<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231</id><updated>2009-11-06T20:46:03.617-08:00</updated><title type='text'>Güzellik - Cilt Bakımı</title><subtitle type='html'>cilt bakımı,günlük cilt bakımı,sigara içenlere cilt bakımı,önemli cilt bakımı bilgileri,cilt bakımı için napmalı,güzellik,kaş şekilleri,diet listeleri</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>139</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2038320146811612484</id><published>2008-06-05T15:18:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:18:48.404-07:00</updated><title type='text'>Cinsel Fantaziler</title><content type='html'>“Sevişirken partnerinin ince topuklu ayakkabı giymesini istemek klinisyenler için anormal olabilir ama iki taraf da memnun ise normaldir.”Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)’ın ‘Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, Sizin de Hakkınız’ projesi kapsamında altıncı dosyasını erkek cinselliği üzerine hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisi anormal&lt;br /&gt;Erkeklerde en sık görülen fonksiyon bozukluğunun erken boşalma, en sık hekime başvuru nedeninin ise ereksiyon problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sungur cinsellikte çok konuşulan normal ve anormal kavramlarının değişkenlik gösterdiğini söyleyerek sınırları, cinselliği paylaşan bireylerin çizdiğine ve normal ve anormal kavramlarının sürekli değiştiğine vurgu yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalliği bireyler belirliyor&lt;br /&gt;Cinsel normların değişkenliğini çan eğrisine benzeten Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sungur, nelerin çanın ortasına, nelerin uçlara düştüğünü, cinselliği yaşayan bireylerin belirlediğinin altını çiziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karar çiftlerin&lt;br /&gt;Prof. Sungur, bir cinsel aktivitenin ne zaman normal, ne zaman anormal olduğu sorusuna ise örneklerle cevap veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mesela erkek kadına, ‘Sevişirken çıplak olmanı ve uzun ince topuklu ayakkabı giymeni istiyorum’ diyor ve kadın bunun mahsuru olmadığını düşünüyor. Klinisyen gözüyle baktığımızda, ‘Acaba bu adam fetişist mi?’ gibi sorular aklımıza gelebilir ama burada bizim ne tanı koyduğumuzun hiçbir değeri yok. Çünkü eşler buna olur veriyorsa hiçbir sorun yok demektir. Kadın ince topuklu sivri ayakkabıyı giyiyor ve cinsellik yaşanıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Algıdaki anormallik&lt;br /&gt;Prof. Sungur, böyle bir durumun anormal boyuta geçmesini ise şöyle açıklıyor. “Yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabıyla yaşanan cinsellik uzun süre devam ediyor, yani erkek memnun, kadın memnun. Böyle baktığımız zaman son derece normal, hiçbir anormallik yok. Çünkü bu her iki partnerin onayladığı ve kimseye zarar vermeyen bir davranış. Ancak aradan aylar geçiyor ve aylar sonra kadın ayakkabıyı giymeden cinsellik yaşamak istiyor ama bu sefer erkekte ereksiyon olmuyor. O zaman kadın, erkeği uyaran şeyin kendisi değil, ayakkabı olduğunu anlıyor ya da öyle düşünüyor ki işte o zaman normal olan davranış, anormal olmaya başlıyor. Kadın, ayakkabısının kendisinden daha çekici olduğunu anladıktan sonra, bu partnerle cinsellik yaşamak istemiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada bir zamanlar normal olan bir durumun, bir süre sonra nasıl anormal olduğunu söyleyen Sungur, “Bizim açımızdan bakarsanız ayakkabı ile uyarılan birisi ilk bakışta fetişist gibi gözüküyor ama siz adını ne koyarsanız koyun, her iki partner de memnun ise onların cinselliği belirli bir noktaya gelinceye kadar normal devam eder” şeklinde konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal ve fantaziler&lt;br /&gt;Cinsellikte hayal ve fantezilerin paylaşımı ile ilgili olarak “İnsanların fantezileri vardır ve bunlar cinsellik anında kullanılabilir. Ama çiftler bazen birbirlerinin fantezilerine bile sahip çıkıyor ve onların anormal olduğunu düşünebiliyor” diyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Sungur’a göre bu durum, çiftler arasında dengenin bozulmasına neden oluyor ve hayal etmeyi de suç gibi algılatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eğer kişi hayalini paylaşıyorsa partnerinden bir tepki beklemediği, doğal karşılayacağını bildiği ya da hesapladığı için paylaşıyordur. Mesela ilişki esnasında bir başka kadının ya da erkeğin adının geçmesinin sorun olup olmaması yine bireylere kalmış bir durumdur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli cinsel yaşam&lt;br /&gt;Cinsel normların zaman içinde değiştiğine vurgu yapan Prof. Sungur, “En çok başvuru nedeni olan konular neler” sorusuna ise şu cevabı veriyor. “Bize en çok danışılan konulardan biri iki çiftin bir arada olduğu cinsel ilişki, yani iki çiftli grup. Kişi eşine, ‘Seninle hep aynı cinselliği yaşamaktan bıktım ve cinsel hayatıma bir renk katmak istiyorum, bu rengi katabilmek için de bir önerim var, aksi taktirde seninle olmayacak ve evliliğimiz riske girecek. Ve ben biliyorum ki x çifti de birlikte seks yapmayı gayet normal buluyor, bunlarla seks yapmaya ne dersin? diyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalden anormale geçiş&lt;br /&gt;“Son derece şaşırtıcı ve rahatsız edici bir teklif olmasına rağmen eşini kaybetmek istemeyen bir kadın, ‘Kocam bunu teklif edebiliyorsa, başka insanlar da bunu yapıyorsa ve kocamı da kaybetmek istemiyorsam o zaman belki de bu olabilecek bir şeydir ve belki de çok anormal değildir’ diyebiliyor. Ancak başlangıçta normal gelen bu durum eşlerden biri ya da her ikisi, ya da her iki çift için de kendi değerlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok ters düştüğü için zamanla suçluluk, pişmanlık, öfke ve kızgınlık yaratabiliyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflara eşit haz şansı&lt;br /&gt;Ahlaki değerlerin eşler için standart olduğunu kabul ederek, normal gibi gözüken ve gerçeğe dökülen fantezilerin de bir süre sonra anormale dönüşebildiğini bu şekilde örnekleyen Prof. Sungur, “Normal ve anormal arasındaki geçişler sürekli mevcut. Bu durum, her iki eşin yapılan aktiviteden ne kadar ödül aldığı, her iki tarafın da ne kadar tatmin olduğu ile ilgilidir. Ancak sadece bir tarafın tatmin olduğu durumlarda, normal bir davranış bir süre sonra ödül almayan eş tarafından anormale dönüşebiliyor. Yani bunun normal olup olmadığını bizler söylemiyoruz, eşlerden biri ya da her ikisi bunların normal olduğuna inanıyor ya da inanmak istiyor.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2038320146811612484?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2038320146811612484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2038320146811612484' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2038320146811612484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2038320146811612484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-fantaziler.html' title='Cinsel Fantaziler'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-758687902258793325</id><published>2008-06-05T15:18:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:18:27.167-07:00</updated><title type='text'>Libidoyu uyaran bantlar</title><content type='html'>Kadınlar için libidoyu artırıcı etkisi olan bantlar İngiltere’de satışta.Kadınlar için libidoyu artırıcı ‘testosteron bantları’ piyasaya sürüldü. İlaç şirketlerinin, kadınlarda seks arzusunu artırması amacıyla üzerinde çalıştıkları ‘Intrinsa’ geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de satışa sunuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekse ilgiyi artırıyor&lt;br /&gt;Bandı takan kadınlarda, erkeklik hormonu olan testosteronun cilt üzerinden kana karıştığı ve bu şekilde testosteron eksikliği yaşayan kadınların sekse olan ilgisinin canlandığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlacın bu tür sorunları olan kadınlar için reçeteyle satılacağı, ancak tıpkı Viagra gibi ‘herkes tarafından kullanılan bir ilaç haline gelebileceği’ de vurgulandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-758687902258793325?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/758687902258793325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=758687902258793325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/758687902258793325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/758687902258793325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/libidoyu-uyaran-bantlar.html' title='Libidoyu uyaran bantlar'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4173622721418050629</id><published>2008-06-05T15:17:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:49.414-07:00</updated><title type='text'>Cinsel işlev bozukluğu</title><content type='html'>Bekar kadınlarda cinsel işlev bozukluklarına daha sık rastlanıyor. Kadınlarda erkeklere göre cinsel işlev bozukluklarının daha sık görüldüğüne işaret eden, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu, “Evli kadınlarda daha az görülen bu şikayetler eğitim düzeyi arttıkça kadınların daha az bir kısmında karşımıza çıkmaktadır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu yaptığı açıklamada, cinsel işlev bozukluklarının oldukça sık görülen bir sağlık problemi olmasına rağmen, hastaların çoğunun doktora başvurmadıklarını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyin&lt;br /&gt;Haliloğlu, insanların doktor başvurmak yerine kulaktan dolma tedavi yöntemleri ile zamanlarını ve sağlıklarını kaybettiğini belirterek, erkeklerde özellike 40 yaşından sonra, kadınlarda ise menepozla birlikte yüzde 70’lere varan oranlarda cinsel işlev bozuklukları görüldüğünü dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora başvurmak şart&lt;br /&gt;Cinsel işlev bozukluklarına dünyada uygulanan tüm ilaç ve cerarhi yöntemlerin Türkiye’de başarı ile kullanıldığını kaydeden Haliloğlu, doktor önerisi olmadan kullanılan ilaçların yan etkilerinin geri dönüşü olmadığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haliloğlu, doktora başvurmayarak yıllarca cinsel işlev bozukluğuyla yaşayan insanların ciddi sosyal problemler yaşadıklarına da dikkat çekti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4173622721418050629?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4173622721418050629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4173622721418050629' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4173622721418050629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4173622721418050629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-ilev-bozukluu.html' title='Cinsel işlev bozukluğu'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1582921911169316784</id><published>2008-06-05T15:17:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:29.990-07:00</updated><title type='text'>Cinsellik kaç yaşında biter</title><content type='html'>Sağlıklı yaşlanmanın yolu cinsel yaşamdan geçiyor. Müftüoğlu, “80 yaşında ayda en az 2 kez cinsel ilişki girilebilir” diyor.Röportaja gittiğimiz Swissotel’de kahvaltısını yaparken bulduğumuz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun önünde son derece mütevazı bir sofra vardı. Çay, biraz peynir, esmer ekmek ve iki yumurta beyazından oluşan kahvaltı mönüsü, ikinci buluşmamızda da aynıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenirken, uyurken ve spor yaparken rutinin dışına çok ender çıktığını belirten Müftüoğlu’nun kendisiyle ilgili tüyoları, sağlıklı yaşam için herkese verdiği önerilerden ibaretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin sağlıklı yaşam gurusu olarak nitelendirilen Müftüoğlu, “doktorun söylediklerini yap, yaptıklarını yapma” deyişinden çok uzak, “doktorun yaptıklarını da yap” dedirten örnek yaşam tarzını anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proteini ölçülü alın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel bir beslenme reçeteniz var mı?&lt;br /&gt;Beslenmenin insan davranışları ve günlük enerji üzerinde çok fazla etkisi var. Karbonhidratlar insanları daha çok gevşetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Karbonhidrat tembelliği’ denilen, tembelleştirip sakinleştirdiğini, uyku hali verdiğini söyleyebilirim. Bu nedenle makarna, kurabiye, tatlı yediğimizde kendimizi mutlu hissediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşı proteinli gıdalar daha çok enerji veriyor. Ölçülü ve yağsız protein almak lazım. Bu nedenle sabah kahvaltısında 1 veya 2 yumurtanın beyazını almayı tercih ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zararsız proteini almaya çalışıyorum. Öğleyi salatayla geçiştirmek yerine balıklı veya tavuklu salata, yağsız kırmızı etle salata gibi bir mönü tercih edilmesinde fayda var. Günün en küçük öğününü akşam yapmak lazım. Kendi beslenmemde de bunlara dikkat ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışına çıktığınız oluyor mu?&lt;br /&gt;Bazen yediklerimi fazla kaçırıyorum. Bundan 10 yıl önce şu ankinden 10 kilo fazlam vardı. Bunu korumaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü metabolizmam çok yavaş olduğundan kolay kilo alıyorum. ‘Akşam 19.00’dan önce yemeği bırakın’ diyoruz ama cuma ve cumartesi dışarıda yemek yiyorum. Bazen 4-5 bardak şarap içtiğim oluyor. Sorun yapmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm çekirdeği yiyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin desteği alıyor musunuz?&lt;br /&gt;Antioksidan dışında özel bir vitamin kullanmıyorum. Dozajlarını ihtiyacıma göre ayarlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun içine C vitaminini, selenyumu ilave ediyorum. Zaman zaman de etkisine çok inandığım Koenzim Q kullanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüm çekirdeği ekstresi gibi son yıllarda popüler olan tamamlayıcıları öneriyor musunuz?&lt;br /&gt;Üzümün kendisi çok yararlı. İçinde birçok şey var ki özellikle resveratrol. Olağanüstü etkin bir antienflamatuar, kanser ve astım önleyici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resveratrol hem üzümün çekirdeğinde var hem kabuğunda, hem de gövdesinde. Kırmızı şarapta var. Üzümde ve üzüm suyunda olduğundan çok daha fazlası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 yaşında babalık normal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son araştırmalar ışığında cinsel yaşam nereye kadar devam edebilir?&lt;br /&gt;Cinsel yaşamın bittiği bir yaş yok. En azından beynimizde yok. Cinselliğin 2 yönü var. Bir libido (karşı cinsle birlikte olma arzusu), tensel, kokusal arzu, dokunma, sarılma, sevme, sevişme arzusu, cinsel ilişkiyi gerçekleştirme arzusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer cinselliğe libido bakımından bakarsanız sağlıklı olduğunuz zaman 90 yaşında olsanız bile libido kaybolmaz. Herkes her zaman karşı cinse karşı sempati, sevgi, cinsel arzu duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90 yaşında cinsel ilişki için libido yeterli mi?&lt;br /&gt;Cinselliğin hiçbir zaman sonu yok. Erkek cinselliğini engelleyen temel faktör ereksiyon sorununun çaresi, son yıllarda ilaç sanayinin keşifleriyle önemli ölçüde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında daha genç yaşlarda damarlarınıza iyi bakma alışkanlığını edinebilirseniz yani damar sertliğine karşı vücudunuzu koruyabilirseniz ereksiyon problemini yaşamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık 70 yaşında baba oldu diye haber olmuyor. 