek sık uygulanmıyor. Daha çok 30-40’lı yaşlardaki kadınlardan talep geliyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;KÖTÜ YAPILIRSA MORLUK VE ÇÖKÜNTÜ OLUŞUYOR Uzman ellerde uygulandığında, dokuda çöküntülerin oluşmadığını belirten Prof. Dr. Arıncı, “Kötü yapılırsa deride çöküntü oluşabilir. Liposuction yapılan ortamın şartları, yapanların deneyimi de önemli. Ameliyat sonrasında morluk, kanama olabilir, bunlar zamanla ortadan kalkar” dedi. Bu yöntemle yağ aldıranlar, işlemden bir ay sonra denize girebiliyor. Yağ alınmış yerlerde yeniden yağ fazlalıklarının oluşma riski az. Ancak, bu defa da yağ alınmayan yerlerde fazlalıklar oluşabileceğinden kontur bozukluklarından kaçınmak için, beslenmeye özen göstermek ve spora devam etmek gerekiyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; GÖMLEK GİBİ İNEN KARIN GERİLİYOR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Yurtdışında ‘tummy tuck’ olarak adlandırılan karın germe ameliyatları, özellikle de hamilelikten sonra vücutlarını beğenmeyen kadınlar için ideal. Hamilelik sonrası dönemde karın bölgesindeki deride çatlak, sarkma, yağlanma oluyor. Zorlanmayla birlikte karın kasların arası açılarak karın fıtıkları oluşuyor. Karın adeta bir gömlek gibi aşağıya doğru sarkıyor. Karındaki sarkık olan deri, göbeğin altında kalan bölgede kalan tüm çatlaklar ve yağların hepsi, iç çamaşırı veya bikini altında kalacak bir yara iziyle ortadan kaldırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iz zamanla azalıyor, ince bir ip şeklini alıyor. Kişilerin yara iyileşmesi iyiyse erken dönemde iyi sonuç alınıyor. Bazı kişilerde yara iyileşmesine bağlı olarak izlerin geçmesi zaman alıyor. Ameliyattan sonraki iki aylık dönemde ağır sporlardan, efor gerektiren işlerden uzak durmak gerekiyor. Kilonun korunması amacıyla beslenme programı uygulanması, düzenli egzersiz yapılması önem taşıyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;GENÇLER BÜYÜTÜYOR, ORTA YAŞLILAR KÜÇÜLTÜYOR&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Meme ameliyatları kadınların en çok rağbet gösterdikleri ameliyatlar arasında gösteriliyor. Prof. Dr. Atilla Arıncı, genç kızların daha çok meme büyütme ameliyatlarına, 30-40 yaş grubundaki doğum yapmış kadınların ise meme küçültme ameliyatlarına yöneldiklerini belirtiyor. Meme büyütmede, son yıllarda silikon jel protezler tercih ediliyor. Meme altından girilerek operasyonun izi en aza indiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meme büyütmede kullanılan protezlerde de yenilikler var. Sertleşmeyi azaltan, doğal yapıda, olası bir kaza sırasında hasar görmeyen ve sızdırma yapmayan protezler kullanılıyor. İdeal ölçü omuzların genişliği, kişinin vücut yapısı ve isteğine göre belirleniyor. Meme küçültmeden sonra meme ucunda geçici bir his kaybı olabiliyor, ama bir süre sonra bu durum kendiliğinden düzeliyor. Süt kanallarıyla ilgili uygun teknik kullanılırsa emzirmede herhangi bir sorun yaşanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİKOLATA MASKESİ  Kozmetik dünyasının son çılgınlıklarından birisi de, çikolata kremleri ile maskeleri! Son zamanlara kadar aknelerden sorumlu tuttuğumuz, bizi şişmanlattığı için suçladığımız ve bir zaaf olarak gördüğümüz çikolatanın, gün gelip de kozmetik ürünlerin içine gireceğini kim hayal edebilirdi? Doğrusu kakao taneleri, Avrupa ile tanıştığı 16. yy''dan bu yana bazen göklere çıkarıldı, bazen de yerden yere vuruldu. Ama giderek itibarı artmaya devam ediyor. Özellikle bitter çikolatalar, artık güçlü antioksidanlar olarak aklandılar. Hatta yeşil çay ve şarapla birlikte anılmaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolata şarap gibidir&lt;br /&gt;İyi bir çikolata, nadide bir şaraba benzer. Yapılış süreci, koku ve renginin önemi, tadım