“Sevişirken partnerinin ince topuklu ayakkabı giymesini istemek klinisyenler için anormal olabilir ama iki taraf da memnun ise normaldir.”Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)’ın ‘Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, Sizin de Hakkınız’ projesi kapsamında altıncı dosyasını erkek cinselliği üzerine hazırladı.
Hangisi anormal
Erkeklerde en sık görülen fonksiyon bozukluğunun erken boşalma, en sık hekime başvuru nedeninin ise ereksiyon problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sungur cinsellikte çok konuşulan normal ve anormal kavramlarının değişkenlik gösterdiğini söyleyerek sınırları, cinselliği paylaşan bireylerin çizdiğine ve normal ve anormal kavramlarının sürekli değiştiğine vurgu yaptı.
Normalliği bireyler belirliyor
Cinsel normların değişkenliğini çan eğrisine benzeten Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sungur, nelerin çanın ortasına, nelerin uçlara düştüğünü, cinselliği yaşayan bireylerin belirlediğinin altını çiziyor.
Karar çiftlerin
Prof. Sungur, bir cinsel aktivitenin ne zaman normal, ne zaman anormal olduğu sorusuna ise örneklerle cevap veriyor.
“Mesela erkek kadına, ‘Sevişirken çıplak olmanı ve uzun ince topuklu ayakkabı giymeni istiyorum’ diyor ve kadın bunun mahsuru olmadığını düşünüyor. Klinisyen gözüyle baktığımızda, ‘Acaba bu adam fetişist mi?’ gibi sorular aklımıza gelebilir ama burada bizim ne tanı koyduğumuzun hiçbir değeri yok. Çünkü eşler buna olur veriyorsa hiçbir sorun yok demektir. Kadın ince topuklu sivri ayakkabıyı giyiyor ve cinsellik yaşanıyor.”
Algıdaki anormallik
Prof. Sungur, böyle bir durumun anormal boyuta geçmesini ise şöyle açıklıyor. “Yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabıyla yaşanan cinsellik uzun süre devam ediyor, yani erkek memnun, kadın memnun. Böyle baktığımız zaman son derece normal, hiçbir anormallik yok. Çünkü bu her iki partnerin onayladığı ve kimseye zarar vermeyen bir davranış. Ancak aradan aylar geçiyor ve aylar sonra kadın ayakkabıyı giymeden cinsellik yaşamak istiyor ama bu sefer erkekte ereksiyon olmuyor. O zaman kadın, erkeği uyaran şeyin kendisi değil, ayakkabı olduğunu anlıyor ya da öyle düşünüyor ki işte o zaman normal olan davranış, anormal olmaya başlıyor. Kadın, ayakkabısının kendisinden daha çekici olduğunu anladıktan sonra, bu partnerle cinsellik yaşamak istemiyor.”
Burada bir zamanlar normal olan bir durumun, bir süre sonra nasıl anormal olduğunu söyleyen Sungur, “Bizim açımızdan bakarsanız ayakkabı ile uyarılan birisi ilk bakışta fetişist gibi gözüküyor ama siz adını ne koyarsanız koyun, her iki partner de memnun ise onların cinselliği belirli bir noktaya gelinceye kadar normal devam eder” şeklinde konuşuyor.
Hayal ve fantaziler
Cinsellikte hayal ve fantezilerin paylaşımı ile ilgili olarak “İnsanların fantezileri vardır ve bunlar cinsellik anında kullanılabilir. Ama çiftler bazen birbirlerinin fantezilerine bile sahip çıkıyor ve onların anormal olduğunu düşünebiliyor” diyen
Prof. Sungur’a göre bu durum, çiftler arasında dengenin bozulmasına neden oluyor ve hayal etmeyi de suç gibi algılatıyor.
“Eğer kişi hayalini paylaşıyorsa partnerinden bir tepki beklemediği, doğal karşılayacağını bildiği ya da hesapladığı için paylaşıyordur. Mesela ilişki esnasında bir başka kadının ya da erkeğin adının geçmesinin sorun olup olmaması yine bireylere kalmış bir durumdur.”
Renkli cinsel yaşam
Cinsel normların zaman içinde değiştiğine vurgu yapan Prof. Sungur, “En çok başvuru nedeni olan konular neler” sorusuna ise şu cevabı veriyor. “Bize en çok danışılan konulardan biri iki çiftin bir arada olduğu cinsel ilişki, yani iki çiftli grup. Kişi eşine, ‘Seninle hep aynı cinselliği yaşamaktan bıktım ve cinsel hayatıma bir renk katmak istiyorum, bu rengi katabilmek için de bir önerim var, aksi taktirde seninle olmayacak ve evliliğimiz riske girecek. Ve ben biliyorum ki x çifti de birlikte seks yapmayı gayet normal buluyor, bunlarla seks yapmaya ne dersin? diyor.”
Normalden anormale geçiş
“Son derece şaşırtıcı ve rahatsız edici bir teklif olmasına rağmen eşini kaybetmek istemeyen bir kadın, ‘Kocam bunu teklif edebiliyorsa, başka insanlar da bunu yapıyorsa ve kocamı da kaybetmek istemiyorsam o zaman belki de bu olabilecek bir şeydir ve belki de çok anormal değildir’ diyebiliyor. Ancak başlangıçta normal gelen bu durum eşlerden biri ya da her ikisi, ya da her iki çift için de kendi değerlerine
çok ters düştüğü için zamanla suçluluk, pişmanlık, öfke ve kızgınlık yaratabiliyor.”