70 yaşında baba olmak için evlenen insanlar var. Bu gayet doğal. İnanıyorum ki, 80 yaşındaki bir insanın minimum ayda iki kez cinsel ilişkiye girmesi her zaman mümkün, kendine iyi baktığı sürece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki haftada bir kez bile bunu rahatlıkla yapabileceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Alkol alacaksanız kırmızı şarap için’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara kullandınız mı?&lt;br /&gt;1990 yılında bir anda verdiğim bir kararla kiloyla birlikte kurtuldum. Sonra hiç aramadım. Sigaranın keyif verici bir madde olduğunu düşünmüyorum. Başkalarına da zarar verdiği olduğu için bence esrardan bile daha kötü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sıklıkta alkol alıyorsunuz?&lt;br /&gt;Genellikle hafta sonları alkol alıyorum. Kırmızı şarabı tercih ediyorum. Bunun nedeni, verdiği bir sağlık yararı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha akıllı bir içki gibi geliyor. Diğer içkilere göre kalorisi düşük, alkol oranı daha düşük. Akşamları bir bardak kırmızı şaraba karşı değilim ama bu şöyle anlaşılmamalı, sağlıklı olmak istiyorsanız akşamları bir bardak kırmızı şarap için. Eğer bir şey içeceksiniz kırmızı şarabı tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma dışındaki vakitlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?&lt;br /&gt;Akşam saatlerini mümkün olduğu kadar çalışıp okuyarak geçiriyorum. Maalesef çok sevmeme, sinema tutkuma rağmen son 3 - 4 yıldır onu kaybettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ciddi bir şiir tutkum var. Onları devam ettirmeye çalışıyorum. Müzikle aram çok iyidir. Çalmadığım çok az müzik aleti var. En çok ritm aletlerini seviyorum. Belki hayatın ritmine ordan kendimi kaptırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın içindeki keyiflerden kendimi çok fazla alıkoymak taraftarı değilim. Fırsat buldukça seyahate gidiyorum, arkadaşlarımla beraber oluyorum.&lt;br /&gt;Bunlar hayatın hoşlukları. Hayatın boşluklarını hoşluklarla doldurmazsanız daha farklı faturalar ödersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bütün mesele neyi yaptığınız zaman neyi ödeyeceğinizi, bunu neyle ikame edeceğinizi iyi hesaplayabilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Menopozla cinsel özgürlük başlar’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar için menopoz, cinsellik için bir dönüm noktası değil mi?&lt;br /&gt;Erkekler için de kadınlar için de cinsel yaşam odaklı bir yaşlanma süreci, yaşlanmanın sağlıklı hale gelmesini sağlar. Kadın erkekten farklı olarak libidoda daha hassas.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın cinselliğini daha çok erteleyebilen, daha çok kontrol edebilen bir varlık. Kadınlar yaşlanırken özellikle menopoz döneminde cinselliğinin bittiğini düşünebiliyorlar. Aslında menopoz cinsel özgürlüğün başladığı dönemdir, cinselliğin bittiği değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü hamile kalma tehdidinden kurtuluyor. Bu dönemde cinsel ilişki esnasında karşılaşabilecekleri sorunları aşabilmeleriyle ilgili çok sayıda ürün var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü hafıza için ezberleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın. Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın. Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1582921911169316784?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1582921911169316784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1582921911169316784' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1582921911169316784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1582921911169316784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellik-ka-yanda-biter.html' title='Cinsellik kaç yaşında biter'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-1296393262770139290</id><published>2008-06-05T15:16:00.004-07:00</published><updated>2008-06-05T15:17:02.391-07:00</updated><title type='text'>Cinselliği tetikleyen gıdalar</title><content type='html'>Sihirli etki vadeden parfümleri unutun, cinsel yaşamınıza hareket katmanın anahtarı mutfağınızda saklı!Araştırmacılar, afrodizyak gıdaların kokuları, tatları ve görünüşleriyle cinsel uyarıcı etki yaratmanın dışında, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye dönüştürebileceğini söylüyor. Afrodizyaklar, psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak üç gruba ayırıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flört besinleri&lt;br /&gt;Potansiyel eşinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinleri seçmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flört dostu gıdalar&lt;br /&gt;Pul biber, baharatlı gıdalar kalbe kan akışını ve metabolizmayı hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz&lt;br /&gt;İçerdiği kimyasallarla beyinde keyif arttırıcı etki yaratır ve özgüveni artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuç&lt;br /&gt;İçerdiği yüksek lif nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etki yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan çıkaran gıdalar&lt;br /&gt;İkinci aşama, baştan çıkarma. Afrodizyaklar testesteron gibi cinsel hormonların salgılanmasını ve genital organlardaki kan basıncını artırarak vücudu aşk için hazır hale gelmesini sağlar. Ayrıca hızla ihtiyacınız olan enerjiyi temin eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karides&lt;br /&gt;İyot açısından zengin olan karides ve diğer deniz ürünleri, tiroid bezlerinin çalışması ve sağladığı enerji açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolata&lt;br /&gt;İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı bir etkisi vardır. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zencefil&lt;br /&gt;Zencefil kökünün, kadın ve erkek cinsel organlarındaki kan basıncını artırdığı söylenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin&lt;br /&gt;Yeşil zeytinin erkekleri daha güçlü yaptığına, siyah olanların ise kadınların cinsel dürtülerini artırdığına inanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates&lt;br /&gt;Puritanlar tarafından aşk elması olarak tanımlanan domatesin cinsel canlandırıcı olarak ün yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma&lt;br /&gt;Adem ve Havadan beri bu meyve baştan çıkarmayla eş anlamda kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Potasyum, fosfor, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin bu meyve hormon ve enerji düzeyini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel performans için gıdalar&lt;br /&gt;Keşif ve orgazm olan son aşamada, insanlarda koku duyusu diğerlerinin önüne geçer ve afrodizyak gıdalar da bu yolla etki sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kokunun seksüel canlanmayı artırdığına dair yapılan bir araştırmaya göre, her besin erkeklerde yarattığı cinsel bir karşılığı bulunuyor ve bazıları da diğerlerine göre daha etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Örneğin peynirli pizza erkeklerde kan basıncını artırmada yüzde 5 oranında, tereyağlı patlamış mısır yüzde 9, balkabağı turtası ise yüzde 40 etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık çiçek kokulu parfümlerin sağladığı etki ise yalnız yüzde 3 iken, kadınlarda erkek kolonyası vajinadaki kan basıncının düşmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıdaların cinsel yaşam ve performans üzerinde neden etkili olduğu konusunda birçok teori var. Fakat bu etkiler fiziksel ve psikolojik yapıya ve kişilerin geçmiş birikimlerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar afrodizyak gıdaların etkilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğini ekliyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-1296393262770139290?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/1296393262770139290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=1296393262770139290' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1296393262770139290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/1296393262770139290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellii-tetikleyen-gdalar.html' title='Cinselliği tetikleyen gıdalar'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2522280883279717642</id><published>2008-06-05T15:16:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:16:44.239-07:00</updated><title type='text'>Cinsellik testi</title><content type='html'>Sertleşme sorunu, cinsel sağlığı etkileyen tıbbi durumlardan sıkça görülen bir tanesi. Günümüzde sertleşme sorununun bir çok tedavi yöntemi mevcut.Aşağıdaki sorular, size ve doktorunuza sertleşme sorunu yaşayıp yaşamadığınızı saptamakta yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.Her sorunun birden fazla yanıtı olduğunu düşünebilirsiniz, ancak her soru için durumunuzu en iyi tarif eden sadece bir adet seçeneği işaretleyiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz altı ay içinde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Sertleşme sağlama ve sürdürme konusunda kendinize ne kadar güveniyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Çok az&lt;br /&gt;2.Az&lt;br /&gt;3.Orta&lt;br /&gt;4.Çok&lt;br /&gt;5.Çok Fazla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Cinsel uyarı sonucunda oluşan sertleşmeniz kaç kez cinsel birleşmeyi sağlayacak sertlikteydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Cinsel birleşme sırasında kaç kez ereksiyonunuzu sürdürebildiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Cinsel birleşme esnasında ereksiyonunuzu sürdürmekte ne kadar zorlandınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Çok zorlandım&lt;br /&gt;2.Sıklıkla zorlandım&lt;br /&gt;3.Orta düzeyde zorlandım&lt;br /&gt;4.Nadiren zorlandım&lt;br /&gt;5.Hiç zorlanmadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Cinsel birleşme girişimleriniz sizce kaç kez tatmin ediciydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.Cinsel ilişkim olmadı&lt;br /&gt;1.Neredeyse hiç&lt;br /&gt;2.Birkaç kez (yarısından az)&lt;br /&gt;3.Bazen (yarısı kadar)&lt;br /&gt;4.Çoğu kez (yarısından fazla)&lt;br /&gt;5.Neredeyse her seferinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skor:&lt;br /&gt;1-5 sorulardaki cevaplarınıza karşılık gelen numaraları toplayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtlarınızın skorlarının toplamı 21 veya daha az ise üroloji uzmanına başvurmalısınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2522280883279717642?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2522280883279717642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2522280883279717642' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2522280883279717642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2522280883279717642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsellik-testi.html' title='Cinsellik testi'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-733601755611919937</id><published>2008-06-05T15:16:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:16:24.428-07:00</updated><title type='text'>Cinsel hayatın monotonlaşması</title><content type='html'>Farklı cinsel aktiviteleri denememek, isteğin olup olmadığına bakmadan ilişkiye girmek, cinsel işlev bozukluğu bulunduğu halde tedavi olmamak…Ortalama çiftlerin birçoğunda cinsel ilişki sonrası sevgi, şefkat gösterme, duygusal yakınlık olmuyor. Genelde erkek sırtını dönüp uyuyor. Bu bir süre sonra cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. Cinselliği ve yaşanan ilişkiyi keyifsizleştiren faktörler sadece bununla sınırlı değil. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, “Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve yataklar ayrılır” diyerek pek çok çiftin yaşadığı durumu özetliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde cinsel mutluluğu engelleyen sosyo-kültürel etkenler neler?&lt;br /&gt;Ülkemizde insanlar yetiştirilirken, kadın ve erkek cinsel rolleri katı bir şekilde ayrılmakta, ayrışan cinsel roller eşler arasında dengeli ve paylaşıma dayalı bir ilişkiyi engellemektedir. Bizim kültürümüze erkek evde iş yapmamayı ve eşinin kendisine hizmet etmesini beklemeyi öğrenir. Eşler evde birlikte geçirdikleri zamanda çoğunlukla ayrı işlerle meşgul olmakta, aralarındaki iletişim ve paylaşım yetersiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok erkek akşam eve geldiğinde doğruca televizyonun başına geçip, karısının sofrayı hazırlamasını beklemektedir. Yemekten sonra da doğru salona dinlenmeye gitmekte, eşinin bulaşıkları yıkayıp, ortalığı toplamasına yardım etmemektedir. Daha sonra en çok yapılan ortak faaliyet gene iletişim ve paylaşımı engelleyen, birlikte TV seyretme olmaktadır. Gün boyu ayrı duran ve iletişimleri zayıf olan çift böylelikle ortak zamanlarını da değerlendirememekte, uykuları gelince de gidip yatmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek eşine cinselliği yakıştırmıyor&lt;br /&gt;Birçok kadın cinselliği eşlerinden öğreniyor. Çocuklukları, gençlikleri boyunca cinsellikten uzak durmaları için cinselliğin ayıplandığı, kınandığı, hatta acı verici, zahmetli bir şey olarak öğretildiği bir ortamda yetişen ve cinsel hazzı tanımadan evlenen kadınlar, hem cinsellikten ürküyor hem de yanlış inanışlar dışında hiçbir şey bilmeyerek cinsel yaşamlarına başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler de cinsel deneyimleri olsa bile cinselliği benzer bir şekilde algılarlar ve çok sayıda yanlış inanca sahiptirler. Erkekler de eşlerine cinselliği, cinselliğe meraklı olmayı pek yakıştıramazlar, başka birini kirletmek, aşağılamak, sahip olmak, becermek gibi algıladıkları cinselliği eşleriyle yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Birçok çift kısıtlı, fazla çeşitliliğe sahip olamayan ve kendi arzularını keşfetme çabasından uzak, rutin, kısa ve doyum vermeyen bir cinsel ilişki tarzını kısa sürede benimser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel iletişimleri zayıf olduğu için ve ayrıca cinsel arzuları ve tercihleri konusunda kendilerine bile rahat ve açık olamadıklarından nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını, nasıl daha çok haz alabileceklerini konuşup paylaşmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşme öncesi sevişme süresi, ortalama bir kadın için çoğunlukla kısadır. Birçok durumda kadın yeterince uyarılmadan ve kendisini hazır hissetmeden kendisini cinsel birleşmenin içinde bulur. Birleşme süresi de genellikle kısa olduğundan kadın orgazm olmadan ilişki biter.&lt;br /&gt;Yine ortalama çiftlerin birçoğunda sevişme sonrası sevgi ve şefkat gösterme, duygusal yakınlık yaşama gibi bir durum söz konusu olmaz ve erkek sırtını dönüp uyur. Bu şekilde tekrarlanan cinsel deneyimler bir süre sonra cinsel istek, uyarılma ve orgazm bozukluklarının gelişmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yıllık deneyimden sonra, kadınlar çocukluklarında kendilerine öğretilen şeyin doğru olduğuna inanmaya başlarlar. Gerçekten yaşadıkları cinsellik sadece erkeğe hizmet etme amacını gütmektedir ve kadın bundan fazla bir zevk almamaktadır. Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve nihayet yataklarını ayırmayı başaran kadın, huzura ve özgürlüğe kavuşur. Kendi kızlarına aynı şeyi öğretir: Cinsellikten keyif alınmaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya erkekler?&lt;br /&gt;Eşleriyle kendi neden oldukları doyumsuz cinsel yaşamları iyice kısıtlanan erkekler ise ya bu duruma razı olur ve cinsellikten uzaklaşarak kendilerini başka işlere verirler ya da başka kadınlara, paralı ilişkilere yönelirler. Onlar da böylelikle aynı şeyi doğrulamış olurlar. Seks hayvani bir şeydir ve ancak saygı duyulmayacak hafif kadınlarla yaşanır. Eşleri ise tıpkı anneleri gibi saygın ve cinsellikten uzak kutsal varlıklardır. Onlar da oğullarına aynı şeyi öğretir, hatta bunun ilk adımı olarak oğullarına paralı bir ilişki ya da bir ‘manita’ ayarlamak için arkadaşlarını veya abileri devreye sokarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler cinsel yaşamı keyifsizleştiriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel isteğinizin olup olmadığına aldırış etmeden cinsel ilişkiye girin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Gergin, güvensiz ortamları tercih edin. Birbirinize kırgınlıklarınız varsa bunları konuşmak ve çözmek yerine cinsel ilişkiye girin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Hamilelik istenmediği halde, güvenli bir koruma yöntemi seçmeyin, cinsel ilişki sırasında hamilelik kaygısıyla gerginliğinizi artırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel birleşme öncesi, sevginizi göstermek, beğendiğinizi ve arzu duyduğunuzu ifade etmek ayrıca birbirinizi birleşmeye hazırlamak gibi işlevleri olan ön sevişmeye fazla vakit ayırmayın. Apar topar cinsel birleşmeye geçin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Karşı tarafı rahatsız edebilecek ağız kokusu, akıntı gibi sorunlarınız varsa bunları tedavi ettirmeyin, sevişme öncesi hijyen ve temizliğinize özen göstermeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Erken boşalma ya da uyarılma zorluğunuz varsa bunları tedavi ettirmek yerine bu sorunlarınızla cinsel yaşamınızı sürdürmeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Eşinizin sevişirken sizi rahatsız eden tutumları varsa değiştirmesin diye bunları söylemeyin, katlanmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel isteklerinizi, arzularınızı, eşinizin size yapmasını istediğiniz şeyler varsa bunları da söylemeyin, hevesiniz körelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Farklı cinsel aktiviteler denemeyin, olur da bunlardan çok keyif alabilirsiniz. Bunun yerine baştan aşağı sırası değişmeyen, hep aynı şeyleri yapın ve rutin bir sevişme usulü geliştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Genel iletişiminiz ve cinsel iletişiminiz kısıtlı olsun, birbirinize arzularınızı söylemediğiniz gibi, cinsel isteğinizi de belirtmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Fiziksel temasınızı mümkün olduğunca azaltın. Cinsel birleşme dışında birbirinize sevginizi, arzunuzu belli edecek temaslardan kaçının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Sevişmeye hazırlık olmadan aniden geçin. Eşinizi duygusal ve erotik olarak hazırlamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Cinsel fantezilerinizi eşinizle paylaşmayın, bunlar arkadaş toplantılarında konuşulabilecek şeylerdir, eşler arasında konuşulması ayıptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Birbirinizi erotik olarak uyarabilecek, mesajlaşma, telefon, erotik hediyeler gibi şeylerden uzak durun, bunlar ancak ahlaksız insanların yapabileceği şeylerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-733601755611919937?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/733601755611919937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=733601755611919937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/733601755611919937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/733601755611919937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/cinsel-hayatn-monotonlamas.html' title='Cinsel hayatın monotonlaşması'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4214719048064925038</id><published>2008-06-05T15:15:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:15:40.828-07:00</updated><title type='text'>Şamfıstık kalbe iyi geliyor</title><content type='html'>Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu gösteriyor.Celal Bayar Üniversitesi Akhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, “Yeşil Altın: Antep fıstığı Teknolojisi, Kimyası ve Kalite Kontrolü” konulu araştırmasında, Antep fıstığının “nut” grubu olarak adlandırılan gıdalar arasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm nedeni olarak kalp ön sırada&lt;br /&gt;ABD’de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40′lık dilimine koroner kalp hastalıklarının yol açtığını, koroner kalp hastalıklarının hem erkekler hem kadınlar için ciddi tablolar oluşturduğunu vurgulayan Tokuşoğlu, koroner kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen en ciddi risk faktörünün yüksek kolesterol olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, diyet ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülmesinin kalp rahatsızlıklarından korunmada etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet ve egzersiz kolestrolü önler&lt;br /&gt;“Yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörüdür ve yaklaşık 100 milyon yetişkini etkilemektedir. Sağlıklı bir diyetle ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülebilmesi, düşük kalp rahatsızlıkları riski açısından önemli olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doymuş yağlarca yüksek olan diyetlerin kalp rahatsızlığı olaylarında artışla ilişkilendirildiği kabul edilmekte iken, son kanıtlar tekli doymamış yağ asitleri ve azalan kalp hastalıkları riski arasında pozitif yönde ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu göstermektedir. Baskın düzeyde doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığı kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Antep fıstığının de içerisinde yer aldığı ‘nut’ grubu kuru yemişlerin ilgili sağlık iddialarını doğrulayıcı açıklamalar yaptığını, bu gıdaların tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürmede rol oynadığını rapor ettiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Kalp Birliği’nin de kalorilerin yüzde 20’sinin tekli doymamış yağ asitlerinden alınmasını, tekli doymamış yağ asitlerinin de zeytin yağı, balık, legume ve kabuklu yemişler (nutlar) aracılığıyla alınmasını önerdiğini vurgulayan Tokuşoğlu, bu diyet tercihinde Antep fıstığının önemli yer tuttuğunu ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp sağlığı diyetinde kuruyemiş olmalı&lt;br /&gt;Tokuşoğlu, kalp sağlığı diyetinde yer alacak kuru yemişlerin hem kalori açısından istenilen skaladaki yağ yüzdesinde kalori almayı hem de doymuş yağlarla yer değiştirmeyi sağlayabilen gıda olarak önerildiğini belirterek bu gıdalar içinde baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içermesi dolayısıyla Antep fıstığının önemli yer tuttuğuna işaret etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4214719048064925038?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4214719048064925038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4214719048064925038' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4214719048064925038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4214719048064925038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/amfstk-kalbe-iyi-geliyor.html' title='Şamfıstık kalbe iyi geliyor'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8164544587925740315</id><published>2008-06-05T15:15:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:15:20.355-07:00</updated><title type='text'>Soğan kansere iyi geliyor</title><content type='html'>Binlerce yıldan beri soğan ve sarımsak neredeyse tüm yemeklere katılan şifa verici birer sebze olarak kullanılılıyor. Salatadan tutun, her çeşit pişirme şeklinde soğan yemeklerimizden eksik edilmiyor. Bilimsel olarak ispatlandı.Bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek de, soğanın içindeki cystein maddesinin eczanelerde kuvvetli bir balgam sökücü olarak satılan ve doktorlar tarafından reçete edilen mentopin ve asist gibi ilaçların ana maddesi ile aynıdır. Vücudumuzda üretilen çok güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON’un üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesinin soğan veya sarımsak yiyerek alınması gerekiyor. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde nötralize etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın her yerinde soğuk algınlığında, bronşitte ortaya çıkan öksürüğün giderilmesinde soğan, şifa verici olarak yeniyor. Çok eskiden beri üşütme, öksürük ve bronşit durumda ezilen bir soğana bir miktar su ve tatlandırıcı olarak da az miktarda bal katılarak ilaç olarak kullanılıyor. Ayrıca böcek sokmalarında oluşan şişliklerin üzerine taze kesilmiş soğan dilimleri konması halinde, şişliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca uyku düzenleyici olduğuna da inanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğanın 100 gramında bulunan maddeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalori değeri&lt;br /&gt;Kuru soğan - taze soğan: 36 kalori - 23 kalori&lt;br /&gt;Protein (gr.): 1.3 gr.&lt;br /&gt;Yağ (gr.): 0.3 gr.&lt;br /&gt;Karbonhidrat: 8.1 gr.&lt;br /&gt;Su: 89 gr.&lt;br /&gt;Posa: 2 gr.&lt;br /&gt;Potasyum: 157 mg.&lt;br /&gt;Kalsiyum: 27 mg.&lt;br /&gt;Vitamin C: 10 mg.&lt;br /&gt;Folik asit: 54 mg.&lt;br /&gt;Vitamin: 0.3 mg.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp-damar hastalıklarını önlemede yardımcı&lt;br /&gt;Her nefes aldığımızda ciğerlerimize yarım litre hava dolar. Bunun %20.7’si oksijendir. Oksijen alyuvarlarımıza bağlanır ve kalbe gider. Kalp, bu oksijenli kanı tüm hücrelere pompalar. Oksijen, hücredeki şekeri yakarak yaşam enerjisinin üretimi sağlar. Bu işlem esnasında oksijen moleküllerinin yüzde 1-5′i değişime uğrar ve vücut için çok zararlı hale gelir. Biz bunlara serbest radikaller diyoruz. Bu serbest radikaller, her türlü hastalığın ve de özellikle de kalp-damar hastalıklarının ve kanser çeşitlerinin sebebi sayılıyor. Vücudumuzda bunları zararsız hale getiren enzim sistemi vardır. Kişinin bu enzim sistemi ne kadar güçlü ise ömrü de o kadar uzun oluyor. Serbest radikalleri zararsız hale getiren maddelere antioksidan diyoruz. Soğanın içindeki Quercetin adı verilen çok güçlü bir antioksidan vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma da faydalı&lt;br /&gt;Finlandiya’da uzun süredir yapılan bir bilimsel araştırmada; Quercetin’i içeren soğan ve elmayı daha çok tüketen kişilerde kalp-damar hastalıkları ve kanser ölüm oranları daha düşük bulundu. Damar sertliği dolayısıyla kalp-damar hastalıklarına neden olan kötü huylu kolesterol (LDL), serbest radikaller tarafından okside olmadan damar çeperine yapışmıyor. Soğandaki Quercetin maddesi kolesterolün okside olup damar çeperine yapışmasına engellenmesinde yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücutta hücre içinde üretilen ve Glutatyon adı verilen antioksidanın üretimi için soğan ve sarımsakta bulunan Cystein maddesinin bu yiyeceklerle vücuda girmesi gerekiyor. Bu kuvvetli antioksidan, kanserin önlenmesine yardımcı olmaktadır. Soğan ve sarımsak, Akdeniz beslenme tarzında çok tüketilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaranın neden olduğu idrar kesesi kanserinin önlenmesinde yardımcı olurİdrar kesesi kanserinin başlıca sebeplerinden biri sigara tüketimidir. Soğanın içerdiği Quercetin maddesi değişime uğrayarak kesenin iç derisini kanserden koruyucu bir etki yapmaktadır. İdrar kesesinde kansere neden olan zehirli maddeler değişime uğramış Quercetin maddesi tarafından emilerek kanser oluşumunu geciktirmekte veya engellemektedir. Sigara içenlerin kanserden korunmaları için soğanı ve elmayı düzenli şekilde tüketmeleri tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tüketilmeli?&lt;br /&gt;Her çeşit pişirme şeklinde yemeklere katılan soğanın faydası vardır. Pişirilmeden çiğ ve taze olarak tüketilen soğan çok daha şifa vericidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar ütketilmelidir?&lt;br /&gt;Haftada 3-4 defa yenen ½ soğan kalp-damar hastalıklarından ve kanserden korunmada yardımcı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8164544587925740315?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8164544587925740315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8164544587925740315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8164544587925740315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8164544587925740315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/soan-kansere-iyi-geliyor.html' title='Soğan kansere iyi geliyor'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5811159608748774999</id><published>2008-06-05T15:14:00.003-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:59.701-07:00</updated><title type='text'>Makarna kilo yaparmı</title><content type='html'>Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklindeki yanlış inanış ve eksik bilgiler tüketimini engelliyor.Toplumda, makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler bulunduğu, bilinenlerin aksine makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğu bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksine faydalı bir besin&lt;br /&gt;Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, yaptığı açıklamada, makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riskinin bulunmadığını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En temel unsur&lt;br /&gt;ABD Tarım Bakanlığı’nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan “Sağlıklı Beslenme Piramidi”nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğunu ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüştüğünü dile getiren Erzurumlu, makarnanın bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin olduğunu belirtti. İtalyanların daha şişman olması gerekirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalori ve yağ oranı düşük&lt;br /&gt;Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları kaydetti: “Toplumumuzda, şişmanlara ’makarnacı’ denilir… Çünkü ülkemizde ’makarna şişmanlatır’ şeklinde yanlış bir inanış var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5811159608748774999?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5811159608748774999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5811159608748774999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5811159608748774999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5811159608748774999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/makarna-kilo-yaparm.html' title='Makarna kilo yaparmı'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-881204606858163024</id><published>2008-06-05T15:14:00.001-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:42.651-07:00</updated><title type='text'>Kırmızı etin zararları faydaları</title><content type='html'>Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada 2 kez tüketilebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.