töreni, tanımlanışı şarabı çok andırır. Saf bir siyah çikolatada bol miktarda polifenoller, magnezyum, potasyum, fosfor ve E vitamini bulunur. Bazı araştırmalar, kakaodaki antioksidanların, kırmızı şarap ve yeşil çayla mukayese edilebilecek kadar güçlü olduğunu belirtiyor. Kleopatra''dan bu yana şarabın cilde ne kadar yararlı olduğu biliniyor. Ardından yeşil çay kozmetikleri yayıldı veşimdi de sıra çikolata kremlerinde! Kakao yağı gerçekten iyi bir nemlendiricidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciltteki en belirgin etkisi onu yumuşatması, ince kırışıklıkları düzeltmesidir. Kakaodaki zengin antioksidanların cilt proteinlerini beslediği de sanılıyor, ancak bu özelliği kesin değil. Çünkü bazı doktorlar kakao moleküllerinin, cildin alt tabakasına geçemeyecek kadar büyük olduğunu söylüyor ve etkisinden kuşku duyuyorlar. Ama kakaonun cildi yumuşattığı kesin.&lt;br /&gt;İşe yarıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetik dünyası bütün bunları tartışmaya ve araştırmaya devam ede dursun, biz çikolatayı cildimize sürmeyi deneyebiliriz. En azından cildimizi yumuşatır ve ruhumuzu okşar. Çikolata maskesi, özellikle olgun ciltlerde harikalar yaratır. O güzel kokusunun aromaterapi etkisi de yanımıza kar kalır.&lt;br /&gt;* Yarım bardak kakao&lt;br /&gt;* Bir çorba kaşığı süt kreması&lt;br /&gt;* Bir tatlı kaşığı bal Bunlar temel malzemelerdir. İsterseniz içine yulaf unu, ezilmiş badem ve 1-2 damla da sızma zeytinyağı veya badem yağı ilave edebilirsiniz.&lt;br /&gt;* Diğer bir seçenek de bitter çikolatayı biraz zeytin yağı ile birlikte buharda eritip sürmektir. Malzemeyi güzelce karıştırıp, sürülebilir bir kıvam elde edince; yüzünüze, boynunuza, dekoltenize, hatta isterseniz tüm vücudunuza uygulayın. On beş dakika bekleyin, sonra da ılık su ile yıkayın. Cildinizin kadifemsi bir yumuşaklık kazanacağına emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 GÜZELLİK MASALI  En ünlü 10 güzellik masalı&lt;br /&gt;Doğru bildiğiniz ama aslında yanlış olan güzellik sırlarını okuduğunuzda siz de şaşıracaksınız. İşte 10 güzellik yalanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Saçları günde 100 kez taramak, onları daha sağlıklı ve parlak yapar'': Yanlış Saçlarınız, düzenli tarandıklarında daha sağlıklı olacaklar diye bir kural yok. Üstelik, düşük kaliteli fırçalar saç uçlarının kırılmasına yol açabiliyor .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Saçlarınızı taradıktan sonra parmak uçlarınızla saç derinize masaj yaparsanız, bu şekilde kan dolaşımınız hızlanacak ve saç kökleriniz daha çok beslenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Karbonat, dişleri beyazlatır'': Doğru&lt;br /&gt;Karbonat, bize ışıltılı dişler sağlar. Bunun için, diş fırçasına biraz karbonat döküp dişlerinizi 2-3 dakika fırçalayın, sonra ağzınızı suyla iyice çalkalayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Dişleri karbonatla sık sık fırçalamak, dişin en üst tabakası olan minesini incelteceğinden, bu işlemi haftada bir kez yapmak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Çay, gözdeki şişkinlikleri hemen indirir'': Doğru&lt;br /&gt;Yorgun gözlerinize uygulayacağınız rahatlatıcı bir çay kompresi, kendinizi harika hissetmenizi sağlar. Çünkü, çayın dinlendirici ve şişkinlik giderici etkisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: İki tane çay poşetinin üzerine sıcak su dökün ve biraz demlenmesini bekleyin. Soğuduktan sonra, gözlerinizin üstüne koyup beş dakika bekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Limon suyu saçın rengini açar'': Doğru&lt;br /&gt;Doğal kumral olan saçlarınızın rengini, limon ve güneş ışınlarıyla daha da sarartabilirsiniz. Limon suyunu, üçte bir oranında normal suyla seyreltip saçınıza sürün ve güneş altında bir saat bekleyin.