Taraflara eşit haz şansı
Ahlaki değerlerin eşler için standart olduğunu kabul ederek, normal gibi gözüken ve gerçeğe dökülen fantezilerin de bir süre sonra anormale dönüşebildiğini bu şekilde örnekleyen Prof. Sungur, “Normal ve anormal arasındaki geçişler sürekli mevcut. Bu durum, her iki eşin yapılan aktiviteden ne kadar ödül aldığı, her iki tarafın da ne kadar tatmin olduğu ile ilgilidir. Ancak sadece bir tarafın tatmin olduğu durumlarda, normal bir davranış bir süre sonra ödül almayan eş tarafından anormale dönüşebiliyor. Yani bunun normal olup olmadığını bizler söylemiyoruz, eşlerden biri ya da her ikisi bunların normal olduğuna inanıyor ya da inanmak istiyor.”
05 Haziran 2008 Perşembe
Cinsel Fantaziler
Libidoyu uyaran bantlar
Kadınlar için libidoyu artırıcı etkisi olan bantlar İngiltere’de satışta.Kadınlar için libidoyu artırıcı ‘testosteron bantları’ piyasaya sürüldü. İlaç şirketlerinin, kadınlarda seks arzusunu artırması amacıyla üzerinde çalıştıkları ‘Intrinsa’ geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de satışa sunuldu.
Sekse ilgiyi artırıyor
Bandı takan kadınlarda, erkeklik hormonu olan testosteronun cilt üzerinden kana karıştığı ve bu şekilde testosteron eksikliği yaşayan kadınların sekse olan ilgisinin canlandığı belirtildi.
İlacın bu tür sorunları olan kadınlar için reçeteyle satılacağı, ancak tıpkı Viagra gibi ‘herkes tarafından kullanılan bir ilaç haline gelebileceği’ de vurgulandı.
Cinsel işlev bozukluğu
Bekar kadınlarda cinsel işlev bozukluklarına daha sık rastlanıyor. Kadınlarda erkeklere göre cinsel işlev bozukluklarının daha sık görüldüğüne işaret eden, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu, “Evli kadınlarda daha az görülen bu şikayetler eğitim düzeyi arttıkça kadınların daha az bir kısmında karşımıza çıkmaktadır” dedi.
Dr. Ahmet Hakan Haliloğlu yaptığı açıklamada, cinsel işlev bozukluklarının oldukça sık görülen bir sağlık problemi olmasına rağmen, hastaların çoğunun doktora başvurmadıklarını açıkladı.
Kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyin
Haliloğlu, insanların doktor başvurmak yerine kulaktan dolma tedavi yöntemleri ile zamanlarını ve sağlıklarını kaybettiğini belirterek, erkeklerde özellike 40 yaşından sonra, kadınlarda ise menepozla birlikte yüzde 70’lere varan oranlarda cinsel işlev bozuklukları görüldüğünü dile getirdi.
Doktora başvurmak şart
Cinsel işlev bozukluklarına dünyada uygulanan tüm ilaç ve cerarhi yöntemlerin Türkiye’de başarı ile kullanıldığını kaydeden Haliloğlu, doktor önerisi olmadan kullanılan ilaçların yan etkilerinin geri dönüşü olmadığını bildirdi.
Haliloğlu, doktora başvurmayarak yıllarca cinsel işlev bozukluğuyla yaşayan insanların ciddi sosyal problemler yaşadıklarına da dikkat çekti.
Cinsellik kaç yaşında biter
Sağlıklı yaşlanmanın yolu cinsel yaşamdan geçiyor. Müftüoğlu, “80 yaşında ayda en az 2 kez cinsel ilişki girilebilir” diyor.Röportaja gittiğimiz Swissotel’de kahvaltısını yaparken bulduğumuz Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun önünde son derece mütevazı bir sofra vardı. Çay, biraz peynir, esmer ekmek ve iki yumurta beyazından oluşan kahvaltı mönüsü, ikinci buluşmamızda da aynıydı.
Beslenirken, uyurken ve spor yaparken rutinin dışına çok ender çıktığını belirten Müftüoğlu’nun kendisiyle ilgili tüyoları, sağlıklı yaşam için herkese verdiği önerilerden ibaretti.
Türkiye’nin sağlıklı yaşam gurusu olarak nitelendirilen Müftüoğlu, “doktorun söylediklerini yap, yaptıklarını yapma” deyişinden çok uzak, “doktorun yaptıklarını da yap” dedirten örnek yaşam tarzını anlattı.
Proteini ölçülü alın
Özel bir beslenme reçeteniz var mı?
Beslenmenin insan davranışları ve günlük enerji üzerinde çok fazla etkisi var. Karbonhidratlar insanları daha çok gevşetiyor.
‘Karbonhidrat tembelliği’ denilen, tembelleştirip sakinleştirdiğini, uyku hali verdiğini söyleyebilirim. Bu nedenle makarna, kurabiye, tatlı yediğimizde kendimizi mutlu hissediyoruz.
Buna karşı proteinli gıdalar daha çok enerji veriyor. Ölçülü ve yağsız protein almak lazım. Bu nedenle sabah kahvaltısında 1 veya 2 yumurtanın beyazını almayı tercih ediyorum.