&lt;br /&gt;Kanser ve kırmızı et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.&lt;br /&gt;Yanlış bilinenleri düzeltin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek kanser riskleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Az miktarda lifli besin tüketimi,&lt;br /&gt;• Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda yağ tüketimi,&lt;br /&gt;• Etlerin çok fazla pişirilmesi,&lt;br /&gt;• Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,&lt;br /&gt;• Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Istakoz 72 Dana eti 87&lt;br /&gt;• Karides 109 Koyun eti 70&lt;br /&gt;• Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70&lt;br /&gt;• Yağlı balık 85 Salam 79&lt;br /&gt;• Yağsız balık 63 1 yumurta 272&lt;br /&gt;• Tavuk eti 60 Hindi eti 58&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-881204606858163024?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/881204606858163024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=881204606858163024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/881204606858163024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/881204606858163024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/krmz-etin-zararlar-faydalar.html' title='Kırmızı etin zararları faydaları'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-601448040914100294</id><published>2008-06-05T15:11:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T15:14:19.530-07:00</updated><title type='text'>Salep in faydaları</title><content type='html'>Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…&lt;br /&gt;Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme döneminde bolca tüketilmeli&lt;br /&gt;Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide rahatsızlığına bire bir…&lt;br /&gt;Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor&lt;br /&gt;Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini&lt;br /&gt;tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-601448040914100294?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/601448040914100294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=601448040914100294' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/601448040914100294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/601448040914100294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/06/salep-in-faydalar.html' title='Salep in faydaları'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-766089282725182328</id><published>2008-05-22T15:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-22T15:43:16.585-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Yiyeceklerin etkileri</title><content type='html'>Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları okudunuz mu?Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları haberleştiren İngiliz The Times gazetesi, acı biberin gerçekten bağımlılık yaptığını, yaşlandıkça kilo alındığı inanışının ise gerçeği yansıtmadığını yazdı.Şeker boğaz ağrısına iyi gelir: Doğru&lt;br /&gt;Şeker, bal ve pekmez, boğazdaki tahriş olmuş mukus zarının üzerini kaplar ve ağrıyı hafifletir. Hardal, yabanturpu ve güçlü soğanlar da mukusu sökerek boğaz ağrısını rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakırlı yiyecekler saçların ağarmasını önler: Yanlış&lt;br /&gt;Bakır eksikliği saçların ağarmasını hızlandırsa da, bu minerali içeren yengeç, istiridye, ayçekirdeği, fıstık ve badem gibi yiyeceklerin yenmesiyle saç ağarması önlenemez. Saçlardaki pigment eksikliği renk kaybına yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acı biber bağımlılık yapar: Doğru&lt;br /&gt;Acı biber yendiğinde hissedilen acı, vücudun “doğal ağrı kesici” olarak bilinen endorfin hormonunu salgılamasına yol açar. Endorfin, aynı zamanda haz hissi de verdiği için insanlar bir süre sonra bu hazzı yeniden hissetmek için daha acı biberler yemeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişirmek mineralleri yok eder: YanlışDemir, çinko, iyot, selenyum gibi çoğu mineral, besinlerin pişirilmesiyle kaybolmaz. Yalnızca potasyum pişirme sıvısına karışır ve bu sıvı kullanılmazsa mineral yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirge, ıstakozdan daha besleyici: Doğru&lt;br /&gt;İki çekirgede 28 gram protein (erkeklerin günlük ihtiyacının yarısı, kadınlarınkinin yüzde 75′i) ve 6 mg demir (günlük ihtiyacın yarısı) bulunur. Bütün bir ıstakoz ise 22 gram protein, 0.8 mg demir içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pizza abur cubur grubuna girer: Yanlış&lt;br /&gt;Yarım margarita pizza ve balzamik sirkeli bir salata yiyerek yalnızca 360 kalori ve 12 gram yağ tüketmiş olursunuz. Ayrıca, bir porsiyon sebze yemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar yağlı ve tatlı yiyecekleri sever: Doğru&lt;br /&gt;Birçok araştırma, kadınların bisküvi, kek gibi yağlı ve şekerli yiyecekleri, erkeklerinse cips gibi yağlı ve tuzlu yiyecekleri tercih ettiğini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kilo almak kaçınılmazdır: Yanlış&lt;br /&gt;Yaşlandıkça kas kütlemiz azalsa ve kalori yakma hızımız düşse de, düzenli egzersiz yaparak bu durumun önüne geçebiliriz. Üstelik spor salonuna gitmeden evde basit hareketlerle kilo almayı önleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma uçuğu iyileştirir: Doğru&lt;br /&gt;Bir elmada 150 “süper besleyici” maddenin yanı sıra vitaminler, mineraller ile tansiyon ve kolesterolü düşüren pektin maddesi bulunur. Elmanın içindeki kuersetin maddesi, uçuğa yol açan virüsleri öldürür. Kuersetin maddesi kabuğun hemen altında bulunduğu için elmayı kabuğuyla yemek en iyisidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-766089282725182328?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/766089282725182328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=766089282725182328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/766089282725182328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/766089282725182328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/yiyeceklerin-etkileri.html' title='Yiyeceklerin etkileri'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4447948120203426436</id><published>2008-05-22T15:42:00.001-07:00</published><updated>2008-05-22T15:42:48.423-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Kırmızı et ne kadar yemeli</title><content type='html'>Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada 2 kez tüketilebilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.&lt;br /&gt;Kanser ve kırmızı et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.&lt;br /&gt;Yanlış bilinenleri düzeltin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek kanser riskleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Az miktarda lifli besin tüketimi,&lt;br /&gt;• Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,&lt;br /&gt;• Yüksek miktarda yağ tüketimi,&lt;br /&gt;• Etlerin çok fazla pişirilmesi,&lt;br /&gt;• Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,&lt;br /&gt;• Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Istakoz 72 Dana eti 87&lt;br /&gt;• Karides 109 Koyun eti 70&lt;br /&gt;• Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70&lt;br /&gt;• Yağlı balık 85 Salam 79&lt;br /&gt;• Yağsız balık 63 1 yumurta 272&lt;br /&gt;• Tavuk eti 60 Hindi eti 58&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4447948120203426436?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4447948120203426436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4447948120203426436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4447948120203426436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4447948120203426436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/krmz-et-ne-kadar-yemeli.html' title='Kırmızı et ne kadar yemeli'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2542108154790387599</id><published>2008-05-22T15:41:00.000-07:00</published><updated>2008-05-22T15:42:28.349-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Doğayla gelen sağlık</title><content type='html'>Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…&lt;br /&gt;Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişme döneminde bolca tüketilmeli&lt;br /&gt;Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide rahatsızlığına bire bir…&lt;br /&gt;Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor&lt;br /&gt;Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini&lt;br /&gt;tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2542108154790387599?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2542108154790387599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2542108154790387599' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2542108154790387599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2542108154790387599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/doayla-gelen-salk.html' title='Doğayla gelen sağlık'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-5486116515278591639</id><published>2008-05-15T04:16:00.004-07:00</published><updated>2008-05-15T04:17:00.621-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Dudakta Uçuk Çıkması</title><content type='html'>Herpes Simpleks Virüs (HSV) derinin herhangi bir yerinde su kabarcıkları ve yaralara neden olan bir virüstür. Bu yaralar genellikle ağız ve burun etrafında, cinsel bölgede ve kalçada oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonları aralıklı olarak tekrar ettiği için rahatsız edici olabilir. Yaralar ağrılı ve rahatsız edicidir. Kronik hastalığı olanlar ve yeni doğanlar viral enfeksiyonlar ciddidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV tipleri : Tip 1 ve Tip 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip1 virüsü ağız etrafında uçuğa neden olur. Bir çok hasta virüsü bebeklik ve çocukluk döneminde alır.&lt;br /&gt;Virüs genellikle virüsü taşıyan aile bireyleri veya arkadaşlardan bulaşır. Bulaşma öpme, ortak çanta, kaşık, havlu kullanımı ile olur. Yaralar genellikle dudak, ağız, burun, çene veya yanaklarda virüsü taşıyan kişi ile temastan kısa süre sonra gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 2 virüs cinsel bölgede uçuğa neden olur. Enfeksiyonu taşıyan kişi ile cinsel temastan sonra bulaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes 6 çeşit virüsten oluşan bir virüs ailesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Herpes virüs ailesinde Herpes simpleks virüs, Ebstein-Barr virüs, su çiçeği ve zona virüsü bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks Tip 1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla ağız etrafında uçuğa neden olur. İnce şeffaf sıvı içeren kabarcıklar genellikle yüzde görülür. Daha az sıklıkla cinsel bölgede enfeksiyona neden olabilir. Bazen yaralar üzerinde enfeksiyon oluşturabilir. Hemşire, doktor, diş hekimi ve diğer sağlık çalışanları el parmaklarında nadiren herpes enfeksiyonu geçirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil ve tekrarlayan enfeksiyon olmak üzere iki tip enfeksiyon görülür. Bir çok kişiye virüs bulaşmakla birlikte sadece %10 kişide uçuk meydana gelir.Virüsü bulaştıran kişi ile temastan 2-20 gün sonra birincil enfeksiyon gelişir ve 7-10 günde iyileşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su kabarcıklarının sayısı bir taneden kabarcık gruplarına kadar değişir. Kabarcıklar gelişmeden evvel deride kaşıntı ve hassasiyet vardır. Kabarcıklar kolaylıkla patlar ve sızıntılı, kabuklu bir hal alırlar. Kabuklar kalktığında altta kırmızı bir deri görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil enfeksiyondaki yaralar tamamen iyileşir ve nadiren iz bırakır. Bununla birlikte virüs vücutta kalmaya devam eder. Virüs sinir hücrelerine yerleşerek orada dinlenme aşamasında kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok hastada uçuk tekrar eder. Tekrar eden enfeksiyon, genellikle ilk enfeksiyon alanında veya yakınında gelişir. Enfeksiyon birkaç haftada bir veya daha nadir tekrar eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar eden enfeksiyonlar birincil enfeksiyona göre hafif seyreder. Enfeksiyon ateşlenme, güneşe maruz kalma ve adet görme gibi faktörlerle tekrar eder. Bazen enfeksiyon bir neden olmadan da tekrar edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks Virus Tip 2&lt;br /&gt;Herpes simpleks virus tip 2 ile oluşan enfeksiyon kalça, penis,vajina ve rahim ağzında enfeksiyonu bulunduran kimse ile cinsel temastan 2-20 gün sonra bulaşır. Birincil ve tekrarlayan enfeksiyonlar ağrılı ve kaşıntılı yaralar, ateş, kas ağrısına ve idrar yaparken yanmaya neden olur. HSV tip 2 cinsel bölgenin dışında da enfeksiyona neden olabilir, fakat enfeksiyon genellikle belden aşağıdaki bölgede görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tip 1 de olduğu gibi enfeksiyon yeri ve tekrarlama sıklığı değişebilir. Birincil enfeksiyon hastanın fark edemeyeceği kadar hafif seyredebilir. Yıllar sonra HSV tekrar eder ve bu birincil enfeksiyon sanılır. Birincil ataktan sonra virüs o bölge sinirlerine yerleşir ve adet dönemlerinde, ateşlenmede, stres durumunda ve çeşitli faktörlerle aktifleşerek tekrarlayan enfeksiyona neden olur. Ağrı ve deride hassasiyet birincil ve tekrarlayan enfeksiyon başlamadan bir veya birkaç gün önce başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonu tanısı nasıl konulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV enfeksiyonunun görünümü tipiktir ve tanıyı doğrulamak için test yapmaya gerek yoktur.&lt;br /&gt;Bununla beraber tanıda şüphe olursa enfeksiyon alanından laboratuar analizi için materyal alınabilir veya kanda virüse karşı gelişen antikorlar aranabilir. Cinsel bölgedeki herpes sifiliz ile karışabilir. Çok az sayıda olguda uçuk rahim ağzında olduğunda hasta uçuk geçirdiğini fark etmez, çünkü bu bölgedeki uçuklar ağrısız seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonundan koruyan bir aşı yoktur. Asiklovir, famsiklovir ve valasiklovir adlı ilaçlar uçuğu etkili bir şekilde tedavi ederler. Bu ilaçlar hastalığın iyileşmesini hızlandırmak veya tekrar etmesini engellemek için kullanılabilir. Düşük dozda tedavi uçuk ataklarının sayısı ve sıklığını azaltmak için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan nasıl korunulabilir?