&lt;br /&gt; Öneri: Bu işlem sadece doğal sarışınlarda ve kumrallarda işe yarar. Öte yandan, bu işlemi çok sık yapmamalısınız. Çünkü, limonun içeriğindeki asit, saçınızın tel tel olmasına ve mat görünmesine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Vücudumuzdaki tüylerin jiletle alınması, onların daha gür çıkmalarına neden olur'': Yanlış&lt;br /&gt;Tıraş edilmiş tüyler, kimi zaman ele daha gürmüş gibi gelir. Ama bunun nedeni, jiletle kesilmiş tüylerin uçlarının, jiletle kesilmemiş tüylerdeki gibi sivri değil de küt olmasıdır. Tüyler bir süre uzadıktan sonra, bu sertlik de ortadan kalkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Tüylerinizi jiletle aldıktan sonra, o bölgeye nemlendirici bir krem sürerseniz, cildinizin kurumasını ve kaşınmasını önlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Diş macunu, uçuk ve sivilcelere iyi gelir'': Yanlış&lt;br /&gt;Diş macununun sivilceyi iyileştirdiği söylenir. Ama, macunun kurutucu özelliği olmasına rağmen, içerdiği ''flor'' cildi tahriş edebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Uçuklar ve sivilceler için, bu konuda özel olarak geliştirilmiş ürünleri tercih etmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Havuç yemek, cildi güneş yanığına karşı korur'': Yanlış&lt;br /&gt;Havuç yiyerek güneşin zararlı ışınlarından korunmamız mümkün değil. Güneşten zarar görmemek için, güneş ışınlarından ölçülü yararlanmalı ve yüksek koruma faktörlü güneş yağları kullanmalıyız.&lt;br /&gt; Öneri: Havuç tek başına yeterli olmasa da, güneş kremiyle birlikte kullanıldığında harikalar yaratır. Çünkü, havuçtaki ''beta-karoten'', bronzlaşmayı hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Dudak bakım kremleri bağımlılık yapar'': Yanlış&lt;br /&gt;Dudak bakım kremlerine karşı bir bağımlılık gelişmez. Dudakların hassas derisinin kendi başına yağ üretme yeteneği yoktur. Dolayısıyla, düzenli olarak dudak bakım kremi kullanmanızda hiçbir sakınca yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Güneşli havalarda, koruma faktörlü dudak bakım kremlerinden birini tercih edin ki, dudağınız zararlı ışınlara karşı da korunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Limon suyu, çilleri ortadan kaldırır'': Yanlış&lt;br /&gt;Limon suyu zaten ince olan cildi tahriş edebilir. Yüzünüzde çilleriniz varsa, yüksek koruma faktörüne sahip güneş kremleri kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneri: Limon suyunu, diz ve dirseklerinizdeki sertleşmiş bölgeleri yumuşatmak için kullanabilirsiniz. ''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selülite karşı kahve için'': Doğru&lt;br /&gt;Kahve, iki tarafı keskin bir bıçağa benzer: fazla içtiğiniz takdirde, cildinizin portakal kabuğu görünümü artabilir. Öte yandan, selülit önleyici kremlerin pek çoğunda bulunan kafein, zehirli maddeleri vücudumuzun problemli alanlarından atar ve bu can sıkıcı görünümden de kurtulmamızı sağlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Öneri: Kahve keyfiniz, günde iki fincanı aşmamalı. Uzmanlar, fazlasının selülite neden olabileceğini söylüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SUNA DUMANKAYADAN EVDE DOĞAL BAKIM  Bitki bilimi ve güzellik uzmanı suna dumankaya güzellik sırlarını ''Meslek Sırlarım'' adını verdiği kitabında bir araya getirdi. Cilt, vücut ve saç bakımı ile ilgili olarak sayısız reçete sunan Dumankaya''nın önerdiği tüm formüller doğal ve halis ev yapımı. Türkiye''nin ilk lokman hekimlerinden olan Fatma Öktem''in torunu olan Dumankaya, sağlık ve güzellikle ilgili bitkisel ürünlerden oluşan bulgu ve sırlarını anneannesinden emanet aldığını söylüyor. Dumankaya, 110 yaşına kadar yaşayan anneannesinin doğal ürünlerle yapılan güzellik ve sağlıkla