Zararsız proteini almaya çalışıyorum. Öğleyi salatayla geçiştirmek yerine balıklı veya tavuklu salata, yağsız kırmızı etle salata gibi bir mönü tercih edilmesinde fayda var. Günün en küçük öğününü akşam yapmak lazım. Kendi beslenmemde de bunlara dikkat ediyorum.
Bunun dışına çıktığınız oluyor mu?
Bazen yediklerimi fazla kaçırıyorum. Bundan 10 yıl önce şu ankinden 10 kilo fazlam vardı. Bunu korumaya çalışıyorum.
Çünkü metabolizmam çok yavaş olduğundan kolay kilo alıyorum. ‘Akşam 19.00’dan önce yemeği bırakın’ diyoruz ama cuma ve cumartesi dışarıda yemek yiyorum. Bazen 4-5 bardak şarap içtiğim oluyor. Sorun yapmıyorum.
Üzüm çekirdeği yiyin
Vitamin desteği alıyor musunuz?
Antioksidan dışında özel bir vitamin kullanmıyorum. Dozajlarını ihtiyacıma göre ayarlıyorum.
Bunun içine C vitaminini, selenyumu ilave ediyorum. Zaman zaman de etkisine çok inandığım Koenzim Q kullanıyorum.
Üzüm çekirdeği ekstresi gibi son yıllarda popüler olan tamamlayıcıları öneriyor musunuz?
Üzümün kendisi çok yararlı. İçinde birçok şey var ki özellikle resveratrol. Olağanüstü etkin bir antienflamatuar, kanser ve astım önleyici.
Resveratrol hem üzümün çekirdeğinde var hem kabuğunda, hem de gövdesinde. Kırmızı şarapta var. Üzümde ve üzüm suyunda olduğundan çok daha fazlası var.
70 yaşında babalık normal
Son araştırmalar ışığında cinsel yaşam nereye kadar devam edebilir?
Cinsel yaşamın bittiği bir yaş yok. En azından beynimizde yok. Cinselliğin 2 yönü var. Bir libido (karşı cinsle birlikte olma arzusu), tensel, kokusal arzu, dokunma, sarılma, sevme, sevişme arzusu, cinsel ilişkiyi gerçekleştirme arzusu.
Eğer cinselliğe libido bakımından bakarsanız sağlıklı olduğunuz zaman 90 yaşında olsanız bile libido kaybolmaz. Herkes her zaman karşı cinse karşı sempati, sevgi, cinsel arzu duyar.
90 yaşında cinsel ilişki için libido yeterli mi?
Cinselliğin hiçbir zaman sonu yok. Erkek cinselliğini engelleyen temel faktör ereksiyon sorununun çaresi, son yıllarda ilaç sanayinin keşifleriyle önemli ölçüde bulundu.
Aslında daha genç yaşlarda damarlarınıza iyi bakma alışkanlığını edinebilirseniz yani damar sertliğine karşı vücudunuzu koruyabilirseniz ereksiyon problemini yaşamazsınız.
Artık 70 yaşında baba oldu diye haber olmuyor. 70 yaşında baba olmak için evlenen insanlar var. Bu gayet doğal. İnanıyorum ki, 80 yaşındaki bir insanın minimum ayda iki kez cinsel ilişkiye girmesi her zaman mümkün, kendine iyi baktığı sürece.
Belki haftada bir kez bile bunu rahatlıkla yapabileceğini düşünüyorum.
‘Alkol alacaksanız kırmızı şarap için’
Sigara kullandınız mı?
1990 yılında bir anda verdiğim bir kararla kiloyla birlikte kurtuldum. Sonra hiç aramadım. Sigaranın keyif verici bir madde olduğunu düşünmüyorum. Başkalarına da zarar verdiği olduğu için bence esrardan bile daha kötü.
Ne sıklıkta alkol alıyorsunuz?
Genellikle hafta sonları alkol alıyorum. Kırmızı şarabı tercih ediyorum. Bunun nedeni, verdiği bir sağlık yararı var.
Daha akıllı bir içki gibi geliyor. Diğer içkilere göre kalorisi düşük, alkol oranı daha düşük. Akşamları bir bardak kırmızı şaraba karşı değilim ama bu şöyle anlaşılmamalı, sağlıklı olmak istiyorsanız akşamları bir bardak kırmızı şarap için. Eğer bir şey içeceksiniz kırmızı şarabı tercih edin.
Çalışma dışındaki vakitlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?
Akşam saatlerini mümkün olduğu kadar çalışıp okuyarak geçiriyorum. Maalesef çok sevmeme, sinema tutkuma rağmen son 3 - 4 yıldır onu kaybettim.
Çok ciddi bir şiir tutkum var. Onları devam ettirmeye çalışıyorum. Müzikle aram çok iyidir. Çalmadığım çok az müzik aleti var. En çok ritm aletlerini seviyorum. Belki hayatın ritmine ordan kendimi kaptırdım.
Hayatın içindeki keyiflerden kendimi çok fazla alıkoymak taraftarı değilim. Fırsat buldukça seyahate gidiyorum, arkadaşlarımla beraber oluyorum.
Bunlar hayatın hoşlukları. Hayatın boşluklarını hoşluklarla doldurmazsanız daha farklı faturalar ödersiniz.