&lt;br /&gt;Vücudun herhangi bir yerinde yanma, kaşıntı, batma gibi bulgular var ise bu uçuğun bir belirtisi olarak kabul edilmeli ve diğer kişilerle olan temas engellenmelidir. Ağız etrafında uçuk görüldüğünde öpme ve ortak eşya kullanımı yasaklanmalıdır. Cinsel bölgesinde hastalık bulunanlar cinsel temastan kaçınmalıdır. Kondom kullanımı hastalığın bulaşmasını engelleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık aktif olmadığı zamanda bulaştırıcı mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık aktif olmadığı dönemlerde de bulaştırıcıdır. Uçuğun % 80 'i deride herhangi bir bulgu yokken bulaşır. Hastaların bir çoğu, enfeksiyonun sadece hastalığın aktif olduğu dönemde bulaştığını sanmaktadır. Bu duruma hastalığın bulgusu olmadan virüs yayılması denmektedir ve bu durum araştırmalarca gösterilmiştir. Son zamanlarda hayatında hiç birincil veya tekrarlayan uçuk geçirmeyen hastaların kanında virüse karşı antikorlar olduğu ve de bu kişilerin virüsü yaydıkları saptanmıştır. Devamlı asiklovir tedavisi alan hastalarda hastalığın bulguları görülmezken, virüs sayısı da azalmıştır. Aynı durum famsiklovir, valasiklovir gibi yeni ilaçlar için de geçerlidir. Bu ilaçların düzenli olarak günlük alımının virüsün sağlam kişilere bulaşmasını engellediği düşünülmektedir, fakat bu durum ispatlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer şiddetli herpes enfeksiyonları&lt;br /&gt;Göz enfeksiyonları - HSV gözü etkileyerek Herpes keratitine neden olabilir. Bu enfeksiyonda gözde ağrı, batma, güneş ışığına karşı hassasiyet olur. Tedavi yapılmazsa gözde kalıcı hasar yapabilir. İlaçların kullanımı bu riski azaltır. Gözde herpes enfeksiyonu düşünülen hasta göz hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmelidir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelerde enfeksiyon - Cinsel bölgede uçuğu bulunan bir hasta doğum esnasında hastalığı bebeğine geçirebilir. Doğum eğer annenin birincil enfeksiyonu sırasında gelişirse bebekte önemli bir hastalık tablosuna yol açar. Cinsel bölgesinde uçuk olduğunu bilen gebeler bebeklerini korumak için doktorlarına bu durumdan bahsetmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebe olan kadınlar özellikle gebeliğin son dönemlerinde aktif olarak cinsel bölgelerinde enfeksiyon olan eşleriyle cinsel temasta bulunmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan bebekler annelerinden cinsel bölge dışında olan enfeksiyonu da alabilir . Eğer anne veya çocuk bakıcısının dudaklarında veya ellerinde de aktif herpes enfeksiyonu mevcutsa, bebek herpes enfeksiyonuna yakalanabilir. Aktif HSV enfeksiyonunu olan anne ve aile bireyleri, yeni doğan bebekle temastan kaçınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölge ve dışında aktif herpes enfeksiyonu bulunmayan annelerin doğumunda özel bir dikkate gerek yoktur. Çünkü enfeksiyon aktif olmadığından bebek için bir risk yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HSV kanserli hastalar, organ nakli yapılanlar, önemli ve kronik hastalığı olanlarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğu için yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes tedavi edilebilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes enfeksiyonlarında tam tedavi olmamakla birlikte, araştırmalar tekrarları azaltmak veya ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalara devam etmektedir. Bununla beraber bu deneysel çalışmalar sinirdeki virüsü ortadan kaldıramamaktadır. Bundan dolayı bu araştırmalar aktif hastalığı olmayan hastalarda virüsün yayılımını engellemeyi hedeflemektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-5486116515278591639?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/5486116515278591639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=5486116515278591639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5486116515278591639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/5486116515278591639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/dudakta-uuk-kmas.html' title='Dudakta Uçuk Çıkması'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-6849733796716738613</id><published>2008-05-15T04:16:00.003-07:00</published><updated>2008-05-15T04:16:39.543-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Cinsel Bölgede Siğil</title><content type='html'>Kondiloma aküminata olarak da adlandırılan cinsel bölgedeki siğiller Human Papiloma Virüsün (HPV) yaptığı bir enfeksiyondur. Seksenden fazla HPV türü olmasına rağmen bunlardan çok azı (özellikle HPV tip 6 ve 11) genital siğile neden olur. Diğer tipleri el, ayak veya vücudun diğer alanlarında enfeksiyona neden olur. HPV 16 ve 18 dış genital bölgede, makat bölgesinde ve rahim ağzında kanser gelişimine neden olabilir. Bu nedenle hastalığa yakalanan kişilerin bayan partnerleri enfeksiyonun varlığını saptamak üzere bir Kadın Doğum uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Cinsel bölgede enfeksiyona yol açan diğer HPV tipleri nadiren kansere yol açar. Cinsel bölgedeki siğiller cinsel temasla bulaşır, nadiren cinsel bölgede enfeksiyon bulunan anneler normal doğum esnasında enfeksiyonu bebeklerine bulaştırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller hamile bayanlarda ve bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle ( kanser, AİDS, organ nakli, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı ) bozulanlarda problem oluşturabilir. HPV enfeksiyonuna yakalananların çok azında cinsel bölgede siğil gelişir. Çoğu kişi taşıyıcı olup, cinsel bölgesinde hiç bir zaman siğil gelişmez, fakat enfeksiyonu cinsel partnerlerine bulaştırabilirler. HPV ile temastan sonra enfeksiyon gelişme süresi birkaç ayı alır, bazı kişilerde ise yıllar sonra enfeksiyon gelişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller nasıl görünürler?&lt;br /&gt;Siğiller tipik olarak deri renginde pürtüklü yüzeye sahiptir. Büyük veya küçük , tek veya gruplar halinde görülebilir. Dış genital bölgede, vajinada ve de makat bölgesinde görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel bölgedeki siğiller tedavi edilmeli midir?&lt;br /&gt;İnsanların çoğu siğillerini tedavi ettirmek istemektedir, çünkü hastalar siğillerden hem kozmetik olarak rahatsız olmaktadır, hem de cinsel partnerlerine hastalığı bulaştırmak istememektedir. Bazen de siğiller kaşınabilir, kanayabilir ve bu bölgenin temizliğini zorlaştırabilir ve bu nedenle tedavisi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğillerin tedavi edilmesi enfeksiyonun bulaşmasını engeller mi?&lt;br /&gt;Başarılı bir tedavi HPV enfeksiyonunun tamamının ortadan kalktığını garanti etmez, tedaviden sonra kişi muhtemelen daha az bulaştırıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğiller nasıl tanınır?&lt;br /&gt;Bir çok siğile muayene ile tanı konulur. Bazı olgularda doktor siğilleri belirginleştirmek amacı ile cinsel bölgeye sulandırılmış sirke sürebilir. Bazı olgularda ise tanı koymak için şüpheli alan cerrahi olarak çıkartılıp patolojik incelemeye yollanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğiller nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;Siğillerin tedavisi zordur ve bütün tedavi seçeneklerinde tekrarlama olasılığı vardır. Tedavi şekli siğilin sayısına , bulunduğu bölgeye ve diğer faktörler göre değişir. Siğiller cerrahi veya kimyasal yollarla tedavi edilebilir. Cerrahi tedaviler basit cerrahi çıkartma, koter, dondurma tedavisi velaser tedavisi şeklinde yapılabilir. Bu tedaviler ağrılı olabilir, az miktarda kanamaya neden olabilir ve iyileşme esnasında bakteri enfeksiyonları gelişebilir. Kimyasal tedavide asitler, ( bikloroasetik asit ve triklorasetik asit) 5-fluorourasil krem (kanser tedavisinde kullanılan bir ilaç) ve podofilin kullanılabilir. Bu kimyasalların tahriş edici özellikleri vardır ve normal deride yanıklara yol açabilirler. Tüm bu kimyasal ve cerrahi yöntemler HPV ye etkili olmadığından hastalık tekrar edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüse etki eden bir ilaç interferon alfadır. Bu ilacın kullanımı yan etkilerinden (baş ağrısı, halsizlik ve ateş) ve enjeksiyon yoluyla uygulanmasından dolayı yaygın değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda hastaların kendi kendilerine uygulayabileceği tedaviler( Podofilox gel ve imiquimod krem) geliştirilmiştir. Podofilox siğil hücresinin gelişimini durdururken, imiquimod HPV ye karşı bağışıklık sistemini lokal olarak uyarır. Her iki tedavide virüsü tedavi eder, fakat lokal tahrişe neden olabilir. Ama sistemik yan etkileri yoktur. Podofiloksun antiviral etkisi veya bağışıklık sistemin güçlendirici etkisi olmadığından tedaviden sonraki üç ayda hastaların üçte birinde tekrarlama görülür. Imiquimod ise bağışıklık sistemini harekete geçirerek etkili olduğundan, tedavi sonrası takip edilen hastaların sekizde birinde tekrarlama görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırılan yeni tedavi yöntemleri var mıdır?&lt;br /&gt;Yeni tedaviler üzerinde çalışılmaktadır. En önemli çalışmalardan birisi HPV aşısıdır. Aşı hem tedavi de, hem de siğil ve kanserden korunmada kullanılabilecektir. HPV aşısı bazı ülkelerde kız çocukları için koruyucu aşı takvimine alınmıştır. Aşı Mart 2007 itibari ile Türkiye'de de piyasa da bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan nasıl korunulabilir?&lt;br /&gt;Doktorlar kondom kullanımı ve HPV enfeksiyonlu hastaların tedavi edilmesi ile hastalığın azaltılabileceğini düşünmektedir. Bununla birlikte hiçbir metod hastalığı kesin olarak engelleyemez. Kondom kullanılsa bile, hastalık kondom kullanılan alanların dışında da görülebildiğinden, tam koruma sağlamaz. Tek eşlilik hastalığın geçişini azaltır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-6849733796716738613?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/6849733796716738613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=6849733796716738613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6849733796716738613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/6849733796716738613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/cinsel-blgede-siil.html' title='Cinsel Bölgede Siğil'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-4317335768912368788</id><published>2008-05-15T04:16:00.001-07:00</published><updated>2008-05-15T04:16:20.570-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Aids Deri bulguları</title><content type='html'>Edinsel bağışıklık yetmezliği sendromu (AIDS) vücudun enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini azaltan HIV (Human Immunodeficiency Virus=İnsan bağışlık sitemini güçsüzleştiren virüs) adıyla bilinen virüsünün yaptığı bir hastalıktır. AIDS virüsüne yakalanan kişilerin derilerinde bakteri, mantar ve virüs enfeksiyonu ve cilt kanseri daha sık görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AIDS 1981 yılında tanımlandıktan sonra tüm dünyada en önemli sağlık problemi halini almıştır. Kİşi HIV enfeksiyonun yakalandıktan yıllar sonra, hastalık problem yaratmaya başlar. AIDS'in yaşamı tehdit eden bulguları, virüsün kandaki beyaz hücreleri harap etmesi nedeni ile olur. Bu hücreler insanın doğal bağışıklığını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yaygın görülen yaşamı tehdit eden enfeksiyon pneumocystis carini tarafından oluşturulan şiddetli akciğer enfeksiyonudur. Bu parazit sağlıklı insanlarda enfeksiyona neden olmaz. AIDS ile birlikte normalde nadir rastlanan bir kanser türü olan Kaposi Sarkomu sık görülür. Bu kanser bir veya çok sayıda, ağrısız düz veya deriden kabarık pembeden mora kadar değişebilen renkte, deri veya ağız içi döküntüsü şeklinde görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler risk altındadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV cinsel temasla veya kan yolu ile bulaşır. AIDS ilk olarak Amerika da tanımlandığında hastaların çoğu genç homoseksüel erkeklerdi. Kısa süre sonra hastalığın heteroseksüel erkek ve bayanlarda, uyuşturucu kullananlarda, kan nakli yapılanlarda da görülebileceği anlaşıldı. AIDS olan kadınlardan doğan çocuklara da enfeksiyon bulaşıp, daha sonra enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyon yakın kontakla, aynı yatakta yatmakla, ortak banyo ve tuvalet kullanımı ile bulaşmaz. Hastalık ortak bardak, tabak, çatal kullanımı ile de yayılmaz. Hastalığın el sıkışma gibi kişisel temasla bulaştığı saptanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV Testi&lt;br /&gt;HIV testi kanda HIV virüsüne karşı antikor saptanarak yapılır. Kan bankalarında kan nakli ile virüsün bulaşmasını engellemek için bu tarama testlerini kullanmaktadır. Bu testler HIV e maruz kaldığı düşünülen kimselere sağlık kurumlarında yapılabilir. Bu test yüksek güvenirliliğe sahiptir ve bu kişinin daha önceden HIV virüsüne maruz kalıp kalmadığını gösterir. Bununla beraber kişi HIV virüsüne maruz kaldıktan sonra bu testlerin pozitifleşmesi 3 ayı alabilir. Doktorunuz bu test sonuçlarının anlamını her hastasına anlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının amacı AIDS' de sık görülen deri bulgularına dikkat çekmek için hazırlanmıştır. Bu deri problemlerinin doğru tanısı uygun tedavilerin seçilmesini sağlayacaktır. Ayrıca bu deri hastalıklarının tanınması erken devrede AIDS'in tanınmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaposi Sarkomu&lt;br /&gt;AIDS'deki yaygın deri problemlerinden biri Kaposi Sarkomudur. AIDS tedavisinde yeni tedavi kombinasyonlarının bulunması, eskiye oranla Kaposi Sarkomunun daha az görülmesine neden olmuştur. Dermatoloji Uzmanları Kaposi Sarkomu tanısını, ciltteki bulgulardan biyopsi alarak koyar.&lt;br /&gt;Kaposi Sarkomunda ağrı ve kaşıntı yoktur. Hastalık derinin herhangi bir yerinde veya ağız içinde (özellikle üst damakta ve dilde) görülebilir. Hastalık bulguları pembe, koyu kırmızı, mor ve kahverengi olabilir. Sıklıkla sinek ısırığı, doğum lekeleri ve morarma ile karıştırılırlar. Büyüklükleri toplu iğne başından bozuk para büyüklüğüne kadar değişebilir. Hastalığın bulguları deriden kabarıktır ve hatta büyük boyutlu tümörler şeklinde görülebilir. Hastalığın seyri esnasında bir yada bir çok yeni kabarıklık gelişebilir. Ara sıra Kaposi Sarkomu lenf düğümleri, dalak, karaciğer, bağırsak ve akciğer gibi iç organları tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzdeki ve diğer alanlardaki büyük tümörler kolayca tanınır ve hastayı rahatsız eder. Bu tümörler radyoterapi, dondurma tedavileri, cerrahi ve çeşitli ilaçların enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar kemoterapi ile tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AIDS ile ilişkili diğer deri hastalıkları&lt;br /&gt;Sağlıklı insanlarda görülen bir çok deri problemi HIV enfeksiyonu olan hastalarda görülebilir. HIV enfeksiyonlu hastalarda bu hastalıklar daha şiddetlidir ve tedavisi daha zordur. Bundan dolayı Dermatoloji uzmanının tanı koyması ve tedaviyi düzenlemesi daha doğrudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Viral Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;Viral enfeksiyonlar AIDS' li ve HIV enfeksiyonu taşıyan kişilerde yaygın görülür. Bu enfeksiyonlar derinin herhangi bir yerinde veya mukozalarda görülür. AİDS'li hastalardaki viral hastalıklar normal kişilere göre daha şiddetli seyreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herpes Simpleks insanlarda aralıklı enfeksiyon yapan bir virüstür. Herpes Simpleks tip 1 burun ve ağız etrafında uçuğa yol açar. Herpes simpleks tip 2 cinsel bölgede enfeksiyona neden olan bir virüstür. Ara sıra bu enfeksiyonlar gözde ve diğer deri alanlarında görülebilir. Tutulan alanda ilk olarak kızarıklık gelişir. Bu sırada yanma, kaşıntı veya ağrı vardır. Daha sonra grup halinde küçük su kabarcıkları oluşur ve bunlar patlayarak küçük ülserlere dönüşür ve daha sonra kabuklanır. Herpes bulguları 5-10 gün içinde iyileşir. HIV enfeksiyonlu hastalarda daha şiddetli, daha geniş alana yayılan, ağrılı