ilgili tüm bilgileri içeren Farsça, Arapça, Latince açıklamalı bir kitap yazdığını belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Meslek Sırlarım'' adlı kitapta, herkesin evinin bir köşesinde mutlaka bulunan, hem kolay, hem de bütçeyi sarsmayacağı için herkesin yapabileceği güzellik, saç bakımı ve cilt bakımı ile ilgili öneri ve bilgileri bulmak mümkün. Dumankaya, kişinin kendisine bakım uygulamasının mutlaka güzellik merkezleri ve yüksek alım gücü gerektirmediğini, doğal ürün ve doğru karışımlarla bunu sağlamanın mümkün olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Güzel olmayan kadın yoktur. Bakımlı olduktan ve biraz da bu konunun inceliklerini bildikten sonra bütün kadınlar güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu sırlar ve bilgiler, cildine ve kendine özen gösteren erkekler için de geçerlidir". Tüm dünyada gerek sağlık, gerekse güzellik konusunda doğal ürünlere bir dönüşün yaşandığını söyleyen Dumankaya, "Birçok kozmetiğin de hammaddesi doğadan karşılanıyor. Bu kitapta paylaştığım reçeteler, oldukça ekonomik şartlarda yapılabilecek, denenmiş, istikrarlı olarak kullanıldığında sonuca götürebilecek niteliktedir" diye konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz bakımınız için basit reçeteler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMİZLEME SÜTÜ&lt;br /&gt;Yüzdeki gözeneklere dolan kirleri ve makyajı temizlenin en kolay ve ucuz yolu, evde doğal malzemelerden hazırlayacağımız karışımlardır. Temizleme sütünü parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.&lt;br /&gt;Malzeme: 1 salatalık, 1 su bardağı süt Uygulama: Salatalığı rendeleyip, 1 su bardağı sütte kaynatın ve süzün. Her gün, sabah ve akşam bu karışımla cildinizi silin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEMİZLEME TONİĞİ&lt;br /&gt;Tonik, ciltte kalmış kir, yağ ve temizleyici kalıntılarını temizler ve cildi tazeler. Temizleyicinin ardından sürülür. Aşağıdaki tariflerle hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden, tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra yüzünüze maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonraki aşama nemlendirme olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a- KARMA CİLTLER İÇİN Malzeme: Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;NEMLENDİRİCİ&lt;br /&gt;Nemlendirme, çevrenin yol açtığı buharlaşma etkilerinin önlenmesine yardımcı olur. Nemlendirici cildi düzgünleştirir, dolgunlaştırır, gözenekleri kapatarak makyaj için iyi bir zemin hazırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atın, 15-20 dakika demlendirip süzün. Saf alkol ekleyin. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında saklayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b - HASSAS CİLTLER İÇİN Malzeme: Biberiye, gül suyu Uygulama: Bir çorba kaşığı biberiyeyi, 300 ml. gül suyuna karıştırarak karanlık bir yerde saklayın. Bununla her akşam cildinizi temizleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c - KIRIŞIKLIKLAR İÇİN Malzeme: Yarım litre ılık su, 1 tatlı kaşığı karbonat Uygulama: Su ve karbonatı karıştırın. Pamukla, cildinize uygulayın.&lt;br /&gt;Malzeme: Havuç, zeytinyağı, limon Uygulama: Havucu rendeleyin. İçine zeytinyağı ve limon suyu ilave edip, yiyin. Bu karışım vücut için çok faydalıdır. Bağırsakları düzene sokar ve cilde nem sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peeling&lt;br /&gt;(Derinlemesine yüz temizliği)&lt;br /&gt;Cildi ölü hücrelerden, biriken yağlardan ve siyah noktalardan arındırmak için, derin bir temizlik yapmalısınız. Bunu peeling, buhar banyosu veya maskelerle gerçekleştirebilirsiniz. İşte evde yapabileceğiniz basit peeling tarifleri: Malzeme: 1 kahve fincanı yulaf ezmesi, 2.5 çay kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, yarım tatlı kaşığı sıcak su Uygulama: Malzemeleri karıştırın ve cilde uygulayın. 