Aslında bütün mesele neyi yaptığınız zaman neyi ödeyeceğinizi, bunu neyle ikame edeceğinizi iyi hesaplayabilmekte.
‘Menopozla cinsel özgürlük başlar’
Kadınlar için menopoz, cinsellik için bir dönüm noktası değil mi?
Erkekler için de kadınlar için de cinsel yaşam odaklı bir yaşlanma süreci, yaşlanmanın sağlıklı hale gelmesini sağlar. Kadın erkekten farklı olarak libidoda daha hassas.
Kadın cinselliğini daha çok erteleyebilen, daha çok kontrol edebilen bir varlık. Kadınlar yaşlanırken özellikle menopoz döneminde cinselliğinin bittiğini düşünebiliyorlar. Aslında menopoz cinsel özgürlüğün başladığı dönemdir, cinselliğin bittiği değil.
Çünkü hamile kalma tehdidinden kurtuluyor. Bu dönemde cinsel ilişki esnasında karşılaşabilecekleri sorunları aşabilmeleriyle ilgili çok sayıda ürün var.
Güçlü hafıza için ezberleyin
Yabancı dilde yeni kelimeler, yeni markalar, yeni telefon numaraları, yeni adresler ezberleyin. Şiirleri, atasözlerini aklınızda tutmaya gayret edin.
Zihninizde hatırlamak istediğiniz cisimlerin, kişilerin, yer ya da sayıların bir resmini yapın. Konsantre olmak istediğinizde dikkatinizi dağıtacak gürültüleri ortadan kaldırın. Bir konuşma sırasında aklınızda tutmak istediğiniz bilgiyi tekrar edin.
Liste yapın ve hatırlamak istediğiniz şeyleri takvim üzerine yazın, sık sık bu listelere bakın. Unutmanın normal olduğunu kabul edin. Gençken de birçok şey unutuluyor.
İşitmenizi kontrol ettirin. Belki de yeterince iyi duymadığınız için hatırlayamıyorsunuz. Hatırlama yeteneğinizde belirgin bir düşüş olduğunu hissediyorsanız doktorunuzla görüşün.
Tiroit bezi hastalığı, östrojen hormonu azalması, bunaltı, stres, yorgunluk, depresyon, bazı ilaçlar (uyku verici ilaçlar, antidepresanlar, lityum, antihistaminikler, sibutramin ve amfetamin içeren zayıflama ilaçları) ve yoğun alkol kullanımı unutkanlığa yol açabilir; dikkate alın.
Cinselliği tetikleyen gıdalar
Sihirli etki vadeden parfümleri unutun, cinsel yaşamınıza hareket katmanın anahtarı mutfağınızda saklı!Araştırmacılar, afrodizyak gıdaların kokuları, tatları ve görünüşleriyle cinsel uyarıcı etki yaratmanın dışında, sizi daha iyi kur yapan bir sevgiliye dönüştürebileceğini söylüyor. Afrodizyaklar, psikolojik etkilerine ve cinsel yaşamın her evresinde yarattığı değişime bağlı olarak üç gruba ayırıyor:
Flört besinleri
Potansiyel eşinizi ararken, keyfinizi yerine getirerek kendinize olan güveninizi artıracak, sizi canlandıracak ve kur yapmaya yöneltecek besinleri seçmelisiniz.
Flört dostu gıdalar
Pul biber, baharatlı gıdalar kalbe kan akışını ve metabolizmayı hızlandırır.
Muz
İçerdiği kimyasallarla beyinde keyif arttırıcı etki yaratır ve özgüveni artırır.
Havuç
İçerdiği yüksek lif nedeniyle cinsel arzuları uyandırıcı etki yaratabilir.
Baştan çıkaran gıdalar
İkinci aşama, baştan çıkarma. Afrodizyaklar testesteron gibi cinsel hormonların salgılanmasını ve genital organlardaki kan basıncını artırarak vücudu aşk için hazır hale gelmesini sağlar. Ayrıca hızla ihtiyacınız olan enerjiyi temin eder.
Karides
İyot açısından zengin olan karides ve diğer deniz ürünleri, tiroid bezlerinin çalışması ve sağladığı enerji açısından önemlidir.
Çikolata
İçerdiği kafein nedeniyle çikolatanın uyarıcı bir etkisi vardır. Bunun yanında salgıladığı mutluluk hormonuyla keyif verir.
Zencefil
Zencefil kökünün, kadın ve erkek cinsel organlarındaki kan basıncını artırdığı söylenir.
Zeytin
Yeşil zeytinin erkekleri daha güçlü yaptığına, siyah olanların ise kadınların cinsel dürtülerini artırdığına inanılır.
Domates
Puritanlar tarafından aşk elması olarak tanımlanan domatesin cinsel canlandırıcı olarak ün yapmıştır.
Elma
Adem ve Havadan beri bu meyve baştan çıkarmayla eş anlamda kullanıldı.
Potasyum, fosfor, kalsiyum ve E vitamini yönünden zengin bu meyve hormon ve enerji düzeyini artırır.
Cinsel performans için gıdalar
Keşif ve orgazm olan son aşamada, insanlarda koku duyusu diğerlerinin önüne geçer ve afrodizyak gıdalar da bu yolla etki sağlar.