ülserler, daha çok sayıda bulgu ve daha geç iyileşme görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dermatoloji uzmanları herpes simpleksin şiddetli ataklarında ağızdan antiviral ilaçları kullanırlar. Lokal uygulanan ilaçlar su kabarcıklarını geriletir ve rahatsızlığı azaltır. İkincil olarak bakteri enfeksiyonları gelişmişse antibiyotikler faydalı olur. AIDS de herpes enfeksiyonları vücuda yayılarak ateş, şuur bulanıklığı, baş ağrısı ve halsizlik yapar. Bu durumdaki hastalara hastanede damar yolu ile ilaç verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zona olarak bilinen Herpes Zoster çocuklukta geçirilen su çiçeğinin yeniden aktive olması ile gelişen bir enfeksiyondur. Döküntü vücudun tek tarafında bant tarzında görülür. Tutulan bölgede önce hassasiyet ve kızarıklık , hatta derin bir ağrı bulunur. Daha sonra bu bölgede grup halinde su kabarcıkları görülür, bu kabarcıklar açılarak ülser halini alır ve sonrada kabuklanır. Bu bölgedeki sinirin iltihaplanması nedeni ile şiddetli ağrı mevcuttur. Zona AIDS'in veya bozulmuş bağışıklık sisteminin ilk belirtisi olabilir. Bu durumda hastalık haftalarca sürerek, vücudun diğer bölgelerine yayılarak suçiçeği benzeri döküntü oluşturabilir. Lokal olarak uygulanan losyon ve ağızdan alınan antiviral tedavi döküntüde kurumaya yol açar. Ağrı kesiciler ağrıyı azaltmak için kullanılır. Döküntü gerilemesine rağmen ağrı devam edebilir. Yaygın dağılımı olan hastalar hastane ortamında damar yolundan kullanılacak ilaçlar ile tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Molluscum Kontagiosum , derinin yüzeysel bir virüs enfeksiyonudur. Sıklıkla çocuklarda , daha az sıklıkla seksüel olarak aktif olan erişkinlerde görülür. Üzeri pürüzsüz, incimsi veya mumumsu görünümde kabarcıklar şeklinde görülür. Bu kabarcıkların boyutu toplu iğne başı büyüklüğünden bezelye büyüklüğüne kadar değişir. Kabarcıkların merkezinde bir göbeklenme vardır ve içi peynirimsi bir materyal ile doludur. Molluscum Kontagiosum HIV enfeksiyonu bulunan insanlarda sık görülür. Molluscum vücudun herhangi bir yerinde görülebilir. Dermatoloji uzmanları molluscumları dondurarak veya içindeki peynirimsi materyali çıkararak tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siğil papilloma virüsün oluşturduğu iyi huylu , ağrısız deri gelişimidir. Bunlar derinin herhangi bir yerinde meydana gelebilir, özellikle de el, ayak, yüz, cinsel bölge ve makat bölgesinde görülür. Siğil HIV enfeksiyonu olan kişilerde görüldüğünde çok büyük ve rahatsız edici boyuta ulaşabilir. HIV enfeksiyonlu kişilerde virüsler standart tedavilere dirençlidirler. Tedaviden sonra tekrar etme oranı fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağızda kıllı lökoplaki&lt;br /&gt;Ağızda kıllı lökoplaki sık rastlanmayan bir tablodur ve sıklıkla dilde küçük beyaz tüylü oluşumlar şeklinde görülür. Ağızda kıllı lökoplakiye herpes virüs ailesine bağlı bir virüs olan Epstein-Barr virüsün neden olduğuna inanılmaktadır. Ağızdaki kıllı lökoplaki, bir mantar enfeksiyonu olan pamukçuk ile karışır. Bu durum hastada herhangi bir rahatsızlığa yol açmaz. Bir hastada kıllı lökoplakinin saptanması o hastada HIV enfeksiyonu olduğunun önemli bir göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar enfeksiyonları&lt;br /&gt;Maya enfeksiyonları - Ağız, vajina, koltuk altı kasık bölgesinde Candida albicans denen mantarın yaptığı deri enfeksiyonudur. Bu enfeksiyon HIV enfeksiyonlu hastalarda sıkl görülür ve tekrar eder. Ağızdaki mantar enfeksiyonu pamukçuk olarak bilinir. Dilde ve yanağın iç yüzeyinde kolaylıkla kazınabilen beyaz süt kesiği şeklinde alanlar oluşur. Pamukçuk sıklıkla kıllı lökoplaki ile karışır. Pamukçuk ağızda acı tad hissine neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV taşıyıcısı ve AIDS olan çocuk ve erişkinler sıklıkla kalça kıvrımında şiddetli kaşıntılı kırmızı bir döküntü şeklinde mantar enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyon daha sonra cinsel bölgeye ve kalçalara yayılır. Bu enfeksiyonlar HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda tedaviye dirençlidir. Bu enfeksiyon hap ve kremlerle tedavi edilir ve tedavi kesilince enfeksiyon yeniden görülür. Bağışıklık sistemi güçsüzleşen bayan hastalarda şiddetli ve tedaviye dirençli vajina enfeksiyonu gelişir. Bu enfeksiyonda süt kesiği şeklinde vajina akıntısı ve bu bölgede nem artışı görülür. Mantar enfeksiyonunu tedavi etmek için ağızdan tedavi gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer mantar enfeksiyonları - HIV enfeksiyonu bulunduran kişilerde el ve ayak derisinde pullu ve kaşıntılı mantar enfeksiyonu ve ayrıca tırnaklarda enfeksiyon görülebilir. Bu mantar enfeksiyonları deride kalınlaşma yapan kronik pullu bir döküntüye, el ve ayak tırnaklarında renk değişikliğine neden olur. Derinin mantar enfeksiyonları mantar ilacı içeren kremlerle kolaylıkla tedavi edilir. Bununla beraber tırnaktaki enfeksiyonlar lokal tedaviye zor cevap verir ve aylarca tablet kullanılması gerekir. Ne yazık ki bu enfeksiyonlar tedavi kesildikten sonra tekrar etme özelliğindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriptokokosis - İnsanlarda nadiren enfeksiyona neden olan cryptococcus neoformans adlı mantarın yaptığı mantar enfeksiyonudur. Kriptokokosis akciğer, beyin ve omuriliği tutan öldürücü potansiyele sahip bir mantar enfeksiyonudur. Hastalık deriyi nadiren tutabilir ve vücudun herhangi bir yerinde çok sayıdasivilceye benzer kabarıklıklar ve küçük abseler yapar. Beyin ve omuriliği tutan şiddetli olgularda hastanede yapılan agresif tedaviler(damar yolundan ilaç verilmesi gibi) gereklidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakteri enfeksiyonları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIV enfeksiyonlu hastalar sıklıkla derilerinde bakteri enfeksiyonu geçirir. Damar yolu ile enjeksiyon yapılanlar iğne yerinde abse gelişebilir. Bu bakteri enfeksiyonlarından biri impetigodur. İmpetigoda geniş, içinde iltihap bulunan, kolaylıkla patlayan ve sarımsı bir sıvı sızan kabarcıklar gelişir. Kabarcıklar patlayınca geniş ülserler gelişir ve sarımsı kabuklarla kaplanır. Kabarcıklardan alınan sıvının kültüründe hangi bakterinin ürediği saptanır ve de buna göre uygun antibiyotik başlanır. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar sıklıkla bakteri enfeksiyonu geçirir ve bu enfeksiyonlar kana ve vücudun çeşitli yerlerine dağılabilir. Bu hastalarda dikkatli bir gözlem ve damar yolu ile antibiyotik kullanılması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer deri hastalıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seboreik dermatit yüzde özellikle yanak, alın, kaş, burun ve kulak, saçlı deri, göğüs ve kasıktagörülen kırmızı üzeri kepekli bir egzema türüdür. Tedavi genellikle krem ve pomatlarla yapılır. HIV enfeksiyonu bulunan hastalarda daha agresif tedavi yapmak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedef - Sedefi bulunan HIV' li kişilerin sedef bulgularıdaha şiddetlidir. Sedefteki alevlenmede somon renginde üzeri pullu döküntülerin büyüklüğü ve sayısı artar ve tüm deri özellikle saçlı deri, diz ve dirsekler bu döküntü kaplanır. Bazı hastalarda el ve ayak tabanlarında kalın pullar gelişir ve içi iltihaplı kabarcıklar oluşur, bu durum hasta açısından çok rahatsız edici olabilir. Tüm vücut derisini kaplayan kaşıntılı, kırmızı ve pullu sedef tablosu görülebilir. Bu hastalar hastaneye yatırılıp, dermatoloji uzmanı gözetiminde agresif tedaviler uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HIVli hastalardaki sedef lokal olarak uygulanan kortizon ve katran tedavilerine ve ışık tedavisine dirençlidir. Şiddetli sedef hastalarında uygulanan metotreksat tedavisi HIV hastaları için bağışıklık sistemini baskıladıkları için tehlikeli olabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurdeşen ve Kaşıntılı kırmızı kabarcıklı hastalık - HIVli hastalarda sıklıkla bezelye büyüklüğünde, kırmızı ince kabarcıklar yaygın olarak görülür. Ayrıca bazen geniş kurdeşen denen döküntüler görülebilir. Tedaviye dirençli kaşıntı oldukça rahatsız edicidir ve kontrol altına alınması zordur. Hastalık sıklıkla yüksek doz ilaç alımı ile kontrol altına alınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzde yağ atrofisi- Bu durum HIV enfeksiyonuna bağlı olarak veya tedavide kullanılan ilaçlara karşı gelişen bir durumdur. Bu tablo yüze yağ dokusu veya dolgu maddelerinin enjeksiyonu ile tedavi edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıl dibi iltihabı ve sivilce benzeri bulgular - HIV enfeksiyonlu bir çok hastada göğüs, sırt, yüz, saçlı deri, bacak ve kalçada kıl diplerine uyan alanda çok sayıda sivilce benzeri döküntü görülebilir. Bu sivilce benzeri döküntü oldukça kaşıntılıdır ve hasta bu döküntüyü kaşıyarak kanatır ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişir. Bu durum kıl dibi iltihabı olarak bilinir ve genellikle antibiyotik, anti bakteriyel sabun ve sivilce tedavisinde kullanılan lokal tedavilerin kombinasyonu ile tedavi edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda bahsedilen hastalıkların bir çoğu HIV enfeksiyonunu taşımayan sağlıklı hastalarda da yaygın olarak görülür. Bununla beraber bir kişi HIV enfeksiyonu açısından yüksek risk taşıyorsa ve yukarıdaki tablolardan biri mevcut ise, bu bulguların HIV enfeksiyonunun neden olduğu bağışıklık yetmezliğinin bir belirtisi olabileceği göz önünde bulundurmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-4317335768912368788?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/4317335768912368788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=4317335768912368788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4317335768912368788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/4317335768912368788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/aids-deri-bulgular.html' title='Aids Deri bulguları'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2442861910525408320</id><published>2008-05-15T04:14:00.000-07:00</published><updated>2008-05-15T04:15:55.301-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Hastalıkları'/><title type='text'>Ayakta Mantar Hastalığı</title><content type='html'>Ayakta mantar enfeksiyonuna çok sık rastlanır, hemen herkes hayatında bir kez mantar enfeksiyonu geçirir. Hastalık ergen ve erişkin erkeklerde sıktır, fakat kadınlarda ve 12 yaş altında çocuklarda da görülebilir. Ayaktaki mantar enfeksiyonu tedavi edilebilir, fakat kolaylıkla tekrar edebilir.&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonuna neden olan etken, insan derisinde özellikle ayakta kolaylıkla çoğalır. Mantar özellikle karanlık, nemli ve ılık ortamlarda kolaylıkla ürer. Ayakkabının içindeki ayaklar mantarın üremesi için çok uygundur. Aynı mantar türü kasık bölgesinde de enfeksiyona neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl gelişir?&lt;br /&gt;Ayaktaki mantar enfeksiyonu bulaşıcıdır ve çıplak ayakla durulan yerlerde kolaylıkla bulaşır. Bununla beraber ayakta mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olan kesin faktörler bilinmemektedir. Islak ayaklar, sıkı ve hava almayan ayakkabılar, çoraplar, yüzme, banyo alma ve egzersiz sonrasında ayakların kurulanmaması ayakta mantar enfeksiyonunun gelişmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl görünür?&lt;br /&gt;Ayaktaki mantar enfeksiyonu herkeste aynı şekilde görülmez. Bazı kişilerde ayak parmak araları (özellikle son 4 ve 5 parmak arası) soyulur, kabuklanır ve pullanır. Aynı zamanda kızarıklık, pullanma ve hatta kuruluk ayak tabanında da olabilir. Bu enfeksiyon ayakta yanma ve kaşıntıya da neden olabilir. Daha az kişide yoğun kaşıntılı su kabarcıklarından oluşan küçük alanlar gelişebilir. Bu değişiklikler egzema ve sedef ile karışır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2442861910525408320?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2442861910525408320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2442861910525408320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2442861910525408320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2442861910525408320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/ayakta-mantar-hastal.html' title='Ayakta Mantar Hastalığı'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-2892178232288001084</id><published>2008-05-14T08:43:00.002-07:00</published><updated>2008-05-14T08:44:00.832-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Göz Çevrenizi Koruyun</title><content type='html'>Göz çevresi ve kapağı, cildin diğer bölgelerinden çok daha hassas. Diğer bölgelere sürüldüğünde kötü etki yapmayan kozmetikler, bu bölgede ciddi sorunlara yol açabilir. Önce ve en hızlı yaşlanan göz çevresi ve sarkan kapağı, daha fazla özen ister. Gözaltı torbaları ve morlukları da sadece daha yaşlı değil, olduğunuzdan daha yorgun ve asık yüzlü görünmenize yol açar. Dolayısıyla ne kadar erken önlem alırsanız, o kadar iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatkınlık da varsa 30 yaşından bile önce göz çevresinde sorunlar başlıyor. Göz kapaklarıyla çevresi, deri yaşlanmasının ilk başladığı bölgeler. Göz kapağı derisi diğer bölgelere oranla daha ince ve narin. Buna karşılık çok hareketli. Ter ve yağ bezleri açısından daha fakir. Ayrıca, hassas yapısından dolayı güneş ışınlarının etkisine göz kapakları diğer vücut bölgelerindeki deriden daha duyarlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz kapağı ve çevresinin yaşlanmasıyla, göz altı torbalarının gelişimini azaltmak, bu bölgelere özel üretilen ürünlerle mümkün. Uzmanların bir başka önerisi de güneş ışığını bloke eden, geniş çerçeveli güneş gözlüklerinin kullanılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morlukların nedeni dolaşım bozukluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltı morluklarına alt göz kapağı alanında, kılcaldamar ve küçük toplardamarlar arasındaki dolaşım bozukluğu yol açar. Bu damarlarda kan akışının iyice yavaşlaması ve hatta göllenmesiyle, derinin de çok ince olması nedeniyle, morumsu bir görünüm ortaya çıkar. Uykusuzluk, stres ve kansızlık hallerinde daha da belirginleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözaltı torbaları, şişliklerden farklı. Şişlikler, sıklıkla torbalarla karışsa da oluşum mekanizmaları birbirinden çok ayrı. Gözaltı şişlikleri lenf sıvısının dolaşımındaki bozukluk nedeniyle, hücreler arası boşlukta göllenmesiyle ortaya çıkar. Yorgunluk, stres, fazla uyku, alkol kullanımı ve alerjiler başlıca sebeplerini oluşturur. Yerçekimi, ultraviyole ışınları, adale hareketleri, adalenin zayıflamasına bağlı yağ dokularının fıtıklaşması ve yanlış kozmetik kullanımının da etkisi büyük. Önlemek için güneş ışınlarına daha az maruz kalmanın ve mümkün olduğunca az mimik hareketi yapmanın yararı var. Bu torbaların daha çok güneş altında çok kalan insanlarda (çiftçiler vb.) ve kuvvetli ışığa karşı çalışanlarda (sahne sanatçıları vb.) görülmesi de bunun kanıtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kronik hale dönüşerek yıllarca rahatsızlık verebilir. Sıvı ve kan göllenmesini uzaklaştırmak amacıyla yapılacak çay veya termal su kompresleri, drenajı artıracak koruyucu ve nemlendirici özellikte kozmetikler yarar sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steril makyaj için önce ellerinizi yıkayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetiklerinize mikroorganizmaların bulaşmasını önlemek istiyorsanız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Makyajdan önce ellerinizi sabunlayın. Özellikle malzemeyi yaymak için parmaklarınızı kullanacaksanız bu önemli.