15 dakika bekleyin ve yumuşak, nemli bir bezle ovarak çıkarın. Bol su ile yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİVİLCEDEN KURTULMAK İÇİN&lt;br /&gt;Sivilceler her yaşta birçok insana sorun yaratır. Sivilceleri yok ederek daha sağlıklı ve güzel bir cilde kavuşmanın en güzel yolu yine doğadan geçiyor. Sivilceleri yok etmek için beraber bu basit formülü hazırlayalayabilirsiniz. Malzeme: 100 gram alkol, 6 adet aspirin Uygulama: Aspirini ezin ve alkolle karıştırıp 3 gün bekletin. Bu karışımla cildinizi her gün silin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LEKELERİ YOK ETMEK İÇİN Malzeme: 1 çay kaşığı amonyak, 1 çay kaşığı peridrol, 1 çay kaşığı saf su, 1 çay kaşığı sabun Uygulama: Kullanılmamış bir sabunu rendeleyin ve diğer malzemelerle karıştırın. Cildin hassaslığının ölçülmesi için önce elinizin üzerine deneyin, sonra lekelerin üzerinde bekletip, bol su ile yıkayın. Bu karışım haftada bir kez uygulanabilir. Dışarı çıkarken güneşten koruyucu ürünler kullanmaya dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİLLERİNİ SEVMEYENLERE&lt;br /&gt;Malzeme: Keten tohumu Uygulama: Keten tohumunu kaynatın, suyu ile cilde masaj yaparak çillere ve lekelere maske olarak uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları ihmal etmeyin&lt;br /&gt;Cildinizi güneşten koruyun: Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için her gün koruyucu krem kullanmalı.&lt;br /&gt;Cildinizi aşırı sıcak ve aşırı soğuktan koruyun: Sıcak ve soğuk havalarda cilt nemini kaybeder. Özellikle kışın cilt tipiniz için uygun nemlendiricileri mutlaka uygulayın.&lt;br /&gt;Sigara içmeyin: Sigara cildin ihtiyacı olan oksijeni azaltır ve cildin yenilenmesini engeller. Cilde solgun görünüm verir.&lt;br /&gt;Cildinizi derin temizleyin: Bazı yaşı ilerlemiş bayanlar cildi kurutacağı ve kırışıklıkları artıracağı düşüncesiyle cilt temizliği yapmaktan kaçınır. Pamukla uygulayacağınız bir temizleyici kremin, birkaç dakika cildin üstünde kaldıktan sonra bol suyla yıkanması yeterli olur.&lt;br /&gt;Cildinizi derin nemlendirin: Haftada bir, maske veya nemlendiricinizi bol miktarda kullanarak, cildinizi beş on dakika nemlendirmeye bırakın.&lt;br /&gt;Cildinizde kan dolaşımını hızlandırın: Uygun kremlerle cildinize masaj yaparak, ciltteki ölü derinin atılmasını sağlayabilir ve kan dolaşımını hızlandırabilirsiniz. Bu, cildinizin yenilenmesine ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenin: Vücudunuz için uygulayacağınız sağlıklı beslenme programı, cildiniz için de yararlıdır. Bol sebze ve meyve, bol lifli tahıllar, az yağlı, az şekerli ve az tuzlu besinler tercih etmelisiniz. Ve tabii bol su şart!&lt;br /&gt;Sonbaharda: Cildiniz kuruysa baharat kullanmayın. Bol bol su için, salata ve sebzeye ağırlık verin. Yüzünüzü belli aralıklarla maden suyu ile yıkayın. Duşa girmeden önce badem yağı ile masaj yapın.&lt;br /&gt;Kış aylarında: E ve C vitamini içeren besinler tüketmeye özen gösterin. Ispanak, marul, semizotu gibi yeşil sebzeleri çiğ olarak tüketin. Haftada bir gün yalnızca iki, üç litre sıkma meyve suyu içerek temizlenme kürü yapın. Açık havaya çıkarken cildinize bitkisel yağlar (susam, kayısı yağı gibi) veya nemlendirici kremler sürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇİN TIBBIYLA 4 ADIMDA 10 YAŞ GENÇLEŞİN  Ginseng çayı ışıl ışıl bir cilde kavuşmanızı sağlıyor, jojoba ve kişniş yağı ile yapacağınız bir cilt masajı derin kırışıkların giderilmesinde etkili oluyor. Şaşırtıcı ama gerçek! Geleneksel Çin tıbbı, birbirinden ilginç yöntemleriyle sizi 10 yaş gençleştirebiliyor.