Hangi kokunun seksüel canlanmayı artırdığına dair yapılan bir araştırmaya göre, her besin erkeklerde yarattığı cinsel bir karşılığı bulunuyor ve bazıları da diğerlerine göre daha etkili oluyor.
“Örneğin peynirli pizza erkeklerde kan basıncını artırmada yüzde 5 oranında, tereyağlı patlamış mısır yüzde 9, balkabağı turtası ise yüzde 40 etkili oluyor.
Buna karşılık çiçek kokulu parfümlerin sağladığı etki ise yalnız yüzde 3 iken, kadınlarda erkek kolonyası vajinadaki kan basıncının düşmesine neden oluyor.
Gıdaların cinsel yaşam ve performans üzerinde neden etkili olduğu konusunda birçok teori var. Fakat bu etkiler fiziksel ve psikolojik yapıya ve kişilerin geçmiş birikimlerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.
Uzmanlar afrodizyak gıdaların etkilerinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğini ekliyorlar.
Cinsellik testi
Sertleşme sorunu, cinsel sağlığı etkileyen tıbbi durumlardan sıkça görülen bir tanesi. Günümüzde sertleşme sorununun bir çok tedavi yöntemi mevcut.Aşağıdaki sorular, size ve doktorunuza sertleşme sorunu yaşayıp yaşamadığınızı saptamakta yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.Her sorunun birden fazla yanıtı olduğunu düşünebilirsiniz, ancak her soru için durumunuzu en iyi tarif eden sadece bir adet seçeneği işaretleyiniz.
Geçtiğimiz altı ay içinde:
1. Sertleşme sağlama ve sürdürme konusunda kendinize ne kadar güveniyorsunuz?
1.Çok az
2.Az
3.Orta
4.Çok
5.Çok Fazla
2. Cinsel uyarı sonucunda oluşan sertleşmeniz kaç kez cinsel birleşmeyi sağlayacak sertlikteydi?
0.Cinsel ilişkim olmadı
1.Neredeyse hiç
2.Birkaç kez (yarısından az)
3.Bazen (yarısı kadar)
4.Çoğu kez (yarısından fazla)
5.Neredeyse her seferinde
3. Cinsel birleşme sırasında kaç kez ereksiyonunuzu sürdürebildiniz?
0.Cinsel ilişkim olmadı
1.Neredeyse hiç
2.Birkaç kez (yarısından az)
3.Bazen (yarısı kadar)
4.Çoğu kez (yarısından fazla)
5.Neredeyse her seferinde
4. Cinsel birleşme esnasında ereksiyonunuzu sürdürmekte ne kadar zorlandınız?
0.Cinsel ilişkim olmadı
1.Çok zorlandım
2.Sıklıkla zorlandım
3.Orta düzeyde zorlandım
4.Nadiren zorlandım
5.Hiç zorlanmadım
5. Cinsel birleşme girişimleriniz sizce kaç kez tatmin ediciydi?
0.Cinsel ilişkim olmadı
1.Neredeyse hiç
2.Birkaç kez (yarısından az)
3.Bazen (yarısı kadar)
4.Çoğu kez (yarısından fazla)
5.Neredeyse her seferinde
Skor:
1-5 sorulardaki cevaplarınıza karşılık gelen numaraları toplayın.
Yanıtlarınızın skorlarının toplamı 21 veya daha az ise üroloji uzmanına başvurmalısınız.
Cinsel hayatın monotonlaşması
Farklı cinsel aktiviteleri denememek, isteğin olup olmadığına bakmadan ilişkiye girmek, cinsel işlev bozukluğu bulunduğu halde tedavi olmamak…Ortalama çiftlerin birçoğunda cinsel ilişki sonrası sevgi, şefkat gösterme, duygusal yakınlık olmuyor. Genelde erkek sırtını dönüp uyuyor. Bu bir süre sonra cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. Cinselliği ve yaşanan ilişkiyi keyifsizleştiren faktörler sadece bununla sınırlı değil. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin, “Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve yataklar ayrılır” diyerek pek çok çiftin yaşadığı durumu özetliyor.
Ülkemizde cinsel mutluluğu engelleyen sosyo-kültürel etkenler neler?
Ülkemizde insanlar yetiştirilirken, kadın ve erkek cinsel rolleri katı bir şekilde ayrılmakta, ayrışan cinsel roller eşler arasında dengeli ve paylaşıma dayalı bir ilişkiyi engellemektedir. Bizim kültürümüze erkek evde iş yapmamayı ve eşinin kendisine hizmet etmesini beklemeyi öğrenir. Eşler evde birlikte geçirdikleri zamanda çoğunlukla ayrı işlerle meşgul olmakta, aralarındaki iletişim ve paylaşım yetersiz kalmaktadır.
Birçok erkek akşam eve geldiğinde doğruca televizyonun başına geçip, karısının sofrayı hazırlamasını beklemektedir. Yemekten sonra da doğru salona dinlenmeye gitmekte, eşinin bulaşıkları yıkayıp, ortalığı toplamasına yardım etmemektedir. Daha sonra en çok yapılan ortak faaliyet gene iletişim ve paylaşımı engelleyen, birlikte TV seyretme olmaktadır. Gün boyu ayrı duran ve iletişimleri zayıf olan çift böylelikle ortak zamanlarını da değerlendirememekte, uykuları gelince de gidip yatmaktadırlar.