&lt;br /&gt;    * Başkalarına makyaj malzemelerinizi kullandırmayın. Uçuk gibi enfeksiyonlar bulaşabilir.&lt;br /&gt;    * Malzemeleri parmakla sürmek yerine fırça, sünger gibi yardımcılar kullanmayı tercih edin.&lt;br /&gt;    * Özellikle likit makyaj malzemeleri daha kolay bakteri ürettir. Fondöteniniz kolayca mikrop yuvasına dönüşebilir.&lt;br /&gt;    * Likit maskaralarda aplikatör tüpün içine sokulu tutulduğu için maskaraya bakteri bulaşması oldukça kolay. Bu bakteriler kornea enfeksiyonu yapabilir, görmeyi kalıcı bir şekilde etkileyebilir. Her ne kadar maskaralarda koruyucular bulunsa da, maskara tüplerini ilk kullanımdan 3 ay sonra atmak ve aynı maskara tüpünü başka kişilerin kullanmasına izin vermemek gerekiyor. Tekrarlayan bakteri enfeksiyonları varsa solvent bazlı maskaralar tercih edilmeli.&lt;br /&gt;    * Fırçalar da bakteri ve mikrop yuvasına dönüşebilir. Makyaj malzemeleri arasında hijyenine dikkat edilmesi gereken en önemli yardımcılardan biri fırça. Haftada bir kez sıcağa yakın ılık su ve sabunla yıkayın.&lt;br /&gt;    * Ayrıca, kozmetik ürünlerin bulunduğu şişelerin, kutuların kapaklarını sıkıca kapatın. Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur. Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın. Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın. Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun. Enfeksiyona yol açtığını farkettiğiniz ürünü kullanmayı bırakın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-2892178232288001084?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/2892178232288001084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=2892178232288001084' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2892178232288001084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/2892178232288001084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/gz-evrenizi-koruyun.html' title='Göz Çevrenizi Koruyun'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8560864821079758796</id><published>2008-05-14T08:43:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T08:43:31.649-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Kilosu Kaça</title><content type='html'>Bahar geldi ya malumunuz. Bir soğuk bir sıcak da olsa, akşamları evlerde anlamsız bir sebep yüzünden kaloriferler yanmasa da ortalıkta bir şekilde bahar havası eser. Dünya bize çok sıcak ve samimi davranmasa, insanlar dünyada ve ülkemizde birbirini yese de, yine de içinizde o duygu olur. Elde değildir bir anda bir çiçeğe, bir ağaca takılı kalır ve nefes alırsınız.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Pahalılıktan ilk zamanlar yanına yaklaşılmayan çilekler artık biraz daha kırmızı biraz daha kokuludur. Her şeye rağmen eriği tuza batırıp yeme seansı birkaç kere tekrarlanır. Camlar açıldığında tüm yeni nesil olarak allerji ilaçlarıyla yaşansa da, hapşırmaya devam edilir ama cam kenarında oturulur, dışarı bakılır. Balkonlarda yavaş yavaş sardunyalar kendilerine yer edinmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dünyanın halini düşünürken içiniz daralır, buna kendi maddi sıkıntılarınız, çocukların durumu da eklenir ve biraz hatta oldukça fazla bunalırsınız. Memleketin hali ne olacak, zamlar, hay Allah yaz da geldi tatil meselesi kaç taksit olur acaba, yoksa yakın uzak akrabalara mı gitsek kabusu basar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bütün bunların arasında insanı ayakta tutan çok az şey vardır. İnsan ilişkileri  yani dostluk yani sevgi. Bunların sayısı gerçekten çok az olsa da, elinizdekinin kıymetini bilir ona gereken özeni fazlasıyla gösterirsiniz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Tam bu sırada biri sizin pembe gözlüklerinizi alır, yere atar, üzerine hırsla basar ve paramparça eder. Önce bir öfke, sonrasında üzüntü ve yapacak bir şey yok noktasına gelir ve yollarınızı ayırırsınız. Zaten bilinen bir konudur, son yıllarda gittikçe artarak kalbimize hükmeden.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ben bir kadını seveceğim ama;  Parası olacak, evi olacak, olmadı iyi bir maaşı olacak... Ben bir adamı seveceğim ama; Parası olacak, işi olacak, evi olacak, mümkünse yalnız olacak, bana da onu, şunu, bunu alacak...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hadi kadına biraz yakışır bakılıp, beslenmek, hediyeler alınmak ama erkeklerde gittikçe artan aman paralı kadın olsun telaşı sevgiyi ayağa düşürmekten daha fazlasını yapıyor gibi geliyor bana.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu kadar pazarlıkla, hatta hesapla sevdiğini sanan gönül bu kuraklıkta gelişemez, büyüyemez ve sonunda kuraklıktan çıkan ağır bir darbe bedenle kendini ortaya koyar. Bu kocasını sevmeyen ama maddi imkanlardan dolayı orada duran kadınların rahim kanseri, kist, miyom gibi çeşitli tepkiler veren vücutları gibidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Daha da ileri safhası ruhsal ve bedensel hastalıklı çocuklar. Bu derece sevgi enerjisinin olmadığı yerde çocuk yetişmez. İnsan olgunlaşmaz ve beslenmeyen ruh, bedene zarar verir. Karanlık bir odada, camlar hiç açılmadan bol su vererek pahalı saksılarda çiçekler açmaz. Açanlar olsa sadece dikenli kaktüslerdir. Onlarda kimseye bahar havası vermez. Bahar neşesi katmaz.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dün sabah geçenlerde boşanmış bir velim geldi. Eşi daha boşanmaları birkaç ay olmasına rağmen evleniyormuş.&lt;br /&gt;Evlendiği kadını anlattı, anlatırken hepimiz güldük :) Kadının 3.5 milyar maaşı ve Bostancı da bir evi varmış ve ayrıldığı kocasından kızını bakmak istemediği için yanına almamış. Niye güldük; Çünkü bu hanımla da evlenirken hanımın da Bostancı da bir evi ve iyi bir maaş vardı. Babası öldüğü içinde karışanı yoktu.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şimdi adamcağızın kriteri bu; Bostancı da ev. Neden mi ???? Gayet basit. Bu yakayı seviyor ama denizotobüsüyle hergün işe gitmesi gerekiyor. Haa pardon bu arada unuttum araba kullanmasını bilmiyor ve arabası olan ve iyi araba kullanan bir kadın olması da şart :)))&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Geçmişte böyle bir tanıdığımız vardı. İlla ki sosyete ve iyi aileden olsun aman da parası olsun :) Başka bir şart aranmıyordu. Adamcağız hakkında oldukça olumsuz duygular taşımıştık.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra etrafa baktığımızda, bu tarz ilişkilerin arttığını ve paranın en başa geçtiğini konuşur olmuştuk.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Zamanla bu konu unutuldu. Biz kendi aramızda pembe gözlüklerimizi takmış, pembe pembe birbirimize bakarken oldukça sade yaşamımızda sevginin verdiği hoşluğu hissediyorduk. Hatta "Sevginin Tonları" kitabımızın adı da böyle çıktı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sonra biri çıktı ve benim pembe gözlüğümü kırdı : (((((&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hayatımda çok paraya düşkün, çok satılık insan gördüm. Hepsinin de kendi şartları vardı. Sonuçta evrenin matematiksel kuralları var. Bunlar ödül veya ceza olmasa da, yaşananların getirileri var. ("Yarının Tanrısı" kitabı öyle diyor) Bu halk arasında ektiğini biçmek, karma hesapları şeklinde değerlendirilir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bir de bir şeyleri üstüste yaşayıp ders almayanlar, bir türlü bir minik adım gidemeyecek kadar konuya aymayanlar vardır. Bu velimin eşi gibi, aynı türde kadın aynı şartlarda senin bakışın böyle oldukça seni yine mutsuz edecek.&lt;br /&gt;Çünkü sen kadına değil şartlara gidiyorsun. Böyle birkaç örneğimiz var. Hatta oldukça değerli bir dostum. Mesleğinde de belli bir saygınlığı da olmasına rağmen, yaşadığı parasız günlerin (tam 55 yıl önce) yüzü hörmetine parası olan ve denize nazır bir ev sahibesi bir hanımla evlendi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şartlarından dolayı bir kadını sever görünen veya öyle hisseden erkekler gurubuna ilaveten bir tür daha var. Elimde birkaç tane alternatif bulunsun, kendimi her şartta iyi kalpli ve fedakar, çalışkan sunayım beğenileyim biri olmazsa biri olur. Olmasa da karşımdakinin imkanlarından faydalanayım. Bunu kendimin bile unuttuğu yalanlarla karşımdakine anlatayım.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ya karşıdakin hafızası iyiyse, ya yapılanları ve söylenenleri unutmuyorsa ve ahlak anlayışı, dürüstlük anlayışı ve sevgi  anlayışını kaybetmemiş aksine her şeye rağmen bu değerlere sarılmış yaşıyorsa!?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Neyse pembe gözlüğüm yenilendi. Daha iyisi, daha güzeli, daha pembesi ve bu sefer bahar kokulusu geldi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Çünkü ben her şeye rağmen, sevginin her şartta galip geleceğine inanıyorum. Eğer Tanrı sevgiyse, yaşamsa ve biz bu havayı soluyor burada gelişip, büyüyorsak hiç kimse, sevgiyi yani yaşamı yani Tanrıyı tamamen yok edemez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8560864821079758796?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8560864821079758796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8560864821079758796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8560864821079758796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8560864821079758796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/kilosu-kaa.html' title='Kilosu Kaça'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-494403785821027667</id><published>2008-05-14T08:42:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T08:42:49.819-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzel Kalmanın Sırları'/><title type='text'>Eastpak çantalar</title><content type='html'>Eastpak, 2008 ilkbahar/yaz sezonunda genç kızlar için yine birbirinden farklı, çarpıcı çantalar tasarladı. Her detayın düşünüldüğü Deevil serisi de bu koleksiyonda ilginç desenleri ve tasarımı ile öne çıkıyor. Çıkarılabilir cüzdanı,  telefon ve kalem  bölmeleriyle kullanışlı bir çantada aradığınız her şeyi kolayca bulabileceksiniz. Deevil çantalar şeytani bir ifadeyle resmedilmiş hayvan figürlü desenleriyle de çok ilginç!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu sezon genç kızların gözdesi olmaya diğer modeller Girls Core koleksiyonunda bulunan  Kelly ve Phoebe çantalar. Damalı ve yıldızlı deseniyle Phobe, şeker pembesi rengiyle de Kelly ile yazın enerjisini yanınızda taşıyın. Çantalarda göze çarpan en önemli detay ise bol cepli olmaları.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Dünyada milyonlarca gencin severek kullandığı Eastpak’ler, artık birer klasik olmuş sırt çantaları ile de bu sezon çok iddialı. Eastpak'in yaza özel deseni Emblem ve Cuffs kullanışlı, rahat ve dayanıklı sırt çantalarıyla buluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EASTPAK sırt çantaların en büyük özelliği, 30 yıl garanti verebilecek derecede sağlam ve kaliteli olması. Kilitli dikiş sistemi ve iç yüzeyinde bulunan teflon kaplama ile sağlamlık maksimuma çıkıyor. Ürün, yırtılmalar hariç herhangi bir şekilde delindiğinde kendi kendini tamir edebilme özelliğine sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Deevill ve Girls Core Koleksiyonu Bağdat Cad Sportworks , Beyoğlu Halep Pasajı Ufuk Çanta, Galleria Auna Çanta gibi seçkin mağazalarda yerini aldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-494403785821027667?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/494403785821027667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=494403785821027667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/494403785821027667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/494403785821027667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/eastpak-antalar.html' title='Eastpak çantalar'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7671649634555809235</id><published>2008-05-14T08:41:00.000-07:00</published><updated>2008-05-14T08:42:17.173-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Bakımı'/><title type='text'>Fonex Zeytinyağı mucizesi</title><content type='html'>Saç, bayan güzelliğinin en doğal aksesuarıdır. Sağlıklı, bakımlı ve canlı saçlara sahip olmak her zaman insanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın güneşten yıpranan ve kuruyan saçlarınız için çözümünüz Fonex olsun. Eğer saçlarınızın bakımsızlığından şikayet ediyorsanız Fonex’in yeni ürünü tam size göre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerisindeki zeytinyağı ve rezene özleri ile saçınızı besleyen Fonex sayesinde canlı ve yumuşacık saçlara sahip olmak artık çok kolay. Fonex’in zeytinyağı özlü şampuanı bütün dikkatleri üzerinize çekecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yazın enerjisinden yararlanıp saçlarınızı özgür bırakmak istiyorsanız Fonex’in zeytinyağlı şampuanını mutlaka denemelisiniz…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7671649634555809235?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7671649634555809235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7671649634555809235' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7671649634555809235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7671649634555809235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/fonex-zeytinya-mucizesi.html' title='Fonex Zeytinyağı mucizesi'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-8428934414984220988</id><published>2008-05-14T03:00:00.001-07:00</published><updated>2008-05-14T03:00:32.577-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Sebzede Vitamin</title><content type='html'>a-  Satın aldığınız sebzelerin köklerini kesdikten sonra, önce yıkayın sonra doğrayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b- Temizleyip doğradığınız sebzeleri bekletmeden pişireceğiniz yemeğin çerisine ilave edin.Bekletilen sebzelerde C vitamini kaybı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c- Pişirme esnasında yetecek kadar su koyun yada buharda pişirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d- Sebzeleri pişirirken renklerini korumak istiyorsanız asla soda eklemeyin. Çünkü C vitamini başta olmak üzere bir çok vitamin kaybı meydana gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e- Tüketeceğiniz kadar pişirin. Pişmiş sebze yemeği ne kadar çok bekletilirse vitamin kaybıda o kadar çok olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f- Hazırladığınız salataların renklerini korumak istiyorsanız limon yada sirkeyi servis yapacağınız zaman koyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g- Kök ve yaprakları birlikte yenilen sebzeler pişirilirken önce kökleri ince doğranıp tencereye konulmalı, yaprakları ise daha sonra ilave edilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;h- Satın alırken taze olmalarına dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i- Sebzeler çok sıkı sarılmadan paketlerde, buzdolabının sebzeklik bölümünde yada derin dondurucuda uzun süre olmamak koşulu ile saklanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISA SÜREDE PİŞİRİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla suyun içerisinde uzun süre pişen sebzeler şekil değişikliğine uğrarlar. Bunu önlemek istiyorsanız az su ile kısa zamanda pişirmelisiniz.