&lt;br /&gt;Uzmanlar ''''güzel olmak istiyorsanız nefes almalı, düşünmeli, yemeli ve içmelisiniz'''' diyor. Çünkü geleneksel Çin tıbbında güzelliğin ancak bir bütün olarak hareket edildiğinde korunabileceğine inanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleneksel Çin tıbbına göre, sağlıklı ve güzel bir bedene sahip olmak için Chi'' nin, yani yaşam enerjisinin vücudumuzdaki akışının dengeli olması gerekiyor. Ancak çeşitli fiziksel veya psikolojik nedenlerden dolayı Chi akışındaki denge bozulursa, işte o zaman pek çok sorun ortaya çıkabiliyor; hem sağlığınız bozuluyor, hem de cilt güzelliğiniz olumsuz yönde etkileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla sağlık, güzellik ve gençlik için geleneksel Çin tıbbında sıkça uygulanan ve enerji akışının vücudumuzda dengeli bir şekilde dolaşımını sağlayan 4 felsefi yöntemi hayatımıza katmamız gerekiyor. Ying - Yang dengesi, 5 element öğretisi, Chi-Gong egzersizi ve Tuina masajı. Geleneksel Çin tıbbında hangi yöntemlerinin hangi sorunlara karşı etkili olduğunu ve bizi nasıl gençleştirip, güzelleştirdiğini Işık Terapi Merkezi'' nden terapist Işık Kırgız anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YİNG - YANG DENGESİNİ SAĞLAYIN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1:YİNG TİPİ&lt;br /&gt;Ying tipi kadınlar oldukça dişi bir figüre ve dolgun saçlara sahip oluyorlar. Ciltleri ise genellikle kuru ve hassastır. Kırışıklara ve selülite eğimli olmak ise ying tipi kadınların diğer özelliklerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOKU: Anason, fesleğen, limon, biberiye, portakal, gül ağacı veya tarçın... Bu meyve ve bitkilerin aroma yağlarını düzenli olarak koklamanızı öneriyoruz. İsterseniz seçtiğiniz bir bitki veya meyvenin aroma yağını şişeden koklayabilir, isterseniz 2 damlasını az miktarda suyun içine ilave ettikten sonra yağ lambasında buharlaştırabilirsiniz. Siz de çevreye yayılan bu nefis kokuyu içinize çekip, aroma yağının gücünden yararlanmış olursunuz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ÇAY: Vücudunuzun zayıf olan Yang yönünü tetiklemeniz için size orijinal bir reçete sunuyoruz: Kabuğunu soyduğunuz 2 santim uzunluğundaki ginseng kökü, yine 2 santim uzunluğundaki meyan kökü ve 4 adet hurmayı, bir litre suyun içinde bir saat boyunca kaynatın. Ardından tüm malzemeleri süzgeçten geçirin. Tez canlı ve iştahlıysanız, hazırlamış olduğunuz ginseng çayı bu sorunlarınızın hafiflemesine yardımcı olacak&lt;br /&gt;BESLENME: Avokado, pırasa ve bitkisel yağları tüketmeye özen gösterin. Zencefil, sarımsak ve dereotu da bedeninize iyi gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. YANG TİPİ&lt;br /&gt;Gerçek bir enerji deposu, dışa dönük bir kişilik ve fit bir beden'' Bu üç özellik sizi iyi tanımlıyor mu?&lt;br /&gt;Yanıtınız ''evet'' ise o zaman sizde muhtemelen yang kutbu üstün gelmiş. Bu gruba ait olan kadınların ciltleri ve saçları genellikle nemden yoksun ve yağlı bir özellik sergiliyor. Zaman zaman ortaya çıkan sivilceler de yang tipi kadınların baş etmek zorunda kaldıkları bir başka sorun. Bunların yanı sıra yang tipinde bağ dokuları gergin, kaslar da şekillenmiş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOKU: Mine çiçeği, papatya, lavanta, lotus, yasemin ve melisa gibi aromatik yağlar zayıf olan ying yönünüzü güçlendirir, yang yönünüzü ise zayıflatır. Siz de bu kokulardan yararlanarak güzelliğinize güzellik katabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇAY: Yarım fincan kurutulmuş orkide çiçeği ile bir santim uzunluğundaki meyankökünü 1 litre suda 20 dakika boyunca kaynattıktan sonra süzgeçten geçirin. Çayınızı 1 tatlı kaşığı balla tatlandırıp afiyetle için. Cildinizin ve saçlarınızın kısa sürede güzelleştiğini görünce şaşıracaksınıız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BESLENME: Yang tipi kadınlar şiddetli açlık krizlerine yakalanabiliyorlar. Domates, salatalık, muz, karides ve tofu, Yang tipi kadınların sakinleşmelerine yardımcı oluyor.