Erkek eşine cinselliği yakıştırmıyor
Birçok kadın cinselliği eşlerinden öğreniyor. Çocuklukları, gençlikleri boyunca cinsellikten uzak durmaları için cinselliğin ayıplandığı, kınandığı, hatta acı verici, zahmetli bir şey olarak öğretildiği bir ortamda yetişen ve cinsel hazzı tanımadan evlenen kadınlar, hem cinsellikten ürküyor hem de yanlış inanışlar dışında hiçbir şey bilmeyerek cinsel yaşamlarına başlıyor.
Erkekler de cinsel deneyimleri olsa bile cinselliği benzer bir şekilde algılarlar ve çok sayıda yanlış inanca sahiptirler. Erkekler de eşlerine cinselliği, cinselliğe meraklı olmayı pek yakıştıramazlar, başka birini kirletmek, aşağılamak, sahip olmak, becermek gibi algıladıkları cinselliği eşleriyle yaşamak konusunda zorluklar yaşarlar. Birçok çift kısıtlı, fazla çeşitliliğe sahip olamayan ve kendi arzularını keşfetme çabasından uzak, rutin, kısa ve doyum vermeyen bir cinsel ilişki tarzını kısa sürede benimser.
Cinsel iletişimleri zayıf olduğu için ve ayrıca cinsel arzuları ve tercihleri konusunda kendilerine bile rahat ve açık olamadıklarından nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadıklarını, nasıl daha çok haz alabileceklerini konuşup paylaşmazlar.
Birleşme öncesi sevişme süresi, ortalama bir kadın için çoğunlukla kısadır. Birçok durumda kadın yeterince uyarılmadan ve kendisini hazır hissetmeden kendisini cinsel birleşmenin içinde bulur. Birleşme süresi de genellikle kısa olduğundan kadın orgazm olmadan ilişki biter.
Yine ortalama çiftlerin birçoğunda sevişme sonrası sevgi ve şefkat gösterme, duygusal yakınlık yaşama gibi bir durum söz konusu olmaz ve erkek sırtını dönüp uyur. Bu şekilde tekrarlanan cinsel deneyimler bir süre sonra cinsel istek, uyarılma ve orgazm bozukluklarının gelişmesine neden olur.
Birkaç yıllık deneyimden sonra, kadınlar çocukluklarında kendilerine öğretilen şeyin doğru olduğuna inanmaya başlarlar. Gerçekten yaşadıkları cinsellik sadece erkeğe hizmet etme amacını gütmektedir ve kadın bundan fazla bir zevk almamaktadır. Görev kabilinden yürütülen cinsel yaşam, baş ağrıları, yorgunluk gibi isteksizlik belirtilerine yol açar. Belli bir süre sonra da cinsel ilişki sıklığı azalır ve nihayet yataklarını ayırmayı başaran kadın, huzura ve özgürlüğe kavuşur. Kendi kızlarına aynı şeyi öğretir: Cinsellikten keyif alınmaz…
Peki ya erkekler?
Eşleriyle kendi neden oldukları doyumsuz cinsel yaşamları iyice kısıtlanan erkekler ise ya bu duruma razı olur ve cinsellikten uzaklaşarak kendilerini başka işlere verirler ya da başka kadınlara, paralı ilişkilere yönelirler. Onlar da böylelikle aynı şeyi doğrulamış olurlar. Seks hayvani bir şeydir ve ancak saygı duyulmayacak hafif kadınlarla yaşanır. Eşleri ise tıpkı anneleri gibi saygın ve cinsellikten uzak kutsal varlıklardır. Onlar da oğullarına aynı şeyi öğretir, hatta bunun ilk adımı olarak oğullarına paralı bir ilişki ya da bir ‘manita’ ayarlamak için arkadaşlarını veya abileri devreye sokarlar.
Neler cinsel yaşamı keyifsizleştiriyor?
.Cinsel isteğinizin olup olmadığına aldırış etmeden cinsel ilişkiye girin.
.Gergin, güvensiz ortamları tercih edin. Birbirinize kırgınlıklarınız varsa bunları konuşmak ve çözmek yerine cinsel ilişkiye girin.
.Hamilelik istenmediği halde, güvenli bir koruma yöntemi seçmeyin, cinsel ilişki sırasında hamilelik kaygısıyla gerginliğinizi artırın.
.Cinsel birleşme öncesi, sevginizi göstermek, beğendiğinizi ve arzu duyduğunuzu ifade etmek ayrıca birbirinizi birleşmeye hazırlamak gibi işlevleri olan ön sevişmeye fazla vakit ayırmayın. Apar topar cinsel birleşmeye geçin.
.Karşı tarafı rahatsız edebilecek ağız kokusu, akıntı gibi sorunlarınız varsa bunları tedavi ettirmeyin, sevişme öncesi hijyen ve temizliğinize özen göstermeyin.
.Erken boşalma ya da uyarılma zorluğunuz varsa bunları tedavi ettirmek yerine bu sorunlarınızla cinsel yaşamınızı sürdürmeye çalışın.
.Eşinizin sevişirken sizi rahatsız eden tutumları varsa değiştirmesin diye bunları söylemeyin, katlanmaya çalışın.
.Cinsel isteklerinizi, arzularınızı, eşinizin size yapmasını istediğiniz şeyler varsa bunları da söylemeyin, hevesiniz körelsin.