&lt;br /&gt;Ayrıca bazı sebzeler daha keskin bazıları ise daha hafif kokulu olur.&lt;br /&gt;Orta derecede tatlı olan sebzelerin tadını korumak için az su ile pişirmelisiniz. Yada pişirme süresini azaltın. Keskin tadı olan sert sebzeleri ise doğrayarak yada tencerenin kapağını açık bırakarak pişirin.&lt;br /&gt;Sebzelerin vitamin ve mineral kaybına uğramasını istemiyorsanız fazla bekletmeden hemen tüketin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-8428934414984220988?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/8428934414984220988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=8428934414984220988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8428934414984220988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/8428934414984220988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/sebzede-vitamin.html' title='Sebzede Vitamin'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6421128446734959231.post-7873548233923066024</id><published>2008-05-14T02:59:00.004-07:00</published><updated>2008-05-14T03:00:07.117-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Vitamin Tablosu</title><content type='html'>"Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. En küçük varlığın bile çok büyük görevleri vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yararları, Yetersizlik Belirtileri, Yüksek Alım Belirtileri, Kaynaklar, Yağda Eriyen Vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cildin, saçların, tırnakların, diş etlerinin, dişlerin ve kemiklerin sağlıklı kalmalarını sağlar.&lt;br /&gt;- Enfeksiyona karşı direnci artırır; Gece görmemizi kolaylaştırır ve göz yorgunluğunu azaltabilir.&lt;br /&gt;- Bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece körlüğü, gözde kuruma, deri kuruluğu, hastalıklara karşı dayanıklılığın azalması. Çocuklarda dişlerin biçimsiz ve sağlıksız gelişmesine; gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Yüksek Risk Grubu : Alkolikler, sigara içenler, gençler, hazımsızlık veya karaciğer rahatsızlıkları olan kişiler. Baş ağrısı, yorgunluk, düzensiz adet görme, ishal, eklem ve kemik ağrıları, kuru-çatlak deri, iştahsızlık, saç kaybı, kaşıntı. ( Hamilelik döneminde çok fazla alınması bebek için sakıncalıdır). Ciğer, havuç (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), kuru kayısı, brokoli, şeftali, kıvırcık salata, yumurta, yağsız süt, portakal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beta Karoten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antioksidan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyumun sindirilmesi için gereklidir, kulakların içindeki küçük kemikler dahil olmak üzere tüm kemikler ve dişler için elzemdir. Çocuklarda raşitizm; Osteomalasia (kemik yumuşaması); Osteoporoz; yaşlılıkta duyma zorlukları. Kalsiyum birikmesi (Özellikle kalp ve karaciğerde), kırılgan hassas kemikler, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, ishal, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ağrıları. Sardalya, somon (taze), karides, süt (D vitamini eklenmiş), yumurta sarısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücreleri, kaslar ve diğer dokular için gereklidir. Antioksidan özelliği sayesinde hücrelerin ve dokuların korunması, hava kirliliğinden dolayı akciğerde ve ağızda oluşan olumsuz etkinin azaltılması, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen yüksek olasılıkla kanseri ve erken yaşlılığı önlemedeki faydaları sıralanabilir. İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. İnsanlarda henüz kesin bilinmiyor. Ancak, yağda eriyen vitamin olduğu için aşırı dozlarda alınmamalı. Ay çiçek yağı (genel olarak bitkisel yağlarda bol bulunur), ıspanak, brokoli, kırmızı et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suda Eriyen Vitaminler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiamin (B1 Vitamini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm hücrelerde, sinir ve sindirim sisteminde&lt;br /&gt;- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.&lt;br /&gt;- İştah artırmada yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;- Sinir ve sindirim sistemi bozuklukları&lt;br /&gt;- İştah azalması&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- Kilo kaybı&lt;br /&gt;- Mide bulantısı&lt;br /&gt;- Adale ağrıları&lt;br /&gt;- Aşırı eksikliğinde beriberi hastalı ğı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir B grubu vitamininin gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Buğday tohumu, ciğer, yer fıstığı, bezelye, kuru üzüm, portakal, kuru fasulye, nohut (pişmiş), karnabahar, yağsız süt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riboflavin (B2 Vitamini)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesinde gereklidir.&lt;br /&gt;- Deride kuruluk ve çatlaklık (ağız ve burun kenarları)&lt;br /&gt;- Görmede sorunlar&lt;br /&gt;- Işığa karşı duyarlılık&lt;br /&gt;- yeme ve yutmada zorluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B1 ve B6''nın emilmesini engelleyebilir. Ciğer, yağsız süt, yağsız yoğurt, tavuk, brokoli, ıspanak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niasin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimler için gereklidir.&lt;br /&gt;- İştahı artırır, hazmı kolaylaştırır.&lt;br /&gt;- Sinir sisteminin düzenli çalışmasını destekler.&lt;br /&gt;- Çok yüksek dozda alınması kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir (ancak yan etkileri de olabilir).&lt;br /&gt;- İshal&lt;br /&gt;- Ağızda yaralar&lt;br /&gt;- Aşırı eksikliğinde Pellegra.&lt;br /&gt;- Ülser&lt;br /&gt;- Karaciğer fonksiyonlarını bozabilir&lt;br /&gt;- Yüksek kan şekeri ve ürik asit&lt;br /&gt;- kalp atışlarını bozabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuk, somon, yer fıstığı, bezelye, patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B6 Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yiyecekleri vücudun kullanacağı moleküler şekle dönüştürmede gereklidir.&lt;br /&gt;- Depresyon&lt;br /&gt;- Ağız kenarlarında yaralar&lt;br /&gt;- Kaşıntılı deri odakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz, avokado, köfte, tavuk, balık, patates, ıspanak, bezelye, ceviz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12 Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Kan ve sinir sisteminde hasar (yüksek risk grubu vejetaryenler özellikle süt, yoğurt, peynir veya yumurta yemeyenler ve yalılardır). Ender olarak bebeklerde görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciğer, kırmızı et, ton balığı, yoğurt, yağsız süt, yumurta, tavuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Folik Asit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur. Anemi hücre bölünmesinde sorunlar Diş etlerinde kanama (yüksek risk grubu alkolikler ve hamile kadınlardır). Aşırı doz çinko emilimini engelleyebilir. Ciğer, ıspanak (pişmemiş), ıspanak (pişmiş), portakal suyu, greyfurt suyu, kıvırcık salata, göbek salata, brokoli (pişmiş), muz, kepek ekmeği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biotin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Glikoz metabolizmasında&lt;br /&gt;- Bazı yağ asitlerinin oluşumunda.&lt;br /&gt;- Deride dökülme&lt;br /&gt;- Kas ağrısı&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- İştahsızlık (bu belirtiler çok ender görülür).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gereğinden fazla alınması, diğer B vitaminlerinin alımını olumsuz etkileyebilir. Ciğer, yulaf (pişmiş), soya fasulyesi, yumurta, süt, tavuk, mantar, muz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Vitamini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kan damarlarının kuvvetli olmasında&lt;br /&gt;- Kolajen sentezinde görev alır&lt;br /&gt;- Steroid hormonlarının sentezinde (yara ve iltihaplanmaya karşı etkilidir)&lt;br /&gt;- Enfeksiyonlardan ve soğuk algınlıklarından korur&lt;br /&gt;- Diş etlerinin sağlıklı kalmasında&lt;br /&gt;- Demirin vücutta daha elverişli kullanılmasında etkilidir.&lt;br /&gt;- Diş etlerinin kanaması&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- İştah azalması&lt;br /&gt;- Yaraların iyileşmesinde gecikme&lt;br /&gt;- Deride kuruluk ve çatlaklık&lt;br /&gt;- Eklemlerde şişmeler.&lt;br /&gt;- Oksalat ve ürat taşlarının oluşumu&lt;br /&gt;- İshal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal suyu, yeşil biber, portakal, çilek, brokoli, greyfurt, domates, lahana, bezelye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yararları Yetersizlik Belirtileri Yüksek Alım Belirtileri Kaynaklar&lt;br /&gt;Kalsiyum&lt;br /&gt;- Kemik ve dişlerin oluşumunda ve sağlıklı kalmalarında&lt;br /&gt;- Kan pıhtılaşma etmeninde&lt;br /&gt;- Kas gücünde&lt;br /&gt;- Sinir iletiminde gereklidir. Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteomalacia (kemiklerde yumuşama), osteoporoz. - Böbrek taşları&lt;br /&gt;- Yumuşak dokularda yüksek yoğunlukta kalsiyum&lt;br /&gt;- kas ve mide sancıları. Yağsız süt, yoğurt, çedar peyniri, sardalya, badem, brokoli.&lt;br /&gt;Fosfor (P)&lt;br /&gt;Kalsiyumla birlikte sağlıklı kemik oluşumunda gereklidir. Yiyecekleri enerjiye dönüştüren enzimleri harekete geçirmede katkısı olur. Çok ender rastlanır. Kan kalsiyumunu düşürür. Ciğer, yağsız yoğurt, tavuk, yağsız süt, ton balığı, yumurta.&lt;br /&gt;Demir&lt;br /&gt;Hemoglobin yapımında elzemdir (dolayısıyla kanda oksijen taşınmasında). - Yorgunluk&lt;br /&gt;- Güçsüzlük&lt;br /&gt;- Baş ağrısı&lt;br /&gt;- Nefes darlığı&lt;br /&gt;- Anemi. Karaciğerde ve pankreasta toksik birikim. Ciğer, kırmızı et, kuru kayısı, kıyma, kuru üzüm, ıspanak (pişmiş), kuru fasulye (pişmiş).&lt;br /&gt;İyot&lt;br /&gt;Tiroit bezlerinin normal fonksiyonu için elzemdir. Guatr - Bozuk tiroit fonksiyonları&lt;br /&gt;- Guatr (aşırı yüksek dozlarda). İyotlu tuz.&lt;br /&gt;Çinko&lt;br /&gt;- Sindirim sistemi ve metabolizmadda gereklidir (örneğin, sağlıklı saç ve tırnaklar için)&lt;br /&gt;- Alkolün karaciğerdeki zehirli etkisini gidermede faydalıdır. - Yaraların yavaş iyileşmesi&lt;br /&gt;- Çocuklarda yavaş büyüme ve cinsel gelişme, yaşıtlarına oranla kısa boy, anemi. - Kusma&lt;br /&gt;- Mide ağrısı&lt;br /&gt;- Hamile kadınlarda erken (prematüre) doğum. Hindi (siyah et, beyaz et), ciğer, kuru fasulye.&lt;br /&gt;Selenyum&lt;br /&gt;- Antioksidan özelliği sayesinde kırmızı kan hücreleri ile hücre zarlarını korur, genellikle E vitamini ile birlikte çalışır.&lt;br /&gt;- Romatizmaya neden olan bazı zararlı maddelerin azalmasına yardımcı olabilir (hidrojen peroksit gibi). İnsanlarda henüz kesin olarak bilinmiyor. - Mide bulantısı&lt;br /&gt;- Mide ağrısı&lt;br /&gt;- İshal&lt;br /&gt;- Yorgunluk&lt;br /&gt;- Saç ve tırnaklarda hasar. Sakatat, deniz mahsülleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamin&lt;br /&gt;Fonksiyon&lt;br /&gt;Toksisite&lt;br /&gt;Kaynak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avitamini&lt;br /&gt;Gece körlüğünü önler. Sağlıklı görme fonksiyonu sağlar. Cilt, tırnak sağlığı için gereklidir. Bakteriyel enfeksiyonlara karşı korucudur.&lt;br /&gt;Eklem ağrıları. Saç dökülmesi. Cilt değişiklikleri. Baş ağrısı. Yorgunluk. Görme bulanıklığı.&lt;br /&gt;Yeşil, sarı, turuncu sebzeler. Kayısı. Patates.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B6 Vitamini&lt;br /&gt;Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder. Karbonhidrat ve protein metabolizmasını düzenler.&lt;br /&gt;Sinir harabiyeti.&lt;br /&gt;Muz. Kırmızıet, tavuk, balık ve hindi. Brokkoli. Tahıllar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B12 Vitamini&lt;br /&gt;Sinir fonksiyonlarını düzenler. Kırmızı kan hücrelerini olusumuna yardım eder. Genetik materyal yapımını sağlar.&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;Kırmızı et, tavuk, balık ve hindi. Süt. Yumurta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Folik Asit (gebelikte destek kullanımı önerilir )&lt;br /&gt;DNA ve RNA sentezini sağlar. Büyüme, gelişmede önem taşır. Kırmızı kan hücrelerinin oluşumuna yardım eder.&lt;br /&gt;Bilinmiyor.&lt;br /&gt;Yeşil yapraklı sebzeler. Kümes hayvanları. Fasulye. Portakal ve greyfurt suları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C Vitamini&lt;br /&gt;Enfeksiyonlara karşı direnç verir. Yara ve kesiklerin iyileşmesini sağlar. Damar duvarlarını güçlendirir. Dişeti hastalıklarını önler.&lt;br /&gt;İshal. Böbrek taşı.&lt;br /&gt;Turunçgiller. Çilek. Yeşil, kırmızı biber. Brokkoli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E Vitamini&lt;br /&gt;Antioksidandır. Kırmızı kan hücreleri, kas ve diğer hücrelerin oluşumuna yardım eder.&lt;br /&gt;Baş ağrısı. Yorgunluk. Kas güçsüzlüğü&lt;br /&gt;Balık, deniz ürünleri. Yumurta. Yağlar. Kuruyemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalsiyum&lt;br /&gt;Sağlıklı kemik ve diş yapıları oluşturur. Sinir ve kas fonksiyonlarını düzenler.&lt;br /&gt;Böbrek taşı. Kas ve karın ağrıları.&lt;br /&gt;Süt. Süt ürünleri. Brokkoli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krom İnsülünle birlikte glikoz metabolizmasını düzenler. Bilinmiyor. Yumurta sarısı. Et. Tahıllar. Peynir.&lt;br /&gt;Demir (Gebelikte destek kullanımı önerilir ) Oksijenin tüm dokulara taşınmasına yardımcı olur. Karaciğer hastalığı. Aritmi. Kırmızı et. Balık, deniz ürünleri. Kuru kayısı. Kuru fasulye.&lt;br /&gt;Fosfor Besinlerin enerjiye dönüşmesinde yardımcıdır. Kan kalsiyum değerini düşürür. Yumurta sarısı. Kırmızı et, balık, tavuk, hindi. Süt ürünleri. Baklagiller.&lt;br /&gt;Potasyum Kas ve sinir fonksiyonları için gereklidir. Kalp ve böbrek fonksiyonları için önemlidir. Tansiyon ve sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Böbrek yetmezliği. Kalp atıkını yavaşlatır. Süt, yoğurt. Sebze ve meyveler ( özellikle patates, muz, portakal )&lt;br /&gt;Çinko Yara iyileşmesinde etkilidir. Enzim fonksiyonları için önemlidir. Bulantı. Kusma. Karın ağrısı. Balık ve deniz ürünleri. Kırmızı et. Yumurta. Tahıllar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6421128446734959231-7873548233923066024?l=ciltbakimi-guzellik.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/feeds/7873548233923066024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=6421128446734959231&amp;postID=7873548233923066024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7873548233923066024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6421128446734959231/posts/default/7873548233923066024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ciltbakimi-guzellik.blogspot.com/2008/05/vitamin-tablosu.html' title='Vitamin Tablosu'/><author><name>plesk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09965706596905548283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16963712399110337422'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry></feed>