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;5 ELEMENT ÖĞRETİSİNE KULAK VERİN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;METAL&lt;br /&gt;Derin kırışıklar veya yanaklarda oluşan sivilceler, vücudunuzdaki metal elementinin denetlediği akciğerinizde sorun yaşadığınızı gösterebiliyor. Geleneksel Çin tıbbı uzmanlarına göre; yaşam enerjiniz olanChi'' nin vücudunuzda tekrar serbestçe dolaşabilmesi için cildinizi çimdiklemelisiniz. Bir yemek kaşığı jojobo yağını, bir tasın içinde 1 damla kişniş yağı ile karıştırdıktan sonra yüzünüze sürün. Ardından cildinizi baş, işaret ve orta parmaklarınızın arasına alıp, birkaç kez yukarıya doğru çekiştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SU Saçlarınız zayıf veya gözleriniz şiş mi? Bu sevimsiz görüntüler, su elementinde bir sorun yaşandığına işaret ediyor olabilir. Ve, bu da geleneksel Çin tıbbına göre böbreklerle yakından ilgili.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Sorununuzun çözümü ise aslında çok kolay: 3 yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde birer damla tarçın ve zencefil yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz karışımı, partneriniz, parmaklarla 8 rakamı çizer gibi, sırtınızdan kalçanıza, ardından da ensenize doğru masaj yaparak vücudunuza yedirsin. Bu masaj, göz kapağında bulunan kılcal damarlardaki lenf&lt;br /&gt;sıvısının yeniden akıcı hale gelmesini, saçlarınızın da daha güçlü ve daha volümlü olmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATEŞ&lt;br /&gt;Hassas, solgun ve kızarık bir cilt, duygusal açıdan da hassas olan ve her sorunu içine atan kadınlarda ortaya çıkıyor. Dolayısıyla geleneksel Çin tıbbının ateş elementini kalple bağlantılı tutmasına şaşmamak gerek. Bu önerimiz, cildinizde ortaya çıkan yanmaların, kızarıklıkların ve içsel sıkıntılarınızın hafiflemesine yardımcı olacak: Bir yemek kaşığı badem yağını, derin bir kabın içinde bir damla lavanta yağıyla karıştırın. Hazırlamış olduğunuz bu karışımı yüzünüze ve sol göğsünüze özenle masaj yaparak yedirin.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;TOPRAK&lt;br /&gt;Kurumuş dudaklar, zayıf bağ dokuları ve selülitler, vücudunuzdaki toprak elementi ile mideniz arasındaki dengede sorun yaşandığının habercisi olabiliyor. Bu banyo kürü, vücudunuzun tekrar dengeye kavuşmasını sağlayacak: İki portakalı küçük küçük dilimledikten sonra bir litre suyun içinde 5 dakika boyunca kaynattıktan sonra süzgeçten geçirin. Ardından 10 damla kakule yağını ve 3 yemek kaşığı gül suyunu portakal suyuna ilave edin. Hazırladığınız bu karışımı küvetin içine dökün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AĞAÇ&lt;br /&gt;Kırılgan tırnaklar ve göz çevresinde oluşan kırışıklar ''ağaç'' elementinin tipik bir sorunu. Çünkü bu element de, tıpkı bir ağacın dallarını gökyüzüne doğru uzattığı gibi, vücudumuzun gelişiminden sorumlu. Ağaç elementinin vücuttaki izdüşümlerinden biri de karaciğer. Dolayısıyla dekolte peelingi ile karaciğerinizi desteklemelisiniz. Derin bir kabın içinde, 3 yemek kaşığı pirinci, 3 yemek kaşığı jojoba yağını, 1 yemek kaşığı aloe vera jelini ve 3 damla biberiye yağını karıştırın. Daha sonra bu karışımı nemli cildinize masaj yaparak özenle yedirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE  Kayısı da yapılan zayıflama ve kayısı diyeti dünyada yıllarca kullanılan bir sistemdir. Kayısı kalorisi düşük yüksek oranda lif içeren meyve olması gıda katkısı olarak kullanılmakta&lt;br /&gt;gelişmiş ülkelerde kayısı unu çocuk gelişimi ve obezlikte uzaklaştırılmak için kullanılmaktadır.Kayısı unu ülkemizde yapılmamaktadır. Biz ise yabancı proje ortağımız olan sayın hansler ile türk alman iş birliği ile APRİCOT LİFE gıda destek ürünü dünyada kendini ısbatlıyan kayısının diyet ve zayıflama alanında bu ender gıdanın haklılığı isbatlanmıştır.