.Farklı cinsel aktiviteler denemeyin, olur da bunlardan çok keyif alabilirsiniz. Bunun yerine baştan aşağı sırası değişmeyen, hep aynı şeyleri yapın ve rutin bir sevişme usulü geliştirin.
.Genel iletişiminiz ve cinsel iletişiminiz kısıtlı olsun, birbirinize arzularınızı söylemediğiniz gibi, cinsel isteğinizi de belirtmeyin.
.Fiziksel temasınızı mümkün olduğunca azaltın. Cinsel birleşme dışında birbirinize sevginizi, arzunuzu belli edecek temaslardan kaçının.
.Sevişmeye hazırlık olmadan aniden geçin. Eşinizi duygusal ve erotik olarak hazırlamayın.
.Cinsel fantezilerinizi eşinizle paylaşmayın, bunlar arkadaş toplantılarında konuşulabilecek şeylerdir, eşler arasında konuşulması ayıptır.
.Birbirinizi erotik olarak uyarabilecek, mesajlaşma, telefon, erotik hediyeler gibi şeylerden uzak durun, bunlar ancak ahlaksız insanların yapabileceği şeylerdir.
Şamfıstık kalbe iyi geliyor
Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu gösteriyor.Celal Bayar Üniversitesi Akhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, “Yeşil Altın: Antep fıstığı Teknolojisi, Kimyası ve Kalite Kontrolü” konulu araştırmasında, Antep fıstığının “nut” grubu olarak adlandırılan gıdalar arasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.
Ölüm nedeni olarak kalp ön sırada
ABD’de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40′lık dilimine koroner kalp hastalıklarının yol açtığını, koroner kalp hastalıklarının hem erkekler hem kadınlar için ciddi tablolar oluşturduğunu vurgulayan Tokuşoğlu, koroner kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen en ciddi risk faktörünün yüksek kolesterol olduğunu bildirdi.
Tokuşoğlu, diyet ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülmesinin kalp rahatsızlıklarından korunmada etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
Diyet ve egzersiz kolestrolü önler
“Yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörüdür ve yaklaşık 100 milyon yetişkini etkilemektedir. Sağlıklı bir diyetle ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülebilmesi, düşük kalp rahatsızlıkları riski açısından önemli olmaktadır.
Doymuş yağlarca yüksek olan diyetlerin kalp rahatsızlığı olaylarında artışla ilişkilendirildiği kabul edilmekte iken, son kanıtlar tekli doymamış yağ asitleri ve azalan kalp hastalıkları riski arasında pozitif yönde ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu göstermektedir. Baskın düzeyde doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığı kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgiyor.”
Tokuşoğlu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Antep fıstığının de içerisinde yer aldığı ‘nut’ grubu kuru yemişlerin ilgili sağlık iddialarını doğrulayıcı açıklamalar yaptığını, bu gıdaların tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürmede rol oynadığını rapor ettiğini belirtti.
Amerikan Kalp Birliği’nin de kalorilerin yüzde 20’sinin tekli doymamış yağ asitlerinden alınmasını, tekli doymamış yağ asitlerinin de zeytin yağı, balık, legume ve kabuklu yemişler (nutlar) aracılığıyla alınmasını önerdiğini vurgulayan Tokuşoğlu, bu diyet tercihinde Antep fıstığının önemli yer tuttuğunu ifade etti.
Kalp sağlığı diyetinde kuruyemiş olmalı
Tokuşoğlu, kalp sağlığı diyetinde yer alacak kuru yemişlerin hem kalori açısından istenilen skaladaki yağ yüzdesinde kalori almayı hem de doymuş yağlarla yer değiştirmeyi sağlayabilen gıda olarak önerildiğini belirterek bu gıdalar içinde baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içermesi dolayısıyla Antep fıstığının önemli yer tuttuğuna işaret etti.
Soğan kansere iyi geliyor
Binlerce yıldan beri soğan ve sarımsak neredeyse tüm yemeklere katılan şifa verici birer sebze olarak kullanılılıyor. Salatadan tutun, her çeşit pişirme şeklinde soğan yemeklerimizden eksik edilmiyor. Bilimsel olarak ispatlandı.Bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek de, soğanın içindeki cystein maddesinin eczanelerde kuvvetli bir balgam sökücü olarak satılan ve doktorlar tarafından reçete edilen mentopin ve asist gibi ilaçların ana maddesi ile aynıdır. Vücudumuzda üretilen çok güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON’un üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesinin soğan veya sarımsak yiyerek alınması gerekiyor. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde nötralize etmektedir.
Dünyanın her yerinde soğuk algınlığında, bronşitte ortaya çıkan öksürüğün giderilmesinde soğan, şifa verici olarak yeniyor. Çok eskiden beri üşütme, öksürük ve bronşit durumda ezilen bir soğana bir miktar su ve tatlandırıcı olarak da az miktarda bal katılarak ilaç olarak kullanılıyor. Ayrıca böcek sokmalarında oluşan şişliklerin üzerine taze kesilmiş soğan dilimleri konması halinde, şişliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca uyku düzenleyici olduğuna da inanılmaktadır.
Soğanın 100 gramında bulunan maddeler:
Kalori değeri
Kuru soğan - taze soğan: 36 kalori - 23 kalori
Protein (gr.): 1.3 gr.
Yağ (gr.): 0.3 gr.
Karbonhidrat: 8.1 gr.
Su: 89 gr.
Posa: 2 gr.
Potasyum: 157 mg.
Kalsiyum: 27 mg.
Vitamin C: 10 mg.
Folik asit: 54 mg.
Vitamin: 0.3 mg.
Kalp-damar hastalıklarını önlemede yardımcı
Her nefes aldığımızda ciğerlerimize yarım litre hava dolar. Bunun %20.7’si oksijendir. Oksijen alyuvarlarımıza bağlanır ve kalbe gider. Kalp, bu oksijenli kanı tüm hücrelere pompalar. Oksijen, hücredeki şekeri yakarak yaşam enerjisinin üretimi sağlar. Bu işlem esnasında oksijen moleküllerinin yüzde 1-5′i değişime uğrar ve vücut için çok zararlı hale gelir. Biz bunlara serbest radikaller diyoruz. Bu serbest radikaller, her türlü hastalığın ve de özellikle de kalp-damar hastalıklarının ve kanser çeşitlerinin sebebi sayılıyor. Vücudumuzda bunları zararsız hale getiren enzim sistemi vardır. Kişinin bu enzim sistemi ne kadar güçlü ise ömrü de o kadar uzun oluyor. Serbest radikalleri zararsız hale getiren maddelere antioksidan diyoruz. Soğanın içindeki Quercetin adı verilen çok güçlü bir antioksidan vardır.
Elma da faydalı
Finlandiya’da uzun süredir yapılan bir bilimsel araştırmada; Quercetin’i içeren soğan ve elmayı daha çok tüketen kişilerde kalp-damar hastalıkları ve kanser ölüm oranları daha düşük bulundu. Damar sertliği dolayısıyla kalp-damar hastalıklarına neden olan kötü huylu kolesterol (LDL), serbest radikaller tarafından okside olmadan damar çeperine yapışmıyor. Soğandaki Quercetin maddesi kolesterolün okside olup damar çeperine yapışmasına engellenmesinde yardımcı oluyor.
Vücutta hücre içinde üretilen ve Glutatyon adı verilen antioksidanın üretimi için soğan ve sarımsakta bulunan Cystein maddesinin bu yiyeceklerle vücuda girmesi gerekiyor. Bu kuvvetli antioksidan, kanserin önlenmesine yardımcı olmaktadır. Soğan ve sarımsak, Akdeniz beslenme tarzında çok tüketilmektedir.
Sigaranın neden olduğu idrar kesesi kanserinin önlenmesinde yardımcı olurİdrar kesesi kanserinin başlıca sebeplerinden biri sigara tüketimidir. Soğanın içerdiği Quercetin maddesi değişime uğrayarak kesenin iç derisini kanserden koruyucu bir etki yapmaktadır. İdrar kesesinde kansere neden olan zehirli maddeler değişime uğramış Quercetin maddesi tarafından emilerek kanser oluşumunu geciktirmekte veya engellemektedir. Sigara içenlerin kanserden korunmaları için soğanı ve elmayı düzenli şekilde tüketmeleri tavsiye edilir.
Nasıl tüketilmeli?
Her çeşit pişirme şeklinde yemeklere katılan soğanın faydası vardır. Pişirilmeden çiğ ve taze olarak tüketilen soğan çok daha şifa vericidir.
Ne kadar ütketilmelidir?
Haftada 3-4 defa yenen ½ soğan kalp-damar hastalıklarından ve kanserden korunmada yardımcı olur.
Makarna kilo yaparmı
Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklindeki yanlış inanış ve eksik bilgiler tüketimini engelliyor.Toplumda, makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler bulunduğu, bilinenlerin aksine makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğu bildirildi.
Aksine faydalı bir besin
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, yaptığı açıklamada, makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu söyledi.
Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riskinin bulunmadığını vurguladı.
En temel unsur
ABD Tarım Bakanlığı’nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan “Sağlıklı Beslenme Piramidi”nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlattı.
Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğunu ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüştüğünü dile getiren Erzurumlu, makarnanın bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin olduğunu belirtti. İtalyanların daha şişman olması gerekirdi.
Kalori ve yağ oranı düşük
Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları kaydetti: “Toplumumuzda, şişmanlara ’makarnacı’ denilir… Çünkü ülkemizde ’makarna şişmanlatır’ şeklinde yanlış bir inanış var.
Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz.
Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.”
Kırmızı etin zararları faydaları
Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.
Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.
Haftada 2 kez tüketilebilir
Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.
Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.
Kanser ve kırmızı et
Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.
Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.
Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.
Yanlış bilinenleri düzeltin
• Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.
• Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.
• Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.
• Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.
Yüksek kanser riskleri;
• Az miktarda lifli besin tüketimi,
• Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,
• Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,
• Yüksek miktarda yağ tüketimi,
• Etlerin çok fazla pişirilmesi,
• Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,
• Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.
Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)
• Istakoz 72 Dana eti 87
• Karides 109 Koyun eti 70
• Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70
• Yağlı balık 85 Salam 79
• Yağsız balık 63 1 yumurta 272
• Tavuk eti 60 Hindi eti 58
Salep in faydaları
Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.
Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.
Yetişme döneminde bolca tüketilmeli
Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.
Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.
Mide rahatsızlığına bire bir…
Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”
Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor
Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini
tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.
Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.