Ürün tamamen doğal olup&lt;br /&gt;lifli gıdalarda elde edilen lifler ile zayıflamanıza yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE İyi bir enerji kaynağıdır. Kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOTT LİFE Günlük şeker ihtiyacınızı sağlayarak tatlı türlerinde uzaklaşmanıza yardımcı olur. Kilo kontrolünüze katkıda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE Bulantı yapmaz .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE Şişkinlik hissi yaratmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE Gıda takviyesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE İştahınızı güvenle azalttığı ve günlük kalori alımınızda fazla ihtiyacınız olmadığını göreceksiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE Kilo kontrol programına yardcımcı olan yeni ve çığır açıcı bir buluştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;APRİCOT LİFE İçeriğinde bulunan kayısı unu ve kayısının faydaları aşşağıda çıkartılmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYISININ BESİN DEĞERİ&lt;br /&gt;Kayısı Meyvesinin Tüketim AlanlarıDünyada üretilen kayısının önemli bölümü sofralık olarak tüketilmektedir. Ancak kayısıda hasat döneminin kısa olması ve taze kayısının çabuk bozulması nedeniyle kayısı daha çok kurutularak veya işlenerek değerlendirilmektedir. Dünya yaş kayısı üretiminin yaklaşık % 20-25’lik kısmı kurutulmaktadır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısıdan geriye kalan kısmı ise işlenerek değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısının Besin Değeri&lt;br /&gt;Kayısı insan sağlığı bakımından önemli bir yere sahiptir. pH’ı 3-4 arasında değişen taze kayısı dokuz farklı şeker, on sekiz serbest amino asit, zengin A vitamini ve beta karoten, yüksek miktarda potasyum ve demir elementi ihtiva etmektedir. Yaş meyvede çağla döneminde yüksek olan C vitamini (50-60 mg/kg) meyvenin olgunlaşması ile birlikte azalmaktadır (30-50 mg/kg).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısının İnsan Sağlığı Bakımından Önemi&lt;br /&gt;Kayısı, insan vücudunun günlük enerji ve protein gereksiniminin karşılanmasında çok az katkıda bulunmakla birlikte mineral maddelerden potasyum ve vitaminlerden ß-karotence çok zengindir. A vitaminin öncül maddesi olan ß-karoten vücudu ve organları saran epitel doku, göz sağlığı, kemik, diş gelişmesi ve endokrin bezlerinin çalışması için gereklidir. Bu görevlerinden başka A vitamini üreme ve büyümede, enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında önemli rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan A vitamini normal vücut hücrelerinin kanserli hücreye dönüşmesinin başlıca sorumlusu olan aktif karsinojenlerden tekli oksijenin oluşmasını önlemekte veya oluştuktan sonra etkisiz hale getirmektedir. Ayrıca A vitamini organizmanın ve sağlıklı hücrelerin direncini artırarak kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır. Bu koruyucu aktivite sigara ve alkol kullananlar için daha da önemlidir. Serbest radikallerin oluşumuna ve hücre ölümüne neden olan protein ve yağ asitlerinin bozulma tepkimelerini önlemektedir.&lt;br /&gt;Kayısının sodyumca fakir potasyumca zengin olması nedeniyle kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit siroz tedavisinde olumlu etkileri olduğu bildirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuru kayısının beslenme ve sağlık açısından en önemli bileşiklerinden birisi de diyet lifidir. Kuru kayısının 100 g’da yaklaşık olarak 24 g diyet lifi bulunur. Yetişkin bir insanın günlük diyet lifi ger
